|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2002/106
Karar Sayısı: 2008/51
Karar Günü:
31.1.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME : İstanbul 6. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU :10.8.1993 günlü, 491 sayılı
Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’ye 14.6.2000 günlü ve 602 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.
maddesi ile eklenen EkMadde 5’in,Anayasa’nın Başlangıç kısmına,2., 6. ve 91.
maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I - OLAY
Denizcilik Müsteşarlığı, Türk Boğazlarındaki her
türlü gemi hareketini, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarındaki Trafik Kontrol
Merkezlerinden izleyecek, kontrol edecek, gereğinde yönlendirme
yapılabilecek ve yakın geçiş, yakın takip, çarpışma, karaya oturma
risklerine karşı gerekli uyarıları yapılabilecek ve tüm bu faaliyetleri
kayıt altına alınabilecek Gemi Trafik Yönetim ve Bilgi Sistemi Projesini
1995 yılından itibaren uygulamaya koymuştur. Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği
İstanbul Şubesi, İstanbul Boğazının her iki yakasında Gemi Trafik Yönetim
ve Bilgi Sistemi çerçevesinde inşa edilecek Trafik gözetleme ve radar
kulelerinin inşaat ruhsatlarının iptali için İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne
başvurmuştur. Mahkeme de itiraz konusu kuralın Anayasa’nın Başlangıç’ı ile
2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığını ileri
sürerek iptali için re’sen Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına karar vermiştir.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“…
ANAYASAYA AYKIRILIK KONUSU
Anayasa’da KHK’lerin
siyasi denetimi yanında yargısal denetimi de öngörülmüştür. KHK’lerin, işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde
olmaları nedeniyle bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve
yetkisi de Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir. Yargısal denetimde KHK’nin öncelikle yetki yasasına sonra da Anayasa’ya
uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar, Anayasa’nın 148.
maddesinde KHK’lerin yetki yasalarına
uygunluğunun denetlemesinden değil, yalnızca Anayasa’ya biçimi ve esas
bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa’ya
uygunluk denetimi öncelikle KHK’nin yetki yasasına
uygunluğunun denetimini gerektirir. Çünkü, Anayasa’da,
Bakanlar Kuruluna ancak yetki yasasında belirtilen sınırlar içerisinde KHK
çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, KHK’yi Anayasaya aykırı duruma getirir. Bu durumda, KHK’nin yetki yasasına aykırı olması Anayasaya aykırı
olması ile özdeşleştirir.
Olağanüstü Hal KHK’leri
dayanaklarını doğrudan Anayasanın 121. maddesinden aldıklarından, bir yetki
yasasına dayanmaları gerekli değildir. Olağan dönemlerdeki KHK’ierin ise bir yetki yasasına dayanması zorunludur.
Bu nedenle, KHK’ler ile dayandıkları yetki yasası
arasında çok sıkı bir bağ vardır.
KHK’nin yetki yasası ile olan bağı, KHK’yi aynı ya da değiştirerek kabul eden yasa ile
kesilir. KHK’nin Anayasa’ya uygun bir yetki
yasasına dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki yasasına
dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK’nin kuralları, içerikleri yönünden Anayasa’ya
aykırılık oluşturmasalar bile Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez.
KHK’lerin Anayasa’ya uygunluk denetimleri,
yasaların denetimlerinden farklıdır. Anayasa’nın 31. maddesinde,
"Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” denilmektedir. Bu nedenle,
yasaların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup
olmadıkları saptanır. KHK’ler ise konu, amaç,
kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de Anayasa’ya
uygun olmak zorundadırlar.
İtiraz konusu 451 sayılı KHK’ninek 5. maddesinin dayanağı olan
4484 sayılı Kanunla değişik Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler Doğal
Afetler nedeniyle doğan Zararların Giderilmesi için Yapılacak Düzenlemeler
Hakkında Yetki Kanunu 17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesinde meydana
gelen depremlerden kısa bir süre sonra çıkarılmış olup, genel olarak tüm
doğal afetlere karşı önlem alınması, zararın giderilmesi, sigorta sistemi
oluşturulması yeni idari yönetim birimleri kurulması, bazı kamu
idarelerinin, teşkilat yasalarında değişiklik yapmak amacına dayanılmış
kapsam ve ilkeleri belirlenmiştir.’
