|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2007/72
Karar Sayısı:
2007/68
Karar Günü: 5.7.2007
İPTAL DAVASINI AÇANLAR :
1- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER
2- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Deniz
BAYKAL, Kemal ANADOL ve 138 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU :Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nca 31.5.2007 gününde kabul edilen ve
halkoyuna sunulmak üzere 16.06.2007 günlü, 26554 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, öncelikle yok hükmünde olduğunun
saptanması, olmaması durumunda şekil yönünden Anayasaya aykırılığı
nedeniyle Yasanın tümünün iptali istemidir.
I- İPTAL İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal istemini içeren Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer tarafından verilen 18.06.2007 günlü dava dilekçesinin
gerekçe bölümü şöyledir:
“…
1- Anayasa değişikliğine ilişkin 5678
sayılı Yasa’nın iptal istemine geçilmeden,
öncelikle “yokluğuna hükmedilmesi” gerekmektedir. Bu nedenle, önce
“yokluğun” saptanmasına ilişkin gerekçelere yer verilecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulu’nca 10.05.2007 gününde kabul edilen 5660 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”,
yayımlanması uygun görülmeyerek, Anayasa’nın 89. ve 104. maddeleri uyarınca
bir kez daha görüşülmesi için, 25.05.2007 günlü yazı ekinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne geri gönderilmiştir.
Geri gönderilen Anayasa değişikliğine
ilişkin Yasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’ndaki birinci
tur görüşmelerinde, önce Yasa’nın maddelerine geçilmesi
oylanmış ve 366 kabul oyu kullanıldığının saptanması üzerine Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı’nca maddelere geçilmesinin
kabul edildiği belirtilerek maddelerin görüşülmesine geçilmiştir.
Bu aşamada, Cumhurbaşkanı’nca Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilen Anayasa değişikliklerine ilişkin
yasaların kabulü için üye tamsayısının en az üçte iki çoğunluğunun oyunun
gerekip gerekmediği; eğer en az üçte iki çoğunluk zorunlu ise, bunun hangi
oylamalar için gerekli olduğunun incelenmesi gerekmektedir.
a- Cumhurbaşkanı’nca Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne geri gönderilen Anayasa değişikliklerinin yeniden kabulü
için en az üçte iki oy çokluğunun gerekip gerekmediğinin incelenmesi:
Anayasa’nın 175. maddesinin;
- Üçüncü fıkrasında, “Cumhurbaşkanı
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen
kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse...”,
- Beşinci fıkrasında da, “Doğrudan veya
Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu
ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun....”,
kurallarına yer verilmiştir.
Bu kurallardan, Cumhurbaşkanı’nca bir
kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilen Anayasa
değişikliğine ilişkin yasaların, yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanına yeniden
gönderilebilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda üye
tam sayısının en az üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmesi gerektiği sonucuna
varılmaktadır.
Başka bir anlatımla, Cumhurbaşkanı’nın
geri göndermesi durumunda Anayasa değişiklik sürecinin sürebilmesi için,
Meclis’in Anayasa değişikliğine ilişkin yasayı üye tamsayısının üçte iki
çoğunluğuyla kabul etmesi zorunludur.
Anayasa’nın geçici 9. maddesinde, ilk
genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanlık
Divanı kurulduktan sonra altı yıllık süre içinde yapılacak Anayasa
değişikliklerini Cumhurbaşkanı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri
göndermesi durumunda, Meclis’in geri gönderilen Anayasa değişikliğine
ilişkin yasayı aynen kabul edip yeniden Cumhurbaşkanına gönderebilmesinin,
üye tamsayısının “dörtte üç” çoğunluğunun oyu ile olanaklı bulunduğu
belirtilerek, Anayasa’da, Cumhurbaşkanı’nın geri gönderdiği Anayasa
değişikliklerine ilişkin yasaların yeniden kabul edilmiş sayılabilmesi
için, daha güçlendirilmiş nitelikli oyun arandığı gösterilmiştir.
Anayasalar, siyasal yapıyı oluşturan
toplumsal sözleşmelerdir. Kolay ve sık değiştirilememesi, onun niteliği ve
işlevi gereğidir. Anayasanın kolay değiştirilebilmesi durumunda anayasal
düzenden ya da anayasal düzenin istikrarından söz
edilemez. Bu nedenle, Anayasa değişikliklerinin yapılması “güçleştirici”
kurallara bağlanmıştır.
Anayasa’nın 175. maddesinin, 17.05.1987
günlü, 3361 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki metninde, Anayasa
değişikliğinin ancak üye tamsayısının üçte ikisinin oyuyla olanaklı
bulunduğu; geri gönderilen yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce aynen
kabul edilmesi durumunda, Cumhurbaşkanı’nın bunları halkoyuna sunabileceği
belirtilerek, Anayasa’nın kolay değiştirilememesi ilkesi benimsenmiştir.
3361 sayılı Yasa’yla yapılan
değişiklikte ise, Anayasayı değiştirme yetersayısı beşte üçe düşürülmekle
birlikte Cumhurbaşkanı’nca geri gönderilmesi durumunda, yasanın aynen kabul
edilebilmesi için en az üçte iki oy çoğunluğu aranması ve halkoyuna
sunulabilme olanağı korunarak, Anayasa’nın kolay değiştirilememesi ilkesi,
zayıflatılarak da olsa korunmuştur.
Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı’nca bir kez
daha görüşülmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilen
Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların Cumhurbaşkanı’na geri
gönderilebilmesi için üye tamsayısının en az üçte ikisinin çoğunluğuyla
kabul edilmesi gerekmektedir.
b- En az üçte iki oy çokluğunun Anayasa
değişiklik sürecinin hangi oylamalarında aranması gerektiğinin incelenmesi:
Anayasa’nın 175. maddesinin ikinci
fıkrasında, Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve
kabulünün, bu maddedeki düzenlemeler dışında, yasaların görüşülmesi ve
kabulüne ilişkin kurallara bağlı olduğu belirtilmiştir.
175. maddenin birinci fıkrasında ise,
Anayasa’nın değiştirilmesine ilişkin önerilerin Genel Kurul’da iki kez
görüşüleceği ve oylamaların “gizli oy” yöntemiyle yapılacağından başka
kural getirilmemiştir.
Anayasa’nın 88. maddesinin ikinci
fıkrasında da, yasa önerilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülme
usul ve esaslarının içtüzükte düzenlenmesi öngörülmüştür.
Yasa önerilerinin Genel Kurul’da
görüşülme yöntemi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81.
maddesinde, Anayasa değişiklik önerilerininki ise 93 ve 94. maddelerinde
düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 88 ve 175, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81, 93 ve 94. maddelerine göre, Anayasa
değişiklik önerileri Genel Kurul’da, aralarında en az 48 saatlik süre olmak
koşuluyla iki kez görüşülmekte, bu iki turda dört tür oylama yapılmaktadır.
Birinci görüşmede, maddelere geçilmesi ve tek tek maddeler; ikinci görüşmede ise, yine tek tek maddeler ve Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın
tümü oylanmaktadır.
Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü’ne göre, maddelerine geçilmesi ya da tümü kabul edilmeyen yasa önerileri, Genel
Kurul’ca reddedilmiş olmaktadır. Bu durumda, Anayasa’nın belirlediği
nitelikli oy sayısıyla maddelere geçilmesi kabul
edilmeyen Anayasa değişikliklerine ilişkin öneriler reddedilmiş
olacağından, maddelerinin görüşülüp oylanması sürecine geçilememektedir.
Bu aşamada, Anayasa değişikliklerinde
kabul için gerekli en az üçte iki oy çokluğunun iki turda gerçekleştirilen
dört tür oylamanın hangisinde aranacağı üzerinde durulması önem
taşımaktadır.
Anayasa’nın 175. maddesinde,
aşamalardaki oylamalar tek tek sayılmadan ya da aralarında ayrım yapılmadan, üye tamsayısının
duruma göre beşte üçünün ya da üçte ikisinin oy
çokluğu karar yetersayısı olarak öngörülmüştür.
Anayasa’nın bu düzenlemesi karşısında,
nitelikli oy çokluğunun dört tür oylamada da aranması zorunludur.
Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı’nın geri göndermesi durumunda, Anayasa
değişikliğine ilişkin yasanın kabul edilmesi için gerekli üçte iki
çoğunluğun, maddelere geçilmesinde yapılacak
oylamada da aranması gerekmektedir.
Çünkü, yasa önerisinin tümünün
görüşülmesinden sonra yasalaştırılıp yasalaştırılmamasına karar verme
anlamındaki maddelere geçilmesine ilişkin oylama,
bu yönden daha da önem taşımaktadır. Bu oylamada maddelere geçilmesi reddedilirse, Anayasa değişiklik önerisi de
reddedilmiş sayılacaktır. Anayasa değişikliği önerisinin reddedilmesi
sonucunu doğuracak bir oylamada Anayasa’da öngörülen nitelikli karar
yetersayısının aranması doğaldır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin
16.06.1970 günlü, E. 1970/1, K. 1970/31 sayılı kararında,
“Bir kanun teklifinin, tüm maddeleriyle
birlikte bir bütün teşkil ettiğinde kuşku yoktur. Anayasa’nın, bir kanunun
kabulü için, 86. maddedeki genel kuraldan ayrılarak özel bir yetersayı
öngörmesi hallerinde kanunun maddeleri arasında bir ayırım yaparak bir
kısmı hakkında genel nitelikteki yetersayının, diğer bir kısmı hakkında da
özel nitelikteki yetersayının uygulanması nasıl söz konusu olmazsa, kanunun
tümünün görüşülmesi ve kabulü ile maddelerin görüşülmesi ve kabulünde
değişik yetersayıların aranması da düşünülemez.
…
Zira maddelere geçilmesinin
oylanması, değişiklik teklifinin tüm olarak kabul veya reddi sonucunu
doğurduğu gibi, maddelerin kabul veya reddinin de ya
mevcut bir Anayasa kuralının değişmesi veya yeni bir Anayasa kuralının
meydana gelmesi sonucunu doğurduğundan kuşku yoktur; bu suretle her iki
oylama sonucu arasında, kapsam farkı dışında, Anayasa’ya etki bakımından
bir ayırım görebilmek mümkün değildir.
…
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere
bir kanun teklifinin kabulü için Anayasa’da özel bir yetersayının
öngörülmesi hallerinde, teklifin kabulü işlemini oluşturan ve sonunda kanun
niteliğini kazanmada vazgeçilmez bir unsur olan her oylamada söz konusu
özel yetersayısının aranmasının zorunlu olduğu üzerinde en küçük bir
kuşkuya bile düşmek mümkün değildir.”,
denilerek, dört tür oylamada da,
Anayasa’da belirtilen nitelikli çoğunluğun aranmasının zorunlu olduğu kabul
edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 15.04.1975 günlü,
E.1973/19, K.1975/87 sayılı kararında da,
“Millet Meclisi İçtüzüğü kural olarak
dört oylama öngörmektedir. Bu oylamalardan birincisi, maddelere geçilmesinin oylanması, ikincisi, birinci görüşmede her
maddenin teker teker oylanması, üçüncüsü, ikinci
görüşmede yine her maddenin teker teker oya
sunulması, dördüncüsü, yani sonuncusu ise teklifin tümünün oya sunulması
işlemleridir.
…
Açıklamaya gerek yok ki, bu dört
oylamada da Anayasa’nın 155. maddesinde öngörülen karar yeter sayısı
aranacaktır...”,
denilerek, Yüksek Mahkeme’nin her dört
tür oylamada, Anayasa’daki nitelikli çoğunluğun karar yetersayısı olarak
aranacağına ilişkin görüşü sürdürülmüştür.
Bu kararlar da, Cumhurbaşkanı’nın geri
gönderdiği Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın yeniden Cumhurbaşkanı’na
gönderilebilmesi için, her oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla
kabul edilmesinin anayasal zorunluluk olduğunu göstermektedir.
c- 5678 sayılı Yasa’nın görüşülmesi
sırasında maddelere geçilmesinin kabul edilip
edilmediğinin incelenmesi:
5660 sayılı Anayasa değişikliğine
ilişkin Yasa’nın yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
geri gönderilmesi üzerine gerçekleştirilen birinci tur görüşmelerde, Yasa’nın
tümünün görüşülmesi bitirildikten sonra yapılan oylamada, maddelere geçilmesinin 366 oyla kabul edildiği açıklanmıştır.
Bu oy sayısı, Cumhurbaşkanı’nca geri
gönderilen Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların kabulünde bulunması
gereken üye tamsayısının üçte iki çoğunluğundan az olduğundan, Anayasa
değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce reddedilmiş sayılması
gerekirken, maddelere geçilmesinin kabul edildiği
açıklanarak maddelerin görüşülmesine geçilmesi ve
sonuçta bu Yasa önerisi kabul edilerekyenidenCumhurbaşkanı’nagönderilmesi,biçimselyöndenYasa’yı “yokluk’la sakatlamaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 5678
sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun”un “yokluğuna” hükmedilmesi gerekmektedir.
2- 5678 sayılı Anayasa değişikliğine
ilişkin Yasa’nın iptal isteminin gerekçeleri açıklanmadan, öncelikli sorun
olarak, halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa
değişikliğine ilişkin bu Yasa’nın Anayasa Mahkemesi’nce denetime bağlı
tutulup tutulamayacağının incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 175. maddesinin üçüncü
fıkrasında, Cumhurbaşkanı’nın Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları,
bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderebileceği;
Meclis’in, geri gönderilen yasayı, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile
aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı’nın bu yasayı halkoyuna sunabileceği
belirtilmiştir.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasında,
halkoyuna sunulan Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın Resmi Gazete’de
yayımlanacağı; altıncı fıkrasında da, halkoyuna sunulan Anayasa
değişikliklerine ilişkin yasaların yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında
kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olmasının gerektiği
vurgulanmıştır.
23.05.1987 günlü, 3376 sayılı Anayasa
Değişikliğinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Yasa’nın 2. maddesinde de,
“Anayasa değişikliğinin halkoylaması, ilgili Anayasa değişikliği kanununun
Resmi Gazete’de yayımını takip eden yüzyirminci
günden sonraki ilk pazar günü yapılır.” denilerek, Anayasa değişikliğine
ilişkin yasanın yayımlanarak halkoyuna sunulacağı kurala bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi, Anayasa’nın 175.
maddesi ile 3376 sayılı halkoylamasına ilişkin Yasa’nın yukarıda açıklanan
kurallarında, halkoylamasına sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanan
metin “yasa” olarak nitelendirilmekte; yasanın yalnızca “yürürlüğe
girmesi”, halkoyunda çoğunlukla kabul edilmesi koşuluna bağlanmaktadır.
Halkoyuna sunulan yasa,
halkoylamasından sonra yeniden yayımlanmayacak, yalnızca değişikliğin kabul
edildiğinin Yüksek Seçim Kurulu’nca ilanı üzerine kendiliğinden yürürlüğe
girecektir.
Başka bir anlatımla, yayımlanan metin
hukuksal yönden yasa niteliği kazanacak, ancak, yürürlüğe girmesi
halkoylamasında kabul edilmesi koşuluna bağlı olacaktır.
Anayasa’nın 148. maddesinde, Anayasa
Mahkemesi’nin “yasaların” Anayasa’ya biçim ve esas yönlerinden uygunluğunu
denetleyeceği; Anayasa değişikliklerinin ise yalnızca biçimsel yönden
incelenip denetleneceği; yasaların biçim yönünden denetlenmesinin, son
oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı, Anayasa
değişikliklerinde ise, öneri ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle
görüşülemeyeceği koşuluna uyulup uyulmadığı ile sınırlı olarak yapılacağı
kurala bağlanmıştır.
Yine, Anayasa’nın 148. maddesinde,
yasaların yayımlandığı günden başlayarak on gün geçtikten
sonra, biçim bozukluklarına dayalı iptal davası açılamayacağı
belirtilmiştir.
Anayasa’nın 150. maddesinde de,
Cumhurbaşkanı’na, yasaların ya da madde ve
kurallarının biçim ve esas yönlerinden Anayasa’ya aykırılığı savıyla
Anayasa Mahkemesi’nde doğrudan doğruya dava açma hakkı verilmiştir.
Anayasa’nın yukarıda açıklanan 148 ve
150. maddelerinde, dava açılabilmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin denetimi için
“yürürlüğe girme” koşulu aranmamış; “yasaların Resmi Gazete’de
yayımlanması” yeterli görülmüştür.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin, 399
sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri personel rejiminin düzenlenmesine ilişkin
Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili 04.04.1991 günlü, E.1990/12, K.1991/7
sayılı kararında,
“Maddenin (b) ve (c) bendlerinde personelin, para ve para yerine geçen evrak
ve senetler ile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve
defterler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı Türk Ceza Yasası’na göre
cezalandırılacakları, ayrıca görevlerinden ayrılmış olsalar bile görevleri
sırasında edindikleri gizli bilgileri yetkili amirin izni olmadan
açıklayamayacakları, aksi takdirde bunlar hakkında Türk Ceza Yasası’nın
229. maddesi hükümlerinin uygulanacağı yer almaktadır.
