|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2004/114
Karar Sayısı: 2007/85
Karar Günü: 22.11.2007
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Danıştay Beşinci Dairesi
İTİRAZIN KONUSU : 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
36. maddesinin “III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI”
başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile eklenen paragrafın,
Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve
yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I - OLAY
Sağlık hizmetinin hizmet satın alınması yoluyla
gördürülmesine ilişkin Sağlık Bakanlığı’nca çıkarılan “Sağlık ve Yardımcı
Sağlık Personeli Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın
Alma Yoluyla Gördürülmesine İlişkin Esas ve Usuller”in
iptali için açılan davada, düzenleyici işlemin dayanağı olan itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme iptali
için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümünde;
“Türk Tabipler
Birliği Merkez Konseyi tarafından, 5.5.2004 günlü, 25453 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “Sağlık ve Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından Yerine
getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın Alma Yoluyla Gördürülmesine ilişkin
Esas ve Usuller”in, Denizli Devlet Hastanesinde 7
doktor ve 5 diğer sağlık personeli hizmetinin satın alma yoluyla
gördürülmesine ilişkin 4 Ağustos 2004 tarihinde yapılacak ihalenin ve
Denizli Devlet Hastanesinde “2004 yılı (4 aylık) Psikiyatri Uzmanı,
Onkoloji Uzmanı, Çocuk Psikiyatri Uzmanı, Alerji Hastalıkları Uzmanı
Hizmetleri Satın Alma İşi Teknik Şartnamesinin iptali istemiyle Sağlık
Bakanlığına karşı açılan davada, davacı Konseyin sözü edilen düzenlemenin
dayanağı olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36’ncı maddesinin “III-SAĞLIK
HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bendine 24.7.2003
günlü, 25172 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924
sayılı Yasanın 11 inci maddesiyle eklenen hükmün, Anayasanın 2, 10 ve 128
inci maddelerine aykırılığı iddiasıyla dosyanın Anayasa Mahkemesine
gönderilmesine karar verilmesi istemi incelendi:
24.7.2003 günlü,
25172 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı “Eleman
Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli
Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun”un 11 inci maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 36 ncı maddesinin “III-SAĞLIK
HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bendine eklenen
paragrafta:
“Bu sınıfa dahil
personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde
bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit
edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla
gördürülebilir.”
hükmü yer almıştır.
5.5.2004 günlü, 25453 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “Sağlık ve Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından Yerine
Getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın Alma Yoluyla Gördürülmesine İlişkin
Esas ve Usuller”in 1 inci ve 3 üncü maddelerinde
ise, bu esas ve usullerin, 657 sayılı Yasanın 36’ncı maddesinin III.SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ
SINIFI başlıklı bendine 4924 sayılı Yasanın 11. maddesi ile eklenen hüküm
uyarınca Sağlık Bakanlığına tanınan yetkiye dayanılarak, gereği durumunda,
4734 sayılı Kamu ihale Kanunu kapsamında alımı yapılacak olan sağlık
hizmetlerinin, bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla satın
alma yoluyla gördürülmesine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla
yürürlüğe konulduğu belirtilmiştir.
Buna göre, 657 sayılı Yasanın yukarıda
metnine yer verilen 4924 sayılı Yasanın 11 inci maddesi ile değişik 36 ncı maddesi hükmünün, Anayasanın 152/1 ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 28/1 inci maddelerinde
belirtilen, davada uygulanacak yasa hükmü niteliğinde olduğu açıktır.
Davacı; bu düzenleme
sonucunda sağlık hizmetinin, kamu sağlık personeline değil, bir kısım
tacirlerin işçisi durumuna getirilecek sağlık çalışanlarına
gördürüleceğini, bu şekilde çalıştırılacak hekimler ile diğer sağlık
personelinin, çalışanlara tanınan güvence ve haklardan yoksun olacağını,
iki farklı istihdam pazarı ve iki farklı hukuk düzeninin ortaya çıkacağını,
düzenlemenin, kazanç amaçlı emek ve insan ticareti yapılması olanağı
getirdiğini, bu durumun hukuk devletinin yurttaşlarına hukuk güvenliği
sağlaması gerekliliğine aykırı olduğunu, bu nedenle anılan yasal
düzenlemenin Anayasanın 2, 10 ve 128 inci maddelerine aykırı olduğunu ileri
sürmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56 ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir
çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; Devletin, herkesin hayatını, beden ve
ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf
ve verimi arttırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık
kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği hükmü yer
almıştır.
