|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2004/47
Karar Sayısı: 2008/96
Karar Günü: 2.5.2008
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Kemal ANADOL
ve Kemal KILIÇDAROĞLU ile birlikte 112 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 24.4.1969 günlü,
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 5146 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle
değiştirilen 9. maddesinin Anayasa’nın 2., 11.,
90. ve 171. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün
durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Kemal ANADOL
ve Kemal KILIÇDAROĞLU ile birlikte 112 milletvekili tarafından verilen
11.6.2004 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III. GEREKÇE
1. Anayasanın 171 inci Maddesine
Aykırılık
1163 sayılı
Kooperatifler Kanununun gerekçesinde, “Anayasa ilkelerinin ışığı altında ve
demokratik düzen içinde, kalkınma hamlelerinin ekonomik alandaki gelişmelerini
birlikte çalışma yolu ile gerçekleştirmek, tek başına yetersiz olan emek ve
sermayenin birleştirilmesiyle büyük yatırımlara doğru yönelmeyi sağlamak,
teknik ilerleme ve düzenli pazarlama imkânları yaratmak ve böylece büyük
vatandaş kütlelerinin refaha kavuşmasını mümkün kılmak için teşkilatlanmada
kooperatifleşmenin önemi, bugün bütün dünyaca kabul edilen bir hakikattir” denilerek
kooperatifleşmenin önemi vurgulanmış ve kooperatiflerin amacının, bireyin
ekonomisini geliştirmek olduğu belirtilmiştir.
Ekonominin geliştirilmesi; geniş
kapsamlı ve çok yönlüdür. Bireyin günlük yaşamı içinde gerekli ve kıt
olanaklarla tek başına elde edilmesi zor gereksinimlerini ucuza
sağlayabilmesi; rahat, yaşam şartlarına uygun bir konuta sahip olabilmesi, mesleği
ile ilgili araçları kolaylıkla elde edip kullanabilmesi, teknik ilerleme ve
düzenli pazarlama imkânları yaratılması toplu atılımı ifade eden
kooperatifleşmekle mümkün olabilmektedir.
5146 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin,
hiçbir sınır getirmeksizin özel hukuk tüzel kişilerinin kooperatiflere
ortak olmalarını öngörmesi, kooperatiflerin “ticari bir ortama” sokulmasına yol açabilmesi nedeniyle,
kooperatifleşmenin amacına ters düşmektedir. Şöyle ki;
a) Ticaret
ortaklıklarında kar elde etmek ve bunu paylaşmak amaç olmasına karşın, kooperatiflerde
ortaklarının ekonomik yarar ve gereksinmelerini sağlamak ve devam ettirmek
ilkesinden hareket edilir.
Toplumda bireyleri bir arada yaşamaya
iten nedenler arasında kuşkusuz ekonomik gereksinimler başta gelmektedir.
Bu gereksinimlerin karşılanmasında ve güvence altına alınmasında siyasal
otorite, belirli kişi veya grupları önde tutabileceği gibi, toplumu
oluşturan bireylerin tümünün çıkarlarını gözetmeyi de yeğleyebilmektedir.
Korunması amaçlanan toplum kesimleri ve
sağlanan ekonomik güvenceler ise siyasal otoritenin ve yönetimin
niteliğini, demokratik ilkelere bağlılığının derecesini ortaya koymaktadır.
Ekonomik düzende, devlet gereksinimleri
karşılamak ve güvenceleri sağlamak bakımından beklentileri karşılamakta
yetersiz kaldığında, bireylerin kendi gereksinimlerini kendilerinin
sağlaması ve karşılıklı yardımlaşma temeline dayalı büyük ekonomik güçleri
oluşturması fikri ortaya atılmıştır.
Demokratik düşünce kültürünün bir ürünü
olarak geçen yüzyılların ortalarından beri varlığını kabul ettiren bu
ekonomik sistem, “kooperatifçilik” adı altında, özellikle batı uygarlığının
önderliğini yapan Türkiye’nin de girmek istediği Avrupa Birliği’ne dahil ülkelerde büyük önem kazanmıştır.
b) Ticaret
ortaklıklarında sermaye amaca ulaşmak için önde gelen bir araçtır. Oysa
kooperatiflerde sermaye, çok sonra gelen bir değer ve etken durumundadır.