KHK’nin 60. maddesinde ceza ile ilgili
düzenlemelerin yürürlüğü yasalaşma koşuluna bağlanmıştır. Bu nedenle
öncelikle Anayasa’ya aykırılık bakımından inceleme yeteneğinin bulunup
bulunmadığının saptanması gerekir.
Yukarıda ilgili bölümlerinde de
belirtildiği üzere Anayasa’nın 148. maddesinde KHK’lerin
şekil ve esas bakımından Anayasa’ya uygunluğunun denetleneceği hükme
bağlanmıştır. Bu hükme göre KHK’nin tüm
maddeleri, yürürlükte olsun olmasın Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlı
tutulmalıdır. Çünkü, 148. maddede yürürlük koşulu bulunmamaktadır.
KHK’nin bir maddesinin yürürlüğünün belli bir
tarihe bırakılması ile yasalaşma koşuluna bağlanması arasında anayasal
denetim açısından ayrım yoktur. Yürürlüğü yasalaşma koşuluna bağlanan madde
anayasal denetime bağlı tutulmayacaksa, belli bir tarihte yürürlüğe girmesi
öngörülen maddenin de Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması gerekir.
Oysa belli bir tarihte yürürlüğe girecek maddenin anayasal denetiminin
yapılması zorunludur. Çünkü, aksi halde bu maddeler soyut norm denetiminden
kaçırılmış olur. Bu durumda yürürlüğü yasalaşma tarihine bırakılan maddenin
Anayasa’ya uygunluğunun da incelenmesi kaçınılmazdır.”
denilerek, Anayasa’nın 148. maddesinde
yürürlük koşulunun bulunmadığı, bu nedenle yasa ya
da maddelerinin, yürürlükte olsun olmasın Anayasa’ya uygunluk denetimine
bağlı tutulması gerektiği kabul edilmiştir.
Ayrıca, Anayasa değişikliğine ilişkin
yasa ya da maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce
iptal edilmesi durumunda, bu yasa ya da maddeler halkoyuna
sunulmayacağından, yapılan Anayasa’ya uygunluk denetimi sonuçsuz da
kalmayacaktır.
Öte yandan, Anayasa’nın 148. maddesinin
ikinci fıkrasının son tümcesinde,
“Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren
on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal
davası açılamaz...”
kuralına yer verilerek, biçim
bozukluğuna ilişkin iptal davası açma hakkı, yasanın “yayımından”
başlayarak on günlük süre ile sınırlandırılmıştır.
Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliğine
ilişkin yasaların halkoylaması sonuçlanmadan Anayasa’ya uygunluk denetimine
bağlı tutulamayacağı savı, on günlük sınırlama nedeniyle, bu tür yasaların
hiçbir zaman denetime bağlı tutulamayacağı anlamına gelmektedir ki, bunu,
Anayasa’nın 148. maddesiyle bağdaştırmaya olanak yoktur.
Bu nedenlerle, halkoyuna sunulmak üzere
16.06.2007 günlü, 26554 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31.05.2007 günlü,
5678 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması gerektiği
sonucuna ulaşılmaktadır.
3- Bu bölümde, 5678 sayılı Anayasa
değişikliğine ilişkin Yasa’nın “yokluğunun” saptanması isteminin kabul
edilmemesi olasılığına karşılık, Yasa’nın biçimsel yönden Anayasa’ya
aykırılık gerekçelerine yer verilmiştir. Bu gerekçeler gözönünde
bulundurularak aşağıdaki sonuçlara varılmaktadır.
a- Cumhurbaşkanınca yeniden görüşülmek
üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilen Anayasa değişikliğine
ilişkin yasaların yeniden kabulünde üye tamsayısının en az üçte ikisinin oy
çoğunluğunun gerekli olduğu ve bu çoğunluğun her tür oylamada aranacağı
yukarıda (1) sayılı bölümde açıklanmış ve gerekçelerine yer verilmiştir.
aa- 5660 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilmesi üzerine, Genel Kurul’da
gerçekleştirilen yeniden kabule ilişkin birinci tur görüşmelerin
başında maddelere geçilmesinin 366 oyla kabul
edilmiş sayılması, Yasa’nın tümü yönünden Anayasa’nın her tur oylamada en
az üçte iki oy çokluğu arayan 175. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
bb- 5660 sayılı Anayasa değişikliğine
ilişkin Yasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderilmesi üzerine
Genel Kurul’da gerçekleştirilen birinci tur görüşmelerde 2., 3., 7.,
geçici18. ve geçici19. maddeleri ile yürürlük maddesine,
sırasıyla 361, 363, 366, 366 ve 363 oy verildiği açıklanmıştır.
Bu oy sayıları, Cumhurbaşkanınca geri
gönderilen Anayasa değişikliklerinin yeniden kabulü için gerekli üye
tamsayısının üçte iki çoğunluğundan az olduğu için ilgili maddelerin
reddedilmiş sayılması ve ikinci tur görüşmelerde oylanmaması gerekirken,
oylanarak kabul edilmesi, biçimsel yönden Anayasa’nın her tür oylamada
nitelikli çoğunluk arayan 175. maddesiyle bağdaşmamaktadır.
cc- Cumhurbaşkanınca Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ne geri gönderilen 5660 sayılı Anayasa değişikliğine ilişkin
Yasa’nın ikinci tur görüşmelerinde, 1. maddenin 366 oyla kabul edildiği
açıklanmış ve ikinci tur sonunda 1. madde de dahil Yasa’nın tümü
oylanmıştır.
Oysa, 1. madde, Cumhurbaşkanı’nın
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderdiği yasanın yeniden kabulü için
gerekli üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu olan 367’nin altında oy
aldığından, reddedilmiş olmaktadır.
İkinci turun sonunda, Anayasa
değişikliğine ilişkin yasanın tümü, kabul edilmeyen maddenin dışarıda
bırakıldığı belirtilmeden oya sunulmuş ve tümünün kabul edildiği
açıklanmıştır. Yasa’nın reddedilmiş maddesiyle birlikte tümünün oylanması
sonucu ortaya çıkan istencin geçerli olamayacağı açıktır.
Bir yasanın tümünün kabul edilmesi,
reddedilmiş maddenin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmayacak, başka
bir deyişle ona hukuksal geçerlik kazandırmayacaktır.
Tersi durumda, Anayasa Mahkemesi’nin
1970/31 ve 1975/87 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, Anayasa’da
öngörülen çoğunluğun her tür oylamada aranması gerektiğine ilişkin yargının
bir anlamı kalmayacaktır. Oysa, yine aynı kararlarda belirtildiği gibi,
oylamalar ancak “birlikte anlam ve değer” kazanmaktadır.
Ayrıca, yöntemince kabul edilmeyen bir
madde ya da maddelerin metinden çıkarılmayarak
Yasa’nın tümünün oylanması, “yasanın tümü” üzerinde Anayasa’da öngörüldüğü
biçimde oylama yapılmadığını göstermektedir. Çünkü, yöntemince kabul
edilmeyen madde ya da maddeler metinden
çıkarılmayarak, “yasanın tümü” kavramı içeriği belirsiz duruma
getirilmektedir.
Bu durum, madde ya
da maddelerin kabulü ya da reddi için oy veren
milletvekillerinin, yasanın tümü oylanırken sağlıklı bir değerlendirme
yapmasını olanaksız kılmaktadır.
Birinci turda üçte iki çoğunluğun
altında oy alan ve reddedilmiş sayılan maddelerin ikinci turda yeniden
oylanması; ikinci turun sonunda hem bu maddelerin, hem de ikinci turda yine
üye tamsayısının üçte ikisinin altında oy alıp reddedilmiş sayılan 1.
maddenin yasa önerisinin tümünün oylanmasına katılması, biçimsel yönden
Anayasa’nın 175. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin
yukarıda açıklanan kararlarına karşın, yöntemince kabul edilmeyerek
reddedilmiş madde ya da maddelerin, yasanın
tümünün oylanmasına katılıp dolaylı olarak kabul edilmiş sayılmasına olanak
tanınması, Anayasa’nın 153. maddesine de aykırı düşmektedir.
b- Anayasa’nın 175. maddesinin altıncı
fıkrasında, halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların
yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların
yarısından çoğunun kabul oyu olmasının gerektiği belirtilmiştir.
Bu kural uyarınca, halkoyuna sunulan
yasa ya da maddelerinin yürürlüğe girebilmesi
için halkoyunun çoğunluğunca kabul edilmesi gerekmektedir.
Oysa, 5678 sayılı Yasa’nın 6. maddesiyle
Anayasa’ya eklenen geçici 19. maddenin birinci fıkrasında,
“Onbirinci
Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu Kanunun Resmi Gazetede
yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur
oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci pazar günü yapılır.”,
denilerek, Yasa’nın yayımlanmasıyla
Cumhurbaşkanı seçim sürecinin başlatılması öngörülmektedir.
Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe
girmesi halkoyuna sunulup sunulmamasına göre farklılık gösterdiğinden,
geçici 19. maddede seçim sürecinin Yasa’nın yayımına bağlanması, biçim
yönünden Anayasa’nın 175. maddesiyle bağdaşmamaktadır. Çünkü, maddenin ya da Yasa’nın halkoylamasına götürülmesi durumunda
yürürlükte olmayan bir yasa kuralına dayanılarak Cumhurbaşkanı seçiminin
yapılması olanaklı kılınmaktadır.
Halkoyuna götürülen yasa ya da maddelerinin yayımlanması, onların yürürlüğe
girmeleri için yeterli olmayıp, yalnızca halkın bilgilendirilmesi amacı ve
anlamı taşımaktadır.
Bu nedenle, 5678 sayılı Anayasa
değişikliğine ilişkin Yasa’nın 6. maddesiyle Anayasa’ya eklenen geçici 19.
maddenin birinci fıkrasındaki düzenleme, biçimsel yönden Anayasa’nın 175.
maddesine aykırı düşmektedir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
halkoyuna sunulmak üzere 16.06.2007 günlü, 26554 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 31.05.2007 günlü, 5678 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un,
1-“Yok hükmünde” olduğunun saptanmasına,
2- Olmadığı takdirde Yasa’nın tümünün
biçimsel yönden Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptaline,
karar verilmesini arzederim.”
İptal istemini içeren, TBMM Üyeleri Deniz BAYKAL, Kemal ANADOL ve 138
milletvekili tarafından verilen 19.6.2007 günlü dava dilekçesinin gerekçe
bölümü şöyledir:
“Anayasanın
değiştirilmesinde uygulanacak ilke ve yöntemler Anayasanın 175 inci
maddesinde gösterilmiştir.
Anayasanın 175 inci
maddesinin birinci fıkrasında genel olarak Anayasa değişikliğinin teklifi
ve kabulü için aranacak yeter sayılar, iki defa görüşme ve gizli oy
ilkeleri düzenlenmiştir.
175 inci maddenin
ikinci fıkrasında, Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin
görüşülmesi ve kabulünde, 175 inci maddede belirtilen kayıtlar dışında,
kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki esasların uygulanması
öngörülmüştür.
175 inci maddenin üçüncü
fıkrasında Cumhurbaşkanının Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir
daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderme yetkisi, TBMM’nin geri
gönderilen kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul
imkanı ve TBMM’nin geri gönderilen Kanunu üçte iki çoğunlukla aynen kabulü
halinde Cumhurbaşkanının bunu halkoyuna sunabilme seçeneği düzenlenmiştir.
175 inci maddenin
dördüncü fıkrasında üye tamsayısının beşte üçü veya üçte ikisinden az oyla TBMM
tarafından kabul edilip Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye
iade edilmeyen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanunun, halkoyuna sunulmak
üzere Resmi Gazete’de yayımlanacağı ifade edilmiştir.
175 inci maddenin
beşinci fıkrasında ise, TBMM’nin doğrudan üye tamsayısının üçte iki
çoğunluğu ile kabul ettiği Anayasa değişikliğine ilişkin kanunlar ile,
Cumhurbaşkanının iadesi halinde TBMM tarafından üye tamsayısının üçte iki
çoğunluğu ile aynen kabul ettiği kanunlar için uygulanacak sürece ilişkin
ilkeler gösterilmiştir.
Bu hükümlere
bakıldığında, Anayasanın 175 inci maddesinin, Anayasa değişikliği
tekliflerinin kabulü ve onaylanması bakımından kademeli bir usul öngördüğü
anlaşılmaktadır. Bu kademeli usul, Anayasa değişikliği tekliflerinin kabulü
için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üçü ya da üçte ikisi biçiminde iki farklı karar
yetersayısının ve bunlara bağlı zorunlu ya da
ihtiyari halkoylamasının öngörülmüş olmasının sonucu olarak doğmuştur. İki
defa görüşülme (bir başka deyişle ivedilikle görüşme yasağı) ve gizli oy
ilkeleri, söz konusu usulün her aşamasında geçerli olan ilkelerdir.
Bu kademeli usulün
ilk aşamasında, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü için TBMM üye
tamsayısının en az beşte üç çoğunluğunun oyu gerekmektedir.
Bununla birlikte,
söz konusu Anayasa değişikliği teklifinin birinci aşamada üye tamsayısının
beşte üçünden hatta üçte ikisinden fazla bir çoğunlukla kabul edilmesi de
olanaklıdır.
Anayasanın 175 inci maddesinin dördüncü fıkrasına
göre, “Meclisçe üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla
kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından
Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de
yayımlanır.” Bir başka deyişle, Anayasa değişikliğine ilişkin Kanunun
TBMM’de beşte üçle üçte iki arasında bir çoğunlukla kabul edilmiş olması
durumunda, Cumhurbaşkanının önünde iki seçenek vardır: Söz konusu Anayasa
değişikliğine ilişkin Kanunu, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri
göndermek ya da halkoylamasına sunmak. Bu durum
ve aşamada, gidilecek halkoylaması, “mecburi halkoylaması”
niteliğini taşımaktadır.
Bu ilk aşamada, Anayasa değişikliğine ilişkin bir
Kanunun Meclis üye tamsayısının üçte ikisiyle ya
da daha fazla bir çoğunlukla kabul edilmiş olması durumunda ise,
Cumhurbaşkanının önünde bulunan seçenek sayısı üçe çıkmaktadır: Söz konusu
Anayasa değişikliğine ilişkin Kanunu Resmi Gazete’de yayımlamak, bir daha
görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek ya da
halkoylamasına sunmak. Bu durumda yapılacak halkoylaması, isteğe bağlı –
ihtiyari bir niteliktedir.
Anayasanın 175 inci maddesinin Anayasa
değişikliklerine ilişkin olarak öngördüğü kademeli usulün ikinci aşaması
ise, Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun, bir daha görüşülmek üzere
Cumhurbaşkanınca TBMM’ye geri gönderilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu
durumda, Anayasa değişikliği sürecinin devam edebilmesi için, TBMM’nin söz
konusu Anayasa değişikliğine ilişkin kanunu üye tamsayısının üçte iki
çoğunluğu ile kabul etmesi gerekmektedir. Bu, Anayasanın “Cumhurbaşkanı
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen
Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse
Cumhurbaşkanı bu kanunu halkoyuna sunabilir.” şeklindeki 175 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü bir zorunluluktur. Kaldı ki,
“Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının
üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun
veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna
sunulabilir. Halkoylamasına sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun
veya ilgili maddeler Resmi Gazete’de yayımlanır.” düzenlemesini getiren
Anayasanın 175 inci maddesinin beşinci fıkrasının amir hükmü de, aynı
zorunluluğu tekrarlamaktadır.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı gibi, Anayasa
koyucu tarafından, Anayasa değişikliğinin kabulü bakımından, bu kademeli
usulün ilk aşamasında TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu, kabul
(karar) yetersayısı olarak yeterli görülmüşken; Cumhurbaşkanınca bir daha
incelenmek üzere geri gönderme durumunun söz konusu olduğu ikinci aşamada,
aynen kabul için karar yetersayısının üye tamsayısının üçte ikisi olduğu
açıkça hükme bağlanmıştır.
Anayasa değişikliklerinin teklif, görüşme ve
kabulüne ilişkin esaslar, Anayasanın 175 inci maddesinin yanısıra, TBMM İçtüzüğünün 93 üncü ve 94 üncü
maddelerinde de düzenlenmiştir. Bunlardan “Anayasa değişiklik tekliflerinin
kabulü” başlıklı 94 üncü madde de, “Anayasa değişiklik tekliflerinin
birinci ve ikinci görüşmelerinde maddelerin kabulü ile ikinci görüşmenin
sonunda tümünün kabulü üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyu ile
mümkündür” kuralı konulmuştur.
Bu düzenlemede göze çarpan ilk özellik, Anayasa
değişiklikleri için gerekli olan kabul yetersayısının hem değişiklik
teklifinin tümü, hem de her bir madde için ayrı ayrı
aranmasıdır. Burada dikkati çeken bir diğer husus ise, İçtüzüğün, Anayasa
değişiklikleri için gerekli kabul (karar) yetersayısını yalnızca yukarıda
değinilen kademeli usulün ilk aşaması bakımından düzenlemiş, ikinci
aşamadaki, yani Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmesi üzerine bir daha
görüşülmesi sırasındaki aynen kabul (karar) yetersayısı konusunda sessiz
kalmış olmasıdır.
