|
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinden:
Esas:2006/13341
Karar:2006/12234
Mahkemesi: Bolu Sulh Hukuk Mahkemesi
Günü: 8/3/2006
Sayısı: 2005/1462 - 2006/272
Davacı: Axa Oyak Sigorta A.Ş.Vekili: Av. İbrahim Yılmaz
Davalılar: 1 - Ahmet Turgay SakinVekili: Av. Ahmet Dündar Özcan
2 -
Ray Sigorta A.Ş.Vekili: Av.
Yasemin Hacıfazlıoğlu
Taraflar arasında görülen davada
Bolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8/3/2006 tarih ve 2005/1462 -
2006/272 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi kanun yararına bozma talep
eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca istenilmekle ve Dairemiz'ce düzenlenen rapor incelendikten sonra işin
gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili
şirkete kasko sigortalı araca davalıların
işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın kusurlu
olarak çarpması sonucu meydana gelen hasarın
davacı tarafından karşılandığını ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenen
661,36 YTL.nin davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın
zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın zamanaşımına
uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Talep edilen alacak miktarı
itibariyle kesin olan karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma
istenilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete
kasko sigortalı araçta meydana gelen ve
sigortalısına ödediği tazminatın zarara neden olan davalı Ahmet Turgay
Şahin ve onun aracının zorunlu trafik sigortacısı Ray Sigorta A.Ş. nden rücuan tahsilini talep
etmiştir.
Davalılar vekilleri, zamanaşımı
süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, TTK.nun
1301 inci maddesine göre rücuan alacak istemine
ilişkindir. Anılan maddede düzenlenen halefiyet
yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası
esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat
davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan,
sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp
sonuçlandırılır. Yargıtay'ın 17/1/1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı
İçtihadı Birleştirme kararına göre sigorta tazminatını ödeyen sigortacının
zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada zamanaşımı sigorta ettirenin
aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte
başlar. Dava konusu olayda zararı doğuran trafik kazasının 28/12/2001
tarihinde meydana geldiği ve 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesine göre 2
yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu tartışmasızdır. Kaza tarihinden sonra
son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle iki yıllık süre dolmadan
29/12/2003 Pazartesi gününde davacı tarafından davalılar aleyhine girişilen
icra takibi ile BK.nun 133 üncü maddesi uyarınca
zamanaşımı kesilmiş, yeniden başlayıp iki yıllık sürenin son günü olan
29/12/2005 tarihinde isteme konu dava açılmış ve zamanaşımı süresi
dolmamıştır. Bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar
verilmesi doğru olmamış, HUMK.nun 427/6 ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin
kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Başsavcılığı'nın
HUMK.nun 427/6 ncı
maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden
dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına
BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 24/11/2006 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No:2006/9734
Karar
No:2006/10205
Davacı Yüksel Ulubay'a velayeten annesi Fehiye Ulubay, babası Enver Ulubay ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada
Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin
kesinleşmiş bulunan 23/12/2005 günlü ve 2005/526-1109 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının
3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/242513 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz
edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacılar dava dilekçesinde
oğulları Yüksel Ulubay'ın nüfus kütüğünde 20/9/1992
olan doğum tarihinin 20/9/1991 olarak düzeltilmesini istemişler, mahkemece
davanın istem gibi kabulü yönünde karar verilmiştir.
Dosyaya getirtilen nüfus kayıt
örneğinden, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen Yüksel'in
düzeltilen doğum tarihine göre kardeşi Türkan ile ikiz duruma geldiği
görülmüştür. Mahkemece iki kardeşin de birlikte tam teşekküllü bir sağlık
kuruluşuna sevk edilerek ikiz olup olmadıkları konusunda heyet raporu
alınmadan eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla davanın kabulüne karar
verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile
hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca
etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere
kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
5/12/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No:2006/9736
Karar
No:2006/10549
Davacı Mehmet Aygün'e velayeten babası İsmail
Aygün ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki
davada Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve
Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 20/10/2005 günlü ve
2005/130-186 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/251363
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacının davalı Nüfus
Müdürlüğüne karşı açtığı davada velayeti altında bulunan oğlu Mehmet Aygün'ün 5/1/1988 olan doğum tarihinin 15/1/1987 olarak
düzeltilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile adı geçenin doğum
tarihinin ay ve günü baki kalarak 15/1/1987 olarak düzeltilmesine karar
verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 336. maddesinde "evlilik devam ettiği sürece ana ve baba
velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu hükme göre eşlerden
herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342.
maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri
çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.
Evlilik birliği içinde
velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına
açılacak tüm davalar yönünden emredici nitelikteki bu hükümler geçerlidir.
Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan
birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip
olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması
gerçekleşmiş olacağından yeterlidir.
İncelenen dosyadaki nüfus kayıt
örneğinden yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün annesi davacı İsmail Aygün’ün eşi Sultan Aygün'ün
sağ olduğu, ancak davaya katılımının sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıya, eşinin
davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak
suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden
onaylı belge ibraz etmesi için süre verilmesi, diğer eşin katılımının veya
rızasının sağlanamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi
gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak yazılı şekilde
hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınagönderilmesine,12/12/2006gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No:2006/9737
Karar
No:2006/10550
Davacı Anılcan
Tufan'a velayeten babası Hüsamettin Tufan ile
davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen
ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 13/7/2004 günlü ve
2004/246-2004/184 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 gün ve Hukuk-2006/258001
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacının davalı Nüfus
Müdürlüğüne karşı açtığı davada velayeti altında bulunan oğlu Anılcan Tufan'ın adının "Ömer" olarak
düzeltilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve
hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 336. maddesinde "evlilik devam ettiği sürece ana ve baba
velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu hükme göre eşlerden
herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342.
maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri
çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.
Evlilik birliği içinde
velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına
açılacak tüm davalar yönünden emredici nitelikteki bu hükümler geçerlidir.
Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan
birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip
olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması
gerçekleşmiş olacağından yeterlidir.
İncelenen dosyadaki nüfus kayıt
örneğinden yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün annesi davacı Hüsamettin Tufan'ın
eşi Nuray Tufan'ın sağ olduğu, ancak davaya katılımının sağlanmadığı
anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıya, eşinin
davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak
suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden
onaylı belge ibraz etmesi için süre verilmesi, diğer eşin katılımının veya
rızasının sağlanamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi
gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak yazılı şekilde
hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile
dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 12/12/2006
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|