Anayasanın bu hükmünden, sağlık
hizmetlerinin toplumun genel ve ortak ihtiyaçları kapsamında ele alındığı
ve bu hizmetlerin bir kamu hizmeti olarak nitelendirildiği açıkça ortaya
çıkmaktadır.
Nitekim, 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin
Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde yasanın amacı, İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinde bir hak olarak tanınan sağlık
hizmetlerinden yararlanmanın “toplumsal adalete uygun bir biçimde yürütülmesini
sağlamak amacıyla” tababet ve tababetle ilgili hizmetlerin bu yasa
çerçevesinde hazırlanacak bir program çerçevesinde toplumsallaştırılması
olarak belirtilmiştir.
181 sayılı Sağlık
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1
inci maddesinde de, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacının, herkesin
yaşamının beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık
koşullarını düzeltmek, bireylerin ve toplumun sağlığına zarar veren
nedenlere karşı savaşım vermek ve halka sağlık hizmetlerini ulaştırmak,
sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermelerini sağlamak için
Sağlık Bakanlığının kurulmasına, örgüt ve görevlerine ilişkin esasları
düzenlemek olduğu vurgulanmış, 2 nci maddesinde
de Sağlık Bakanlığının görevleri sayılmış ve böylece sağlık hizmetlerinin
Devlet tarafından ya da Devletin denetimi ve gözetiminde yürütülmesi esası
benimsenerek, bu hizmetlerin kamu hizmeti niteliği bir kez daha
vurgulanmıştır.
Sağlık Bakanlığının doğrudan, genel
idare esaslarına göre yürütmekte olduğu sağlık hizmetlerinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlilerince yerine
getirilmesi de, Anayasanın 128 inci maddesinin gereğidir. Anayasanın 128
inci maddesinin 1 inci fıkrası; “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve
diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü
oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler,
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” hükmünü içermektedir.
Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununda istihdam şekilleri, Anayasanın 128 inci maddesinin anılan hükmüne
paralel biçimde düzenlenmiş; 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında “Kamu
hizmetleri, memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler
eliyle gördürülür.” hükmüne yer verilmiş; 5 inci maddesinde de, dört
istihdam şekli dışında personel çalıştırılması yasaklanmıştır.
657 sayılı Yasanın 36
ncı maddesine 4924 sayılı Yasanın 11 inci
maddesiyle eklenen hüküm ise, Anayasanın “Kamu hizmeti görevleriyle ilgili
hükümler” başlıklı 128 inci maddesinde öngörülmeyen bir istihdam şeklini
düzenlemekte; idarenin doğrudan genel idare esaslarına göre yürüttüğü
sağlık hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, hizmet satın
alınması yoluyla gördürülmesi şeklinde dolaylı bir özelleştirme yöntemini
benimsemektedir.
Bu haliyle 4924 sayılı Yasanın 11 inci
maddesi ile 657 sayılı Yasanın 36 ncı maddesinde
yapılan değişikliğin, Anayasanın 128 inci ve 2 nci
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılan hukuk
devleti ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle
ve bir davaya bakmakta olan Mahkemenin, taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varması durumunda tarafların bu
konudaki sav ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü
açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini düzenleyen
2949 sayılı Yasanın 28 inci maddesinin 2 nci
fıkrası gereğince, 657 sayılı Yasanın 36 ncı
maddesinin “III. SAĞLIK VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı
bendine 4924 sayılı Yasanın 11 inci maddesiyle eklenen hükmün iptali için
yürürlüğün durdurulması istemli olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,
dosyada bulunan ilgili belgelerin onaylı birer örneğinin Anayasa Mahkemesi
Başkanlığına gönderilmesine, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara
kadar davanın esasının geri bırakılmasına, 22.11.2004 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
denilmektedir.
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36.
maddesinin “III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI”
başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile eklenen itiraz konusu
kural şöyledir:
“Bu sınıfa dahil
personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde
bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit
edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla
gördürülebilir.”
B - Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve 128.
maddelerine dayanılmış, 47. ve 56. maddeleri ise ilgili görülmüştür.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,
Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılmalarıyla 29.12.2004 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından
sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, idarenin dolaylı bir
özelleştirme yöntemini benimsediği ve Anayasa’nın 128. maddesinde
öngörülmeyen bir istihdam şeklinin düzenlendiği, bu nedenle kuralın Anayasa’nın
2. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi,
yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen
gerekçelere bağlı kalmak zorunda olmadığından itiraz konusu kural ilgisi
nedeniyle Anayasa’nın 47. ve 56. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36.
maddesinin “III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI”
başlıklı bendine eklenen itiraz konusu kural “Bu sınıfa dahil personel tarafından
yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye
gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere
göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.” biçiminde
düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrasında “Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri ve
diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü
oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler,
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” denilmektedir. Bu
kuralla açıkça memur ve kamu görevlisi tanımı yapılmamış, onlara
gördürülecek iş belirlenme yoluna gidilmiştir.
En geniş tanımı ile kamu hizmeti, devlet ya da
diğer kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri
altında, ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için
topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir. Toplumsal
yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan düzenlilik ve süreklilik isteyen
sağlık hizmeti de nitelikleri gereği kamu hizmeti olarak değerlendirilmektedir.
Anayasa’nın 47. maddesine eklenen dördüncü fıkra
ile kamu hizmetlerinden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile üçüncü
kişilere yaptırılabileceği veya bunlara devredilebileceği konusunda yasama
organı yetkili kılınmıştır.
Anayasa’nın 5. maddesinde, kişilerin ve
toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış,
56. maddesinde de, “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı
içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi
artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek
elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel
kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları
denetleyerek yerine getirir.” denilmiştir.
Sağlık hizmetleri nitelikleri gereği diğer kamu hizmetlerinden
farklıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı sorunu,
ertelenemez ve ikame edilemez. Bilime dayalı olması gereken tanı ve tedavi
metotlarının insan yararına sürekli yenilik ve gelişme göstermesi, hizmet
kalite ve beklentilerini çağın koşullarına yaklaştırmayı gerektirmektedir.
Bu yönüyle sağlık hizmetleri, kendi iç dinamikleri ve nitelikleri gereği
üretilmesi ve halk yararına sunulmasında özel sektörün kazanç, rekabet ve
büyüme dinamiklerinden yararlanacak türdeki hizmetlerdendir.
Bu çerçevede, artan sağlık hizmeti talebini en
doğru şekilde karşılamak, yüksek sermaye grubuna dahil sürekli yenilenen
teknoloji elde etmek ve cihaz-ekipman-sigorta-bakım-yenileme
maliyetlerini minimize etmek, birden çok kuruma ortak hizmet alanı
yaratmak, yetersiz ve kısıtlı kalifiye insan gücü kaynağını değerlendirerek
hizmette etkinlik ve verimlilik sağlamak, değişen şartlara ve ihtiyaca göre
hizmet planlama ve sunumunu yapmak, yerinde sağlık hizmeti sunarak gereksiz
hasta transferi ve beraberinde getireceği sosyal sorunlara son vermek,
kaynak kullanımı kontrollü, kaliteyi yükselten, maliyeti düşüren etkin,
süratli, kesintisiz bir sağlık hizmeti sunmak, gereksiz bina ve cihaz
alımının önüne geçmek, kurumlar arası işbirliği ve halkın sosyal
memnuniyetini arttırmak sağlık hizmetleri yönünden Devlet için bir kamusal
zorunluluk ve sosyal devlet olmanın gereğidir.
Anayasa’nın 47. maddesi ile 128. maddesi birlikte
değerlendirildiğinde, sağlık hizmetlerinin bütünüyle devletin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmeti şeklinde
nitelendirilmesi olanaklı değildir. Dolayısıyla sağlık hizmetinin
tamamının salt memur ve diğer
kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerektiğinden sözedilemeyeceği
gibi, 47. maddesinde öngörülen hizmet kapsamında bunun özel hukuk
sözleşmeleri ile üçüncü kişilere yaptırılabileceği olanaklıdır.
Anayasa’nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal
bir hukuk Devletidir.” denilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirme bilincinde olan devlettir.
Sosyal hukuk devleti, insan hak ve özgürlüklerine
saygı gösteren, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamlarını
güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, güçsüzleri güçlüler
karşısında koruyarak sosyal adaleti gerçekleştiren, bu bağlamda sağlık
hizmetlerinden bireylerin yeteri kadar yararlanmasını sağlayan devlettir.