Kooperatiflerde sermayenin diğer
ortaklıklardan farklı olarak ön planda görülmemesi kuşkusuz bunların kar
paylaşmak amacı ile değil, ortaklarının ekonomik gereksinmelerini
karşılamak, güçlendirmek ve korumak için kurulmuş olmalarının bir sonucudur.
Kooperatiflerde mademki içe dönüklük ön
planda tutulmuştur ve mademki kural olarak ortakları ve müşterileri aynı
kişilerdir; o halde, ortaklar için sağlanan ve devam ettirilmesi istenen
ekonomik yarar, yine ortakların kişisel çaba ve gayreti sayesinde gerçekleştirilmelidir.
Kooperatiflere ticaret şirketlerinin
hiçbir sınır olmaksızın ortak olmaları halinde, yukarıda açıklanan
nedenlerle ortakların kişisel çabaları yerine sermaye ve dolayısıyla dış
ilişkilerinde ticari işletme ağırlık kazanacak ve bu durumda karın paylaştırılması
gündeme gelecektir ki, sonuçta amacın saptırılması ve dolaylı biçimde dahi
olsa kooperatiflerin ticari bir ortama geçirilmeleri söz konusu olacaktır. Uygulamada
da öncelikle, tüketim ve konut kooperatiflerinin büyük ticaret şirketlerinin
“pazarlamacısı” durumuna düştükleri görülecektir.
Anayasamızın 171 inci maddesinde “Devlet, Kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirleri alır” denilmek suretiyle Devlet, özel teşebbüsün yalnız
başına başaramayacağı girişimleri gerçekleştirmek amacı ile birleşen
kişilerin yarattıkları bu kuruluşları geliştirmek ve gelişmelerini
sağlayacak tedbirleri almakla yükümlü tutulmuştur. Hal
böyle iken, yukarıda etraflıca açıklanan nedenlerle ticari bir ortama sokulacak
olan kooperatifçilik, Anayasada desteklenmesinin öngörülmesine karşın, milli
ekonominin ortam ve şartlarına bağlı olarak bireyin ekonomisini
geliştirerek üretimin artırılması ve tüketicinin korunması amacından
uzaklaştırılmış olacağından, 5146 sayılı Kanunun 2 inci maddesiyle
değiştirilen 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9 uncu maddesi, Anayasanın
171 inci maddesine aykırı düşecektir. Bu nedenle söz konusu hükmün
iptal edilmesi gerekmektedir.
2. Anayasanın
2 inci Maddesine Aykırılık
Anayasa Mahkemesinin 02.06.1992 tarihli
E.1992/11, K.1992/38 sayılı kararında;
“Anayasanın 171 inci maddesiyle,
Devlete, milli ekonominin yararları doğrultusunda üretimin artırılması ve
tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirleri alma görevi verilmiştir. Bu göreve uygun olarak
kooperatifçiliğin geliştirilmesi, desteklenip yönlendirilmesi, küçük üreticilerin
ve dar gelirlilerin korunması, dengeli bir toplum oluşturulması sosyal
hukuk devletinin önemli görevleri arasındadır.
Bir yandan küçük üreticileri bir yandan
da dar gelirlileri korumak, dengeli bir toplum kurmak, sosyal devletin
görevlerinden biridir.”
denilmiştir. Anayasa
Mahkemesinin bu kararında da açıklandığı üzere, bireyleri; kooperatif
çatısı altında birleşmelerinin ve böylece “anamal egemenliğine” dayanan geleneksel ekonomik düzenin
baskısından kurtulmalarının ve yeni bir demokratik ve sosyal adaletçi hukuk
düzeninin de temelini oluşturmalarının söz konusu olduğu bir ortamdan
uzaklaştıracak olan 5146 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle
değiştirilen 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9 uncu maddesi, bu açıdan
da “sosyal devlet ilkesine” ve
dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesine aykırıdır
ve iptali gerekir.
