|
Danıştay Dokuzuncu Daire
Başkanlığından:
EsasNo: 2007/1783
Karar
No : 2007/2143
Kanun
Yararına Temyiz Eden: Danıştay
Başsavcılığı
Davacılar:Hatice
Şahinler, Halil Şahinler, Fethi Şahinler
Erduan Şahinler, Gülfidan Arabacı, Fikriye Karakaş
Fatma
Aydemir, Ayşe Ercan
Vekili:Av. Ali Asker Aklan
857
Sok. No:17/26 Anadolu İşhanı - Konak/İZMİR
Davalı:Buca Belediye
Başkanlığı - Konak/İZMİR
Vekili:Av. Gülsün Çetinöz Çallı - Aynı Yerde
İstemin
Özeti : Davacıların maliki oldukları taşınmazın imar planında umumi
hizmetlere ayrılan yerde kalması nedeniyle 3194 sayılı Kanunun 13. maddesi
uyarınca emlak vergisi alınmaması gerektiğinden bahisle 2001-2005 yılları
arasında ödedikleri emlak vergisi tutarının iadesi istemiyle yaptıkları
düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi işleminin iptaliyle ödenen emlak
vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı; 3194
sayılı İmar Kanununun "İmar Planında Umumi Hizmetlere Ayrılan
Yerler" başlıklı 13. maddesinde resmi yapılara, tesislere ve okul,
cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal,
mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut
bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceğinin,
ancak imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin devam
edeceğinin, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar
emlak vergisi ödemesinin durdurulacağının, kamulaştırmanın yapılması
halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek
olan emlak vergisinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceğinin,
maddenin 2. fıkrasında ise birinci fıkrada yazılı yerlerin kamulaştırma
yapılmadan önce plan değişikliği ile kamulaştırmayı gerektirmeyen bir maksada
ayrılması halinde ise durdurma tarihinden itibaren geçen sürenin emlak
vergisini mal sahibinin ödeyeceğinin, ancak parsel sahibinin imar
planlarının tasdik tarihinden itibaren beş yıl sonra müracaat ettiğinde
imar planlarında meydana gelen değişikliklerden ve civarın özelliklerinden
dolayı okul, cami ve otopark sahası ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan
alanlardan ilgili kamu kurulunca yapımından vazgeçildiğine dair görüş
alındığı takdirde, tüm belirli çevredeki nüfus yoğunluk ve donatım dengesini
yeniden irdeleyerek hazırlanacak yeni imar planına göre inşaat
yapılacağının öngörüldüğü, dosyanın incelenmesinden, davacıların sahibi
oldukları taşınmazın imar planında temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol
ve yeşil alan olarak düzenlendiğinin ve bu nedenle İmar Kanununun 13.
maddesi uyarınca emlak vergisi ödememeleri gerektiği iddiasıyla yaptıkları
düzeltme ve şikayet başvurularının reddi üzerine bakılan davanın
açıldığının anlaşıldığı, yukarıda anılan yasa hükmünden imar planında
eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak ayrılan yerlerin
emlak vergisi istisnasından yararlandırılacağının anlaşıldığı, davacıların
taşınmazının imar planında belirtilen genel hizmetlerin yapılması için
ayrılan yerlerde olduğu hususunda kuşku bulunmadığı, imar programında
olmamasının sonucu değiştirmeyeceği, zira imar planında bu şekilde
gösterilmek suretiyle davacıların sahibi bulundukları taşınmazla ilgili
olarak tasarruflarının kısıtlandığının açık olduğu, hal böyle olunca emlak
vergisi istisnasındanyararlandırılması
gerekirken buna uyulmamasının 213 sayılı Kanunun 118. maddesinde öngörülen
vergilendirme hatası olarak görülüp şikayet başvurusunun kabulü gerekirken
aksi yöndeki kararda isabet bulunmadığı, bu durumda kararın iptali ile
tahsil edilen 3.781.11 YTL nin tahsil edildiği
tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi
gerektiği, vergi mevzuatında her ne kadar bu gibi durumlarda yasal faize
hükmedileceğine dair bir düzenleme yer almasa da Anayasa'nın 125. maddesi
uyarınca idarenin kendi eylem ve işlemiyle doğan zararı ödemekle yükümlü
olduğu, yasal faizle iadenin hukuka uygun olacağı gerekçesiyle kabul eden
İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367, K:2006/365
sayılı kararını; 3194 sayılı Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca
emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazın imar planlarında umumi
hizmetlere ayrılan yerler arasında kalmasının yeterli olmayıp ayrıca imar
programına da alınmış olması gerektiği, olayda, davacılara ait taşınmazın
imar planında umumi hizmetlere ayrılan yerler içinde kalmasına karşın imar proğramına alınmış alan kapsamında bulunmaması
nedeniyle emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazlardan olmadığı
anlaşıldığından, sözkonusu taşınmaz için
2001-2005 takvim yılları arası ödenen emlak vergisinin
Vergi Usul Kanununun 118. maddesinde yazılı vergilendirme hatası kapsamında
değerlendirilerek davacılara iadesi yolunda verilen Mahkeme kararında
isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozan İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının; kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Başsavcılığı'nın Kanun Yararına Bozma İstemi :
Davacıların malik oldukları
taşınmazın imar planında temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve yeşil
alan olarak ayrılmasından dolayı tasarrufunun kısıtlanmış olması nedeniyle
3194 sayılı İmar Kanununun 10. ve 13. maddeleri hükümleri karşısında emlak
vergisi tahsilinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 2001 ila 2005 yılları için
haksız yere tahsil edilen emlak vergisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
118. maddesi gereğince "vergilendirme hatası" kapsamında
davacılara yasal faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğine dair İzmir 2.