Anayasa gereği herkesin, sağlıklı ve dengeli bir
çevrede yaşama hakkına sahip olması karşısında, ülkenin her yöresinde
sağlık hizmetlerinden tam olarak yararlanılabilmesini sağlamak amacıyla niteliği
gereği sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde ortaya çıkacak eksiklik
ve gecikmelerin telafisi olanaksız sonuçlara yol açabilmesi, kamunun
iktisadi ve teknik yetersizliği, teknolojik gelişme ve kullanıcıları ve
hizmet sunucu ve donanımlarına olan ihtiyaç,görev ve yer yönünden erişim zorlukları,sağlık hizmetlerinin ertelenemez ve ikame
edilemez özellikleri, doğal afet, salgın hastalıklar ve acil durumlar sağlık
hizmetlerinin hizmet satın alma yoluyla karşılanmasını zorunlu kılmaktadır.
Böylece, itiraz konusu kural
ile, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken
hizmetlerin, ücretleri döner sermaye gelirlerinden karşılanmak kaydıyla,
lüzumu halinde hizmet satın alınması yoluyla gördürülmesi olanaklı hale
gelmektedir.
Kuralın, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
sosyal devlet ilkesini gerçekleştirmek, 5. maddesinde Devletin temel amaç
ve görevleri arasında belirtilen kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak, insanın maddi ve manevi varlığını geliştirmek, 56.
maddesinde öngörülen sağlık hizmetlerini tam ve dengeli biçimde yerine
getirebilmek amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 47., 56. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe
katılmamışlardır.
VI - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
36. maddesinin “III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI”
başlıklı bendine 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle
eklenen paragrafa yönelik iptal istemi, 22.11.2007 günlü, E. 2004/114, K. 2007/85
sayılı kararla reddedildiğinden, bu paragrafa ilişkin yürürlüğün
durdurulması isteminin REDDİNE, 22.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
VII - SONUÇ
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
36. maddesinin “III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI”
başlıklı bendine 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle
eklenen paragrafın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA, 22.11.2007 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Mustafa
YILDIRIM
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket
APALAK
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
AZLIK OYU
Kamu
hizmeti olan sağlıkla ilgili asli ve sürekli görevler, Anayasa’nın 128.
maddesi gereği Devlet ve kamu tüzelkişilerinde ancak memurlar ve diğer kamu
görevlilerince yerine getirilebilir.
İptali
istenilen kural, memurlarla ilgili 657 sayılı Yasa’nın memurların
sınıflarını belirleyen 36. maddesinin “Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık
Hizmetleri” bölümüne eklenmiştir. Buna göre kuralın öncelikle bu sınıfa
giren memurlarla ilintili olduğu açıktır. Satın alınacak hizmetin onu
yürütecek kişi yanında araç ve aygıtlarıyla bir bütünlük içermesi de
düşünülebilir. Ancak memurlarla ve memurların sınıflarıyla ilgili bir yasal
metinde, salt sağlık araçlarıyla sınırlı bir satın alma söz konusu olamaz.
Bu durum
karşısında, Anayasa’nın 128. maddesinde öngörülmeyen bir istihdam şeklini
düzenleyen ve hizmetin satın alınması şeklinde bir görevlendirme biçimi
geliştiren kuralda Anayasa’ya aykırılık açıktır.
Öte
yandan, Anayasa’nın 47. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Devletin yürüttüğü
yatırım ve hizmetler özelleştirme konusu olabilecektir. Madde başlangıç
fıkrasında “kamu hizmeti” kavramını kullanırken burda
“yatırım ve hizmet” sözcüklerine yer vermiştir. Ayrıca, bu kural hizmet
satın alınmasını değil, Devlet tarafından yürütülen hizmetin üçüncü
kişilere yaptırılmasını veya devredilmesini öngörmektedir. Dahası, iptali
istenen kural memurların sınıflarıyla ilgili bir madde de yer aldığı gibi,
satın alınacak hizmetler de açıklık ve ayrıntılarıyla gösterilmemiştir. Bu
bakımdan, kuralın 47. maddeyle doğrudan bir ilgisi bulunmamaktaysa da,
ilintili olduğu varsayılsa bile 47. maddenin gereklerine uygun bir
belirginlik taşımamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle Anayasa’nın 128. maddesine aykırı kuralın iptali gerekeceği
oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
ARŞIOY GEREKÇESİ
İptali istenilen Yasa kuralı, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin “Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı
Sağlık Hizmetleri sınıfı” başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesi
ile eklenen “Bu sınıfa dahil personel tarafından
yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye
gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tesbit
edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla
gördürülebilir.” kuralıdır.
