|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2006/22
Karar Sayısı: 2006/40
Karar
Günü: 22.3.2006
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Ali TOPUZ ve K. Kemal
ANADOL ile birlikte 121 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU :27.12.2005 günlü,
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun:
A - 10.
maddesinin;
1 - (a)
fıkrasının (3) numaralı bendinin,
2 - (b)
fıkrasının,
B - 13.
maddesinin (d) fıkrasının,
C - 16.
maddesinin (a) fıkrasının;
1 - Birinci,
üçüncü, beşinci, altıncı ve yedinci paragraflarının,
D - 23.
maddesinin;
1 - (a)
bendinin birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci
fıkralarının;
2 - (b)
ve (c) bentlerinin,
E - 26.
maddesinin (a) fıkrasının,
F - 27.
maddesinin,
G - 28.
maddesinin,
H - 29.
maddesinin,
I - 31.
maddesinin (c) fıkrasının,
J - 32.
maddesinin,
1 - (a)
fıkrasının (6) ve (7) numaralı bentlerinin,
2 - (b), (c), (f), (j), (k) ve (m)
fıkralarının,
Anayasa’nın 2., 6., 7.,
8., 11., 35., 87., 88., 89., 123., ve 161. maddelerine aykırılığı savıyla
iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istenilmektedir.
I - İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
“I. OLAY
Bütçe; “devletin ve ona bağlı kamu
kuruluşlarının yıllık gelir ve bu gelir ve masrafların uygulamaya
konulmasına izin veren bir kanundur.”
Anayasanın 161 inci maddesi uyarınca,
yıllık olarak yapılır ve bütçe yasasına bütçe ile ilgili hükümler dışında
hiçbir hüküm konulamaz. (Any. M. 07.10.1996 tarih
ve E.96/23, K.96/36, R.G. 08.06.2002, sa.24779).
Anayasanın 161 inci maddesindeki hükme
ve bu konudaki Anayasa Mahkemesinin kararlarına karşın, 27.12.2005 tarih ve
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda bütçe dışındaki
konulara ilişkin hükümler de yer almış, ayrıca bazı yasalarda yasa ile
yapılması gereken değişiklikler de, Bütçe Kanunu ile yapılmıştır. Bu
nedenle 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun kimi hükümleri hakkında
Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılmasına gerek duyulmuştur.
II. İPTALİ İSTENEN HÜKÜMLER
1) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu Maddesinin (a) Fıkrasının
(3) Numaralı Bendi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu maddesinin (a) fıkrasının (3)
numaralı bendi aynen şöyledir:
“3. (2) numaralı bent kapsamındaki kamu
kurumlarına ait taşıt sayısını azaltmak ve taşıt bakım-onarımı ile
akaryakıt giderlerinde israfa yol açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri
yapmaya, önlemleri almaya ve sınırlamalar getirmeye Maliye Bakanının
teklifi üzerine Başbakan; kamu görevlilerinden kimlerin resmî taşıtlar
yerine ticarî taşıtlardan yararlanacağına ve ticarî taşıtlardan
yararlanacaklara yapılacak ödemeler ile bunlara ilişkin esas ve usûlleri
belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.”
2) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu Maddesinin (b) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu maddesinin (b) fıkrası aynen
şöyledir:
“b) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, döner sermayeler, fonlar, genel yönetim kapsamında olmamakla
birlikte bu idare bütçelerinden yardım alan kamu idareleri ile kamu
iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerindeki
ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın tespiti ile bunların kuruluşlar arasında
bedelsiz olarak devredilmesine veya tasfiye edilmesine ilişkin esas ve
usûller Maliye Bakanlığınca düzenlenir. 3212 sayılı Kanun ile 03.07.2003
tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 37 nci maddesi
hükümleri saklıdır. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.”
3) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 13 üncü Maddesinin (d) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası aynen
şöyledir:
“d)1. 22.04.1925 tarihli ve 657
sayılı Kanunun ek 2 nci,
2. 28.12.1960 tarihli ve 189
sayılı Kanunun 3 üncü,
3. 13.10.1983 tarihli ve 2918
sayılı Kanunun 131 inci,
4. 30.05.1985 tarihli ve 3212
sayılı Kanunun 4 üncü,
5. 05.06.1986 tarihli ve 3308
sayılı Kanunun 32 nci,
6. 10.12.2003 tarihli ve 5018
sayılı Kanunun 40 ıncı,
7. 14.07.2004 tarihli ve 5217
sayılı Kanunun 25 inci ve 26 ncı,
maddelerine dayanılarak tahsil edilen
tutarları, kurum bütçelerinde bu Kanunlarda belirtilen amaçlar için
tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen
ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya,
yılı içinde harcanmayan ödenekleri (2005 yılından devredenler de dahil)
ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye, bu hükümler
çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye,”
4) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 16 ncı
Maddesinin (a) Fıkrasının 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 nci
Bentleri.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Fonlara ilişkin işlemler” başlıklı 16
ncı Maddesinin (a) fıkrasının 1, 2, 3, 5, 6, 7 ve
8 inci bentleri ile (b) fıkrası aynen şöyledir:
a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların
her türlü geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde
Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır. Bu hesaba
yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında öngörülen fonlararası
pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.
Kapsam dışında bırakılan fonların gelirleri
ve harcamaları bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların müşterek fon
hesabında toplanan gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanın birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı ile
belirlenecek oran ve tutarlarda kesinti yapılarak genel bütçeye gelir
kaydedilebilir.
Fon gelirlerinin tahsili, takibi,
gelir kaydı, muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve
usûller Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit
edilir.
Kanun ve kanun hükmünde kararname ile
kurulanlar hariç olmak üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve
Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın
onayı ile tasfiye edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü
düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakan yetkilidir.
Maliye Bakanı ile Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı
ile fonların gider hesapları üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan
tutar, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden müşterek fon
hesabına, buradan da tamamı gider hesabına aktarılır.
5) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 23 üncü Maddesinin (a) Fıkrasının
1, 3, 4, 5, 6 ve 7 nci Bentleri ile (b) ve (c)
Fıkraları.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Kadroların kullanımına ilişkin
hususlar” başlıklı 23 üncü maddesinin 1, 3, 4, 5, 6 ve 7 nci bentleri ile (b) ve (c) fıkraları aynen şöyledir:
“Madde 23.- a) Genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama izni aranmaksızın boş
kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan atama sayıları ile
genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara yapacakları
nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm, istifa
ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz.
Araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan
(TUS ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde
100’ünü aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını karşılayamayacak
idareler için ilave 21.000 adet açıktan atama izni verilebilir. Kanun,
uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla
kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği
zorunlu haller için ilave personel ihtiyacı duyan kamu idareleri,
taleplerini gerekçeleri ile birlikte Şubat ayı sonuna kadar Maliye
Bakanlığına bildirirler. Söz konusu ilave sayının kurum ve kuruluşlar
itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi halinde bu toplam sayının bir
kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer hususlar Devlet Personel
Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının müşterek önerisi
üzerine Başbakan tarafından belirlenir.
Ancak, birinci fıkra kapsamında 657
sayılı Kanunun 59 uncu ve 92 nci maddeleri
uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel Başkanlığından
izin alınması zorunludur.