Vergi Mahkemesinin tek hakimle verdiği 25.4.2006
tarih ve E:2005/1367, K:2006/365 sayılı kararını bozan İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının
davacılar tarafından hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına
bozulması istemi üzerine konu incelendi:
3194 sayılı İmar Kanununun 10.
maddesinde; belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3
ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını
hazırlayacakları kurala bağlanmış, aynı Kanunun 13. maddesinde; resmi
yapılara, tesislere ve okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk
bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi
hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik
ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ancak imar programına
alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin devam edeceği, imar programına
alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin
durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile
kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin,
kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.
İstem üzerine gönderilen
dosyanın incelenmesinden; davacıların malik oldukları 9.240 m2 taşınmazın
uygulama imar planına göre, 2800
m2 lik bölümünün ifraz
edilerek 2030 m2
lik kısmının yola terkedildiği
vearsanın 770 m2 ye indirildiği,
ifrazdan sonra kalan 6300
m2 likarsanın ise; temel eğitim alanı, sağlık
tesisi, yol ve yeşil alan olarak düzenlendiği hususunda tartışma
bulunmadığı, davacılar tarafından ise, sözkonusu 6300 m2 lik arsanın, temel eğitim alanı, sağlık tesisi, yol ve
yeşil alan olarak düzenlenmesi nedeniyle 25.5.2000 tarihinden itibaren
tasarrufu kısıtlandığından bu tarihten sonra 2001 ila 2005 yılları için
ödenen 3.781-YTL emlak vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesinin
istendiği anlaşılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare
Mahkemesi kararında, 3194 sayılı Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca
emlak vergisi ödemesi durdurulacak taşınmazların imar planlarında umumi
hizmetlere ayrılan yerler arasında kalmasının yeterli olmayıp, ayrıca imar
programına da alınmış olması gerektiği olayda ise uyuşmazlık konusu
taşınmazın henüz imar programına alınmış olmaması nedeniyle söz konusu
taşınmaz için 2001-2005 yılları için ödenen emlak
vergilerinin "vergilendirme hatası" kapsamında değerlendirilerek
davacılara iadesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle vergi mahkemesi kararı
bozulmuş ise de; yukarıda anılan 10. maddede, belediyelere imar
programlarını yapıp yapmamaları hususunda bir seçim hakkı verilmediğinden
25.5.2000 tarihinde imar planına göre yapılan düzenlemeden sonra anılan 10.
madde hükmü uyarınca bu tarihi takip eden 3 ay içinde imar programına
alındığının kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla davalı belediyenin bu amir
hüküm karşısında imar programını yapmamış olmasının, davacıya 2001-2005 yıllarına ait emlak vergilerini ödemeye devam
etmesi gibi bir zorunluluk getirmeyeceği açıktır. Nitekim Danıştay
Dokuzuncu Dairesinin bu konuda süregelen içtihadı da bu yöndedir.
Bu itibarla,
uyuşmazlığa konu taşınmazlar 2000 yılında imar planında temel eğitim alanı,
sağlık tesisi, yol ve yeşil alan olarak ayrıldığından ve taşınmazın plan
tarihini takip eden 3 ay içinde imar programına alındığının kabulü
gerektiğinden 3194 sayılı İmar Kanununun 13/2. maddesi uyarınca 2001 ila
2005 yılları için emlak vergisi ödemelerinin durdurulması gerekirken
davacılardan tahsil edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, İzmir
Bölge İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı
kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 2575 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
Tetkik
Hakimi İhsan Saçmalı'nın Düşüncesi: 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde;
belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu
planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlayacakları
kurala bağlanmış, aynı Kanunun 13. maddesinde; resmi yapılara, tesislere ve
okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri,
hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve
mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin
verilmeyeceği, ancak imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma
şeklinin devam edeceği, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma
yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırmanın
yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk
edecek olan emlak vergisinin, kamulaştırmayı yapan idare tarafından
ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Olayda davacılara ait
taşınmazın imar planında genel hizmetlere ayrılan yerlerde kaldığı ancak
henüz imar proğramına alınmadığı nedeniyle emlak
vergisi yükümlülüğünün devam etmesi gerekeceği gerekçesiyle taşınmazın
planda olduğu 2001-2005 yıllarına ait emlak
vergilerinin iadesi istemine yönelik düzeltme ve şikayet başvurusunun
reddedildiği bu işlemin iptali ile ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle
birlikte iadesi istemiyle de dava açıldığı görülmektedir.
