← Resmî Gazete · 29 Aralık 2006 · Sayı 26391

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 13. Hukuk Dairelerine Ait 4 Adet Karar

Metin

T.C. Resmî Gazete

29 Aralık 2006 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 26391

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/8408

Karar No: 2006/16399

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi

Tarihi: 29/6/2004

Numarası: 2004/396 - 2004/1097

Davacı: Recep Sağlam

Davalı-Mirasçılar: Ramazan Sağlam ve Ark.

Dava Türü: Miras Ortaklığına Mümessil Tayini

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Recep Sağlam vekilinin Mehmet İhsan Sağlam'ın diğer mirasçılarına karşı 12/3/2004 tarihinde açtığı davada, Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/283 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan bir davayı takip edebilmek amacıyla miras şirketine mümessil atanmasını istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. madde hükmü gereğince atanan miras şirketi temsilcisi, özel kayyım yetkilerine sahip olup, tüm mirasçılar (tereke) adına tasarruf ve hareket eder. Miras şirketine mümessil tayinine ilişkin karar tüm mirasçıların hukukunu etkileyeceğinden davaya mirasçıların tamamının katılımının sağlanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi hükmüne göre "Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.

Mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 27/11/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/8409

Karar No: 2006/16681

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bünyan A.H.

Tarihi: 7/5/2002

Numarası: 2002/24-2002/221

Davacı: Nazmiye Gürbüz

Davalı: Hasımsız

Dava Türü: Evliliğin Tespiti ve Tescili

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının 31/1/2002 tarihinde hasımsız olarak açtığı davada, 18/11/1979 tarihinde vefat eden Yusuf Köse ile 1974 yılında gayri resmi olarak evlendiklerini belirterek evliliğin tespiti ile tesciline karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile davacının Yusuf Köse ile 1974 - 1979 yılları arasında evli olduğunun tespitine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 141 inci maddesinde "evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır".

Aynı Kanunun 142 nci maddesinde de "Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.

Hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükümlere göre evlenme şekle bağlı akitlerdendir. İki tarafın evlendirme memuru ve tanıklar önünde karşılıklı olarak bu konudaki iradelerini açıkça bildirmeleri şarttır.

Bu itibarla, bir evlendirme akdine dayanmadan birleşen davacı Nazmiye Gürbüz ile Yusuf Köse arasında geçerli bir nikah akdi meydana gelmediği halde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 30/11/2006

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/10409

Karar No: 2006/17032

İncelenen Kararın:

Mahkemesi: Bala A.H.

Tarihi: 25/4/2002

Numarası: 2002/91 - 2002/81

Davacı: Hanım Duman

Davalı: Tacir Duman

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı vekili tarafından 18/4/2002 tarihinde Tacir Duman aleyhine açılan boşanma davasının, davacı vekili ile davalının beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Türk Medeni Kanununun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin vekilinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 6/12/2006

—— • ——

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2006/15060

Karar No: 2006/15943

Mahkemesi: Orta Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mah. Sıf.)

Tarihi: 1/11/2005

Numarası: 2004/69-102

Davacı: Yunus Erol

Davalı: Halk Bankası Müdürlüğü vekili avukat Sadet Ülperen

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, dava dışı Firdevs Leventoğlu'nun kredi kartına kefaleti nedeniyle Orta İcra Müdürlüğünün 2000/47 sayılı dosyası ile hakkında takibat yapılarak borcun tamamının kendisinden istenildiğini, oysa kefalet limitinin 150.000.000 TL. olduğunu Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dava sonucunda 150.000.000 TL. limit miktarına uygulanacak %150 faiz ile sorumlu tutulacağına karar verildiğini, ancak kendisinden 219.236.400 TL. tahsil edilmesi gerekirken 1.277.550.000 TL. tahsilat yapıldığını ileri sürerek fazladan tahsil edilen 1.058.313.600 TL.nın kesinti tarihlerinden işleyecek reeskont faizi ile tahsilini istemiştir.

Davalı, yetkili mahkemenin Çankırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, fazla tahsilat da yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 981.65 YTL. asıl alacak ve buna uygulanan 1.063.36 YTL. faiz olmak üzere toplam 2.045.06 YTL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş; davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizce, mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı 1.000.000.000 TL.sını geçmediğinden miktar itibariyle kesin olan karara ilişkin davalının temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.

Borçlar Kanununun 104/son maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemez. Mahkemece, bu yön gözetilmeden 981.65 YTL. asıl alacak ve 1.063,36 YTL. temerrüt faizi tutarı olarak hükmolunan 2.045,06 YTL. için dava tarihinden itibaren ayrıca faiz yürütülmesi, faize, faiz yürütüldüğünü gösterir. Bu uygulama BK.nun 104/son hükmü ile bağdaşmaz. Durum böyle olunca mahkemece sadece ana paraya dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde ana para ile birlikte dava tarihine kadar işlemiş faizin toplamı üzerinden faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 4/12/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.