5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel
bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur
kadrolarına yapacakları açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf
kapsamı dışındaki kamu idare ve kurumlarından yapacakları memur nakil (4046
sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 406 sayılı
Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri hariç)
sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kurumlara, döner sermayelere ve kefalet sandıklarına
tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan
atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye
Bakanlığının iznine tâbidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin
yeterli olması şartıyla verilebilir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, yapacakları açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat
hükümlerine uymanın yanında, mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla
daha verimli şekilde kullanımını sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile
hareket etmek zorundadırlar. Öğretim üyeleri dışındaki öğretim elemanları,
Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına göre yapılacak atamalar hariç,
göreve başladıkları yükseköğretim kurumunda en az üç yıl çalışmadıkça 657
sayılı Kanuna tâbi kadrolara naklen atanamazlar.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV)
sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet
sandıkları, yıl içinde gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara
ilişkin bilgileri, emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest
kadrolarında/pozisyonlarında meydana gelen değişiklikleri ve
kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu gösterir cetvelleri Mart,
Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü itibarıyla doldurarak ilgili
ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel
Başkanlığına gönderirler.
b) Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kamu idareleri ve döner sermayelerin boş sürekli işçi
kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca uygun
görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.
c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet
Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve
standartlarına uygun olarak norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış il özel
idareleri ve bunların kurdukları müessese ve işletmeler ile norm kadro
çalışmalarını sonuçlandırmış ve 01.01.2006 tarihi itibarıyla 03.07.2005
tarihli ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları
aşmamış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmeler, norm kadroya uygun boş memur ve sürekli
işçi kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama yapabilirler.
Norm kadro çalışmalarını
sonuçlandırmış olmakla birlikte 01.01.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı
Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmış olan belediyeler ve
mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin
boş memur ve sürekli işçi kadrolarına yapılacak atamalar hakkında anılan
Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri uygulanır.
Norm kadro çalışmalarını
sonuçlandırmamış il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri
ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin, kendilerine tahsis
edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile sürekli işçi kadrolarından
31.12.2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu tarihten sonra boşalacak
olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri İçişleri Bakanlığının
iznine tâbidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince İçişleri
Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu
oranların önceden aşılmış olması halinde ise anılan Kanunun geçici 1 inci
maddesi hükümlerine uyulması zorunludur.”
6) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 26 ncı
Maddesinin (a) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Uluslararası kuruluşlara üyelik” başlıklı
26 ncı maddesinin (a) fıkrası aynen şöyledir:
“Madde 26.- a) Genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin ve mahalli
idarelerin uluslararası kuruluşlara üye olabilmesi ve kanun, kararname ve
uluslararası anlaşmalar gereği halen üyesi bulunulan uluslararası
kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma paylarını ödeyebilmeleri için,
mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı sıra bağlı veya ilgili
bulunulan bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine
Dışişleri Bakanlığından önceden izin alınması zorunludur. Özel bütçeli
idareler ve mahalli idareler için Maliye Bakanlığının görüşü aranmaz.”
7) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 27 nci
Maddesi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Kamu idarelerince işletilen sosyal
tesisler” başlıklı 27 nci maddesi aynen şöyledir:
“Madde 27.- Merkezi yönetim
kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi,
misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderleri,
münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden
karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve
fonlardan ücret ödenmek üzere 2006 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni
personel görevlendirilmez.”
8) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 28 inci Maddesi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Tedavi hizmetlerinin temini” başlıklı
28 inci maddesi aynen şöyledir:
“Madde 28.- Maliye Bakanlığı, 5018
sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu
idarelerinin Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından temin
edeceği tedavi hizmetlerini sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile doğrudan
hizmet alımı sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
Sağlık Bakanlığı, sözleşmede
belirtilen tutar karşılığında ihtiyaç duyulan her türlü sağlık hizmetini,
kendisine bağlı sağlık kurum ve kuruluşları aracılığıyla sunmakla
yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen tutar dışında başkaca ilave ödeme
talebinde bulunamaz.
Bu şekilde sağlanacak tedavi
hizmetleri ve ödemelerin yapılmasına ilişkin esas ve usûller, Maliye ve
Sağlık bakanlıklarınca müştereken belirlenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin her
türlü bütçe işlemini yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.”
9) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu Maddesi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Taşınmaz devri” başlığını taşıyan 29
uncu maddesi aynen şöyledir:
“MADDE 29.- Sosyal Sigortalar Kurumu
Başkanlığının mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık Bakanlığınca
sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile Maliye
Bakanlığınca kiralanmış olanlar, bedelleri anılan Başkanlık bütçesine transfer
edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bütçesine konulan ödenekten
mahsup edilerek Hazine adına tescil ve ilgili bakanlıklara tahsis edilir.
Bedel tespiti, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı
temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık Bakanlığı temsilcisinden oluşan
komisyon tarafından taşınmazların rayiç bedelleri dikkate alınarak
yapılır.”
10) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci Maddesinin (c) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrası aynen
şöyledir:
“c) Sosyal Sigortalar Kurumu
Başkanlığı ve Bağ – Kur Genel Müdürlüğü ile 18.06.1992 tarihli ve 3816
sayılı Kanun kapsamında bulunanlar için Sağlık Bakanlığına bağlı tüm sağlık
kurum ve kuruluşlarından 31.12.2005 tarihine kadar alınan tedavi
hizmetlerinden bedeli ödenmemiş olanların tamamı, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarih itibarıyla terkin edilmiştir. Bu konuyla ilgili gerekli
düzenleyici işlemleri yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.”
11) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (a) Fıkrasının (6) Numaralı Bendi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (a) fıkrası (6) numaralı bendi aynen şöyledir:
“6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kanun hükümleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,”
12) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (a) Fıkrasının (7) Numaralı Bendi.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (a) fıkrasının (7) numaralı bendi aynen şöyledir:
“7. 19.06.1994 tarihli ve 540 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinin
(12) numaralı fıkrasında yer alan “ve istihdam edileceği alanla ilgili en
az üç yıllık iş tecrübesine sahip” ibaresi,”
13) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (b) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin
(b) fıkrası aynen şöyledir:
“b) 05.05.1983 tarihli ve 2821 sayılı
Kanuna göre kurulmuş olan Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından işveren
sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan Kanunun 7 nci
maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 2006
yılında uygulanmaz.”
14) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (c) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (c) fıkrası aynen şöyledir:
“c) 05.04.1983 tarihli ve 2813 sayılı
Kanuna göre cep telefonu faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu
aboneleri hariç olmak üzere) ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık
kullanım ücretleri, 2006 yılında işletmecinin sistemine abone olunan ay
itibarıyla geriye kalan aylar için yıl sonuna kadar eşit taksitlere
bölünerek alınır.”
15) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (f) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (f) fıkrası aynen şöyledir:
“f) 17.09.2004 tarihli ve 5234 sayılı
Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü
“ilaç, kan ve kan bileşenleri ile tıbbî sarf malzemesi hasılatının yüzde
5’i” şeklinde uygulanır.”
16) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (j) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (j) fıkrası aynen şöyledir:
“j) 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı
Kanunun geçici 171 inci maddesinin ikinci fıkrası “Fazla çalışmanın süresi,
ücreti ve fazla çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususlar T.C.
Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca tespit
edilir.” şeklinde uygulanır.”
17) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (k) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (k) fıkrası aynen şöyledir:
“k) 26.05.2005 tarihli ve 5355 sayılı
Mahallî İdare Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi “Birlik
üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları
(Birliğe dahil il özel idarelerinin katılma payları bütçe gelirlerinin
binde 5’ini aşamaz.)” şeklinde uygulanır.”
18) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (m) Fıkrası.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (m) fıkrası aynen şöyledir:
“m) 12.10.2004 tarihinden önce inşaat
ruhsatı alınmış ve yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan
yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı
hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde,
ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş
olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine,
kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik
bağlanabilir. Bu kapsamda su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir
kazanılmış hak teşkil etmez.”