Ancak, ikinci aşamadaki aynen kabul için gerekli
karar yetersayısı, yukarıda açıkladığımız, Anayasanın 175 inci maddesinin
üçüncü ve beşinci fıkralarının amir hükümleri uyarınca, TBMM üye
tamsayısının üçte ikisi olmak zorundadır. Buna göre, bir daha görüşülmek
üzere Cumhurbaşkanınca geri gönderilen Anayasa değişikliklerinin TBMM’de
görüşülmesi sürecinde, maddelerinin ve tümünün aynen kabulü için İçtüzüğün
94 üncü maddesinde, beşte üç olarak belirtilmiş olan yetersayı, Anayasanın
175 inci maddesinin amir hükmü gereği üçte iki olarak uygulanmalıdır.
Anayasa değişikliklerinde teklifin tümü için olduğu
gibi maddelerin kabulünde de aynı nitelikli kabul (karar) yetersayısının
aranacağı hususu, TBMM İçtüzüğünün yanısıra,
Anayasa Mahkemesinin E.1970/1, K.1970/31 sayılı kararında da açıklığa kavuşturulmuştur.
Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında aynen şu değerlendirmeleri
yapmıştır:
“Bir kanun teklifinin, tüm maddeleriyle birlikte
bir bütün teşkil ettiğinde kuşku yoktur. Anayasanın, bir kanunun kabulü
için, 86 ncı maddedeki genel kuraldan ayrılarak
özel bir yetersayı öngörmesi hallerinde kanunun maddeleri arasında bir
ayırım yaparak bir kısmı hakkında genel nitelikteki yetersayısının, diğer
bir kısmı hakkında da özel nitelikteki yetersayısının uygulanması nasıl söz
konusu olamazsa, kanunun tümünün görüşülmesi ve kabulü ile maddelerin
görüşülmesi ve kabulünde değişik yetersayıların aranması da düşünülemez.
Bu maddede geçen (teklifin kabulü) deyiminin, kanun
teklifinin, maddeler de dahil olmak üzere bütününü kapsadığında şüphe
yoktur. Zira yukarıda da açıklandığı gibi, bir teklifin maddeleri kabul
edilmedikçe, tümünün kabul edilmiş olmasının bir mana ve değeri
bulunmayacağı ve teklifin kanunlaşmasının mümkün olamayacağı gibi, tümü
oylanıp kabul edilmedikçe, sadece maddelerin oylanıp kabul edilmiş olmasının
da bir mana ve değeri bulunmaz ve böyle bir işleme tabi tutulan teklif de
kanun niteliği kazanamaz.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere bir kanun
teklifinin kabulü için Anayasada özel bir yetersayının öngörülmesi
hallerinde, teklifin kabulü işlemini oluşturan ve sonunda kanun niteliğini
kazanmada vazgeçilmez bir unsur olan her oylamada söz konusu özel
yetersayısının aranmasının zorunlu olduğu üzerinde en küçük bir kuşkuya
bile düşmek mümkün değildir. “(Aynı yöndeki değerlendirme için Bkz. Anayasa Mahkemesinin E.1973/19, K.1975/87, K.T.
15.04.1975 sayılı kararı)”
Anayasanın 175 inci maddesinin üçüncü ve beşinci
fıkraları, TBMM İçtüzüğünün 94 üncü maddesi ve yukarıda anılan Anayasa
Mahkemesi kararları doğrultusunda, Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların
Cumhurbaşkanınca, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderildiği
durumlarda, bu kanunların tümünün yanında, maddelerinin de tek tek Meclisin üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile
aynen kabul edilmesinin, Anayasayı değiştirme sürecinin devam edebilmesi
için bir zorunluluk olduğu açıktır. Bu zorunluluk, üçte iki çoğunlukla
kabul edilmeyen maddelerin reddedilmiş sayılarak, kanun metninden
çıkarılmasını gerektirir.
Kabul (karar) yeter sayıları konusunda belirtilen
bu hususun, öğretide bazı yazarlarca Anayasayı değiştiren kanunun tümüyle
kabulü ile maddelerinin kabulü bakımından bir ayrım yapılmamak suretiyle
örtülü olarak (Özbudun, Ergun,
Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yay., 7. Baskı, Ankara, 2002, s. 154; Tanör, Bülent/Yüzbaşıoğlu, Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, Beta
Yay., 8. Bası, İstanbul, 2006, s.273; Gönenç, Levent, Anayasa
Değişikliklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisine Geri Gönderilmesi ve
Halkoyuna Sunulması, Yaşayan Anayasa, s. 1-2); bazı yazarlarca da bu ayrım
yapılarak açıkça kabul gördüğünü ifade etmek gerekir (Teziç,
Erdoğan, Türk Parlamento Hukukunun Kaynakları ve İlgili Anayasa Mahkemesi
Kararları, İÜHF Yay., İstanbul, 1980, s. 173-175; Teziç,
Erdoğan, “Cumhurbaşkanının Geri Gönderme Yetkisi”, Anayasa Yargısı, S. 3,
Ankara, 1987, s. 83-105; Onar, Erdal, 1982 Anayasasında Anayasayı
Değiştirme Sorunu, Ankara, 1993, s. 90 vd.)
Bu esaslar doğrultusunda, Cumhurbaşkanının iadesi
üzerine TBMM’de tekrar görüşülen Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların,
üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmeyen maddelerinin de,
yukarıda belirtildiği gibi kanun metninden düşürülmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi de, 15.04.1975 günlü, E.1973/19,
K.1975/87 sayılı kararında, bu hususu şöyle ifade etmiştir:
“… kimi oylamaların bitirici ve kesin olmasına
karşın, maddelerin birinci görüşmeleri sonucunda yapılan oylama böyle bir
sonuç ortaya koymaz. Yani bu oylama sonucunda madde kesin olarak kabul veya
reddedilmiş olmaz. Çünkü o madde ister kabul edilmiş, ister kabul edilmemiş
olsun, mutlaka ikinci oylamadan geçecek ve bu
oylamada belirecek haliyle tasarı veya teklifin tümü açık oya sunulacaktır.
Başka bir deyimle ikinci oylama, birinciye nazaran bitirici bir sonuç
ortaya koyar. Yani birinci ve ikinci görüşmede kabul edilmeyen yahut
birinci görüşmede kabul edildiği halde, ikinci görüşmede kabul edilmeyen
madde teklif metninden kesin olarak düşecek ve teklifin tümü bu haliyle
açık oylamaya sunulacaktır…” (Bkz. AMKD, Sayı 13,
s. 460 – 462)
Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen “Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” un
31.05.2007 tarihindeki ikinci görüşmesinde ise, Anayasanın 77 nci maddesinde değişiklik yapan birinci maddesi için
366 kabul oyu kullanılmış olup; bu durum karşısında yukarıda açıkladığımız,
Anayasanın 175 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları ile
belirttiğimiz Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, söz konusu
maddenin reddedilmiş sayılması ve Kanun metninden çıkarılması
gerekmektedir. Buna karşın, oturumu yöneten TBMM Başkanı, açılan usul
tartışmasında, Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek üzere geri
gönderilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların aynen kabul
edilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun kabul oyunun
gerekmediğini; kabul için gerekli karar yetersayısının her durum için
Anayasanın 175 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üye
tamsayısının beşte üçü olduğunu ifade ederek, 366 kabul oyu verilmiş
bulunan 1 inci maddenin kabul edilmiş olduğunu açıklamıştır.
Bu uygulamanın, Anayasanın 175 inci maddesinin
üçüncü fıkrasına, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararlarına ve
dolayısı ile Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesinin ifade edildiği
Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı düştüğü açıktır.
Bu uygulama ile, söz konusu 1 inci maddenin,
Anayasanın 175 inci maddesinin aynen kabul için öngördüğü üçte ikilik
oylama çoğunluğu koşuluna uyulmadan kabul edilmiş olması, 1 inci maddeyi
şekil bakımından Anayasaya açıkça aykırı bir görünüme sokmaktadır. Böyle
bir şekil aykırılığının ise Anayasa Mahkemesinin denetim alanı içinde
olduğundan kuşku yoktur.
Anayasanın 148 inci maddesinde, Anayasa
Mahkemesinin kanunların şekil bakımından Anayasaya uygunluk denetimi “son
oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı” ile
sınırlandırılırken, Anayasa değişikliklerinde “teklif ve oylama
çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı”
hususları ile sınırlandırılmak suretiyle, Anayasa değişikliklerinin şekil
denetimi kanunlardan daha kapsamlı tutulmuştur. Bu noktada, kanunların
şekil denetiminin sadece son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp
yapılmadığı ile sınırlandırılmışken, Anayasa değişikliklerinde “oylama
çoğunluğuna uyulup uyulmadığı” ile sınırlandırılmış olmasının bir başka
ayırt edici ve dikkat çekici özellik olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Bu açıdan Anayasakoyucu,
Anayasa değişikliklerinde, Genel Kurulda yapılan görüşmelerde, Anayasanın
175 inci maddesinde öngörülen çoğunluklara maddelerin oylanmasında da
uyulup uyulmadığını Anayasaya uygunluk denetimi kapsamı içinde tutmuş
olmaktadır. Ayrıca Anayasanın 175 inci maddesi ve Anayasa Mahkemesinin
yukarıda belirtilen E.1973/19, K.1975/87, K.T. 15.04.1975 sayılı kararı doğrultusunda,
Anayasa değişikliklerinde son oylamadan anlaşılması gerekenin, ikinci
görüşme sonunda hem maddelerle ilgili ayrı ayrı,
hem de maddelerin tümü için yapılan oylamalar olduğunda kuşku yoktur.
Diğer yandan bir kanun teklifinin kabulü için
Anayasada özel bir yetersayının öngörülmesi hallerinde, teklifin kabulü
işlemini oluşturan ve sonunda kanun niteliğini kazanmada vazgeçilmez bir
unsur olan her oylamada söz konusu özel yetersayının aranacağı da yine
Anayasa Mahkemesinin, E.1973/19, K.1975/87, K.T. 15.04.1975 sayılı
kararında açıkça ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda öncelikle, Anayasanın
175 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, Cumhurbaşkanı tarafından bir daha
görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderilen kanunların TBMM’ce aynen kabulü
için öngörülen üçte iki çoğunluğun, kanunun hem her maddesinin hem de
tümünün aynen kabulü için yapılacak oylamalarda aranacağını yinelemek; ve
366 oyla aynen kabul edilmiş olmanın ise, 5678 sayılı Kanunun 1 inci
maddesini, “Anayasanın öngördüğü oylama çoğunluğuna uyulmadan kabul
edilmiş” bir madde konumuna soktuğunu ve Anayasanın 148 inci maddesi
bağlamında Anayasa Mahkemesinin denetim alanına giren bir şekil bozukluğu
ile malul hale getirdiğini söylemek gerekmektedir.
Anayasanın 175 inci maddesinin üçüncü fıkrasında
öngörülen oylama çoğunluğuna uyulmadan kabul edildiği için, yukarıda
açıklanan nedenlerle şekil bakımından Anayasanın 175 inci ve 148 inci
maddelerine aykırı olan 1 inci maddenin iptal edilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan 5678 sayılı Kanunun, 5660 sayılı Kanun
olarak Cumhurbaşkanının iadesi üzerine 31.05.2007 tarihinde TBMM’de yapılan
ikinci görüşmesinde, Anayasanın öngördüğü karar yetersayısına ulaşan bir
oyla, yani üçte iki çoğunlukla kabul edilmemiş olduğu için reddedilmiş
sayılması ve bu nedenle Kanun metninden çıkarılması gereken söz konusu 1
inci maddesi, Kanun metninden çıkarılmayarak Kanunun tümü üzerindeki son
oylamaya da katılmış; Kanunun tümü hakkındaki oylamada Anayasanın öngördüğü
kabul yetersayısına ulaşılmış; Kanunun tümünün kabul edildiği TBMM
Başkanınca açıklanmıştır.
Halbuki: “Bir kanun teklifinin, tüm maddeleriyle
bir bütün teşkil ettiğinde kuşku yoktur… Bu maddede geçen (teklifin kabulü)
deyiminin, kanun teklifinin, maddeler de dahil olmak üzere bütününü
kapsadığında şüphe yoktur. Zira yukarıda da açıklandığı gibi, bir
teklifin maddeleri kabul edilmedikçe, tümünün kabul edilmiş olmasının bir
mana ve değeri bulunamayacağı ve teklifin kanunlaşması mümkün
olamayacağı gibi, tümü oylanıp kabul edilmedikçe, sadece maddelerin oylanıp
kabul edilmiş olmasının da bir mana ve değeri bulunmaz ve böyle bir işleme
tabi tutulan teklif de kanun niteliğini taşımaz. (Bkz.
Anayasa Mahkemesinin E.1970/1, K.1970/31 sayılı kararı)
Diğer yandan maddeleri usulüne uygun olarak kabul
edilmemiş olan bir kanunun tümünün sonradan usulünce kabul edilmiş olması,
o kanunun usulünce kabul edilmemiş maddelerden oluşması nedeniyle bir anlam
taşımaz... Bu aykırı işlemleri İçtüzüğe ve Anayasaya uygun bir biçime
dönüştürmeye olanak vermez. (Bkz. Anayasa
Mahkemesinin E.1975/45, K.1975/198, K.T. 14.10.1975 sayılı kararı)
Bu kararlardan da anlaşılacağı gibi, bir kanun
teklifi, tüm maddeleri ile birlikte bir bütün oluşturmaktadır; teklifin
maddelerinin ayrı ayrı kabulü ile tümüyle kabulü
arasında, “birlikte mana ve değer kazandıkları” doğrultusunda olmazsa olmaz
bir hukuki bağ bulunmaktadır.
Bu nedenle bir kanunun bir maddesinin usulüne uygun
olarak kabul edilmemesinden doğan Anayasaya aykırı durum, kanunun tümünün
oylanmasında varılan kararın da Anayasaya aykırı düşmesine ve geçerlilik
kazanamamasına yol açmaktadır.
Bu durumda, Anayasanın öngördüğü üçte ikilik
yetersayı ile kabul edilmediğinden reddedilmiş dolayısıyla düşmüş sayılan,
bu nedenle söz konusu Kanun metninden çıkarılması gereken 1 inci maddenin,
Kanunun tümü için yapılan oylamaya katılması nedeniyle, maddelerin tümü
üzerinde yapılan oylama da doğal olarak Anayasaya aykırı bir görünüm
almaktadır. Çünkü, her ne kadar Kanunun tümü için yapılan oylamada
Anayasanın öngördüğü üçte iki yetersayıya ulaşılmışsa da, maddelerin ayrı ayrı kabulüyle tümüyle kabulü arasındaki, Anayasa
Mahkemesinin yukarıda yer verdiğimiz kararında da vurgulanan “birlikte mana
ve değer kazandıkları” doğrultusundaki olmazsa olmaz hukuki bağ nedeniyle,
üzerindeki kabul oyları Anayasanın öngördüğü üçte iki yetersayıya
ulaşmadığı için reddedilen 1 inci maddeyi de içermesi bakımından, Kanunun
tümü için yapılan oylama da, aynen 1 inci madde için söz konusu olan
gerekçelerle, Anayasanın 175 inci maddesine, yukarıda belirtilen Anayasa
Mahkemesi kararlarına ve dolayısı ile Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı
bir hale girmektedir.
Esasen, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü geçen
kararında da belirtildiği gibi, (Bkz. E.1970/1,
K.1970/31) nitelik olarak ve hukuk tekniği bakımından, burada Anayasanın
öngördüğü, TBMM’ce “üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul
edilmiş” Anayasa değişikliği hakkında bir kanunun oluştuğu da söylenemez.
Şöyle ki; Anayasanın 148 inci maddesi, yukarıda da
belirtildiği gibi, Anayasa değişikliği yapan kanunların şekil bakımından
Anayasaya uygunluğunun denetiminde, Anayasa Mahkemesinin yetki ve
görevlerini sınırlı tutmuş; ancak bu denetimin kapsamına oylama çoğunluğuna
uyulup uyulmadığını almak suretiyle; söz konusu türden kanunların şekil
bakımından Anayasaya uygunluğunu sağlamaya yönelik temel hususlardan
birisinin oylama çoğunluğuna uyulması olduğu hususuna dikkat çekmiştir.
Anayasanın 175 inci maddesi ise, Cumhurbaşkanı
tarafından bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderilen Anayasa
değişikliğine ilişkin kanunların TBMM’ce aynen kabulünde uyulması gereken
oylama çoğunluğunu, üçüncü fıkrasında tanımlamıştır.
Anayasanın 148 inci ve 175 inci maddeleri birlikte
düşünüldüğünde; 175 inci maddenin üçüncü fıkrasında tanımlanan oylama
çoğunluğunun, kanunun tümü üzerindeki oylamada yerine getirilebilmesi için,
önce kanunun tümünün oylamaya sunulması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Olayda ise, Anayasanın öngördüğü çoğunlukla kabul
edilmemiş olan, bu nedenle reddedilmiş sayılan ve 5678 (5660) sayılı Kanun
metninden çıkarılması gereken 1 inci maddenin, Kanunun tümü üzerindeki
oylamaya taşınması, “kanunun tümü” üzerinde Anayasanın ve yukarıda
belirtilen Anayasa Mahkemesi kararlarının öngördüğü biçimde bir oylama
yapılmadığını göstermektedir.
