|
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/16214
Karar
No: 2007/17942
İncelenen Kararın
Mahkemesi: AFYONKARAHİSAR 1. SULH HUKUK
MAHKEMESİ
Tarihi: 28/11/2006
Numarası: 2006/1288-2006/1811
Davacı: DOĞLAT KÖYÜ MUHTARLIĞI VEK. BAV. NEDİM
SARU
Davalı: SALİH KORKUSUZ
Dava dilekçesinde 112.00 YTL itirazın iptali % 40 icra inkar tazminatının
faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece
davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı (Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı) tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına
bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak
okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin Salih Korkusuz'a karşı 3.8.2006 tarihinde açtığı davada Doğlat Köyü Çiftçi Malları Koruma Meclisi Başkanlığının
yasak bölgeye hayvan sokulması nedeniyle kestiği ve davalının itirazı
üzerine İscehisar İlçe Murakabe heyetince 112.00
YTL indirilen cezanın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan
itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava
etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından kesin olan hükümde "mahkemece davanın Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunun 7. maddesi gereğince görev yönünden reddine
karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasına" karar verilmiş
olması kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek hükmün kanun yararına bozulması
istenilmiştir.
Takibe konu alacak, 4081 sayılı
Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 31. maddesi uyarınca koruma
meclisince tahakkuk ettirilmiş para cezalarından oluşmaktadır. Bu husus
dosya arasında mevcut Doğlat Köyü Çiftçi Malları
Koruma Meclisi Kararından açıkça anlaşılmaktadır. O halde bu para cezaları
anılan maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere aynı kanunun 8.
maddesinin V. Bendi uyarınca belirlenmiş ve karara bağlanmış tedbirlere
riayetsizlik nedeniyle verilmiştir. Bu durumda, aynı kanunun 10. maddesinin
bu konuda uygulanması gerekir. Bu maddeye göre ise
kanunda yazılı istisnalar dışında (ki, bu istisnalar Kanunun 26. maddesinde
yazılı olup, faili belli olan zararların tazmini konusunda koruma ve köy
ihtiyar meclislerinin verdikleri kararlara karşı vaki itirazların Sulh
Mahkemelerince inceleneceğine dairdir) koruma meclisince alınan kararlara
karşı 10 gün zarfında murakabe heyetlerine itiraz edilebileceği, itiraz
edilip de reddedilen veya itiraz edilmeden kesinleşen bu kararların derhal
icra olunacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Anılan madde
metninde, (murakabe heyetlerince itiraz üzere verilen kararlar aleyhine
hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal
edilmiş olduğundan (Anayasa Mahkemesinin 15.11.1963 tarih ve E.1963/97,
K.1963/272 sayılı karar) bu kararların icrası için ilgiliye tebliğe
tevessül edildiğinde bu işlem, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü
Hakkındaki Kanun uyarınca bir para cezasının tahsiline ilişkin olduğundan,
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş
ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre muhatap ancak görevli
Vergi Mahkemesine itirazda bulunabilir.
Davacı idare, yükümlüye yaptığı
tebligat üzerine tahsil işleminin durdurulduğuna dair görevli Vergi
Mahkemesinden bir karar verilip kendisine tebliğ edilmediği sürece,
yukarıda sözü edildiği gibi 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak
alacağını tahsil etmek üzere yasada yazılı yollara başvurmak durumundadır.
İdarenin bu yola gitmeyerek alacağını Özel Hukuk hükümlerine tabi bir
alacakmış gibi mahkemeden talep etmesi, alacağın niteliğini
değiştirmeyeceğinden, böyle bir başvurunun Adliye Mahkemesince reddedilmesi
gerekir. Bu suretle HUMK'nun 7. maddesinin 1.
fıkrası hükmü uyarınca, davacının istemi, idari makamlarca yapılması
gereken bir işleme ilişkin olması (6183 Sayılı Kanuna göre) nedeniyle görev
yönünden reddedilmelidir.
O nedenle dava dilekçesinin
görevsizlik nedeni ile reddi gerekirken olaya ve alacağın dayandığı yasa
maddesine uymayan gerekçe ve yorumlarla esasa girilerek yazılı olduğu
şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 27.11.2007 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No:2007/11232
Karar
No:2008/659
Davacı Ahmet Akduman ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada
İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş
bulunan 12.12.2006 günlü ve 2006/397-469 sayılı
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 12.10.2007 gün ve Hukuk-190038 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
1- Davacı Ahmet Akduman dava dilekçesinde oğlu Yusuf Akduman'ın 1.2.1988 olan doğum tarihinin 1.2.1985
olarak düzeltilmesini istemiştir.
Dosya içerisindeki nüfus kayıt
tablosu içeriğinden yaşının düzeltilmesi istenilen Yusuf’un kayden 1.2.1988 doğumlu olup, davanın açıldığı
4.10.2006 günü itibariyle ergin ve medeni hakları kullanmaya yetkili
bulunduğu anlaşılmakla doğum tarihinin düzeltilmesi davasını doğrudan
kendisinin açması gerekir. Dava tarihinden önce ergin olan Yusuf’un anne ve
babasının davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek
istemleri reddedilmiş ise de; Yusuf tarafından açılan bir dava bulunmadığı gözardı edilerek adı geçenin duruşmada beyanı alınmak
suretiyle davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
2- Doğum tarihinin
düzeltilmesine karar verilen Yusuf ile aynı anneden doğduğu anlaşılan
kardeşi 7.9.1984 doğumlu kardeşi Muharrem arasında düzeltilen doğum
tarihine göre 4 ay 25 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır. Bir kadının bu
süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu
kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir
sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate
alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,
Usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 31.1.2008 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No:2007/11960
Karar
No:2008/661
Davacı Laika
Akbaş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Gevaş Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
6.3.2007 günlü ve 2006/82-2007/50 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 10.12.2007 gün ve Hukuk-256334 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Mahkemece, davacı Laika Akbaş'ın 1.4.1964 olan doğum tarihi 1.4.1972
olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 15.1.1971 tarihinde
kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz konusu
olamayacağından bu suretle bir düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki
yaratacaktır.
Hakim,
nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında
çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol
açmamaya özen göstermek durumundadır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilmesine, 31.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|