III. GEREKÇE
1) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu Maddesinin (a) Fıkrasının
(3) Numaralı Bendinin Anayasaya Aykırılığı.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 10 uncu maddesinin (a) fıkrasının (3) numaralı bendi ile;
(2) numaralı bent kapsamındaki kamu kurumlarına ait taşıt sayısını azaltmak
ve taşıt bakım – onarımı ile akaryakıt giderlerinde israfa yol açmamak
amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmaya, önlemleri almaya ve sınırlamalar
getirmeye Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakan; kamu görevlilerinden
kimlerin resmî taşıtlar yerine ticarî taşıtlardan yararlanacağına ve ticarî
taşıtlardan yararlanacaklara yapılacak ödemeler ile bunlara ilişkin esas ve
usûlleri belirlemeye Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Bu hükmün birinci cümlesinde
Başbakana, ikinci cümlesinde Maliye Bakanına verilen düzenleme yetkileri;
düzenlenecek hususlarda yasa ile herhangi bir asli düzenleme yapılmadığı
için asli düzenleme yetkisi niteliğini taşımaktadırlar.
Bu nedenle 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu maddesinin (a)
fıkrasının (3) numaralı bendi, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde
(1) numaralı başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle yasama
yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olarak yürütme organına genel,
sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir başka deyişle asli bir
düzenleme yetkisi verdiğinden Anayasanın 7 nci ve
8 inci maddelerine, bu yetki kökenini Anayasadan almayacağı için Anayasanın
6 ncı maddesine, yasama erki Anayasaya aykırı
biçimde kullanıldığı için 11 inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.
2) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 10 uncu Maddesinin (b) fıkrası ile; genel yönetim
kapsamındaki kamu idareleri, döner sermayeler, fonlar, genel yönetim
kapsamında olmamakla birlikte bu idare bütçelerinden yardım alan kamu
idareleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları ile müessese
ve işletmelerindeki ihtiyaç fazlası eşya ve levazımı tespit etme ve
bunların kuruluşlar arasında bedelsiz olarak devredilmesine veya tasfiye
edilmesine ilişkin esas ve usûlleri belirleme yetkisi Maliye Bakanlığına
verilmiş ve 3212 sayılı Kanun ile 03.07.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun
37 nci maddesi hükümleri saklı tutulmuş, diğer
kanunların bu fıkraya aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Bu düzenleme ile bir yandan bir kısım
hususlarla ilgili yeni kurallar konur ve Maliye Bakanlığına esas ve
usulleri belirlemek bakımından asli bir düzenleme yetkisi tanınırken, diğer
yandan da bir takım yasa hükümlerini “saklı tutmak” suretiyle yürürlüğünün
korunduğu; bu hükümler dışında kalan ve söz konusu fıkraya aykırı yasa
hükümlerinin uygulanmayacağı bildirilerek adeta bu yasa hükümlerinin
değiştirildiği görülmektedir. Bu düzenlemeye göre örneğin;
209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon)
Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 21.04.2005 tarih ve
5335 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddesinde, döner sermayeli
işletmelerinin, kullanmadıkları veya ihtiyaç fazlası olan mal ve
demirbaşları bedelsiz veya tespit edilecek bedel üzerinden birbirlerine
devredebilecekleri, aynı il sınırları içerisindeki döner sermayeli
işletmelerin ariyet sözleşmesi ile birbirlerine mal verebilecekleri hükme
bağlanmıştır.