Çünkü içinde reddedilmiş bir maddenin kabul edilmiş
gibi yer aldığı bir kanun (veya teklif) metni ile, yer almadığı bir kanun
veya teklif metni bir ve aynı şeyler değildir. Bu metinler üzerinde kanunun
(veya teklifin) tümüne ilişkin oylamalarda, TBMM üyelerinin farklı
değerlendirmeler yapabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Kendisi için sadece
reddedilen madde anlam ifade eden, bu nedenle reddedilen madde için kanunun
(veya kanun teklifinin) tümünü kabul etmeye hazır bir milletvekili, bu
maddenin kanun (veya teklif) metninden çıkarılması halinde, kanunun (veya
teklifin) tümü için red oyu kullanabilecekken,
maddenin kanun (veya teklif) metninde kaldığını görünce kanunun (veya
teklifin) tümü üzerindeki oylamada kabul oyu kullanmakta duraksamayacaktır.
Kanunun (veya teklifin) reddedilen maddesine karşı
olan fakat diğer maddelerini destekleyen bir milletvekili ise, reddedilen
maddenin Kanun (veya teklif) metninden çıkarılması halinde Kanunun (veya
teklifin) tümü üzerindeki oylamada kabul oyu kullanacakken, reddedilen
maddenin kanun (veya teklif) metninde kalması halinde, red
oyu kullanması kaçınılmaz olabilecektir.
Bu nedenle “kanunun veya teklifin tümü” nün
kapsamına neyin alındığı çok önemlidir.
Olayımızda ise kabul edilmeyen, bu nedenle de söz
konusu Kanun metninden düşürülmesi gereken 1 inci maddenin Kanun metninde
muhafaza edilerek Kanunun tümü üzerindeki son aylamaya taşınması, “kanunun
tümü” kavramının içeriğinin belirsiz hale gelmesine yol açmıştır. 1 inci
maddeye kabul oyu veren milletvekilleri ile reddeden milletvekilleri
birlikte, içinde bu maddenin de yer aldığı aynı bütünü değerlendirerek oy
vermek durumunda bırakılmıştır.
Bunun sonucunda 1 inci maddenin görünüşte içinde
yer aldığı ama hukuken bulunmadığı bir metin, yapılan oylamada tümüyle
kabul edilmiştir.
İçinde reddedilen 1 inci maddenin yer aldığı bu
Kanun metni, nasıl içinde bu maddenin yer almadığı bir metnin yerine
geçirilemezse; içinde reddedilen 1 inci maddenin yer aldığı bir Kanunun
tümü için yapılan bir oylama ve varılan kabul kararı da, içinde bu maddenin
yer almadığı bir Kanunun tümü için yapılacak bir oylamanın ve sonucunun
yerine geçirilemez.
Bu nedenle olayımızda, Kanunun tümü üzerindeki
oylamanın, Anayasanın 175 inci ve 148 inci maddelerine uygun, geçerli bir
oylama olduğu söylenemez; Kanunun tümü ile ilgili yapılmış olan oylamada,
Anayasanın öngördüğü kabul yetersayısı sağlanmış bile olsa, bu oylama
geçerlik kazanamaz ve Anayasa Değişikliği Hakkında Kanunun oluşması
sonucunu doğuramaz.
Böyle bir oylamanın sonucunda Kanunun tümünün kabul
edilmiş sayılması, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararlarına,
dolayısı ile Anayasanın 153 üncü maddesine, 148 inci ve 175 inci
maddelerine aykırı düşer.
Bu durumda, 5678 sayılı Kanunun tümü üzerindeki
oylamanın da tıpkı 1 inci maddesi gibi, Anayasanın 148 inci, 153 üncü ve 175
inci maddelerine aykırı bir görünüm taşıdığı ve dolayısı ile “kanunun tümü”
kapsamında oylamaya sunulan tüm maddelerin şekil bakımından Anayasanın 148
inci, 153 üncü ve 175 inci maddelerine aykırı bir nitelik almasına yol
açtığı söylenmeli ve 5678 sayılı Kanunun tüm maddelerinin (1 inci, 2 nci, 3 üncü, 4 üncü, 5 inci, 6 ncı
ve 7 nci maddelerinin) iptali yoluna
gidilmelidir.
Yukarıda da belirtildiği gibi bu açıdan yapılacak
bir şekil denetimi, Anayasa Mahkemesinin yetki ve görev alanı içindedir.
Çünkü Anayasanın 148 inci maddesi, Anayasa
değişikliklerinde, Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisini, yukarıda da
belirtildiği gibi, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle
görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlandırmış
bulunmaktadır.
Bu Kanunun tümü üzerindeki oylamada Anayasanın 148
inci maddesinde belirtilen ve Anayasanın 175 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında tanımlanan oylama çoğunluğunun sağlanması koşulunun yerine
getirilebilmesi için ise, önce söz konusu Kanunun tümü üzerinde geçerli bir
oylama yapılmış olması gerekmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, şekil
denetimi kapsamında oylama çoğunluğuna uyulup uyulmadığını incelerken
öncelikle, geçerli bir oylama yapılıp yapılmadığını araştırmak; Kanunun
maddelerinin oylamasında oylama çoğunluğuna ulaşılıp ulaşılmadığını
araştırıp, Kanunun maddeleri ile bir bütün olduğuna ilişkin ilke kararları
doğrultusunda, maddelerle ilgili şekil bozukluğu ile bütün arasındaki
ilintiyi kurmak konumundadır.
İLGİLİ
ANAYASA VE TBMM İÇTÜZÜĞÜ HÜKÜMLERİ
1. Anayasanın 148
inci Maddesi
Anayasanın 148 inci
maddesi aynen şöyledir:
“3. Görev ve
yetkileri
MADDE 148.– Anayasa
Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu
denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve
denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde
çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.
Kanunların şekil
bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp
yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve
ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile
sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun
yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten
sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da
ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi
Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve
üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini
görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda,
savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili
yapar.
Yüce Divan kararları
kesindir.
Anayasa Mahkemesi,
Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.”
2. Anayasanın 153
üncü Maddesi
Anayasanın 153 üncü
maddesi aynen şöyledir:
“8. Anayasa
Mahkemesinin kararları
MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin
kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi
bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal
ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak
biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun
hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî
Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa
Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının
yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi,
iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı
veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları
geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi
kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı
organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”
3. Anayasanın 175
inci maddesi
Anayasanın 175 inci
maddesi aynen şöyledir:
“I. Anayasanın
değiştirilmesi, seçimlere ve halkoylamasına katılma
MADDE 175. –
(Değişik: 17.5.1987 - 3361/3 md.) Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük
Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif
edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda
iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının
beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.
Anayasanın
değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu maddedeki
kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere
tâbidir.
Cumhurbaşkanı
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen
Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse
Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir.
Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden
az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı
tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî
Gazetede yayımlanır.
Doğrudan veya
Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu
ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen
maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Halkoylamasına
sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun veya ilgili maddeler Resmî
Gazetede yayımlanır.
Halkoyuna sunulan
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girmesi için,
halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu
olması gerekir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu
Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın değiştirilen
hükümlerinden, hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı
oylanacağını da karara bağlar.
Halkoylamasına,
milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki
temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü tedbir alınır.”
4. TBMM İçtüzüğünün
93 üncü Maddesi
TBMM İçtüzüğünün 93
üncü maddesi aynen şöyledir:
“Anayasanın
değiştirilmesi
MADDE 93– Anayasa
değişiklik teklifleri, diğer kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesindeki
usule tabidir. Ancak, bu teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür.
İkinci görüşmeye,
birinci görüşmenin bitiminden kırksekiz saat geçmeden başlanamaz.
İkinci görüşmede
yalnızca maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri görüşülür,
birinci görüşmede üzerinde değişiklik teklifi bulunmayan bir madde hakkında
ikinci görüşmede önerge verilemez.”
5. TBMM İçtüzüğünün
94 üncü Maddesi
TBMM İçtüzüğünün 94
üncü maddesi aynen şöyledir:
“Anayasada
değişiklik tekliflerinin kabulü
MADDE 94– Anayasada değişiklik
tekliflerinin birinci ve ikinci görüşmelerinde, maddelerin kabulü ile
ikinci görüşmenin sonunda tümünün kabulü üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun gizli oyu ile mümkündür.
Birinci görüşmede
gerekli çoğunlukla kabul oyu alamayan bir madde ikinci görüşmede de gerekli
çoğunlukta kabul oyu alamamışsa reddedilmiş olur.
Teklif hakkında
verilen değişiklik önergesinin kabulü halinde, kabul için gerekli beşte üç
çoğunluğun tespiti için bu önergenin oylanması gizli oylama suretiyle
tekrarlanır.”
SONUÇ
VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle Anayasaya aykırı
olan 31.05.2007 tarih ve 5678 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” un 1 inci, 2 nci, 3 üncü, 4 üncü, 5 inci, 6 ncı
ve 7 nci maddelerinin iptaline ilişkin istemimizi
saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen
Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa Kuralları
31.05.2007
gününde kabul edilen ve halkoyuna sunulmak üzere 16.06.2007 günlü, 26554
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un
maddeleri şöyledir:
“MADDE
1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 77
nci maddesinin birinci fıkrasında geçen “beş” ibaresi
“dört” olarak değiştirilmiştir.
MADDE
2- Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen “seçim
tutanaklarını” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı seçimi
tutanaklarını” ibaresi; son fıkrasında geçen “halkoyuna sunulması”
ibaresinden sonra gelmek üzere “,Cumhurbaşkanının halk tarafından
seçilmesi” ibaresi eklenmiştir.
MADDE
3- Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 96 ncı maddesinin birinci fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Türkiye
Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye
tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi,
Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu
ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının
dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.”
MADDE
4- Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 101 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE
101- Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme
yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.
Cumhurbaşkanının
görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı
seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday
gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür.
Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar
toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday
gösterebilir.
Cumhurbaşkanı
seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeliği sona erer.”
MADDE
5- Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“MADDE
102- Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından
önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde
ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.
Genel
oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı
seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen
ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok
oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday
Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
İkinci
oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme
yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci
oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya
tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday,
geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı
göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam
eder.
Cumhurbaşkanlığı
seçimine ilişkin usûl ve esaslar kanunla düzenlenir.”
MADDE
6- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına
aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
“GEÇİCİ
MADDE 18- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci
maddesinin son fıkrası, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılabilmesi için;
çıkarılması gereken kanun hükümleri ile seçim kanunlarında yapılacak
değişiklikler bakımından dikkate alınmaz.
GEÇİCİ
MADDE 19- Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk
tur oylaması, bu Kanunun Resmi Gazetede yayımını takip eden kırkıncı günden
sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden
ikinci Pazar günü yapılır.
Anayasanın
101 inci maddesi uyarınca gösterilen adaylar, yazılı muvafakatları
ve Anayasanın değişik 101 inci maddesindeki şartları ihtiva eden ve diğer
ilgili belgelerle birlikte ilk tur oylama tarihinden otuz gün önce Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına başvururlar. Adayların başvurularında
eksik bilgi ve belgelerin tespit edilmesi halinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığı tarafından, eksikliklerin giderilmesi için üç günlük
kesin süre verilir. Bu süre içinde eksikliklerin giderilmemesi halinde
adaylar, kendiliğinden adaylıktan çekilmiş sayılırlar.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca, Anayasanın 101 inci maddesinde
belirtilen nitelikleri taşıdıkları anlaşılan adaylara ilişkin kesin liste
iki gün içinde ilan edilir ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına bildirilir.
Cumhurbaşkanı
adayı gösterilen kamu görevlisi, aday gösterildiği tarihten itibaren
görevinden ayrılmış sayılır. Görevinden ayrılan kamu görevlisinin
Cumhurbaşkanı seçilememesi halinde görevine geri dönmesi konusunda ilgili
kanun hükümleri uygulanır.
Birinci
tur seçim sonuçlarının kesinleşmesinden ikinci tur oylamanın sonuçlanmasına
kadar, ikinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya
seçilme yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın
birinci oylamadaki oy sıralaması esas alınarak sıradaki adayla doldurulması
suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama
referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı
takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanının
seçilmesine ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlenmesine kadar,
10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 26/4/1961
tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri
Hakkında Kanun, 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu,
23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna
Sunulması Hakkında Kanun ile diğer kanunların bu maddeye aykırı olmayan
hükümleri uygulanır.”
MADDE
7- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.”
B- Dayanılan Anayasa
ve İçtüzük Kuralları
Dava
dilekçelerinde, Anayasanın 89., 148., 153. ve 175. maddeleri ile TBMM İçtüzüğünün
81., 93. ve 94. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince 5.7.2007 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında öncelikle görev sorunu üzerinde durulmuştur:
Anayasanın
“iptal davası” başlıklı 150. Maddesi ile bu maddeye paralel düzenleme
içeren 2949 sayılı Yasanın 20. Maddesinde, kanunların, kanun hükmünde
kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların
belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı
iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde doğrudan iptal davası açabilme yetkisinin
Cumhurbaşkanına, İktidar ve Anamuhalefet Partisi
Meclis Grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az
beşte biri tutarındaki üyelere ait olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Anayasanın
148. maddesinin ikinci fıkrasında ve 2949 sayılı Yasanın 20. maddesinin son
fıkrasında, şekil bakımından denetlemenin ancak, Cumhurbaşkanınca veya
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından
istenebileceği belirtilmiş, kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra şekil eksikliğine dayalı iptal davası
açılamayacağı ve def’i yoluyla ileri sürülemeyeceği öngörülmüştür.
Şekil
bakımından dava, Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
beşte biri tarafından, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un Resmi Gazetede
yayımlanmasından itibaren on gün geçmeden açılmış
bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanının
dava dilekçesinde, 5678 sayılı Yasanın 6. maddesiyle Anayasaya eklenen
Geçici Madde 19’un birinci fıkrasında, yasanın yayımlanmasıyla
Cumhurbaşkanı seçim sürecinin başlayacağının öngörüldüğü, Anayasa
değişikliklerinin yürürlüğe girmesi halkoyuna sunulup sunulmamasına göre
farklılık gösterdiğinden, maddenin ya da yasanın
halkoylamasına götürülmesi durumunda yürürlükte olmayan bir yasa kuralına
dayanılarak Cumhurbaşkanı seçiminin yapılmasının olanaklı kılındığı, bu
durumun biçimsel yönden Anayasanın 175. maddesine aykırılık oluşturduğu
ileri sürülmektedir.
Anayasanın
148. maddesinde, Anayasa değişikliklerinde Anayasa Mahkemesine tanınan
denetim yetkisi, teklif, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği
şartlarına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlanmıştır. Esas yönünden
denetime olanak tanınmadığı gibi, 148. maddede tüketici biçimde sayılan
koşulların dışında şekil yönünden denetim yapılması olanaksızdır.
Yasanın
6. maddesiyle eklenen Geçici Madde 19’un iptaline ilişkin gerekçeler,
teklif ve oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği ilkeleri
kapsamında bulunmadığından, Anayasa Mahkemesinin görev alanına
girmemektedir.
Açıklanan
nedenlerle 5678 sayılı Yasanın 6. maddesiyle Anayasaya eklenen Geçici Madde
19’un iptal isteminin, yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
Dosyalarda
eksiklik bulunmadığından işin şekil yönünden incelenmesine, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI,
Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz
PAKSÜT’ün katılmalarıyla 5.7.2007 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
IV-ŞEKİL
YÖNÜNDEN İNCELEME
Dava
dilekçeleri ve ekleri, konuya ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları,
dayanılan Anayasa kuralları, İçtüzük ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-
Birleştirme Kararı
31.05.2007
günlü, 5678 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un iptaline karar verilmesi istemiyle açılan E.2007/75
sayılı davanın, aralarında hukuki irtibat nedeniyle 2007/72 esas sayılı
dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin
2007/72 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 5.7.2007 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
B- Genel Açıklamalar
1- Anayasa
değişikliklerinde yöntem
Anayasanın
175. maddesinin birinci fıkrasına göre, Anayasanın değiştirilmesi süreci
TBMM üye tamsayısının en az üçte birinin yazılı teklifiyle başlatılır.
Tekliflerin Genel Kurulda iki defa görüşülmesi zorunludur. İki defa
görüşülmesinin amacı, Anayasa değişikliklerinin aceleye getirilmemesi,
üzerinde titizlikle durulması ve iki görüşme arasında kamuoyunun çeşitli
yollardan bilgilenmesine ve tartışmasına olanak sağlanmasıdır. Fıkrada,
tekliflerin Genel Kurulda iki defa görüşülmesi öngörülürken, tüm
görüşmelerin oylamayla sonuçlanması gerektiğine yönelik açık bir ifade yer
almamaktadır. Değişiklik teklifinin kabulü, Meclisin üye tamsayısının beşte
üç çoğunluğun oyu ile mümkündür.
