← Resmî Gazete · 20 Ocak 2007 · Sayı 26409

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 11. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 4 Adet Karar

Metin

T.C. Resmî Gazete

20 Ocak 2007 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 26409

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinden:

Esas:2006/13341

Karar:2006/12234

Mahkemesi: Bolu Sulh Hukuk Mahkemesi

Günü: 8/3/2006

Sayısı: 2005/1462 - 2006/272

Davacı: Axa Oyak Sigorta A.Ş.Vekili: Av. İbrahim Yılmaz

Davalılar: 1 - Ahmet Turgay SakinVekili: Av. Ahmet Dündar Özcan

2 - Ray Sigorta A.Ş.Vekili: Av. Yasemin Hacıfazlıoğlu

Taraflar arasında görülen davada Bolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8/3/2006 tarih ve 2005/1462 - 2006/272 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi kanun yararına bozma talep eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca istenilmekle ve Dairemiz'ce düzenlenen rapor incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın kusurlu olarak çarpması sonucu meydana gelen hasarın davacı tarafından karşılandığını ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenen 661,36 YTL.nin davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Talep edilen alacak miktarı itibariyle kesin olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen ve sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı Ahmet Turgay Şahin ve onun aracının zorunlu trafik sigortacısı Ray Sigorta A.Ş. nden rücuan tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekilleri, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

Dava, TTK.nun 1301 inci maddesine göre rücuan alacak istemine ilişkindir. Anılan maddede düzenlenen halefiyet yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır. Yargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada zamanaşımı sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlar. Dava konusu olayda zararı doğuran trafik kazasının 28/12/2001 tarihinde meydana geldiği ve 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesine göre 2 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu tartışmasızdır. Kaza tarihinden sonra son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan 29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiş, yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan 29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, HUMK.nun 427/6 ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Başsavcılığı'nın HUMK.nun 427/6 ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 24/11/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/9734

Karar No:2006/10205

Davacı Yüksel Ulubay'a velayeten annesi Fehiye Ulubay, babası Enver Ulubay ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/12/2005 günlü ve 2005/526-1109 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/242513 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacılar dava dilekçesinde oğulları Yüksel Ulubay'ın nüfus kütüğünde 20/9/1992 olan doğum tarihinin 20/9/1991 olarak düzeltilmesini istemişler, mahkemece davanın istem gibi kabulü yönünde karar verilmiştir.

Dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen Yüksel'in düzeltilen doğum tarihine göre kardeşi Türkan ile ikiz duruma geldiği görülmüştür. Mahkemece iki kardeşin de birlikte tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek ikiz olup olmadıkları konusunda heyet raporu alınmadan eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 5/12/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/9736

Karar No:2006/10549

Davacı Mehmet Aygün'e velayeten babası İsmail Aygün ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 20/10/2005 günlü ve 2005/130-186 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/251363 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacının davalı Nüfus Müdürlüğüne karşı açtığı davada velayeti altında bulunan oğlu Mehmet Aygün'ün 5/1/1988 olan doğum tarihinin 15/1/1987 olarak düzeltilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile adı geçenin doğum tarihinin ay ve günü baki kalarak 15/1/1987 olarak düzeltilmesine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde "evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu hükme göre eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.

Evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden emredici nitelikteki bu hükümler geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir.

İncelenen dosyadaki nüfus kayıt örneğinden yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün annesi davacı İsmail Aygün’ün eşi Sultan Aygün'ün sağ olduğu, ancak davaya katılımının sağlanmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilmesi, diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine,12/12/2006gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/9737

Karar No:2006/10550

Davacı Anılcan Tufan'a velayeten babası Hüsamettin Tufan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 13/7/2004 günlü ve 2004/246-2004/184 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/258001 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacının davalı Nüfus Müdürlüğüne karşı açtığı davada velayeti altında bulunan oğlu Anılcan Tufan'ın adının "Ömer" olarak düzeltilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde "evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu hükme göre eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.

Evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden emredici nitelikteki bu hükümler geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir.

İncelenen dosyadaki nüfus kayıt örneğinden yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün annesi davacı Hüsamettin Tufan'ın eşi Nuray Tufan'ın sağ olduğu, ancak davaya katılımının sağlanmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilmesi, diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 12/12/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.