|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2006/13284
Karar
No: 2007/1112
İncelenen Kararın:
Mahkemesi: Bala Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 9/7/2002
Numarası: 2001/30 - 2002/134
Davacı: Sevgi Sevinç
Davalı: Ahmet Sevinç
Dava Türü: Boşanma
Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
İncelenen dosyada davacı asil
dinlenmeden davacı vekili ile davalının beyanı doğrultusunda, hiçbir delil
toplanılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, tarafların
velayet ve nafaka hususunda anlaştıklarına ilişkin dosyada herhangi bir
beyan veya belgenin de bulunmadığı görülmektedir. Boşanmaya karar
verilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde öngörülen
koşullar gerçekleşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin
birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin
davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış
sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi
için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe
açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile
çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun
bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz
önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu
değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.
Taraflar hazır bulunup, bizzat
anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz
ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin
temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi
çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin vekilinin
beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma
hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 5/2/2007
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk
Dairesinden:
Esas No:
2006/14833
Karar
No: 2006/13791
İncelenen Kararın:
Mahkemesi: İstanbul 2. Aile Mahkemesi
Tarihi: 18/10/2004
Numarası: 2003/40-2004/1061
Davacı-K. Davalı : Sevgi Soltani
Davalı-K. Davacı : Ali Soltani Vek. Av. Taner Kazanoğlu
Taraflar arasında görülen
nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde
olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği
düşünüldü.
Davacı (kadın) sevgi Soltani tarafından davalı (koca) Ali Soltani aleyhine açılan asıl davada; ayrı yaşamda
haklılık iddiasına dayalı olarak aylık 2000- YTL. tedbir nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiş, davacı (koca) Ali Soltani vekili tarafından davalı (kadın) Sevgi Soltani aleyhine açılan karşı davada da; tarafların
boşanmalarına, karşı davalının müvekkiline
aylık 250-YTL. katkı payı ödemesine, karşı davalı adına kayıtlı taşınmazın
3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konularak
mülkiyetinin müvekkiline iadesine, ayrıca karşı davalının önceden satmış
olduğu taşınmazın bedelinin müvekkiline ödenmesine, karar verilmesi talep
ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davacı (karşı
davalı) Sevgi Soltani'nin davasının kısmen kabulü
ile aylık 750-YTL. tedbir nafakasına hükmolunduğu,
karşı davanın da reddine karar verildiği, hükmün esası Yargıtay’ca
incelenmeksizin kesinleştiği, işbu hükmün Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca asıl dava (nafaka) yönünden kanun yararına temyiz edildiği
görülmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
HUMK. 409/4. maddesi gereği,
dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenmesi halinde davaya devam edilebilmesi
için dilekçesini yenileyen taraftan yeniden harç alınması gerekmektedir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun
30. maddesine göre de, noksan harç tamamlanmadan dosyanın işleme
konulamayacağı belirtilmektedir.
Somut olayda ise, 19/2/2004
tarihli celsede davacı Sevgi Soltani'nin
mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi nedeniyle nafaka davasının (asıl
davanın) HUMK.409.maddesi gereği yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı,
20/5/2004 tarihinde de hakim havaleli dilekçe ile davacı (karşı davalı)
Sevgi'nin yenileme talebinde bulunduğu, ancak harç yatırılmadığı
anlaşılmıştır.
Mahkemece, dosyanın işlemden
kaldırıldığı tarihten itibaren bir aylık süre geçtikten
sonra yenileme talebinde bulunulduğu gözetilerek, yenilenen davaya harç
alınarak devam edilmesi gerekirken, harç alınmadan davaya devamla hüküm
kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, davacı (karşı
davalı) Sevgi, kendini vekille temsil ettirmediği halde, 1000-YTL. nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı
vekiline ödenmesine dair hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Bu itibarla, Cumhuriyet
Başsavcılığının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile kararın HUMK'nun 427. maddesi uyarınca ve hükmün hukuki
sonuçlarına etkili olmamak kaydıyla
kanun yararına BOZULMASINA, kararın bir örneğinin gereğinin yapılması
amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30/10/2006 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
|