1996
yılında Anayasaya uyum amacıyla değiştirilen TBMM İçtüzüğünün 93., 94. ve
2001 yılında değiştirilen 81. Maddeleri gereği, Anayasa değişikliklerinin
görüşülmesinde;
- Teklifin maddelerine geçilmesinin
oylanması
- Birinci görüşmede maddelerin oylanması
- Birinci görüşmeden 48 saat sonra yapılacak olan
ikinci görüşmede maddelerin oylanması ve
- Teklifin tümünün oylanması
biçiminde
dört farklı oylamanın yapılacağı anlaşılmaktadır.
Anayasanın
175. maddesinin ikinci fıkrasındaki gönderme gereğince uygulanması gereken İçtüzüğün
93. maddesinde Anayasa değişiklik tekliflerinin, diğer kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesindeki usule tabi olacağı öngörülmektedir. Ancak,
bu teklifler Meclis Genel Kurulunda iki defa görüşülür. İkinci görüşmeye,
birinci görüşmenin bitiminden kırksekiz saat geçmeden başlanamaz. İçtüzüğün 94. maddesine göre,
birinci görüşmede teklif maddelerinin oylanmasında gerekli çoğunluğun
alınamamış olması, aynı maddenin ikinci görüşmesinde tekrar görüşülüp kabul
edilmesine engel oluşturmaz. Tümü üzerindeki oylama ise maddeler üzerindeki
görüşmelerin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilir.
Anayasanın
175. maddesinin ve İçtüzüğün 94. maddesinin birinci fıkraları uyarınca
Anayasa değişiklik tekliflerinin kabulü, TBMM üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.
Anayasa
değişikliklerine ilişkin yasaları yayımlama yetkisi Cumhurbaşkanına ait
olup, beşte üçten fazla ancak, üçte ikiden az bir oyla kabul edilen Anayasa
değişikliğine ilişkin yasaların halkoyuna sunulmaksızın yürürlüğe girmeleri
olanaksızdır.
Cumhurbaşkanı
yayımlamayı uygun bulmadığı Anayasa değişikliğine ilişkin yasaları bir daha
görüşülmek üzere Meclise geri gönderebilir. Üçte ikinin altında bir
çoğunlukla kabul edilen yasaların meclise iade edilmediği takdirde,
halkoyuna sunulması zorunludur. Meclisin geri gönderilen yasaları üçte iki
çoğunlukla aynen kabul etmesi durumunda Cumhurbaşkanı, Resmi Gazetede
yayımlayarak yürürlüğe koyabileceği gibi, isterse halkoyuna da götürebilir.
Cumhurbaşkanı, doğrudan ya da iade üzerine üçte iki
çoğunluk ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin yasaların tamamını ya da gerekli gördüğü maddelerini halkoyuna götürme
konusunda takdir yetkisine sahiptir.
2- Dava konusu
Anayasa değişikliklerinin yasalaşma süreci
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’a ilişkin teklif, 361 Milletvekilinin imzasını taşımaktadır. Teklif
hakkındaki birinci görüşme 07.05.2007 tarihli 102. Birleşimde yapılmıştır.
Bu birleşimde teklifin maddelerine geçilmesi 361
oyla kabul edilmiştir. Birinci görüşmede teklifin maddelerinin
oylanmasında;
1. madde
362,
2. madde
356,
3. madde
353,
4. madde
350,
5. madde
351,
6.
maddeye bağlı Geçici Madde 17., 350, Geçici Madde 18: 356,
7. madde
358,
oy
almıştır.
TBMM Genel
Kurulunun 10.05.2007 günlü 105 sayılı birleşiminde teklifin ikinci
görüşmesi yapılmıştır. Doğrudan maddelerin oylanmasına geçildiğinde;
1. madde
367,
2. madde
376,
3. madde
375,
4. madde
370,
5. madde
374,
6.
maddeye bağlı Geçici Madde 18: 374; Geçici Madde 19: 374 (önerge ile
maddelerin yeniden numaralandırıldığı anlaşılmaktadır),
7. madde
(yürürlük maddesi) 375,
oy
almış,
Teklifin
tümü de gizli oylama sonucu 376 oyla kabul edilerek 5660 sayılı Yasa olarak
Cumhurbaşkanına gönderilmiştir.
Cumhurbaşkanı,
25.05.2007 tarihinde 5660 sayılı Yasayı bir daha görüşülmek üzere Meclise
geri göndermiştir.
Meclis
Genel Kurulunun 28.05.2007 tarihindeki 115. Birleşiminde yapılan
görüşmelerin ardından teklifin maddelerine 366 kabul oyuyla geçilmiş ve maddeler üzerinde yapılan birinci
görüşmede;
1. madde
368,
2. madde
361,
3. madde
363,
4. madde
367,
5. madde
368,
6. madde
ve ona bağlı Geçici Madde 18 ve Geçici Madde 19, 366’şar,
7. madde
(yürürlük maddesi) 363,
oy
almıştır.
İkinci
görüşmeler 31.05.2007 tarihli 118. Birleşimde gerçekleştirilmiş ve yapılan
gizli oylamalarda;
1. madde 366
2. madde 370
3. madde 375
4. madde 369
5. madde 371
6. madde ve ona bağlı Geçici Madde 18 ve Geçici
Madde 19, 371’er
7. madde 375,
Teklifin
tümü ise 370
oy
almıştır.
Meclis Başkanı
Yasanın ikinci görüşmesine 393 üyenin katıldığını ve 1. maddenin 366 oyla
kabul edildiğini açıklamıştır.
Anamuhalefet Partisinden bazı Milletvekillerinin, değişikliklerin
Cumhurbaşkanınca geri gönderilmesi üzerine yapılacak oylamalarda kabul için
2/3 çoğunluğun olması gerektiğini belirterek, 1. maddenin kabul
edilmediğini, kabul doğrultusunda bir açıklama yapılmasının Anayasaya
aykırı olduğunu ileri sürmeleri üzerine İçtüzüğün 63. maddesi uyarınca usul
tartışması açılmıştır. İtiraz eden Milletvekilleri, Cumhurbaşkanının iadesi
üzerine maddelerin görüşülmesine geçilmesine
ilişkin oylamada basit çoğunluk yeterli olduğu halde, maddelerin kabulü
için üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun olması gerektiğini, bunun
bilimsel çalışmalarda ve Anayasanın 175. maddesinin gerekçesinde kabul
edildiğini, aksine bir tutumun Anayasaya aykırı bir içtüzük değişikliği
anlamına geleceğini, Yasanın tümü üzerinde üçte iki çoğunluk sağlanmasının
1. maddenin kabulü anlamına gelmeyeceğini belirtmişlerdir.
İktidar
partisi milletvekilleri, 1987 yılında Anayasanın 175. maddesinde yapılan
değişikliklerin, Anayasa değişiklik usullerini kolaylaştırma amacı
taşıdığını, Cumhurbaşkanının iadesi üzerine üçte iki çoğunluğu aramanın bu
amaca uymadığını, Maddenin üçüncü ve beşinci fıkralarındaki ifadelerin,
Cumhurbaşkanının üçte iki çoğunluk ile kabul edilen bir değişikliği de
halkoyuna sunabileceğini vurgulama işlevinin olduğunu dile getirmişlerdir.
C- Anayasaya
Aykırılık Sorunu
1- Yokluğun
saptanması istemi
Cumhurbaşkanı
dava dilekçesinde, Yasanın yeniden görüşülmek üzere TBMM’ne geri
gönderilmesi üzerine gerçekleştirilen birinci tur görüşmelerde, Yasanın
tümünün görüşülmesi bitirildikten sonra yapılan oylamada maddelere geçilmesinin 366 oyla kabul edildiğinin açıklandığını,
oysa bu sayının üye tamsayısının 2/3 çoğunluğundan az olması nedeniyle
Anayasa değişikliğinin TBMM’nce reddedilmiş sayılması gerektiğini,
maddelerin görüşülmesine geçilmesinin ve sonuçta
Yasa önerisinin kabul edilerek yeniden Cumhurbaşkanına gönderilmesinin, tüm
oylamalarda nitelikli çoğunluğun bulunması gerektiğine ilişkin E. 1970/1 ve
E. 1973/19 sayılı Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırılık oluşturduğunu,
bunun Yasayı şekil yönünden sakatladığını, bu nedenle Yasanın öncelikle yok
hükmünde olduğunun saptanmasını istemektedir.
Yokluk,
bir normun var olmadığının ifadesidir. Yasalar bakımından, parlamento
iradesinin olmaması, Cumhurbaşkanının yayımlama iradesinin bulunmaması,
resmi gazetede yayımlanmaması gibi bir normun varlığının zorunlu koşulları
bulunmadığı sürece “var”lıktan söz etmek olanaksızdır. Ancak, bunun
dışındaki sakatlıklar, denetime tabi oldukları sürece, Anayasal denetimin
konusunu oluşturabilirler.
Teklifin
maddelerine geçilmesine ilişkin oylamada,
Anayasanın 175. maddesinin öngördüğü sayıya ulaşılamamış olması, herhangi
bir yoruma gerek bırakmaksızın, Anayasanın 148. maddesinde öngörülen
“oylama çoğunluğu” kapsamında bir itiraz olması nedeniyle, şekil yönünden
iptal davasının konusunu oluşturmaktadır.
Anayasada
denetlenebilir olduğu kabul edilen ve uygulanacak yaptırımın da açıkça
öngörüldüğü bir sakatlığın, yokluğun tespiti yoluyla giderilmesi
olanaksızdır.
Cumhurbaşkanı
dava dilekçesinde, Anayasanın 153. maddesinde öngörülen Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığı ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
1961
Anayasası döneminde bu Anayasanın kurallarına göre verilmiş Anayasa
Mahkemesi kararlarının, yeni bir Anayasa olan 1982 Anayasası döneminde
hukuksal bağlayıcılıkları yoktur. Yürürlükte olmayan Anayasalara göre
verilen kararlar, “yokluk” ya da diğer
yaptırımların gerekçesi olamaz.
Açıklanan
nedenlerle, 5678 sayılı Yasanın yokluğunun saptanmasına yönelik istemin
reddi gerekir.
2- Teklifin
Maddelerine Geçilmesinin Oylanması
Cumhurbaşkanı
dava dilekçesinde, yokluğun saptanması isteminin kabul edilmemesi durumunda
Anayasa değişikliğine ilişkin Yasanın, geri gönderme üzerine görüşülmesi
sırasında, teklifin maddelerine geçilmesi
oylamasında üçte iki oylama çoğunluğuna uyulmamasının Anayasaya aykırılığı
nedeniyle iptalini istemiştir.
Anayasanın
175. maddesinin ikinci fıkrasına göre, Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki
tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu maddedeki kayıtlar dışında,
kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tabidir. Maddede
teklifin maddelerine geçilmesi hakkında herhangi
bir kayıt bulunmamaktadır. Teklifin maddelerine geçilmesinin
oylanmasına ilişkin düzenleme yalnızca yasaların görüşülmesi ve kabulüne
ilişkin İçtüzük kurallarında bulunmaktadır. Nitekim TBMM İçtüzüğünün 93.
maddesinin göndermede bulunduğu 81. maddesine göre, önce teklif hakkında
görüşme açılır ve görüşmenin ardından teklifin maddelerine geçilip geçilmemesi oylanır.
Aynı maddeye göre, Anayasa değişikliği teklifinin gizli oylamaya tabi
tutulması zorunludur. Teklifin maddelerine geçilmesi
için gerekli oylama çoğunluğu, Anayasanın 96. ve İçtüzüğün 146.
maddelerinde öngörülen basit çoğunluktur.
Öte
yandan, Anayasanın 175. maddesinin birinci fıkrasında, değişiklik
tekliflerinin Genel Kurulda iki defa görüşüleceği öngörülmekte,
İçtüzüğün 94. maddesinde de “kabul” ya da “ret”
biçimindeki bir iradenin ancak bu “görüşme”lerin ardından yapılacak
oylamayla ortaya çıkabileceği ve “iki defa görüşme”nin ardından “iki defa”
oylanacağı sonucu doğmaktadır. Teklifin maddelerine geçilmesi
oylamasında nitelikli çoğunluk koşulunun aranması, Anayasanın 175.
maddesinin birinci fıkrasında ve İçtüzük kurallarında belirtilen “iki defa
görüşülme” ve “iki defa oylama” biçimindeki zorunluluğu etkisiz kılarak
işletilmemesine neden olabilecektir. Ayrıca, teklife gerekli desteği
vermeyen milletvekillerinin görüşmeler sırasındaki düşünsel tartışma
sürecinde görüşlerini değiştirebilmeleri mümkündür. Zaten iki defa “görüşülme”nin zorunlu kılınmasının temelinde de bu amaç
yatmaktadır. Maddelere geçilme aşamasının
zorlaştırılarak bu olanağın ortadan kaldırılması Anayasakoyucunun
iradesine aykırılık oluşturur.
Cumhurbaşkanının
geri göndermesi üzerine, Yasanın maddelerine geçilmesinin
TBMM Genel Kurulunda 366 oyla kabul edilmiş olduğu, yasama belgelerinin
incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Açıklanan
nedenlerle, Anayasa değişikliği teklifinin maddelerine geçilmesinin
oylanması, yasaların görüşülme ve kabulü hakkındaki hükümlere tabi
olduğundan, oylama çoğunluğunun sağlanamadığı gerekçesiyle Yasanın tümünün
iptali isteminin reddi gerekir.
Mehmet
ERTEN ve Mustafa YILDIRIM bu görüşe katılmamışlardır.
Serdar
ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu sonuca
değişik gerekçe ile katılmışlardır.
3- Maddelerin
Oylanması
Cumhurbaşkanı
dava dilekçesinde, Anayasanın 175. maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarından,
Cumhurbaşkanınca geri gönderilen Anayasa değişikliğine ilişkin yasaların,
yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanına yeniden gönderilebilmesi için, TBMM Genel
Kurulunda en az üçte iki oy çokluğuyla kabul edilmesi gerektiği sonucunun
çıktığını, Anayasanın geçici 9. maddesi de dikkate alındığında
Cumhurbaşkanına yeniden göndermek için güçlendirilmiş nitelikli çoğunluğun
zorunlu olduğunu, istikrar için değişikliklerin güçleştirici koşullara
bağlandığını, Anayasaların toplumsal sözleşmeler olması nedeniyle kolay ve
sık değiştirilmemeleri gerektiğini, halkoyuna sunma olanağının bunu
desteklediğini, 3361 sayılı Yasayla Anayasanın 175. maddesinde yapılan
değişiklikle geri gönderme durumunda zorlaştırıcılık özelliğinin
korunduğunu, ikinci fıkrasının göndermesiyle İçtüzüğün yasalara ilişkin 81.
maddesi ve Anayasa değişikliklerine ilişkin 93. ve 94. maddelerine göre
dört oylamanın yapılacağını, Anayasa Mahkemesinin E. 1970/1 sayılı kararına
göre de tüm oylamalarda nitelikli yeter sayısının aranacağını, bu nedenle
geri gönderme üzerine birinci görüşmede teklifin 2., 3., Geçici Madde 18 ve
Geçici Madde 19 ile yürürlük maddelerinin yeterli oyu alamadıklarını;
ikinci görüşmede de 1. maddesinin yeterli oyu sağlayamaması nedeniyle
Anayasanın 175. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
a) Birinci Oylama
Anayasanın
175. maddesiyle İçtüzüğün 93. ve 94. maddelerinde, Anayasa değişiklik
tekliflerinin iki defa görüşülmesinin zorunlu olduğu, teklifin birinci
görüşmesi sırasında maddelerin ayrı ayrı görüşülüp
oylanacağı, tüm maddelerin oylanmasının tamamlanmasından 48 saat sonra
ikinci görüşmenin açılacağı, bu görüşmede de tüm maddelerin ayrı ayrı oylanacağı, oylamalar tamamlandıktan sonra
teklifin tümü üzerindeki oylamada gerekli çoğunluğun sağlanmasıyla teklifin
kabul edilmiş olacağı, birinci oylamada yeterli çoğunluğu alamayan
maddelerin, ikinci oylamada da yeterli çoğunluğu alamaması durumunda
reddedilmiş sayılacağı öngörülmektedir.
Anayasanın
175. maddesi, Anayasa değişiklik tekliflerinin iki defa görüşülmesini
zorunlu kılmaktadır. Birinci görüşmenin ardından yapılacak oylamalarda
yeterli çoğunluğu sağlayamayan maddelerin reddedilmiş sayılması, ikinci
görüşmeyi engelleyici bir yoruma geçerlik tanınması anlamına gelir. Oysa
İçtüzüğün 94. maddesinin ikinci fıkrasına göre birinci görüşmede gerekli
çoğunlukla kabul oyu alamayan bir madde, ancak ikinci görüşmede de gerekli
çoğunlukta kabul oyu alamamışsa reddedilmiş olur.
Bu
nedenle, değişiklik teklifinin maddeleri hakkındaki birinci görüşmenin
ardından yapılacak oylamadaki çoğunluğun, Anayasanın 148. maddesinde
denetim ölçütü olarak öngörülen “oylama çoğunluğu” kapsamında olmadığının
kabulü gerekir.