Yine, 4645 sayılı Emniyet Genel
Müdürlüğüne ait, Araç, Gereç, Mal ve malzemenin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına
Dair Kanunun 3 üncü maddesinde, bu Kanun kapsamında yer alan silah,
mühimmat, makine ve teçhizat ile taşıtların standart dışı durumları ile
miadı ve ihtiyaç fazlalığının belirlenmesi için konusunda uzman beşer
kişiden müteşekkil teknik komisyonlar oluşturulacağı, bu komisyonlara
gerektiğinde diğer kurum ve kuruluşlardan da temsilci alınacağı, bu Kanuna
göre verilecek hizmet ile elden çıkarılacak mal ve malzemenin değer
tespitini yapmak üzere, Emniyet Genel Müdürlüğü personelinden en az üç kişi
ile Maliye Bakanlığı temsilcisinden oluşan değer tespit komisyonları
oluşturulacağı, bu komisyonlara, mesleki bilgilerinden istifade etmek üzere
diğer kurum ve kuruluşlardan temsilci dahil edilebileceği, satılmasına
karar verilen hizmetler ile silah, mühimmat, makine, teçhizat ve taşıtların
satış işleminin, Emniyet Genel Müdürlüğü personelinden en az üç kişi ile
Maliye Bakanlığı temsilcisinden oluşan ihale komisyonlarınca açık teklif
usulü ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, yukarına belirtilen
hükümler 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu
maddesinin iptali istenen (b) fıkrası ile değiştirilmiştir.
Kimi yasa hükümlerini saklı tutmak,
kimi yasa hükümlerini değiştirmek gibi etkisi bütçe yılını aşacak
düzenlemeler, hele bunlar bütçe ile ilgili değilse, Bütçe Kanunu ile
yapılamaz. Çünkü Anayasanın 161 inci maddesinin son fıkrasında, “Bütçe
kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz”
denilmekte; gerekçesinde de, bütçe kanunlarına bütçe dışı hüküm
konulmaması, mevcut kanunların hükümlerini açıkça veya dolaylı değiştiren
veya kaldıran hükümler getirilmemesi ilkelerine Anayasal kuvvet ve hüküm
tanındığı belirtilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında
yinelenip vurgulandığı gibi, başlıca ereği, bütçe yasalarını yapısına ve
amacına aykırı kurallardan ayıklamak ve bir sıkı düzene bağlayarak yalnızca
bütçeye ilişkin bütçeyle ilgili konuları içermesini sağlamak olan Anayasanın
161 inci maddesi, öbür yasa kurallarını değiştiren, onların alanına ve
konularına el atan bütçe yasası kurallarına açık ve kesin engeldir.
(Anayasa Mahkemesinin 02.07.1991 gün ve E.1991/16, K.1991/19 sayılı Kararı,
R.G. 02.07.1991, sa.27).
Bu nedenle, iptali istenen hüküm
Anayasanın 161 inci maddesine açıkça aykırıdır.
Öte yandan yine Anayasa Mahkemesinin
bir çok kararında belirtildiği üzere (Örneğin, 30.01.1992 gün ve E.1991/8,
K.1992/5; 15.02.1995 gün ve E.1994/69, K.1995/8; 13.06.1995 gün ve E.1995/2,
K.1995/12 sayılı kararları);
“Anayasanın 87 nci
maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri
belirtilirken bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul etmek dışında diğer
yasaları koymak, değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir ayrım yapılmıştır.
Bütçe yasalarını öteki yasalardan ayrı tutan bu Anayasa ilkesi karşısında,
herhangi bir yasa ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile
düzenlenmesi veya herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile
değiştirilmesi ve kaldırılması olanaksızdır.” Bu nedenle de söz konu hüküm,
Anayasanın 87 nci maddesine de aykırı
düşmektedir.
Diğer yandan söz konusu (b) fıkrasının
birinci cümlesinde, Maliye Bakanlığına verilen esas ve usulleri belirleme
yetkisi; fıkrada ilkeler ve kapsamı gibi asli düzenlemeler yapılmadığı
için, bir asli düzenleme yetkisi niteliğini taşımaktadır. Halbuki
yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi
yoktur; bu yetki yasamanındır ve devredilemez. Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olarak asli düzenleme
yetkisinin devredilmesi halinde, bu yetki Anayasadan kökenlenmediği
için Anayasanın 6 ncı maddesi ile de bağdaşmaz.
Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı
düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri
ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci
maddeleri ile çelişeceği de açıktır.