491 Sayılı KHK’nin
Ek 5. maddesi ile, İstanbul ve Çanakkale Boğazları
ile Marmara Denizindeki gemi trafiğinin düzenlenmesi ve can ve mal
emniyetinin sağlanması amacıyla Gemi Yönetim ve Bilgi Sisteminin bir
parçasını oluşturarak İstanbul Boğaziçinde
yaptırılan radar kuleleri için yapı ruhsatı verilmesine yasal dayanak oluşturulmuştur.
Hal böyle olunca 17 Ağustos 1999
depreminden sonra ortaya çıkan zararların giderilmesi için ivedi ve zorunlu
önlemlerin alınabilmesi davada uygulanacak kuralın kapsamında çıkarılan
yetki yasasının amacı kapsamı ve ilkelerinin dışına çıkıldığı bu nedenle
Anayasanın başlangıcı ile 2, 6 ve 91. maddelerine aykırı olduğu sonucuna
varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davada
uygulanacak kural olan 491 sayılı KHK’nin 5.
maddesinin Anayasanın 2, 6 ve 91. maddelerine aykırı olduğu görüşü ile, bu konuda karar verilmek üzere dosyadaki belge
örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, 03.01.2002
tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
14.6.2000 günlü ve 602 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 1. maddesi ile 10.8.1993 günlü ve 491 sayılı Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye
eklenen EkMadde
5 şöyledir:
“EK MADDE
5 - Türk boğazlar bölgesinde, can ve mal kaybı ile deniz ve çevre kirliliği
yaratacak, kültür ve tabiat varlıklarına zarar verebilecek doğal afetlere
ve deniz kazalarına karşı önlem alınması, boğazlarda güvenli geçişin
sağlanması için tesisler kurmak amacıyla, Bakanlar Kurulunca belirlenen
yerlerdeki mevcut Hazine arazileri Maliye Bakanlığınca, Müsteşarlığın
kullanımına tahsis edilir.
Tahsisle ilgili imar planları ve her
türlü projeler Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca tasdik edilir ve inşaat
ruhsatları bu Bakanlık tarafından verilir.
Bu tesis ve inşaatların
projelendirilmesi ve yapımında 3194 sayılı İmar kanunu, 2960 sayılı
Boğaziçi Kanunu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 4533 sayılı Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Bu madde kapsamındaki tahsis ve imar
planlarının tasdikinden önce Turizm Bakanlığının uygun görüşü alınır.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine dayanılmıştır.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın
ACARGÜN, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılımlarıyla 18.6.2002 tarihinde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen kanun hükmünde kararname
kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - Kanun hükmünde kararnamenin
Yargısal Denetimi Hakkında Genel Açıklama
Kanun hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama
işlemi niteliğinde olduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması
görev ve yetkisi Anayasa ile Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir. Yargısal
denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetki yasasına sonra da
Anayasa’ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar,
Anayasa’nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetki yasalarına
uygunluğunun denetlemesinden değil, yalnızca Anayasa’ya biçim ve esas
bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa’ya
uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnamenin yetki
yasasına uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü,
Anayasa’da, Bakanlar Kurulu’na ancak yetki yasasında belirtilen sınırlar
içerisinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi
öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanun hükmünde kararnameyi
Anayasa’ya aykırı duruma getirir. Böylece, kanun hükmünde kararnamenin
yetki yasasına aykırı olması Anayasa’ya aykırı olması ile özdeşleşir.
Bir yetki yasasına dayanmaları gerekli olmayan ve
dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa’dan alan olağanüstü hal kanun
hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanun
hükmünde kararnamelerin bir yetki yasasına dayanması zorunludur. Bu
nedenle, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki yasası arasında
çok sıkı bir bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki yasası ile olan
bağı, kanun hükmünde kararnameyi aynı ya da değiştirerek kabul eden yasa
ile kesilir. Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa’ya uygun bir yetki
yasasına dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki yasasına
dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir kanun
hükmünde kararnamenin içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile Anayasa’ya
uygunluğundan söz edilemez.
Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluk
denetimleri, yasaların denetimlerinden farklıdır. Anayasa’nın 11.
maddesinde, “kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” denilmektedir. Bu nedenle,
yasaların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup
olmadıkları saptanır. Kanun hükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve
ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de Anayasa’ya uygun
olmak zorundadırlar.