Açıklanan
nedenlerle, birinci görüşmede 5678 sayılı Yasanın 2., 3. ve 6. maddesiyle
Anayasaya eklenen Geçici Madde 18 ve Geçici Madde 19 ile yürürlük
maddelerinin yeterli oyu almadıkları gerekçesiyle iptali isteminin reddi
gerekir.
Mehmet
ERTEN ve Mustafa YILDIRIM bu görüşe katılmamışlardır.
Serdar
ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu sonuca
değişik gerekçe ile katılmışlardır.
b) İkinci Oylama
Cumhurbaşkanı
ve TBMM üyelerinin beşte biri dava dilekçelerinde, geri gönderilme üzerine
yapılan ikinci oylamada yeterli oyu alamayan 5678 sayılı Yasanın 1.
maddesinin kabul edilmiş sayılmasının Anayasaya aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Yukarıdaki
bölümde açıklandığı üzere Anayasanın 148. maddesindeki oylama
çoğunluğundan, Anayasanın 175. ve İçtüzük kuralları uyarınca, değişiklik
teklifi maddelerinin ikinci görüşmelerdeki maddelere ilişkin oylama ile
teklifin tümü üzerinde yapılacak son oylamadaki çoğunluğun anlaşılması
gerekmektedir.
Anayasa
değişikliğine ilişkin yasa tekliflerinin kabulü için yeter sayı beşte üç
olup, bu çoğunluğa ulaşan yasalar, referandum koşuluyla yürürlüğe girer.
Cumhurbaşkanının
Anayasa değişikliğini bir daha görüşülmek üzere Meclise geri göndermesi
durumunda yasanın yeniden kabul edilmesi için gerekli çoğunluğun ne
olduğunun aydınlatılması gerekmiştir.
Anayasanın
175. maddesinin birinci fıkrasında, teklif, görüşme ve oylamaya ilişkin genel
kural konulmakta, değişiklik tekliflerinin iki defa görüşüleceği
belirtilerek, değişiklik teklifinin kabulü için de Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyelerinin beşte üç çoğunluğunun oyunun aranacağı öngörülmektedir.
Maddenin
ikinci fıkrasında, maddedeki ayrık kurallar dışında Anayasanın
değiştirilmesi sürecinde, olağan yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki
kuralların geçerli olduğu belirtilmiştir.
Maddenin
üçüncü fıkranın birinci tümcesi, Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisi
bulunduğunu öngörmekte, ikinci tümcesinde ise “Meclis, geri gönderilen
Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse
Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir” ifadesi yer almaktadır.
Halkoyuna sunabilme bir seçim hakkının varlığına işaret etmektedir. Seçim
hakkının kullanımı üçte iki ile kabul koşuluna bağlanmış bir sonuçtur. Üçte
iki ve üzeri bir çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliğinin halkoyuna
sunulması zorunluluğu ortadan kalkmakta, bu çoğunluğun sağlanamaması
durumunda uygulanacak kural 175. maddenin dördüncü fıkrasında yer
almaktadır. Buna göre, üçte ikiden az ve beşte üçten fazla bir çoğunlukla
kabul edilen Anayasa değişiklikleri halkoyuna sunulmak zorundadır. Üçüncü
fıkranın lafzındaki “üçte iki çoğunluğu ile kabul ederse” ifadeleri, başka
çoğunluklarla da kabul edilme olanağının varlığına işaret eder. “Üçte iki
çoğunluğu ile kabul ederse” ifadesi, “ancak üçte iki çoğunluğu ile kabul
edilebilir” ifadesiyle mantıksal olarak özdeş değildir. Bu ifade, üçüncü
fıkradaki “sunabilir” yüklemine bağlanmış bir koşul olduğundan, bunu
“ancak üçte iki çoğunluğu ile kabul edilebilir” biçiminde bir önermeye
dönüştürmek olanaksızdır.
Dördüncü
fıkra, geri gönderilen yasanın üçte ikinin altında, beşte üçten fazla bir
çoğunlukla aynen kabul edilmesi durumunda, ikinci kez iade olanağı
bulunmadığından, Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulmak üzere Resmi
Gazetede yayımlamasını zorunlu kılmaktadır.
Aynı
değerlendirmenin geçerli olduğu beşinci fıkranın düzenleme konusu “geri
gönderme üzerine üçte iki kabul zorunluluğu” getirmek değil, bu çoğunlukla
kabul edilmiş bulunan bir Anayasa değişikliğinin bağlı olduğu yayım ve
yürürlük rejimini belirlemektir.
17.05.1987
günlü ve 3361 sayılı Yasanın 3. maddesiyle değiştirilen Anayasanın 175
maddesinin teklif aşamasında “Cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliklerine
ilişkin kanunları Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Bu
takdirde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin geri gönderilen Anayasa
değişikliği hakkındaki kanunu, aynen kabul edip tekrar Cumhurbaşkanına
gönderebilmesi, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla mümkün olabilir”
biçimindeki metin, komisyonda değiştirilmiş, üçte iki çoğunluk, kabul için
zorunluluk olmaktan çıkarılarak referanduma götürme konusunda
Cumhurbaşkanına takdir yetkisi veren bir koşul olarak kabul edilmiştir.
Yasama
belgelerinin incelenmesinde, Anayasa değişikliklerinin kolaylaştırılmasıyla
siyasetin ortaya çıkabilecek toplumsal ve siyasal krizlere yanıt
verebilmesiyle demokrasinin korunabileceği görüşünün egemen olduğu
görülmektedir.
Cumhurbaşkanının
iadesi üzerine, teklifin kabulü için üçte iki çoğunluğun zorunlu görülmesi
durumunda, 1987 yılında yapılan değişikliğin herhangi bir kolaylaştırma ve
kriz çözücü boyutunun bulunmadığı ve anlamsız bir değişiklik olduğu sonucu
doğacaktır. Böylece, önceki anayasalarda yer almayan halkoylamasının
Anayasa değişiklikleri sürecine eklenmesiyle ilk defa yarı-doğrudan
demokratik katılım olanağını sağlayan asli Anayasa koyucu iradenin
etkinliği, bu değişiklikle daha da güçlendirilmiştir.
Öte
yandan, TBMM İçtüzüğü 16.05.1996 tarihli 424 numaralı Meclis Kararıyla
değiştirilmiştir. Bu değişikliğin amacının Anayasaya uyum sağlanması
olduğu, yasama belgelerinden anlaşılmaktadır. Bu çerçevede değiştirilen
İçtüzüğün 94. maddesinin, Anayasanın 1987 yılında yeniden düzenlenen 175.
maddesinin uygulaması niteliğinde olduğu açıktır.
İçtüzüğün
94. maddesinde, bu maddenin Cumhurbaşkanının geri göndermesi üzerine
yapılacak oylamalarda uygulanmayacağını belirten açık ya
da örtülü herhangi bir ifade yer almamaktadır. Bu nedenle 94. madde,
Cumhurbaşkanına göndermeden önceki aşamada olduğu gibi, Cumhurbaşkanının
geri göndermesi üzerine yapılacak görüşmelerde de uygulanacak kural
niteliğindedir. Nitekim 1996 yılındaki içtüzük değişiklikleri sırasında,
eski düzenlemedeki “2/3 çoğunluk” ifadesinin, herhangi bir ayrıma
gitmeksizin “3/5 çoğunluk” biçiminde değiştirilmiş olması da bu sonucu
desteklemektedir.
Buna
göre, ayrık düzenlemeler bulunmadığı sürece, 94. madde Anayasa
değişikliklerinin oylanmasında uygulanacak genel bir içtüzük kuralı
olduğunun, Cumhurbaşkanının geri göndermesi üzerine yapılacak oylamalarda
da uygulanacağının kabulü gerekir.
Açıklanan
nedenlerle, Cumhurbaşkanınca geri gönderilmesi üzerine yapılan ikinci
görüşmede, 5678 sayılı Yasanın 1. maddesinin 366 oyla kabul edildiği, böylece
kabul için gerekli olan beşte üç oy çoğunluğunun sağlanmış olduğu
anlaşıldığından maddenin iptali isteminin reddi gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi
ÖZLER ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.
Serdar
ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu sonuca
değişik gerekçe ile katılmışlardır.
4- Yasanın Tümünün
Oylanması
Dava
dilekçelerinde, Yasanın 1. maddesinin ikinci tur görüşmelerinde 366 oyla
kabul edildiğinin açıklandığı ve bu madde çıkarılmadan teklifin tümünün oylandığı,
oysa 1. maddenin reddedildiği, yasanın reddedilmiş maddesiyle birlikte
tümünün oylanması sonucu ortaya çıkan istencin geçerli olamayacağı, bir
yasanın tümünün kabul edilmesinin, reddedilmiş maddeye geçerlik
kazandırmayacağı, tersi durumda, Anayasa Mahkemesinin E. 1970/31 ve 1973/19
sayılı kararlarında belirtildiği gibi oylamaların ancak birlikte anlam ve
değer kazanacağı, ayrıca bu uygulamayla “yasanın tümü” üzerinde Anayasanın
öngördüğü oylamanın yapılmamış olduğu, çünkü “yasanın tümü” kavramının belirsiz
duruma getirildiği, bunun madde ya da maddelerin
kabulü ya da reddi için oy veren
milletvekillerinin, yasanın tümü oylanırken sağlıklı bir değerlendirme
yapmasını olanaksız kıldığı, 1. ve 2. turda reddedilmiş sayılan maddelerin
tümünün oylanmasına katılmasının şekil yönünden Anayasanın 175. maddesine
aykırılık oluşturduğu, bu durumun aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin sözü
edilen kararlarına ve Anayasanın 153. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Yasama
belgelerinden, Yasanın 1. maddesinin ikinci oylamasında 366 oyla, bu madde
ile birlikte Yasanın tümünün de 370 oyla kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki
bölümlerde yapılan açıklamalar gereğince, halkoyuna sunulmak üzere Resmi
Gazetede yayımlanan Anayasa değişikliklerinde kabul yeter sayısının beşte
üç oy çoğunluğu olması nedeniyle, tüm maddelerin kabul edildiği ve tümü
üzerinde yapılan son oylamada da yeterli kabul oyunun sağlandığı
görülmüştür.
Açıklanan
nedenlerle yasanın tümünün iptali isteminin reddi gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi
ÖZLER ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.
Serdar
ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu sonuca
değişik gerekçeyle katılmışlardır.
V-SONUÇ
31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un;
A- 10.5.2007 gününde kabul edilen 5660
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri
gönderilmesi üzerine, Genel Kurul’daki görüşmelerin ardından teklifin
maddelerine geçilmesinin 366 oyla kabul edilmiş
olması nedeniyle tümünün yok hükmünde sayılması isteminin REDDİNE, Mehmet
ERTEN ile Mustafa YILDIRIM’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 5660 sayılı Yasa’nın Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne geri gönderilmesi üzerine Genel Kurul’da gerçekleştirilen
birinci görüşmesinde gerekli oy çoğunluğuna ulaşılamadığı ileri sürülen 2.,
3., 6. ve 7. maddelerinin iptali isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN ile
Mustafa YILDIRIM’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- Cumhurbaşkanı’nca Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne geri gönderilen 5660 sayılı Yasa’nın,
1- İkinci görüşmesinde 1. maddesine,
2- İkinci görüşmesinin sonunda tümüne,
ilişkin oylamaya yönelik iptal isteminin
REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER ile Şevket APALAK’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 6. maddesiyle 7.11.1982 günlü, 2709
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen Geçici Madde 19’un iptali
isteminin yetkisizlik nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
5.7.2007 gününde karar verildi.
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
Cumhurbaşkanı ve TBMM üyelerinin beşte biri
tarafından 31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un şekil yönünden
Anayasa’ya aykırılığı savıyla iptali istenmiştir. Dava dilekçelerinde, 5660
Sayılı Kanun’un, Cumhurbaşkanı’nın geri göndermesi üzerine tümü üzerindeki
görüşmeleri tamamlandıktan sonra maddelerine geçilmesinin
ve 1. maddesinin ikinci görüşmesi sonunda kabulünün Meclis üye tamsayısının
üçte ikisi olan 367’nin altında kalan 366 oyla gerçekleştirilmesinin
Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini belirleyen 148. maddesinin
ikinci fıkrasında, “Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son
oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa
değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle
görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır”
denilmektedir. Bu düzenleme ile kanunların şekil bakımından denetlenmesi
son oylama ile sınırlanırken, anayasa değişikliklerinde “oylama
çoğunluğu”ndan söz edilerek son oylama dışındaki oylamaların da denetime bağlı
tutulması amaçlanmıştır. Madde’nin gerekçesinde de yalnız kanunlar için
şekil denetiminin son oylama ile sınırlanmasının gerekçesi açıklandığından
bu gerekçenin, Anayasa değişikliklerindeki oylamaları da kapsadığını kabul
etmek olanaklı değildir. Çünkü Anayasa değişikliğinin, bir kanun tasarısı
ve teklifi olmadığı açıktır. Bunun için Anayasa’da kanunların görüşülmesi
ve kabulünden farklı kurallar öngörülmüştür. Ayrıca, bir Anayasa kuralının,
yorumlanmasında asıl olan lâfzıdır; gerekçesinin kapsamı genişletilerek
bazı varsayımlarla ona farklı içerik kazandırılması mümkün değildir.
Madde’nin gerekçesinde, sadece “kanunların” şekil denetimi yönünden
açıklama getirildiği “Anayasa değişiklikleri”nin ise bu kapsama alınmadığı
gerçeği gözardı edilerek sağlıklı sonuca
ulaşılamaz. Bu nedenle 148. madde bakımından, yasa ve anayasa değişikliği
ayırımı yapılmaksızın ikisinin de şekil denetiminin son oylama ile sınırlı
olduğunu kabule olanak bulunmamaktadır.
Anayasa’nın
88. maddesinin ikinci fıkrasında, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye
Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının İçtüzükle
düzenleneceği belirtilmekte, Meclis İçtüzüğünün; 93. maddesinin ilk
fıkrasında, Anayasa değişiklik tekliflerinin, diğer kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesindeki usule tâbi olduğu, ancak, bu tekliflerin
Genel Kurul’da iki defa görüşüleceği; 94. maddesinin ilk fıkrasında bu
tekliflerin birinci ve ikinci görüşmelerinde maddelerin kabulü ile ikinci
görüşmenin sonunda tümünün kabulünün, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun
gizli oyu ile mümkün olduğu; ikinci fıkrasında da birinci görüşmede gerekli
çoğunlukla kabul oyu alamayan bir maddenin ikinci görüşmede de gerekli
çoğunlukla kabul oyu alamaması durumunda reddedilmiş olacağı
öngörülmektedir. Buna göre, Anayasa değişiklik teklifinin maddelerinin
kabulü ile tümünün kabulünde Anayasa’da öngörülen nitelikli çoğunluk
aranacaktır. Cumhurbaşkanı’nın geri çevirmesi üzerine aranacak nitelikli
çoğunluk ise Anayasa’nın 175. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddenin üçüncü
fıkrasında, “Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir
daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir.
Meclis, geri gönderilen Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile
aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir” denilerek
Cumhurbaşkanı’nın geri çevirmesi halinde kabul yeter sayısının üye
tamsayısının üçte ikisi olduğu vurgulanmıştır. Madde’nin beşinci fıkrasında
ise doğrudan veya Cumhurbaşkanı’nın iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının
üçte ikisi ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları,
dilerse halkoylamasına sunabilmesi için Cumhurbaşkanı’na takdir hakkı
tanımıştır. Bu durumda, Anayasa’nın 175. maddesinin birinci fıkrasına koşut
olarak TBMM İçtüzüğü’nün 94. maddesinin ilk fıkrasında yer alan Anayasa
değişikliklerinde kabul yeter sayısının en az beşte üç olduğu yolundaki
düzenlemenin ancak Cumhurbaşkanı’nca geri çevrilmeyen haller için geçerli
olacağı açıktır. Bu bağlamda, Anayasa’yla uyum sağlaması bakımından 94.
maddenin ikinci fıkrasındaki “gerekli çoğunlukla kabul oyu alamayan bir
madde...” söyleminin de anayasa değişikliklerinde en az kabul yeter
sayısının, Cumhurbaşkanı’nın geri çevirmesinden öncesi için beşte üç
sonrası için de üçte iki olduğu biçiminde anlaşılması gerekmektedir.
Anayasa
ve TBMM İçtüzüğü kurallarının birlikte incelenmesinden, Anayasa
değişikliklerini Cumhurbaşkanı’nın geri çevirmesinden sonra, maddelerinin
veya tümünün kabulü için yeter sayının Meclis üye tamsayısının üçte ikisi
(bugün için 367) olduğu sonucuna varıldığından, teklifin, 366 oy alarak 367
olan kabul yeter sayısına ulaşamayan 1. maddesinin kabul edilmiş
sayılmasının şekil yönünden Anayasa’ya aykırı olduğunda duraksamaya yer
yoktur.