3.
Uluslararası Hukuk Normlarına ve Dolayısıyla Anayasaya Aykırılık
“Anayasanın 90 ıncı
maddesinde, “... Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar
kanun hükmündedir” denildikten sonra, bunların Anayasaya aykırılığının
iddia edilemeyeceği bildirilmiştir.
Anayasadaki bu düzenleme, kurallar
hiyerarşisinde antlaşmaların ulusal yasalardan daha üstün olduğu görüşüne
dayanak oluşturmuştur.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülemediği
için, uluslararası antlaşmalar ulusal yasaların üstünde ve Anayasal
normlara yakın konumda görülmüştür. Bu düşünce, uluslararası antlaşmalardan
doğan yükümlülüklere de Anayasal bir üstünlük tanındığının öne sürülmesine
yol açmış ve bu üstünlük, “ahde vefa” ilkesinin bir gereği olarak
tanımlanmıştır.
22.05.2004 tarih ve 25469 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı kanunla yapılmış olan
Anayasa değişikliğinde de, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve
özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla aynı konuyu düzenleyen
kanunların farklı hükümler içermesi halinde uluslar arası antlaşmanın esas
alınacağı, bir Anayasa kuralı haline dönüştürülmüştür.
Türkiye’nin de üyesi olduğu
Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO)’nün “2002 tarihli ve 193 sayılı
Kooperatiflerin Teşvikine İlişkin Tavsiye Kararı”nda,
“Hükümetler,
kooperatiflere ilişkin mevzuatın, politikaların ve düzenlemelerin
hazırlanması ve gözden geçirilmesinde kooperatif örgütlerinin ve ilgili
işçi ve işveren örgütlerinin görüşlerini almalıdırlar”
denilmiştir. Uluslararası
Çalışma Örgütü (İLO) Anayasasının 19 uncu maddesinin “Tavsiye Kararları
Açısından Üye Ülkelerin Yükümlülükleri” başlığını taşıyan 6 ncı fıkrasının (b) bendinde; tavsiye kararı söz konusu
olduğunda, “Üye ülkelerden her biri Konferans oturumunun kapanışından
itibaren en fazla bir yıllık süre içerisinde veya istisnai koşullar
nedeniyle bir yıllık süre içerisinde yapma olanağı olmadığı takdirde, mümkün
olan en yakın sürede ve Konferans oturumunun kapanışından itibaren 18 ayı
geçmeyecek şekilde Tavsiye Kararı’nı mevzuat haline getirmek veya başka
türlü önlem almak üzere bu husustaki yetkili makam veya makamlara sunmayı
üstlenir” ifadesi yer almaktadır.
5146 sayılı Kanun ile kooperatiflere
ilişkin düzenleme yapılırken Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün söz konusu
193 sayılı tavsiye kararı uyarınca işlem yapılarak Türkiye Milli
Kooperatifler Birliği’nin ve Kooperatif Merkez Birliklerinin görüşlerine başvurulmadığı
gibi, kooperatifçilikle ilgili aksaklık ve sorunları saptamak, çözüm yollarını
belirlemekle görevli Türkiye Kooperatifleri Danışma Kurulu’nun görüşü de alınmamıştır.
Diğer taraftan, Uluslararası
Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından tespit edilen ve Avrupa Birliği’ne
üye ülkelerce kabul edilen “Kooperatif İlkesi”ne göre; “Bir kooperatif yatırımcıları tarafından
yönlendirilen biçime sokmadan ortaklık sermayesine dışarıdan yatırım
yapılmasına, eğer bu yatırımcılar kooperatifin karar verme mekanizmasına hakim olarak ortakların çıkarlarını zedelemeyeceklerse,
izin verilebilir”.