Anayasa’nın 56. maddesinde, herkesin
sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin
herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan
ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek
amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini
düzenleyeceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın bu hükmünden sağlık
hizmetlerinin toplumun genel ve ortak ihtiyaçları kapsamında ele alındığı
ve bu hizmetlerin bir kamu hizmeti olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
181 sayılı Sağlık Bakanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinde Sağlık
Bakanlığı’nın kurulması örgüt ve görevleri düzenlendikten sonra 2.
maddesinde de sağlık hizmetlerinin devlet tarafından ya da devletin denetim
ve gözetiminde yürütülmesi esası benimsenerek bu hizmetin kamu hizmeti
niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin E:1987-16, K:1988-8 sayılı kararında “çok önemli bir kamu
hizmeti olan sağlık hizmetinin...” ifadesiyle, sağlık hizmetinin önemli bir
kamu hizmeti olarak tanımlandığı, yine bir başka kararında ise; kamu
hizmetinin “devlet yada diğer kamu tüzelkişileri tarafından yada bunların
gözetim ve denetimleri altında genel ve ortak gereksinimleri karşılamak,
kamu yararı yada çıkarını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan
sürekli ve düzenli etkinlik” olarak açıklanmıştır.
Anayasa’nın kamu hizmeti görevlileriyle
ilgili hükümler başlıklı 128. maddesinin birinci fıkrasında “Devletin kamu
iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevleri, memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle görülür” hükmü yer almıştır.
Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda
istihdam şekilleri Anayasa’nın 128. maddesine paralel olarak 4. maddesinin
birinci fıkrasında “kamu hizmetleri, memurlar, sözleşmeli personel, geçici
personel ve işçiler eliyle gördürülür” denildikten sonra 5. maddesinde de
sayılan bu dört istihdam şekli dışında personel çalıştırılması
yasaklanmıştır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin K:1993-7 sayılı kararında da kamu hizmeti görevlileri
“genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli
ve sürekli görevlerde kadro esastır. Bu hizmetlerin yapısal ve işlevsel
özellikleri onu diğer hizmetlerden ayırır. Genel idare esaslarına göre
yürütülen kamu hizmetlerine ilişkin asli ve sürekli görevlerin ancak
memurlar ve diğer kamu görevlileri tarafından yerine getirileceği ve bu
görevlerin kadroya bağlanması dışında, merkezi idare ile statüer bir ilişki içinde olması ve kamu gücünün
kullanılması biçiminde özellikleri görülmektedir” şeklinde açıklanmıştır.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin K:1995-11 sayılı
kararında da Anayasa’nın 128. maddesinde sözü edilen diğer kamu
görevlilerinin “memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevlerde yönetime kamu hukuku ilişkisiyle bağlı olarak
çalışanlar olduğu” belirtilmiştir. Buna göre diğer kamu görevlilerinin de
memurlar gibi nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hak ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri, özlük işleri kanunla düzenlenmesi
gerekmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri ile hukuka uygun, insan
haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucununda bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
657 sayılı Yasa’nın
36. maddesine 4924 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile eklenen hüküm ise,
Anayasa’nın “kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128.
maddesinde öngörülmeyen bir istihdam şeklini düzenlemekte; idarenin
doğrudan genel idare esaslarına göre yürüttüğü sağlık hizmetinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin “hizmet satın alınması” yoluyla
gördürülmesi şeklinde, dolaylı olarak bir özelleştirme getirmektedir.
Anayasa’nın özelleştirmeyi düzenleyen
47. maddesinin dördüncü fıkrası ise özelleştirme konusu alanları, devletin
yürüttüğü yatırım ve hizmetler olarak öngörmüş olup, itiraz konusu kural hizmet
satın alınmasına ilişkin olması nedeniyle Anayasa’nın 47. maddesi ile bir
ilgisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle 4924 sayılı Yasa’nın
11. maddesi ile 657 sayılı Yasa’nın 36. maddesinin “Sağlık Hizmetleri ve
Yardımcı Sağlık Hizmetleri sınıfı” başlıklı bendinde yapılan değişikliğin
Anayasa’nın 128. maddesinde ve 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin
nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ve iptali
gerektiği düşüncesiyle verilen karara karşıyım.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|