Öte
yandan, Anayasa değişikliğinin tümü üzerindeki oylamanın, Anayasa’ya uygun
bir çoğunlukla kabul edilmiş sayılması için sadece kabul yeter sayısına
ulaşılması yetmez, oylanan metnin de Anayasa’nın öngördüğü biçimde oluşması
gerekir. Aksi halde, üyelerin bu metin üzerinde birleşen iradelerinin
sağlıklı olduğundan söz edilemez. Bazımaddelere ilişkin oylamanın Anayasa’da öngörülen kabul yeter
sayısının altında kalması durumunda anılan maddeler reddedilmiş
sayılacağından, kural olarak bu maddeler kapsama alınarak tasarı veya teklifin
tümü oya sunulamayacağından bu konudakioylama çoğunluğunun da geçerliliğinden veAnayasa’ya uygunluğundan söz edilemez.
Açıklanan
nedenlerle 31.5.2007 günlü 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un şekil bakımından
iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
KARŞIOY
Anayasalar, anayasal
rejimi koruyan, siyasi yapıyı oluşturan toplumsal sözleşmelerdir. Bunların
değiştirilmelerinin sıkı kurallara bağlanması, onlara atfedilen niteliklerin
kaçınılmaz sonucu ve gereğidir. Anayasal rejimin korunması ve sürdürülmesi,
Anayasaların kolay değiştirilmelerine izin verilmemesi ile yakından
ilgilidir.
Anayasa
değişikliklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir daha görüşülmesine
imkan veren düzenlemenin amacının, daha iyi bir anayasa yapmak olduğu
hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bunun içinde, Anayasa’da farklı oylama
çoğunlukları benimsenmiş, oylama çoğunluğuna göre de ret, yeniden
görüşülmesi için Meclise iade, halkoyuna sunma ve kanunlaşmak üzere
yayımlanma gibi sonuçlar öngörülmüştür.
Anayasanın değiştirilmesi ile ilgili düzenleme,
Anayasa’nın 175. maddesinde yer almıştır.
Anılan maddenin üçüncü fıkrasında, “Cumhurbaşkanı
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen
kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse ...”, beşinci
fıkrasında ise “Doğrudan veya Cumhurbaşkanın iadesi üzerine, Meclis üye
tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine
ilişkin kanun…”biçimindeki
kurallara yer verilerek, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere
gönderilen Anayasa değişliğine ilişkin yasalarla ilgili, oylama çoğunluğu
gösterilmiştir.
Bunlardan üçüncü
fıkrada yer alan kural, Cumhurbaşkanının, Anayasa değişikliklerine ilişkin
kanunları bir daha görüşülmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri
gönderebileceğini, Meclisin de geri gönderilen kanunları aynen kabul
edebileceğini, aynen kabulün ise ancak, üye tam sayısının üçte iki
çoğunluğunun kabul etmesi ile mümkün olabileceğini öngörmektedir.
Anayasa’nın 175.
maddesinin birinci fıkrası, Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifin
kabulünü Meclis’in üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla
mümkün olacağını ifade etmekle birlikte, aynı maddenin dördüncü fıkrası,
Meclis’in beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasa
değişikliği hakkındaki kanunların zorunlu olarak ya
Meclise iade edilebileceğini ya da halkoyuna
sunulabileceğini, üçüncü ve beşinci fıkraları ise üçte iki çoğunluk ile
kabul edilen Anayasa değişiklikleri hakkındaki kanunların Cumhurbaşkanınca
istenirse halkoyuna sunulabileceğini, sunulmaması halinde ise yasalaşmak
üzere yayımlanacağını hüküm altına almıştır. Bu düzenlemelerden,
Anayasa’nın, Anayasa değişikliklerinde Meclisin üçte iki çoğunluğunun kabul
iradesine verdiği önemi, beşte üç çoğunluğunun kabul iradesine vermemek
suretiyle gerek doğrudan ve gerekse iade üzerine üçte iki çoğunluk oyu ile
kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle ilgili kanunları farklı
değerlendirmeye tabi tutuğu açıkça anlaşılmakta ve iade üzerine üçte iki
çoğunluğa ulaşmayan beşte üç oranındaki Meclis iradesinin ise Anayasa
değişikliğine ilişkin kanunu reddettiğinin kabul edilmesi gerektiği
sonucuna varılmaktadır. Aksi takdirde, Cumhurbaşkanı, 175. maddede
öngörülmediği halde Anayasa değişikliği ile ilgili kanunu ya görüşülmek üzere tekrar Meclise iade edecek ya da halkoyuna sunacaktır. Meclise iadenin tercih
edilmesi durumunda ise üçte iki çoğunluğa ulaşmadığı sürece bu uygulama
sürüp gidecektir. Böyle bir hal, Anayasa’nın özüne ters düşeceği gibi
Cumhurbaşkanına tanınan iade yetkisinden beklenen amaçla da çelişecektir.
Her ne kadar,
17.05.1987 günlü 3361 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ile Anayasa’yı
değiştirme yeter sayısı üçte ikiden beşte üçe düşürülmüş ise de
Cumhurbaşkanınca geri gönderilmesi durumunda, Anayasanın değiştirilmesine
ilişkin kanunun aynen kabul edilebilmesi için, en az üçte iki oy çoğunluğu
aranarak nitelikli çoğunluk korunmuştur.
Yine, Anayasa’nın
geçici 9. maddesinde ve 175. maddenin gerekçesinde,Cumhurbaşkanının bir daha görüşülmesi
için gönderdiği Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların aynen kabul
edilebilmesi için, nitelikli çoğunluk oyunun arandığının açık bir dille
ifade edildiği de görülmektedir.
Bu nedenlerle
Cumhurbaşkanının, Anayasa değişikliğine ilişkin kanunu bir daha görüşülmek
üzere iade etmesi durumunda, Anayasa değişiklik sürecinin devamedebilmesi için, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin Anayasa değişikliğine ilişkin kanunu üyetamsayısının üçte iki çoğunluğuyla kabul
etmesi zorunludur.
Bu zorunlu oylama
çoğunluğunun, Anayasa değişiklik sürecinin hangi aşamalarında aranması
gerektiğine gelince;
Anayasa’nın 175.
maddesinin ikinci fıkrasında, Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki
tekliflerin görüşülmesi ve kabulünün, bu maddedeki kayıtlar dışında,
kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tabi olduğu
belirtilmekte, 148. maddesinde de kanunların şekil denetiminin sadece son
oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı ile sınırlandırılmışken,
Anayasa değişikliklerinde “oylama çoğunluğuna uyulup uyulmadığı” hususuna
işaret ederek,diğer kanunlardan
ayırt edici bir düzenlemeye yer verdiği, böylece Anayasa değişikliklerinde,
Genel Kurulda yapılan görüşmelerde, Anayasa’nın 175. maddesinde aranan
çoğunluklara maddelerin oylanmasında da uyulup uyulmadığını Anayasaya
uygunluk denetimi kapsamı içinde tuttuğu anlaşılmaktadır.
Kanun tekliflerinin
görüşülmesi ve kabulünün, Anayasa’nın 88. maddesinde İçtüzük hükümlerine
göre yapılacağı ifade edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün
81.maddesi kanunların, 93. ve 94. maddeleri ile Anayasa’nın 148. maddesi
ise Anayasa değişikliklerinin Genel Kurul’da görüşülme yöntemini hükme
bağlamıştır.
Bu maddelerde yer
alan hükümlere göre, değişiklik teklifleri 48 saat ara ile iki kez
görüşülmekte, bu iki görüşmede dört oylama yapılmaktadır. Bunlardanbirinci görüşmede önce maddelere geçilme oylanmakta, sonra maddeler tek tek oylanmakta, ikinci görüşmede ise yine önce maddeler
tek tek oylanmakta ve sonunda da anayasa
değişikliğine ilişkin kanunun tümü oylanmaktadır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü’ne göre, maddelere geçilmesi ya da tümü kabul edilmeyen kanun teklifleri Genel Kurul’ca
reddedilmiş sayılmaktadır. Bu hususun, Anayasa değişikliğine ilişkin
kanunların görüşülmeleri ve kabulü sırasında da dikkate alınması
gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 148.
maddesinin, Anayasa değişikliklerinde sadece “oylama çoğunluğuna uyulup
uyulmadığı” hususuna işaret ederek, yapılan oylamalar arasında herhangi bir
ayırım gözetmemesi, 175. maddesinin de her aşamada işin özelliğine göre
üçte iki veya beşte üç oy çokluğunun karar yeter sayısı olarak aranacağını
ifade etmesi nedeniyle her aşamada yapılan oylamanın sonuç doğuracağının
kabul edildiği anlaşılmaktadır. Böylece, Cumhurbaşkanının bir daha
görüşülmesi için gönderdiği anayasa değişikliğine ilişkin kanunun kabul
edilmesi için, üçte iki çoğunluğun maddelerin tek tek
oylanması dahil her aşamadaki oylamada aranması zorunluluk haline
gelmektedir. Nitekim, 16.06.1970-E.1970/1, K.1970/31 sayılı ve 15.04.1975-
E.1973/19, K.1975/87 sayılı Anayasa Mahkemesi kararlarında da bir daha
görüşülmek üzere Meclis’e gönderilen Anayasa değişikliğine ilişkin
kanunların,yeniden Cumhurbaşkanına
gönderilebilmesi için, her oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun
oyuyla kabul edilmesinin anayasal zorunluluk olduğu ifade edilmektedir.
Bir daha görüşülmek
üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen 5660 sayılı Anayasa
Değişikliğine İlişkin Kanun’un, Genel Kurul’daki birinci görüşülmesinde,
önce Kanun’un maddelerine geçilmesi oylanmış ve
üçte ikinin altında (366) kabul oyu verildiğinin saptanması üzerine
maddelere geçilmesinin kabul edildiği
belirtilerek, maddelerin görüşülmesine geçilmiştir.
Maddelerin birinci görüşülmesinde,2., 3., geçici 18., geçici 19. ve yürürlük maddelerine, maddelerin
ikincigörüşülmesinde ise 1. maddeye
üçte iki çoğunluğunaltında kabul
oyu verilmiştir.Bunlar da sırasıyla
361, 363, 366, 366, 363 ve 366 kabul oyudur. Üçte iki çoğunluğun altında
kabul oyu verilen bu maddeler de dahil edilerek,Kanun’un tümünün yapılan son oylamasında
üçte iki çoğunluğu aşan 370 kabul oyu verilmiştir.
Yukarıda yapılan
açıklamalar ve Anayasa’nın öngördüğü ilkeler gözetilerek yapılan
değerlendirme sonucunda, 5660 sayılı Anayasa Değişikliğine İlişkin Kanun’un
bir daha görüşülmesi sırasında;
Öncelikle
maddelerine geçilmesinin üçte iki çoğunluğun
altında olan 366 oy verilmesi nedeniyle Kanun teklifinin reddedilmiş
sayılması gerekirken, kabul edilmesi,
İkinci olarak,
maddelerin birinci görüşülmesinde üçte iki çoğunluğun altında oy verilen
2., 3., geçici 18., geçici 19. ve yürürlük maddelerinin reddedilmiş
sayılmaları gerekirken, ikinci görüşmede oylanarak kabul edilmeleri,
Üçüncü olarak, maddelerin ikinci
görüşülmesinde üçte iki çoğunluğun altında oy verilen 1. maddenin
reddedilmiş sayılması gerekirken, Kanun’un tümünün yapılan oylanmasına
dahil edilmesi,
Son olarak,
maddelerin birinci ve ikinci görüşmelerinde reddedilmiş sayılan maddelerin,
Kanun’un tümü ile ilgili son oylamaya dahil edilmemeleri gerekirken, dahil
edilerek oy veren milletvekillerinin değerlendirmelerini etkileyecek
şekilde birlikte oylama yaptırılması,
Kanun’un tümünü,
Anayasa’nın her aşamadaki oylamada üçte iki çoğunluk arayan 175. maddesine
şekil yönünden aykırı hale getirmiştir.
Bu nedenlerle 31.05.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un tümünün şekil yönünden iptali gerektiği için ret düşüncesine
katılmadık.
ÜyeÜye
Mehmet
ERTENMustafa
YILDIRIM
KARŞIOY YAZISI
Davada çözümlenmesi gereken sorun, Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunların Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek
üzere TBMM’ne geri gönderilmesi halinde kabul çoğunluğunun ne olacağı ve
bunun 2/3 olarak kabulü halinde ise teklifin görüşmelerinin hangi
aşamalarında uygulanmasının gerekeceğidir. Anayasanın konuyu düzenleyen
175. maddesi bu konuda açık olmadığından yorum yoluyla sonuca ulaşılması
gerekmektedir.
Anılan madde
incelendiğinde;
Birinci fıkrasında, Anayasanın değiştirilmesinin
TBMM üye tamsayısının üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebileceği, bu
teklifin Genel Kurulda iki defa görüşüleceği ve kabulünün Meclisin üye tamsayısının beşte
üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkün olduğu,
İkinci fıkrasında,Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve
kabulünün, bu maddedeki kayıtlar dışında kanunların görüşülmesi ve kabulü
hakkındaki hükümlere tabi olduğu,
Üçüncü fıkrasında, Cumhurbaşkanının Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri
gönderebileceği, Meclis, geri gönderilen kanunu, üye tam sayısının üçte
iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanının bu kanunuhalk oyuna sunabileceği,
Dördüncü fıkrasında, Meclisçe üye tamsayısının
beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği
hakkındaki kanunun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği
takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazetede yayımlanacağı,
Beşinci fıkrasında, Doğrudan veya
Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tam sayısının üçte iki
çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli
görülen maddelerinin Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabileceği,
halkoyuna sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya ilgili
maddelerin Remi Gazetede yayımlanacağı,
Öngörülmüştür.
Dördüncü fıkraya göre, Anayasa değişikliğine
ilişkin kanunun, beşte üç veya üçte ikiden az bir çoğunlukla kabul edilmesi
halinde Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek üzere Meclise iade
edilmesi veya halkoyuna sunulması gerekmektedir. Dolayısıyla böyle bir
çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliğinin Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe konulmasımümkün değildir.
Diğer bir deyişle, beşte üç çoğunlukla kabul edilen bir anayasa
değişikliğinin halkoylamasında kabul edilmesi dışında yürürlüğe girmesi
olanaksızdır.
Beşinci fıkraya göre, Anayasa değişikliğine ilişkin
kanunun, doğrudanüçte iki
çoğunlukla kabulü halinde ise, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade
edilmesi veya halkoyuna sunulması mümkündür. Cumhurbaşkanı bu yetkilerini
kullanmadığı takdirde Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya ilgili
maddeler Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlük maddesindeki hüküm
doğrultusunda yürürlüğe girecektir.
Bu kurallarda birinci aşama açısından duraksamayı
gerektiren bir husus yoktur. Ancak, ikinci aşamada diğer bir deyişle
Cumhurbaşkanı tarafından bir daha görüşülmek üzere Meclise iade edilen Anayasa
değişikliğine ilişkin kanun konusunda üçüncü fıkrada“Meclis, geri gönderilen kanunu, üye
tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu
kanunu halkoyuna sunabilir”, beşinci fıkrada da “…Cumhurbaşkanının
iadesi üzerine Meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen
Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri
Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir” denildiğinden, bu
ifadelerin yalnız Cumhurbaşkanına halkoyuna başvurma yetkisini veren bir
düzenleme mi olduğu, yoksa aynı zamanda kabul çoğunluğunu da mı içerdiği
hususunda bir sonuca varabilmek için maddenin bütününün ve tarihsel
yorumunun da yapılması gerekmektedir.
Anayasanın 175. maddesinin özgün hali, bu maddeyi
değiştiren 17.5.1987 tarih ve 3361 sayılı Kanunun teklif metni, TBMM
Anayasa Komisyonundaki değişiklik ve yürürlükteki metin incelendiğinde,
Anayasa koyucunun, gerek zorunlu gerek Cumhurbaşkanının takdirine bağlı
olsun Anayasa değişikliklerinde halkoylaması yolunun açık olmasını
benimsediği anlaşılmaktadır.O kadar
ki, Meclis üye tamsayısının üçte ikisinden az oyla kabul edilen bir anayasa
değişikliğinin halkoyuna sunulmadan yürürlüğe konulmasına geçit
vermemektedir.
Cumhurbaşkanının daha önce geri çevirdiği ve
Meclisin aynen kabul ettiği bir kanunu tekrar geri çevirmesi yetkisi
bulunmadığından, ikinci aşamada üçte ikiden az oyla kabul edilen Anayasa
değişikliği hakkındaki kanunun, dördüncü fıkradaki “Cumhurbaşkanı
tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi
Gazetede yayımlanır”kuralı
uyarınca halk oyuna sunulması olanaksızdır. Aksine düşüncenin kabulü, diğer
bir anlatımla iade edilmiş olmasına rağmen üçte ikiden az oyla kabul edilen
kanunun, Cumhurbaşkanı tarafından tekrar Meclise iade edilebileceği veya
halk oyuna sunulmak üzere Resmî Gazete’de yayımlanacağının benimsenmesi,
ikinciaşamada üçte iki
çoğunluğusağlayamayan bir Anayasa
değişikliğinin Cumhurbaşkanı ile Meclis arasında gereksiz yere gidip
gelmesi sonucunu doğuracaktır. Anayasa koyucunun böyle bir durumu öngördüğü
kabul edilemeyeceğine göre, bu kuralın birinci aşamaya ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır. Anılan kanunun, üçüncü ve beşinci fıkralardaki kurallara
göre de halkoyuna sunulması olanaklı değildir. Zira, bu fıkralarda açıkça üçte
iki çoğunlukla kabul edilen kanunun halkoyuna sunulması konusunda
Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Bu durumda, üçüncü ve beşinci
fıkralardaki yukarıda belirtilenifadeler, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilen Anayasa
değişikliğine ilişkin kanunun, ancak üçte iki çoğunlukla kabul
edilebileceğini göstermektedir. Nitekim, öğretide de baskın görüş bu
doğrultudadır.
