← Resmî Gazete · 14 Mart 2008 · Sayı 26816

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 3. ve 18.Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

T.C. Resmî Gazete

14 Mart 2008 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 26816

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/16214

Karar No: 2007/17942

İncelenen Kararın

Mahkemesi: AFYONKARAHİSAR 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

Tarihi: 28/11/2006

Numarası: 2006/1288-2006/1811

Davacı: DOĞLAT KÖYÜ MUHTARLIĞI VEK. BAV. NEDİM SARU

Davalı: SALİH KORKUSUZ

Dava dilekçesinde 112.00 YTL itirazın iptali % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı vekilinin Salih Korkusuz'a karşı 3.8.2006 tarihinde açtığı davada Doğlat Köyü Çiftçi Malları Koruma Meclisi Başkanlığının yasak bölgeye hayvan sokulması nedeniyle kestiği ve davalının itirazı üzerine İscehisar İlçe Murakabe heyetince 112.00 YTL indirilen cezanın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kesin olan hükümde "mahkemece davanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 7. maddesi gereğince görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasına" karar verilmiş olması kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir.

Takibe konu alacak, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 31. maddesi uyarınca koruma meclisince tahakkuk ettirilmiş para cezalarından oluşmaktadır. Bu husus dosya arasında mevcut Doğlat Köyü Çiftçi Malları Koruma Meclisi Kararından açıkça anlaşılmaktadır. O halde bu para cezaları anılan maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere aynı kanunun 8. maddesinin V. Bendi uyarınca belirlenmiş ve karara bağlanmış tedbirlere riayetsizlik nedeniyle verilmiştir. Bu durumda, aynı kanunun 10. maddesinin bu konuda uygulanması gerekir. Bu maddeye göre ise kanunda yazılı istisnalar dışında (ki, bu istisnalar Kanunun 26. maddesinde yazılı olup, faili belli olan zararların tazmini konusunda koruma ve köy ihtiyar meclislerinin verdikleri kararlara karşı vaki itirazların Sulh Mahkemelerince inceleneceğine dairdir) koruma meclisince alınan kararlara karşı 10 gün zarfında murakabe heyetlerine itiraz edilebileceği, itiraz edilip de reddedilen veya itiraz edilmeden kesinleşen bu kararların derhal icra olunacağı belirtilmiş bulunmaktadır.

Anılan madde metninde, (murakabe heyetlerince itiraz üzere verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olduğundan (Anayasa Mahkemesinin 15.11.1963 tarih ve E.1963/97, K.1963/272 sayılı karar) bu kararların icrası için ilgiliye tebliğe tevessül edildiğinde bu işlem, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca bir para cezasının tahsiline ilişkin olduğundan, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre muhatap ancak görevli Vergi Mahkemesine itirazda bulunabilir.

Davacı idare, yükümlüye yaptığı tebligat üzerine tahsil işleminin durdurulduğuna dair görevli Vergi Mahkemesinden bir karar verilip kendisine tebliğ edilmediği sürece, yukarıda sözü edildiği gibi 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak alacağını tahsil etmek üzere yasada yazılı yollara başvurmak durumundadır. İdarenin bu yola gitmeyerek alacağını Özel Hukuk hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeden talep etmesi, alacağın niteliğini değiştirmeyeceğinden, böyle bir başvurunun Adliye Mahkemesince reddedilmesi gerekir. Bu suretle HUMK'nun 7. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca, davacının istemi, idari makamlarca yapılması gereken bir işleme ilişkin olması (6183 Sayılı Kanuna göre) nedeniyle görev yönünden reddedilmelidir.

O nedenle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddi gerekirken olaya ve alacağın dayandığı yasa maddesine uymayan gerekçe ve yorumlarla esasa girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 27.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2007/11232

Karar No:2008/659

Davacı Ahmet Akduman ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 12.12.2006 günlü ve 2006/397-469 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2007 gün ve Hukuk-190038 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

1- Davacı Ahmet Akduman dava dilekçesinde oğlu Yusuf Akduman'ın 1.2.1988 olan doğum tarihinin 1.2.1985 olarak düzeltilmesini istemiştir.

Dosya içerisindeki nüfus kayıt tablosu içeriğinden yaşının düzeltilmesi istenilen Yusuf’un kayden 1.2.1988 doğumlu olup, davanın açıldığı 4.10.2006 günü itibariyle ergin ve medeni hakları kullanmaya yetkili bulunduğu anlaşılmakla doğum tarihinin düzeltilmesi davasını doğrudan kendisinin açması gerekir. Dava tarihinden önce ergin olan Yusuf’un anne ve babasının davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek istemleri reddedilmiş ise de; Yusuf tarafından açılan bir dava bulunmadığı gözardı edilerek adı geçenin duruşmada beyanı alınmak suretiyle davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulması,

Kabule göre ise;

2- Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Yusuf ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 7.9.1984 doğumlu kardeşi Muharrem arasında düzeltilen doğum tarihine göre 4 ay 25 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır. Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,

Usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 31.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2007/11960

Karar No:2008/661

Davacı Laika Akbaş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Gevaş Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 6.3.2007 günlü ve 2006/82-2007/50 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2007 gün ve Hukuk-256334 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Mahkemece, davacı Laika Akbaş'ın 1.4.1964 olan doğum tarihi 1.4.1972 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 15.1.1971 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından bu suretle bir düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratacaktır.

Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 31.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.