Görüldüğü gibi, 27.12.2005 tarih ve
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 10 uncu maddesinin
(b) fıkrasının, bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi
Bütçe Yasası ile yapması nedeniyle Anayasanın 87 nci,
88 inci ve 89 uncu maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı
için Anayasanın 161 inci maddesine; asli düzenleme yetkisini yürütmeye
devrettiği için Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine; yasama erki Anayasaya aykırı
biçimde kullanıldığı için 11 inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.
3) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 13 üncü Maddesinin (d) Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında; bu
maddede yedi bent halinde belirtilen kanun maddelerine dayanılarak tahsil
edilen tutarları, kurum bütçelerinde bu Kanunlarda belirtilen amaçlar için
tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen
ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya,
yılı içinde harcanmayan ödenekleri (2005 yılından devredenler de dahil)
ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye, bu hükümler
çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye,
Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Bu hüküm ile Maliye Bakanına verilen
düzenleme yetkisi, söz konusu hükümler çerçevesinde yapılacak işlemlere
ilişkin esas ve usûller konusunda yasa ile herhangi bir asli düzenleme
yapılmadığı için asli düzenleme yetkisi niteliğini taşımaktadırlar.
Bu nedenle 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 13 üncü maddesinin (d)
fıkrası, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (1) numaralı başlığı
altında etraflıca belirtilen nedenlerle yasama yetkisinin devredilmezliği
ilkesine aykırı olarak yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve
çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verdiğinden Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine; bu yetki kökenini Anayasadan
almayacağı için Anayasanın 6 ncı maddesine;
yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11 inci maddesindeki
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.
4) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 16 ncı
Maddesinin (a) Fıkrasının 1, 3, 5, 6 ve 7 nci
Bentlerinin Anayasaya Aykırılığı.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 16 ncı maddesinin (a) fıkrasının
iptali istenen hükümleri ile, bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken
bir düzenlemeler Bütçe Yasası ile yapılmıştır.
16 ncı
Maddesinin (a) fıkrasının birinci bendinde, çeşitli mevzuatla kurulmuş
fonların her türlü geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde
Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılması
öngörülmüştür. Böyle bir düzenleme ile, diğer yasalarla yapılmış olan
düzenlemelerin değiştirilmiş olduğu açıktır. Örneğin,
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun
46 – A maddesi ile, tüzel kişiliği haiz “Yatırımcıları Koruma Fonu”
kurulmuş olup bu fonun gelirlerinden olan “Aracı kuruluşların yatıracağı
yıllık ödentilerin” ilgili yılı izleyen yılın ikinci ayı sonuna kadar,
geçici ödentilerin Kurulca belirlenecek sürede Fon hesabına yatırılması
zorunlu olduğu ve bu süre içerisinde yatırılmayan ödentilere her ay için
bir önceki aya ilişkin Devlet İstatistik Enstitüsü Tüketici Fiyat
Endeksindeki artışın üç katını aşmamak kaydıyla Kurulca belirlenecek oranda
gecikme faizi uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
İptali istenen hüküm; 2499 sayılı
Sermaye Piyasası Kanunun belirtilen hükmü değiştirdiğinden Bütçe dışındaki
yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması
nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine aykırı düştüğünden iptali gerekmektedir.
16 ncı
Maddesinin (a) fıkrasının üçüncü bendinde, kapsam dışı bırakılan fonların
müşterek fon hesabında toplanan gelirlerine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Böyle bir düzenlemede, yukarıda (a) fıkrasının birinci bendi için
belirtilen nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci,
89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırıdır. Ayrıca bu hükümde, Maliye
Bakanının ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi
ve Başbakana bırakılan oran ve tutar tespiti yetkisi asli düzenleme yetkisi
niteliği taşımaktadır. Bu yetkinin Başbakana verilmesi Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğu açıktır.