Üçte iki çoğunluğun hangi oylamalarda aranması
gerektiğine gelince:
Anayasa ve TBMM İçtüzüğü hükümlerine göre, Anayasa değişiklik
tekliflerinde dört oylama yapılması gerekmektedir. Bunlar; 1. Maddelere geçilmesi, 2. Birinci görüşme sonunda maddelerin ayrı ayrı oylanması, 3. İkinci görüşme sonunda maddelerin
ayrı ayrı oylanması, 4. Teklifin tümünün
oylanmasıdır.
Anayasanın
175. maddesinde, değişiklik teklifi ile kabulünde nitelikli çoğunluk
aranması ve bu teklifin iki kez görüşülmesi zorunluluğunun öngörülmesi,
bunlar haricinde Anayasa değişikliği tekliflerinin görüşülmesi ve kabulünün
kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara tabi tutulması,
anılan ayrıksı kurallardışında
genel kuralların uygulanmasının yeterli görüldüğünü, bir bakıma tekliflerin
görüşülmesinin kolaylaştırıldığınıgöstermektedir.
Nitekim, TBMM İçtüzüğünün 94. maddesinin ikinci fıkrasında “Birinci
görüşmede gerekli çoğunlukla kabul oyu alamayan bir madde ikinci görüşmede
de gerekli çoğunlukta kabul oyu alamamışsa reddedilmiş olur.”
denilerek yalnız birinci görüşmede yeterli oyu alamayan maddenin
reddedilmiş sayılmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Bu hükümlere göre, Cumhurbaşkanının iadesinden
sonraki aşamada bitirici niteliktekiikinci görüşmede maddelerin oylanmasında ve sonuçta teklifin ikinci
görüşmede kabul edilen maddelerinin tümünün oylanmasında üçte iki
çoğunluğun aranması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu çerçevede 5678 sayılı Yasanın görüşmeleri
incelendiğinde, 1. maddesinin Cumhurbaşkanının iadesi üzerine yapılan
ikinci görüşmede 366 oy aldığı anlaşıldığından ve bu oy TBMM üye tam
sayısının üçte ikisinden az olduğundan anılan madde kabul edilmemiştir.
Diğer bir deyişle düşmüştür. Bu nedenle 1. maddenin iptali gerekmektedir.
Yöntemince kabul edilmeyen bu maddenin metinden
çıkarılmayarak Yasanın tümünün oylanması, “Yasanın tümü” üzerinde Anayasada
öngörüldüğü biçimde oylama çoğunluğu sağlanmadığını göstermektedir. Dava
dilekçelerinde bu konuda belirtilen gerekçeler yerinde olup bu durum,
Yasanın tümünün iptalini gerektirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, aksi yönde oluşan çoğunluk
kararına katılmadım.
Üye
A.
Necmi ÖZLER
DEĞİŞİK GEREKÇE
1- Anayasa’nın 175. maddesinde 17.5.1987 tarih ve
3361 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra da, Cumhurbaşkanının
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri göndermesi halinde, Meclis’in geri
gönderilen kanunu üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul etmesi
gerektiği ilkesinde bir değişiklik olmamıştır. Çünkü, değişiklik öncesi
metinde sadece Meclis’in geri gönderilen kanunu aynen (2/3 çoğunlukla)
kabul etmesi halinde Cumhurbaşkanının bu kanunu halkoyuna sunabileceği
yönündeki hüküm, 3361 sayılı Kanun’un teklif metni ile TBMM’deki görüşmede
ortaya çıkan metni uzlaştırmak suretiyle “farklı” alternatifler
gözetilerek, birden fazla hale özgülenmiştir. Gerçekten, teklif metninde,
Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların kabul edilerek Cumhurbaşkanınca
Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra zorunlu halkoyuna sunulması esası
öngörülürken; TBMM’de bu düşünce kabul görmeyerek, halen Anayasa’nın 175.
maddesinde belirtilen biçimde “zorunlu-ihtiyari” olmak üzere, değişik
durumlara göre halkoylaması benimsenmiştir. Bu nedenle de, 3/5 ve 2/3 kabul
çoğunluklarına ve Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere iade halinde
ancak 2/3 kabul çoğunluğu koşuluna bağlı olarak ihtiyari ya da zorunlu halkoylaması esası, TBMM Anayasa
Komisyonunda teklif metinleri ile birlikte redaksiyona tâbi tutularak, aynı
cümle içinde anlam bulmak üzere kaleme alınmıştır. Ne komisyon
gerekçelerinde ne de TBMM görüşmelerinde Cumhurbaşkanınca bir daha
görüşülmek üzere iade halinde 2/3 yerine 3/5 kabul çoğunluğu gerektiğine
ilişkin en küçük bir ima dahi yoktur. Dolayısıyla “Meclis, geri gönderilen
kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse
Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir.” cümlesi, teklif metninin
“ihtiyari halkoylaması” durumunun ilavesi suretiyle biçimlendirilmiş
şeklinden başka bir anlam taşımamaktadır. Değişiklik gerekçesinde, açıkça
2/3 kabul çoğunluğunun her halde yüksek bulunduğu, bu nedenle 3/5 kabul
çoğunluğunun yeterli görüldüğü şeklinde hiçbir aksi düşüncenin de serdedilmemesi, bu görüşümüzü açıkça teyit etmektedir.
Bu bakımdan, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere iade halinde 2/3
oylama çoğunluğunun aranması gerektiği kuşkusuzdur.
2- Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında “Kanunların
şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen
çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif
ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup
uyulmadığı hususları ile sınırlıdır.” denilmektedir. Yine Anayasa’nın
175. maddesinin ikinci fıkrası “Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki
tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu maddedeki kayıtlar dışında, kanunların
görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tâbidir.” hükmünü
öngörmektedir. Anayasa’nın 95. maddesinin birinci fıkrası ise “Türkiye
Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre
yürütür.” demektedir. Nihayet bu konuda temas edilmesi gereken son Anayasal
direktif, Anayasa’nın 175. maddesinin birinci fıkrası hükmüdür. Bu fıkra
hükmüne göre de “Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye
tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın
değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme
teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli
oyuyla mümkündür.”
Belirtilen bu Anayasal hükümler ışığında ilk
irdelenmesi gereken husus, Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasındaki
“Oylama çoğunluğunun” hangi anlama geleceğidir. Anayasa’nın 148.
maddesinin gerekçesinde konuya açıklık getirildiği görülmektedir: “…
Getirilen ikinci bir yenilik, son oylamadan önce yapılan şekil
bozukluklarının iptale neden olamayacağıdır. Son oylama Genel Kurul
tarafından yapılır. Daha önce vücut bulan şekil bozukluklarını genel
kurulun bildiği veya bilmesi gerektiği varsayılır. Çünkü onun kararı,
yapılan bir incelemeye, tartışmaya ve açıklamaya dayanır. Genel Kurulun
oylama yapıp kanunu kabul etmesi, şekil bozukluğunu, o kanunu kabul etmemek
için yeterli neden saymadığı yolunda bir irade tecellisidir. En büyük organ Genel Kuruldur. Onun
iradesi hilafına bir sonuç çıkarmak hukukun ana esaslarına aykırı düşer. Bu
nedenle son oylamadan önceki şekil bozuklukları, iptal sebebi sayılmamıştır.”
Aynı konunun Danışma Meclisi çalışmalarında da
gündeme gelmesi üzerine, Anayasa Komisyonu sözcüsü Şener AKYOL şu
açıklamalarda bulunmuştur: “… Anayasa Mahkemesinin kanunları şekil ve esas
bakımından denetlemesi söylendikten sonra ikinci fıkrada, şekil denetiminin
münhasıran o kanun için yapılan son oylamaya ilişkin olacağına dair hüküm
yer almaktadır. Yani 1961 Anayasasının uygulamasında, Anayasa Mahkemesinin
verdiği pek çok şekil sebebiyle iptal kararının artık verilemeyeceği hükme
bağlanmakta, nihai oylamada, milli iradenin tahakkuk ettiği son oylamada
eğer çoğunluk bakımından bir arıza yoksa, yani bir sayma hatası yoksa,
yani milli irade burada, bu Meclisin kararıyla, bir Meclisin kararıyla
tecelli etmişse, artık o kanunun hazırlanış dönemine ilişkin usuli meselelerden dolayı o kanunun iptal edilemeyeceği
hükmünü taşımaktadır. Bu ise önemli bir hükümdür… Biz bu maddeyle, Sayın Öztürk’ün önergesinde görmezlikten geldiği bir önemli
noktayı vurgulamak istiyoruz ki, milli iradenin tecelligâhı
olan yerde yapılan nihai oylama, bütün diğer önceki usul hatalarını tashih
eder, düzeltir, hatta onları olmamış hale getirir. İşte 182. maddenin
asıl hükmü, asıl önemli hükmü budur… Tasarının tümünde vaki olan ve
Meclisimizce en küçük bir şüphe doğan yerlerde bile kesinlikle düzeltilen
ve altı çizilen milli egemenlik ilkesi, 182. maddede ayrıca bu şekilde
heyetinizin iradesine uygun olarak teyit edilmektedir… Şekil bakımından
dava açmak son derece sınırlandırılmıştır… Şekil sebebiyle iptal, bir tek
hâle, oyların sayımına inhisar ettirilmiş ve bunun kolaylıkla, derhal
yapılabilecek bir itirazla ortaya konulabileceği varsayımından hareket
edilmiştir…” (Danışma Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt:10, Yasama Yılı:1, 10
Eylül 1982 Cuma, 148. Birleşim, s. 188-190)
Gerek 148. maddenin ikinci fıkrasının gerekçesi
gerek yukarıda yapılan açıklama her ne kadar “kanunların şekil denetimi”
bakımından öngörülmüş intibaını uyandırabilirse de, Anayasa’nın 175.
maddesinin ikinci fıkrasına göre, Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler
de, yine bu maddede yazılı olan,
- 1/3 teklif,
- Genel Kurulda iki defa görüşme (ivedilikle
görüşme yasağı),
- 3/5 kabul çoğunluğu (bir daha görüşülmek üzere
geri gönderme halinde 2/3 kabul çoğunluğu),
Şeklinde tahdidi olarak sayılan kayıtlar dışında Kanunların
görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tâbi olacağından;
Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasındaki, Anayasa değişikliklerinde
aranacak “oylama çoğunluğunun”da, gerçekte bir “kanun” olarak hukuk
düzenine yansıyan bu normun yapılacak “son oylama”sında aynen aranması
gerektiğini ortaya koymaktadır. Gerçekten TBMM İçtüzüğü’nün 93. maddesinin
birinci fıkrasında “Anayasa değişiklik teklifleri, diğer kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesindeki usule tâbidir. Ancak, bu teklifler
Genel Kurulda iki defa görüşülür.” denilmekte; İçtüzüğün 94. maddesinin
ilk fıkrası ise:
“Anayasada değişiklik tekliflerinin birinci ve
ikinci görüşmelerinde, maddelerin kabulü ile ikinci görüşmenin sonunda
tümünün kabulü üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyu ile
mümkündür.
Birinci görüşmede gerekli çoğunlukla kabul oyu alamayan bir madde ikinci
görüşmede de gerekli çoğunlukta kabul oyu alamamışsa reddedilmiş olur.”
Hükmünü taşımaktadır.
Yine TBMM İçtüzüğünün 81. maddesi, kanun tasarı ve
tekliflerinin Genel Kurulda şu sıra ve usule göre görüşüleceğini hükme
bağlamaktadır:
- Tasarı veya teklifin tümü hakkında görüşme
açılması,
- Tasarı veya teklifin tümü üzerinde soru-cevap
işlemi yapılması,
- Tasarı veya teklifin maddelerine geçilmesi (oylama suretiyle),
- Tasarı veya teklifin maddelerinin görüşülüp
oylanması,
- Tasarı veya teklifin tümünün oylanması.
Yukarıda metinlerine yer verilen Anayasa kuralları
ile TBMM İçtüzüğünün ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; iki
defa görüşmenin bir Anayasal direktif oluşu karşısında ikinci görüşmeyi
engelleyici bir yoruma geçerlik tanınmaması gerektiği, buradan hareketle
denetime esas alınması gereken “oylama çoğunluğunun”, ikinci
görüşmenin ardından yapılacak oylama olduğu, Anayasa’nın değiştirilmesi
hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü de, kanunların görüşülmesi ve
kabulü hakkındaki hükümlere tâbi olduğundan (175. maddenin birinci
fıkrasındaki kayıtlar saklı tutulmak kaydıyla), ikinci görüşmede de ancak
nihai oylama olan “teklifin tümünün son oylamasının” hukuki denetime
esas alınması gerektiği, bundan önceki aşamaların (yani, teklifin
maddelerine geçilmesinin oylaması ile maddelerin
teker teker oylanmasının) şekil bakımından
yapılacak Anayasal denetime tâbi olmadığı ve bunlara yönelik şekil
bozukluğu iddialarının incelenmesinin gerekmediği, 1982 Anayasası’nın 148.
maddesinin ikinci fıkrasındaki açık düzenleme ve madde gerekçesi ile yasama
çalışmalarında yapılan açıklamalar karşısında, iptal davalarında emsal
gösterilen Anayasa Mahkemesi’nin 16.6.1970 tarih ve E.1970/1, K.1970/31
sayılı kararındaki kabul ile gerekçelerin bu davayla örtüşmediği,
Cumhurbaşkanının bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri göndermesinden
sonra, Anayasa değişiklik tekliflerinin TBMM’deki ikinci görüşmesinin
31 Mayıs 2007 tarihli 118. Birleşiminde yapılarak, teklifin tümünün
yapılan gizli oylamasında (370) kabul oyunun verilmesi ve bu sayının da
üye tamsayısının üçte ikisi olan (367)den fazla olması karşısında,
Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasındaki oylama çoğunluğu koşulunun
gerçekleştiği ve bu nedenle ortada, iptali gerektiren bir şekil sakatlığı
ve Anayasa’ya aykırılığın söz konusu bulunmadığı, açıklanan gerekçeler
ışığında aksi yöndeki iddialara dayalı davaların reddi gerektiği kanaatine
ulaşmıştır.
3- Belirtilen sebeplerle, Anayasa’ya aykırılık
iddiasının reddine dair çoğunluk kararına, sonucu itibariyle katılıyoruz.
ÜyeÜye
Serdar ÖZGÜLDÜROsman
Alifeyyaz PAKSÜT
AZLIK OYU
Anayasa’nın 175. maddesine göre, Anayasa’nın değiştirilmesi
teklifinin kabulü için öncelikle beşte üç çoğunluk aranmakta, bu çoğunluk
üçte ikiye ulaşmadığı takdirde halkoylaması zorunlu olmaktadır. Çoğunluğun
üçte iki olarak gerçekleşmesi durumunda Cumhurbaşkanı Yasa’yı Resmi
Gazete’de yayımlatabileceği gibi isterse halkoyuna sunabilecektir.
Düzenlemeye göre, Cumhurbaşkanı’nın değişiklikle
ilgili yasaları bir daha görüşülmek üzere geri çevirmesi de olanaklıdır.
175. maddenin üçüncü fıkrasında geri gönderilen yasalarla ilgili üçte iki
çoğunluğa değinilmekte ve halkoyuna sunabilme beşinci fıkrada olduğu gibi
isteme bağlı bir istenç olarak yer almaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise, üçte ikiden az
beşte üçten çok oyla kabul edilme olgusuyla birlikte Cumhurbaşkanı’nın geri
çevirmesi veya halkoylaması öngörülmektedir. Bu yazılış biçimi, fıkranın
Yasa’nın Cumhurbaşkanı’na gitmeden önceki süreçle ilgili olduğu sonucunu
güçlendirmektedir.
Değinilen kurallar akışı karşısında, öğretide de
genel kabul gördüğü gibi Cumhurbaşkanı’nca geri çevrilen Anayasa değişikliğiyle
ilgili yasaların kabulü için üçte iki çoğunluğun aranması gerekli
olmaktadır.
Bu bakımdan, Cumhurbaşkanı’nca Yasa’nın tümü geri
çevrildiğinden ikinci oylamada üçte iki çoğunlukla kabul edilmeyen 1.
maddenin ve Yasa’nın tümüne ilişkin oylamada kabul edilmeyen 1. maddeyle
birlikte oylama yapılmasıyla gerçekleşen oylama çoğunluğunun, biçim
yönünden sağlıklı bir oluş ve kusursuz bir sonuç olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, anılan konularda karara
karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
|