B - İtiraz Konusu Kuralın Anayasa’ya
Aykırılığı Sorunu
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın yetki yasasının amacı, kapsamı ve ilkeleri dışına çıkılarak
düzenlendiği, bu nedenle Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
602 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 29.8.1999
günlü ve 23801 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4452 sayılı Doğal Afetlere
Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların
Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu’na dayanılarak
çıkarılmıştır. 4452 sayılı Yetki Yasası’nın süresi, 2.12.1999 günlü ve 4434
sayılı Kanunla 3 ay ve daha sonra 29.2.2000 günlü ve 4540 sayılı Kanunla 4
ay uzatılmıştır.
İtiraz konusu Ek Madde 5 ile İstanbul ve Çanakkale
Boğazları bölgesinde can ve mal kaybı ile deniz ve çevre kirliliği
yaratacak, kültür ve tabiat varlıklarına zarar verebilecek doğal afetlere
ve deniz kazalarına karşı önlem alınması, boğazlarda güvenli geçişin
sağlanması için tesisler kurulması öngörülmüş ve bu tesislerin tahsis,
ruhsat ve inşaat işlemlerinin kimi yasal düzenlemelerden ayrık tutulması
ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.
İtiraz konusu kuralı içeren 602 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin dayanağı konumunda olan 4452 sayılı Yetki Kanunu’nun
1. maddesinde amaç unsuru; “Bu Kanunun
amacı; doğal afetlere karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi, bu afetler
nedeniyle doğan zararların giderilmesi, yeni yerleşim alanlarının
kurulması, imar, ihale, müteahhitlik, müşavirlik hizmetleri ile kültür ve
tabiat varlıklarını koruma, sivil savunma, mevcut fonların işleyişi ve
gerektiğinde ilave fon kurulması, her türlü bağış ve yardımların etkin
kullanımı, ekonomik konularda düzenleme, doğal afetler sonucunda doğacak
zararların karşılanmasına yönelik bir sigorta sisteminin oluşturulması
doğal afet bölgelerinde yeni il ve ilçeler ile yeni büyükşehir belediyeleri kurulması ve teşkilat
kanunlarında yapılacak değişiklikler ile ivedi ve zorunlu hallere münhasır
olmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
vermektir.” şeklinde açıklanmakta, 2. maddesinde de kapsamla ilgili olarak “Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler;
imar, ihale, müteahhitlik, müşavirlik hizmetleri ile kültür ve tabiat
varlıklarını koruma, doğal afetler, sivil savunma, mevcut fonların işleyişi
ve her türlü bağış ve yardımların etkin kullanımı ve gerektiğinde ilave fon
kurulması, ekonomik konularda yapılacak düzenlemeleri, doğal afetler
sonucunda doğacak zararların karşılanmasına yönelik bir sigorta sisteminin
oluşturulmasını doğal afet bölgelerinde yeni il ve ilçeler kurulmasını,
bunlara bağlanacak ilçe, bucak, kasaba ve köylerin tespiti ile yeni büyükşehir belediyeleri kurulmasını ve bunlarda alt
kademe belediyelerinin belirlenmesini ve teşkilat kanunlarında yapılacak
değişiklikler ile çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde doğal
afetlerle ilgili değişiklikleri kapsar.” hükmü yer almaktadır.
4452 sayılı Yetki Kanunu’nun “ilkeler” başlıklı 3.
maddesinde ise,
“Bakanlar Kurulu ivedi ve zorunlu
hallere münhasır olmak kaydıyla, 1 inci madde ile verilen yetkiyi kullanırken;
a) Doğal afetlere maruz kalan
yerlerde normal yaşamın devamını sağlayacak hizmetlerin verimli, etkin ve
hızlı bir biçimde yürütülmesini,
b) Doğal afet bölgesindeki hasar ve tahribatın bir
an önce giderilmesini,
c) Doğal afet bölgesindeki hizmetlerin
yürütülmesinde ilgili kuruluşlar arasında eşgüdümün sağlanmasını,
d) Ülke çapında depreme dayanıklı
çağdaş bir yapılaşmanın sağlanmasını,
e) Doğal afet meydana gelen
bölgelerin ekonomisinde dengelerin ve güven ortamının sağlanmasını,
istikrarın gerçekleştirilmesini ve hızlı kalkınma için gerekli tedbirlerin
alınarak verimin yükseltilmesini,
f) Doğal afet bölgelerinde afetten
kaynaklanan hukuki ihtilafların çözümüne dair işlemlerin hızlandırılmasını,
g) Doğal afet bölgelerinde çevrenin
korunmasına yönelik hizmetlerin yürütülmesini,
Göz önünde bulundurur.” denilmiştir.
