← Resmî Gazete · 1 Şubat 2007 · Sayı 26421

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2, 11 ve 19. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

T.C. Resmî Gazete

1 Şubat 2007 PERŞEMBE

Resmî Gazete

Sayı : 26421

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/6052

KararNo: 2006/14234

İncelenen Kararın:

Mahkemesi:Düziçi S.H.

Tarihi: 16/11/1999

Numarası:1999/190-187

Davacı:Hatice Güzel

Davalı:Ummuhanı ve Mustafa Güzel

Dava Türü:Evlat Edinme

TemyizEden:Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

1 – Davacı Hatice Güzel tarafından 16/11/1999 tarihinde davalılar Mustafa Güzel ve Ummuhanı Güzel'e karşı açılan davada, davalıların kızı Fındık Güzel'in evlat edinilmesine izin verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dosyadaki nüfus kayıt örneğinden 1/1/1973 doğumlu olduğu anlaşılan Fındık Güzel'in dava tarihinde reşit olduğu görülmüştür.

Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 11 inci maddesinde "Rüşt, onsekiz yaşın ikmaliyle başlar." hükmü ile 10 uncu maddesinde "Mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmaya selahiyettardır." hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 262 nci maddesine göre çocuk, küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır.

Mahkemece yukarıda açıklanan hükümler gözönüne alınarak, reşit olan Fındık Güzel'i temsil yetkisi bulunmayan davalılara karşı açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

2- Davacının sağ olduğu anlaşılan eşi Baddal Güzel'in rızası alınmaksızın, sözü edilen Kanunun 255 inci maddesinde yer alan "Eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına bağlıdır." hükmüne aykırı olarak eksik inceleme ile hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle verildi. 18/10/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12007

KararNo: 2006/18552

İncelenen Kararın:

Mahkemesi:Afyonkarahisar Aile Mahkemesi

Tarihi:1/2/2005

Numarası:2004/692 - 2005/31

Davacı:Ebru Eltaş

Davalı:Abdullah Eltaş

Dava Türü:Boşanma

TemyizEden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Ebru Eltaş tarafından 13/9/2004 tarihinde davalı Abdullah Eltaş aleyhine açılan boşanma davasının, tarafların boşanma konusunda anlaştıklarına dair beyanları ve imzaladıkları protokol doğrultusunda kabul edildiği, annenin velayetine bırakılan küçük Dilek için kısa kararda dava tarihinden itibaren aylık 50.00 YTL. iştirak nafakasına hükmedildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında iştirak nafakası konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesi hükmüne göre kararlar arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.

Aynı Kanunun 389. maddesi hükmüne göre ise, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösterilen tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10/4/1992 tarih ve 1991/17 esas, 1992/4 karar sayılı kararın gereğince de, sonradan yazılan gerekçeli kararın mahkemece tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir.

Mahkemece duruşmanın bitimini müteakip taraflara tefhim edilen kısa karar ile daha sonra tebliğ edilen gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerekirken kararlar arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12008

KararNo: 2006/18553

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala A.H. (Aile) Mahkemesi

Tarihi: 1/4/2004

Numarası: 2004/72- 2004/54

Davacı: Peggy Görkem (Döscher)

Davalı: Bilal Görkem

Dava Türü: Boşanma Kararının Tanınması

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Peggy Görkem vekilinin davalı Bilal Görkem aleyhine 1/4/2004 tarihinde açtığı davada, boşanmaya ilişkin Bremerhaven Sulh Mahkemesinin 31/12/1999 tarihli ve 150F 208/98 sayılı kararının tenfizine karar verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının ve o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu hususlara uyulmayarak fotokopi ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12009

KararNo: 2006/18554

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala A.H.

Tarihi: 4/7/2002

Numarası: 2002/159 - 2002/113

Davacı: Gülden Yücel

Davalı: Oğuz Yücel

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Bala Cumhuriyet Savcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Gülden Yücel vekili tarafından Oğuz Yücel aleyhine 3/7/2002 tarihinde açılan boşanma davasında, taraflarca imzalanan protokol doğrultusundadavanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin davacı vekili ve davalının beyanı ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12010

KararNo: 2006/18555

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala A.H.

Tarihi: 11/6/2002

Numarası: 2002/142-2002/109

Davacı: Betül Atalay

Davalı: İlhan Atalay

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Bala Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Betül Atalay vekili tarafından davalı İlhan Atalay aleyhine 7/6/2002 tarihinde açılan boşanma davasında, taraflarca imzalanan protokol doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin davacı vekili ve davalının beyanı ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12011

KararNo: 2006/18556

İncelenen Kararın:

Mahkemesi:Bala A.H.

Tarihi:2/5/2002

Numarası:2002/108-2002/84

Davacı:Selen Noktaoğlu

Davalı:Serkan Noktaoğlu

Dava Türü:Boşanma

Temyiz Edene:Bala Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı tarafından 2/5/2002 tarihinde davalıya karşı açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasındaevlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede sarsılmış olması halinde eşlerden her birinin boşanma davası açabileceği hüküm altına alınmıştır.

İncelenen dosyada, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin bir delil ileri sürülmediği, ancak tarafların boşanma hususunda anlaştıkları görülmektedir.

Anılan Kanunun 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hükümde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür.

Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 10/8/2001 tarihinde evlendikleri anlaşılmış olup, dava tarihine göre henüz bir yıllık yasal süre dolmamıştır.