5146 sayılı Kanun ile yapılan
düzenlemede, bu ilke de dikkate alınmamıştır. Zira, özel hukuk tüzelkişilerinin
kooperatiflere ortak olmasında, “amaçları bakımından ilgilenmek” dışında
sınırlayıcı bir hüküm getirilmediğinden, özel hukuk tüzel kişilerinin kendileri
ortak ve yönetim kurulu üyeleri kooperatiflerin karar verme mekanizmasına hakim olabilecek ve kooperatifleri, yatırımcıları
tarafından yönlendirilen bir biçime girmesine yol açacaktır.
Söz konusu 9 uncu maddede yer alan
düzenleme ahde vefa ilkesine aykırı düştüğü ve uluslararası sözleşmelerden
doğan yükümlülüğün yerine getirilmesi “Ahde vefa” ilkesinin bir gereği olduğu için, söz konusu
düzenleme Anayasanın 90 inci maddesine de aykırıdır ve iptali
gerekmektedir. Anayasaya aykırı bir hükmün, Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ve 11 inci
maddesinde ifade edilen Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle
bağdaşması da beklenemez.
Yukarıda açıklanan
nedenlerle, 5146 sayılı Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilen
24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9 uncu maddesi; “sosyal devlet” ilkesine aykırı olduğu
için Anayasanın 2 nci maddesine, “ahde vefa” ilkesine aykırı olduğu
için Anayasanın 90 ıncı maddesine,
kooperatiflerin amacına aykırı olarak kooperatifleri “ticari bir ortama” soktuğu için
Anayasanın 171 inci maddesine, bu hükümlere aykırı olduğu için “hukuk devleti” ve “anayasanın üstünlüğü
ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle de bağdaşamayacağından Anayasanın 2 ve
11 inci maddelerine aykırıdır ve iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
21.04.2004 tarih ve
5146 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile
değiştirilen 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9 uncu
maddesinin uygulanması halinde, demokratik düşünce kültürünün bir ürünü
olarak Türkiye’de, 29.05.1926 tarih ve 865 sayılı eski Ticaret Kanunundan
beri varlığını yasal düzenlemelerle kabul ettiren “kooperatifçilik” adı
altındaki ekonomik sistemin, “ticari bir ortama” sokulmasıyla giderilmesi
olanaksız zararlar oluşacağından, iptal davası sonuçlanıncaya kadar bu
maddenin yürürlüğünün durdurulması gerekmektedir.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1) 5146 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilen 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı
Kooperatifler Kanununun 9 uncu maddesinin, Anayasanın 2 nci,
11 inci, 90 ıncı ve 171 inci maddelerine aykırı
olduğu için iptaline,
2) 5146 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilen 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı
Kooperatifler Kanununun 9 uncu maddesi açıkça Anayasaya aykırı olduğu ve uygulanması
halinde giderilmesi olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası
sonuçlanıncaya kadar bu maddenin yürürlüğünün durdurulmasına,
karar verilmesini saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
21.4.2004 günlü, 5146 sayılı Kooperatifler
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesiyle 24.4.1969
günlü 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun değiştirilen 9. maddesi
şöyledir:
“Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri
amaçları bakımından ilgilendikleri kooperatiflerin kuruluşlarına yardımcı
olabilir, önderlik edebilir ve ortak olabilirler.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2.,
11., 90. ve 171. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,
Cafer ŞAT, Fazıl SAĞLAM ve A. Necmi ÖZLER’in katılımlarıyla 16.6.2004 günü yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde özel hukuk tüzel kişilerinin
hiçbir sınırlama olmaksızın kooperatiflere ortak olmalarının
öngörülmesinin, kooperatifçiliğin amacına uygun olmadığı, ticari
ortaklıkların kooperatife üye olmalarının kooperatifçiliğin ticari ortama
girmesiyle millî ekonominin ortam ve şartlarına bağlı olarak bireyin
ekonomisinin geliştirilerek üretimin artırılması ve tüketicinin korunması
amacından uzaklaşılmasına, ana sermaye egemenliğine dayanan geleneksel
ekonomik düzenin baskısına sebep olacağı, kuralın hazırlanmasında Türkiye
Millî Kooperatifler Birliği, Kooperatif Merkez Birlikleri ve Türkiye
Kooperatifleri Danışma Kurulu’nun görüşlerinin alınmaması ve kuralda özel
hukuk tüzel kişilerine “amaçları
bakımından ilgilenmek” dışında sınırlayıcı bir hükme yer verilmemesinin
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2002 günlü, 193 sayılı Kooperatiflerin
Teşvikine İlişkin Tavsiye Kararı ile Uluslararası Kooperatifler Birliğinin
kooperatifçilik ilkesine, dolayısıyla Anayasa’nın 2.,
11., 171. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1163 sayılı Yasa’nın iptali istenilen 9. maddesinde
kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine amaçları bakımından ilgilendikleri
kooperatiflerin kuruluşlarına yardımcı ve ortak olma ile önderlik etme
hakları öngörülmüştür.