Anayasa’nın 91. maddesinin ikinci fıkrasına göre,
çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin ‘amacı’, ‘kapsamı’ ve ‘ilkeleri’nin
de yetki yasasında belirtilmesi gerekir. Yetki yasasında Bakanlar Kurulu’na
verilen yetki ile nelerin gerçekleştirmesinin istendiği belirlendiğinden,
yetki yasasında kanun hükmünde kararnamenin amacı da somut olarak
açıklanmalıdır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki yasasında gösterilen amaç
ve kapsam doğrultusunda, verilen ilkelere uygun çıkarılıp çıkarılmadığının
saptanması yargısal denetim yönünden zorunludur.
Bilimsel araştırmalar, Türk Boğazlar bölgesinin
coğrafi, morfolojik, oşinografik yapısı ve yoğun
deniz trafiği nedeniyle can, mal ve çevre güvenliği açısından çok riskli
bir konuma sahip olduğunu göstermektedir. Geçmişte yaşanan deneyimler de
dikkate alınarak, bu bölgede meydana gelebilecek deprem, fırtına ve benzeri
doğal afetler ile deniz kazalarından doğacak tehlike ve zararların
önlenebilmesi için itiraz konusu kuralın kabul edildiği anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu kuralla, yoğun deniz trafiğinden ve
doğal afetlerden kaynaklanabilecek tehlikelere ve zararlara karşı can, mal
ve çevre güvenliğini sağlamak amacıyla ‘Gemi Trafik Yönetim ve Bilgi
Sistemi’ kapsamında çeşitli tesislerin kurulması, bu tesislerin tahsis,
ruhsat ve inşaat işlemlerinin kimi yasal düzenlemelerden ayrık tutulması
öngörülmüştür. Dolayısıyla itiraz konusu kural, 4452 sayılı Doğal Afetlere
Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların
Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu’nun yukarıda
belirtilen amacına, kapsamına ve ilkelerine aykırı görülmediğinden, Anayasa’nın
91. maddesine de aykırı görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir. Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe
katılmamışlardır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın Başlangıç’ı ile
2. ve 6. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI -
SONUÇ
10.8.1993 günlü, 491
sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’ye 602 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen Ek
Madde 5’in Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile
Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA, 31.1.2008 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasa’nın “Kanun Hükmünde Kararname
çıkarma yetkisi verme” başlıklı 91. maddesinin ikinci fıkrasına göre, Yetki
Kanunu çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini,
kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını
gösterir. KHK’ler ile yetki yasaları arasındaki
bu sıkı bağ, anayasal denetim söz konusu olduğunda, öncelikle KHK’lerin yetki yasasında öngörülen sınırlar bakımından
incelenmesini zorunlu kılar. KHK’ler konu, amaç,
kapsam, ilkeler yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de Anayasa’ya
uygun olmak zorundadırlar. Bir yetki yasasına dayanmayan ya da yetki
yasasının kapsamı dışında kalan KHK’lerin
içeriklerinin Anayasa’ya uygun olması, aykırılığı ortadan
kaldırmayacağından dava açıldığında iptalleri gerekir. Hemdayandığı yetki yasasına hem de
Anayasa’ya uygunluğu birlikte gerçekleşmeyen KHK’ler
Anayasa karşısında geçerli olamaz.
Öte yandan, Anayasa’nın 91. maddesi ile Bakanlar
Kurulu’na verilen KHK çıkarma yetkisi, 7. maddede düzenlenen yasama
yetkisinin devredilmezliği ilkesinin istisnasını oluşturduğundan her
istisna kuralı gibi dar yorumlanarak yetki yasasında açıklık bulunmadığı
durumlarda KHK çıkarılamayacağının kabulü gerekir. Yetki yasasındaki amaç,
kapsam ve ilkelerin sınırları aşılarak KHK ile düzenlemelere olur
verilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasal korumadan
yararlanamaz.