Mahkemece, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hususunun ispatlanamamış olması, Türk Medeni Kanununun 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen bir yıllık süre şartının da gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/12012

KararNo: 2006/18557

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala A.H.

Tarihi: 6/5/2003

Numarası: 2003/51-128

Davacı: Vedat Erel

Davalı: Serap Erel

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Vedat Erel vekili tarafından davalı Serap Erel aleyhine 25/3/2003 tarihinde açılan boşanma davasında, tarafların boşanma ve mali sonuçları konusunda anlaştıklarına dair davacı vekilinin ve davalının beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde dahi boşanmaya karar verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin davacı vekili ve davalının beyanı ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/12/2006

—— • ——

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/14661

KararNo: 2006/13817

Mahkemesi: İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi

Günü: 21/6/2006

Sayısı: 2006/692 - 2006/956

Davacı: Birlik Spor Ayakkabı Terlik Tic. ve San. Ltd. Şti.

Vekili: Av. Salih Elmas

Davalı: Türkiye İş Bankası A.Ş. (Konak Şubesi)

Vekili: Av. Ebru Kahratlı Öztuna

Taraflar arasında görülen davada İzmir l. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21/6/2006 tarih ve 2006/692 - 2006/956 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi kanun yararına bozma talep eden davacı vekili tarafından 2/8/2006 tarihli dilekçe ile istenmiş ve Dairemiz'ce düzenlenen rapor incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankanın İzmir/Konak Şubesi'ndeki hesaba kira bedelini yatırması sırasında kendisinden kira tahsilat işlem masrafı adı altında 12,60 YTL ek ücret alındığını, yapılan işlemin yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürerek, 12,60 YTL.nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, davaya konu 12,60 YTL.nin 14/6/2006 tarihinde konutta ödemeli olarak posta havalesi ile iade edildiğini, bu nedenle konusuz kalan davanın reddine ve müvekkili temerrüde düşmediğinden ücreti vekalet ve yargılama giderlerine hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacıya yapılan ödeme nedeniyle konusu kalmayan davanın reddine, dava açılmadan önce davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle "... davacı lehine ücreti vekalete ve yargılama giderine hüküm olunmasına yer olmadığına..." karar verilmiştir.

Dava, 20/4/2006 tarihinde açılmış, talep edilen tutar 14/6/2006 günü konutta teslim posta havalesi ile davacıya ödenmiştir. Mahkemece bu ödeme nedeniyle konusu kalmayan davanın reddine, davadan önce davalı temerrüde düşürülmediğinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davalının alacağın varlığını kabul ile ödemede bulunması nedeniyle davanın konusuz kalması halinde yargılama giderinden sorumlu tutulmaması için dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması gerekmektedir. Somut olayda davalı hatalı işlemi ile davacıdan almaması gereken bir parayı masraf olarak almış ve dava açılmasından sonra iade etmiştir. Bu nedenle dava açılmasına sebebiyet vermediği kabul edilemeyeceğinden yazılı gerekçeyle vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmaması doğru olmamış, HUMK.nun 427/6 ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Başsavcılığı'nın HUMK.nun 427/6 ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 26/12/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/10420

KararNo: 2006/12115

Mahkemesi: Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

No: 2003/436 E, 2006/166 K

Dava Tarihi: 25/3/2003

Karar Tarihi: 25/4/2006

Davacı: 1- Veysel Mahmutçepoğlu 2- Reşit Mahmutçepoğlu

vek. Av. Kaan Aytuğ

Davalı:M. Murteza Kılıç

Taraflar arasında görülen istirdat davasının yapılan yargılaması sonucunda; Çorlu 1. Asliye Hukuk mahkemesince davanın kabulüne ilişkin 2003/436 Esas, 2006/166 Karar sayılı hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosya içindeki tüm belge ve evraklar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Ali Kılıç'a verdiği senedin bedel hanesinde yazılı 75.000.000.TL rakamının davalı tarafından tahrifat yoluyla 475.000.000.TL'ye dönüştürülerek Çorlu 1. İcra Müdürlüğünün 1998/2191 sayılı dosyasıyla yapılan takipte ödendiğini, davalı ile dava dışı Ali Kılıç hakkında resmi evrakta sahtekarlık suçundan Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davası sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuyla senette tahrifat iddiasının sabit olduğunu, ancak sanık Ali Kılıç vefat ettiğinden adı geçen hakkındaki davanın düşürülmesine, diğer sanık M. Murteza Kılıç'ın beraatine karar verildiğini, bu nedenle davacının icra dosyasına fazladan ödemek zorunda kaldığı 400.000.000.TL'nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı M. Murteza Kılıç, cevap dilekçesinde davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, ceza mahkemesi kararı ile takip ve dava konusu bonoda tahrifat yapıldığı sabit olduğundan davanın kabulüne, kesin olarak karar verilmiştir.

Dava kesinleşen icra takibi nedeniyle fazla ödendiği iddia edilen 400.000.000.TL'nın istirdadı istemine ilişkindir.

İİK.nun 72/7. maddesi, "Takibe itiraz etmemesi veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak, paranın geri alınmasını isteyebilir." hükmünü amirdir.

Somut olayda ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü geçirildiğinden davanın reddi gerekirken, kabulü anılan yasa hükmüne aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 15/12/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.