Yukarıda anılan yasa hükmü
uyarınca imar planında genel hizmetlere ayrılan yerlerde kalan sözkonusu taşınmazın emlak vergisi yükümlülüğü
duracağından, düzeltme ve şikayet başvurusunun
reddi işlemini iptal eden ve tahsil edilen emlak vergisinin iadesine
hükmeden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006 tarih ve E:2005/1367,
K:006/365 sayılı kararı hukuka uygun olup, bu karara yönelik itirazı kabul
ederek davayı reddeden İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve
E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının kanun yararına bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196,
K:2006/3680 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
İstem, davacıların imar planına
alınarak genel hizmetlere ayrılan yerlerde kalan taşınmaz için 2001-2005 yıllarında ödedikleri emlak vergisinin iadesi
istemiyle yaptıkları düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine ilişkin
işlemin iptali ile ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi
istemiyle açılan davayı kabul eden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2006
tarih ve E:2005/1367, 2006/365 sayılı kararını bozan İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196, K:2006/3680 sayılı kararının
kanun yararına bozulmasına ilişkindir.
3194 sayılı İmar Kanununun 10.
maddesinde; belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3
ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını
hazırlayacakları kurala bağlanmış, aynı Kanunun 13. maddesinde; resmi
yapılara, tesislere ve okul, cami yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk
bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi
hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik
ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ancak imar programına
alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin devam edeceği, imar programına
alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin
durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile
kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin,
kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, 17.11.1986
tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan
Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğinin 2. maddesinde imar planında,
resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocukbahçesi,
pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması
sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı
değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufunun
kısıtlanmış sayılacağı bu hallerde kısıtlı vergilemenin, imar planının
kesinleştiği tarihi izleyen yılbaşından itibaren başlayacağı, kısıtlamanın
ilgili arsa veya binanın bulunduğu alanın imar programına alınıncaya kadar
devam edeceği, yönetmeliğin 3. maddesinde imar planlarında bulunup da imar
programına dahil olmaması nedeniyle üzerinde muvakkat inşaat yapılmasına
izin verilen ve tapuya bu konuda şerh konulan arsaların da tasarrufunun
muvakkatinşaatı şumulü
olmamak kaydıyla sınırlanmış kabul edileceği, ancak kısıtlamanın imar
tatbikatı yapılsın yapılmasın, tapuya verilen şerh tarihinden itibaren on
yıldan fazla olamayacağı, bu halde inşa edilen muvakkat binanın vergisinin
bina değeri üzerinden alınmakla beraber, arsa için kısıtlı vergilemenin
tapuya verilen şerh tarihini izleyen yılın başından itibaren yapılacağı ve
sürenin buna göre hesaplanacağı öngörülmüştür.
Anılan hükümlerin
değerlendirilmesinden imar planına alınan yerlerin tasarrufu kısıtlı
yerlerden sayılacağı, imar programına alınan yerlerin kamulaştırma
yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı, kamulaştırma
yapılınca, durdurma ile kamulaştırmatarihi arasında tahakkuk edecek
emlak vergilerinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği, ancak
imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde bu
planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar proğramlarının
hazırlanması gerektiğinin kurala bağlandığı, bu hükümlerle kanun koyucunun taşınmaz
sahiplerinin haklarının sürümcemede bırakılan
imar planlarıyla zarara uğramasının önüne geçmeyi ve özel mülk statüsünden
çıkması planlanan ve bu niteliği itibarıyla tasarrufu kısıtlanan
taşınmazlar için haksız mali yükümlülüklerin devamına engel olmayı
amaçladığı, bu nedenle imar planına alınan yerler için, plan tarihinden
itibaren en geç üç ay içinde imar programının hazırlanması gerektiğini
öngördüğü anlaşılmaktadır.
Olayda, imar planına alınmakla
birlikte henüz imar programına alınmayan davacılara ait taşınmaz için
planda olduğu döneme ilişkin olmak üzere 2001-2005
yıllarında ödenen emlak vergisinin iadesine yönelik düzeltme ve şikayet
başvurusunun, taşınmazların henüz imar programına alınan yerlerden olmadığı
gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda
imar planına alınan ve yasa uyarınca plana alındığı tarihten itibaren en
geç üç ay içerisinde imar proğramına alınması
gereken sözkonusu taşınmazın, süresinde imar proğramına alınmamış olması emlak vergisi ödemesinin
durmasına engel teşkil etmeyeceğinden ve tahsil edilen dava konusu emlak
vergilerinin, Vergi Usul Kanununu 118. ve devamı maddelerinde hükme
bağlanan vergi hataları kapsamı içinde değerlendirilmek suretiyle bir karar
verilmesi gerekeceğinden, yukarıda açıklanan gerekçe ile aksi yönde verilen
Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle, Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan temyiz isteminin
kabulüne ve İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 1.11.2006 tarih ve E:2006/2196,
K:2006/3680 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
51. maddesi uyarınca Kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili
olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile
Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına
31.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
|