17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesinde
meydana gelen depremlerden kısa bir süre sonra çıkarılan 27 Ağustos 1999
günlü 4452 sayılı Yetki Yasası’nın “amaç” başlıklı 1. maddesi ile doğal
afetlere karşı önlem alınması, zararın giderilmesi, yeni yerleşim
alanlarının kurulması, bazı idari birimler ve sigorta sistemi
oluşturulması, imar, ihale müteahhitlik hizmetlerinin sunulması gibi
konularda ivedi ve zorunlu hallerle sınırlı olarak Bakanlar Kurulu’na KHK
çıkarma yetkisi verilmiştir. Yasa’nın
kapsam ve ilkelerin düzenlendiği 2. ve 3. maddeleri de verilen yetkinin,
meydana gelmiş olan doğal afetin neden olduğu zararların giderilmesine ve
bu kapsamda alınacak önlemlere ilişkin olduğunu göstermektedir. Oysa bu
Yasa’ya göre çıkarılan 602 sayılı KHK’nin itiraz
konusu Ek. 5. Maddesi ile Türk boğazlar bölgesinde sadece doğal afetlere
değil, deniz kazalarına karşı da önlem alınması, boğazlarda güvenli geçişin
sağlanması için tesisler kurulması amacıyla hazine arazilerinin tahsisi
gibi konular düzenlenmektedir. Bu durumda itiraz konusu kuralın Yetki
Kanunu’nun amaç, kapsam ve ilkeleriyle belirlenen sınırları aştığı açıktır.
Belirtilen nedenlerle Ek. 5. maddenin iptali
gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.
KARŞI OY
4452 sayılı Yetki Yasası ile doğal afetlere karşı
alınacak önlemlerin belirlenmesi ve bu afetler nedeniyle meydana gelen
zararların giderilmesi için ihtiyaç duyulan ivedi ve zorunlu düzenlemelerin
kanun hükmündeki kararnameler ile yapılmasına izin verildiği, ancak, bu
yetkinin kullanım alanının doğal afetlerin önlenmesi ve bundan doğan
zararların giderilmesi ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu Yetki Yasası uyarınca çıkartılan 602
sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 1. maddesi ile eklenen itiraz konusu
Ek 5. maddenin temel amacı ise boğazlardaki trafik ve seyir emniyetini
düzenlemek, deniz kazalarını önlemek için gerekli olan tesisleri kurmak
olduğu görülmektedir.
Boğazlarda yapılacak trafik ve seyir emniyetine
ilişkin düzenleme ile deniz kazalarını önlemek için yapılacak tesislerin,
doğal afetleri önlenmede ya da bu afetlerden doğan zararları tazminde
herhangi bir fonksiyonlarının olmayacağı açıktır.
İtiraz konusu Ek 5. maddenin, 4452 sayılı Yetki
Yasası’nın belirlediği amaca ve kapsama uygun olması zorunludur.
Dolayısıyla amacının doğal afetlerin önlenmesi ve bunlardan doğan
zararların tazminine yönelik olması gerekir. Oysa,
kapsadığı alan Yetki Yasası’nın öngördüğü amaçla bağdaşmamaktadır.
Boğazlarda can, mal ve çevre emniyetinin etkili bir
trafik düzeni ile sağlanması gerektiğine ilişkin ihtiyacın varlığını ve
sağlayacağı kamu yararını reddetmek olanaklı değil ise de böyle bir
ihtiyacın karşılanması ve sağlayacağı kamu yararı dahi, bu konudaki hukuk
kurallarının ihlali için geçerli bir neden olarak görülemez. Hukuk devleti
olmanın kaçınılmaz sonuçlarından biri de hukuki kurallara uymaktır.
Bu nedenle Yetki Yasası’nın amacına uygun olmayan
itiraz konusu Ek.5. maddenin, Anayasa’nın 91. maddesine aykırı olması
nedeniyle iptali gerektiğinden ret görüşüne katılmadım.
AZLIK OYU
Anayasa’nın 91. maddesinde yetki kanununa
dayanılarak Bakanlar Kurulunca kanun hükmünde kararname çıkarılabileceği
belirtilmiştir. Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin
amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden
fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını belirleyecektir.
Uyuşmazlığa konu Kanun Hükmünde Kararname’nin
dayanağı 4452 sayılı Yetki Kanunu doğal afetlere karşı alınacak önlemler ve
doğal afetler nedeniyle doğan zararların giderilmesi için, 17.8.1999’da
gerçekleşen deprem üzerine 27.8.1999 tarihinde çıkarılmıştır.
İptali istenen kural ise Türk boğazlar
bölgesinde gemi trafiğinin düzenlenmesini, can ve mal güvenliğinin
sağlanmasını amaçlayan ve doğal afet olgusuyla doğrudan ilintili olmayan
Gemi Yönetim ve Bilgi Sistemine ilişkin uygulamaları kapsamına almıştır.