Anayasa’nın 171. maddesinde Devlete, millî
ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılması ve
tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirleri alma görevi verilmiştir.
Anayasa’nın 171. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Kooperatifler, Devletin her türlü
kontrol ve denetimine tâbi olup, siyasetle uğraşamaz ve siyasi partilerle
işbirliği yapamazlar” hükmünün 4121 sayılı Yasa ile kaldırılmasıyla,
kooperatifler üzerindeki Devletin her türlü kontrol ve denetim yetkisi
Anayasal yetki olmaktan çıkarılarak, kooperatifçiliğin ilkeleri, ulusal
ekonominin koşulları, ülke ve toplum yararı, üreticinin ve tüketicinin
korunması, ortakların haklarının korunması, kooperatiflerin yararları,
özellikleri, işlevleri gibi amaçlar gözetilerek yasal yetki kapsamına
girmiştir.
1163 sayılı Yasa’nın 5146 sayılı Yasa’yla değişik
1. maddesinde, “Tüzel kişiliği haiz
olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek
veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla
karşılıklı yardım, dayanışma ve
kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler
tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara
kooperatif denir” şeklindeki tanımlama ile gerçek ve tüzel kişi
ortaklar kooperatif tanımının unsuru haline getirilmiştir.
1163 sayılı Yasa’nın 23. maddesindeki ortakların
hak ve yükümlülüklerinin eşit olduğu, 48. ve 53. maddelerindeki her ortağın
yalnızca bir oy hakkına sahip bulunduğu, oy hakkı, iptal ve sorumluluk
davası açma konusunda mutlak eşitliğin bulunduğu ve bu nedenle söz konusu
hakların sermaye payının büyüklüğü ya da ortağın yaptığı katkının oranına
bağlanamayacağına ilişkin hükümler de dikkate alındığında özel hukuk tüzel
kişilerinin kooperatiflere katılması, kooperatiflerin özerklik ve
bağımsızlıkları ile ortakların demokratik katılımını olumsuz etkilememekte,
dolayısıyla ortakların çıkarlarını zedelememektedir.
Kooperatiflerin amacı, bireyin geniş kapsamlı ve
çok yönlü olarak ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlamaktır. 1163 sayılı
Yasa’daki kooperatifçiliğin korunmasına ilişkin sınırlamalar da
gözetildiğinde, özel ve kamu hukuku tüzel kişilerinin kooperatif ortağı
olmalarına izin veren kural, üretimin artırılması ve tüketicinin
korunmasına yönelik tedbirler niteliğinde olmakla Anayasa’nın 2. ve 171.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 11. ve 90. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu’nun 21.4.2004 günlü, 5146 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle değiştirilen
9. maddesine yönelik iptal istemi, 2.5.2008 günlü, E. 2004/47, K. 2008/96
sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması
isteminin REDDİNE, 2.5.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
24.4.1969 günlü, 1163 sayılı
Kooperatifler Kanunu’nun 21.4.2004 günlü, 5146 sayılı Yasa’nın 2.
maddesiyle değiştirilen 9. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal
isteminin REDDİNE, 2.5.2008
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Cafer ŞAT
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|
|
|
|
|