← Resmî Gazete · 17 Mart 2007 · Sayı 26465

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 3. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

T.C. Resmî Gazete

17 Mart 2007 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 26465

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/13284

Karar No: 2007/1112

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi: 9/7/2002

Numarası: 2001/30 - 2002/134

Davacı: Sevgi Sevinç

Davalı: Ahmet Sevinç

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

İncelenen dosyada davacı asil dinlenmeden davacı vekili ile davalının beyanı doğrultusunda, hiçbir delil toplanılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, tarafların velayet ve nafaka hususunda anlaştıklarına ilişkin dosyada herhangi bir beyan veya belgenin de bulunmadığı görülmektedir. Boşanmaya karar verilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmemiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin vekilinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 5/2/2007

—— • ——

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/14833

Karar No: 2006/13791

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: İstanbul 2. Aile Mahkemesi

Tarihi: 18/10/2004

Numarası: 2003/40-2004/1061

Davacı-K. Davalı : Sevgi Soltani

Davalı-K. Davacı : Ali Soltani Vek. Av. Taner Kazanoğlu

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı (kadın) sevgi Soltani tarafından davalı (koca) Ali Soltani aleyhine açılan asıl davada; ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak aylık 2000- YTL. tedbir nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiş, davacı (koca) Ali Soltani vekili tarafından davalı (kadın) Sevgi Soltani aleyhine açılan karşı davada da; tarafların boşanmalarına, karşı davalının müvekkiline aylık 250-YTL. katkı payı ödemesine, karşı davalı adına kayıtlı taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konularak mülkiyetinin müvekkiline iadesine, ayrıca karşı davalının önceden satmış olduğu taşınmazın bedelinin müvekkiline ödenmesine, karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Mahkemece, davacı (karşı davalı) Sevgi Soltani'nin davasının kısmen kabulü ile aylık 750-YTL. tedbir nafakasına hükmolunduğu, karşı davanın da reddine karar verildiği, hükmün esası Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleştiği, işbu hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca asıl dava (nafaka) yönünden kanun yararına temyiz edildiği görülmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

HUMK. 409/4. maddesi gereği, dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenmesi halinde davaya devam edilebilmesi için dilekçesini yenileyen taraftan yeniden harç alınması gerekmektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine göre de, noksan harç tamamlanmadan dosyanın işleme konulamayacağı belirtilmektedir.

Somut olayda ise, 19/2/2004 tarihli celsede davacı Sevgi Soltani'nin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi nedeniyle nafaka davasının (asıl davanın) HUMK.409.maddesi gereği yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı, 20/5/2004 tarihinde de hakim havaleli dilekçe ile davacı (karşı davalı) Sevgi'nin yenileme talebinde bulunduğu, ancak harç yatırılmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren bir aylık süre geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulduğu gözetilerek, yenilenen davaya harç alınarak devam edilmesi gerekirken, harç alınmadan davaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Öte yandan, davacı (karşı davalı) Sevgi, kendini vekille temsil ettirmediği halde, 1000-YTL. nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı vekiline ödenmesine dair hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.

Bu itibarla, Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile kararın HUMK'nun 427. maddesi uyarınca ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, kararın bir örneğinin gereğinin yapılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30/10/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.