Boğazlardaki yoğun deniz trafiği ve olası tehlikeler, doğal olaylarla
bağlantılı da olmadan işin özelliği ve ortamda oluşacak nedenlerle her
zaman gerçekleşebilecektir. Tersi bir yaklaşım, olumsuz sonuçlara neden olabilecek
ve arzla bağlantılı her olgunun doğal afetlerle ilgili yasal düzenlemelerle
ilişkilendirilmesi sonucunu doğurur. Yetki kanunları ve kanun hükmünde
kararnameler ise, yasama yetkisinin sınırlı ve süreli devrine olanak
verebilen olağanüstü bir olanaktır. Doğal afet konusunun genişletilmesi ve
başka nedenlere de bağlanabilecek oluşların kapsama alınmasıyla yetki
kanunun aşılması söz konusu olacaktır. Bu durum yasama yetkisinin
devredilmezliğiyle çelişecek, yetki yasasının amaç ve anlamıyla örtüşmeyecektir.
Belirtilen nedenlerle, iptali istenen
kuralla yetki yasasının kapsamı ve amacı dışına çıkıldığından iptali
gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kural, 10.08.1993 günlü 491 sayılı
Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde
Kararname’ye 14.6.2000 tarih ve 602 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1.
maddesi ile eklenen Ek 5. maddedir.
Ek 5. Madde de:
Türk boğazlar bölgesinde, can ve mal kaybı ile
deniz ve çevre kirliliği yaratacak, kültür ve tabiat varlıklarına zarar
verebilecek doğal afetlere ve deniz kazalarına karşı önlem alınması, boğazlarda
güvenli geçişin sağlanması için tesisler kurmak amacıyla, Bakanlar
Kurulunca belirlenen yerlerdeki mevcut Hazine arazileri Maliye Bakanlığınca,
Müsteşarlığın kullanımına tahsis edilir.
Tahsisle ilgili imar planları ve her türlü projeler
Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca tasdik edilir ve inşaat ruhsatları bu
Bakanlık tarafından verilir.
Bu tesis ve inşaatların projelendirilmesi ve yapımında
3194 sayılı İmar Kanunu, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, 2634 sayılı Turizmi
Teşvik Kanunu ve 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu
hükümleri uygulanmaz.
Bu madde kapsamındaki tahsis ve imar planlarının
tasdikinden önce Turizm Bakanlığının uygun görüşü alınır.” denilmektedir.
Anayasa’nın “Kanun hükmünde kararname çıkarma
yetkisi verme” başlıklı 91. maddesinin birinci fıkrasında “Türkiye Büyük
Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa’nın
ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi
hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve
ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.” hükmü yer almıştır.
Buna göre Anayasa’nın kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğini
belirlediği konularda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Bakanlar
Kuruluna düzenlemede bulunması için bir yetki verilmesi olanaksızdır.
Verilen yetkinin belli olması Anayasa’nın 91. maddesindeki yetki
verilmeyecek konuları kapsayıp kapsamadığının incelenmesi açısından
önemlidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 24.05.2001 tarih ve E.2000-35, K.2001-90 sayılı kararında, 595 sayılı Yapı
Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin arazi üzerindeki inşaata ve
inşaat sürecine ilişkin olması nedeniyle mülkiyet hakkı ile doğrudan ilgili
olduğu bu nedenle Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırı
olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Anayasa’nın 91. maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin
kararı karşısında, itiraz konusu kuralın değerlendirilmesi sonucunda; Türk
boğazlar bölgesinde radar kulesi, gözlem istasyonu ve tesis yapımı için
arazi tahsisi, imar ve inşaatı mülkiyet hakkı ile ilgili olup, dolayısıyla
kanun hükmünde kararname ile düzenlenemeyecek hususlardandır. Her ne kadar
itiraz konusu kuralda proje kapsamındaki tesis ve inşaatların Hazine
arazileri üzerinde yapılacağı belirtilmekte ise de kamu mülkiyeti ile özel
mülkiyet arasında Anayasal korunma bakımından bir fark olamayacağı, bu
anlamda kamu mülkiyetinin de Anayasa’nın 35. maddesinde belirtilen
korumadan faydalanacağı açıktır.
İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kararnamenin
dayanağı olan Yetki Yasası’nın iptal edilmediği göz önünde
bulundurulduğunda, Anayasa’nın 91. maddesine aykırı bulunan düzenlemenin
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu
sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle 491 sayılı Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye
602 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesi ile eklenen ek 5.
maddenin Anayasa’nın 2., 6. ve 91. maddelerine
aykırılık oluşturduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
|