Yine, 16 ncı
Maddesinin (a) fıkrasının beşinci bendinde Maliye Bakanlığı ile Hazine
Müsteşarlığına müştereken verilen esas ve usulleri belirleme yetkisi de,
söz konusu bentle herhangi bir asli düzenleme yapılmadığından asli
düzenleme yetkisi olup, verilmesi Anayasanın 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Diğer
taraftan bu hüküm, bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir
düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapmıştır. Örneğin;
2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanununun 03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesi ile değişik 108 inci maddesinde aynen şöyle denilmektedir:
“Karayolu Trafik Garanti Sigortası
Hesabı” na zamanında ve tam olarak yatırılmayan
katılma payları ve gecikme zamları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Ayrıca söz konusu
yükümlülüğü yerine getirmeyen şirketler hakkında bu Kanunun Ek 3 üncü
maddesinin b/7 numaralı alt bendi hükümleri de uygulanır. Söz konusu hüküm
ile 2918 sayılı Kanunun açıklanan hükmü değiştirilmektedir. Bu nedenle, 16 ncı Maddesinin (a) fıkrasının beşinci bendi Anayasanın
87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine
aykırı olup iptali gerekmektedir.
16 ncı
Maddesinin (a) fıkrasının altıncı bendinde; kanun ve kanun hükmünde
kararname ile kurulanlar hariç olmak üzere, hizmet alanı kalmayan fonların
Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek
teklifi ve Başbakanın onayı ile tasfiye edilebileceği, bunların tasfiyesine
ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Söz
konusu fonların tasfiyesine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapma yetkisi
ilgili bentte asli düzenleme yapılmadığı için asli düzenleme yetkisi
niteliği taşımaktadır. Bu yetkinin Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakana verilmesinin Anayasanın 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olduğu
açıktır.
Diğer taraftan söz konusu bentte
yapılan düzenleme, Bütçe Yasası ile ilgisi olmadığından Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 161 inci maddelerine de aykırı olup,
iptali gerekir.
16 ncı
Maddesinin (a) fıkrasının yedinci bendinde; Maliye Bakanı ile Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı
ile fonların gider hesapları üzerinden aktarma yapılabileceği, aktarılan
tutarın, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden müşterek
fon hesabına, buradan da tamamının gider hesabına aktarılacağı hükme
bağlanmıştır.
İptali istenen bu hüküm ile, müşterek
fon hesabına aktarma yapılması konusunda bir düzenleme yapılmıştır. Böyle
bir düzenlemede, yukarıda (a) fıkrasının birinci bendi için belirtilen
nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve
161 inci maddelerine aykırıdır ve iptali gerekir.
5) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 23 üncü Maddesinin (a) Fıkrasının
1, 3, 4, 5, 6 ve 7 nci Bentleri ile (b) ve (c)
Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı.
45437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 23 üncü maddesinin (a) fıkrasının birinci bendi ile; genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama izni aranmaksızın boş
kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan atama ve nakillerine
ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri 657 sayılı Kanun kapsamındadır. 5018 sayılı Kanuna ekli (II)
sayılı cetvelde yer alan bütün yükseköğretim kurumları da 2547 sayılı
Yüksek Öğretim Kanunu kapsamındadır.
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun
“Yönetim Örgütleri” başlıklı 51 inci maddesinin (a) fıkrasında
“Yükseköğretim üst kuruluşlarında başkana, Üniversitelerde rektöre bağlı
merkez yönetim örgütünün başında bir genel sekreter ve hizmetlerin gerekli
kıldığı daire başkanları, müdürler, danışmanlar, hukuk müşavirleri,
uzmanlar ile büro ve iç hizmet görevlerini yapmak üzere, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununa tabi memurlar ve diğer görevliler bulunur.” denilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
devlet memurlarının atanmalarına, kurumlar içinde nakillerine ve yer
değiştirmelerine ilişkin özel düzenlemeler içermektedir.
İptali istenen hüküm; genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelde yer alan idarelerde (Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek
Teknoloji Enstitüleri ile özel bütçeli diğer idareler) istihdam edilmiş
olan tüm personelin, bu kuruluşlar arasında nakillerine ve açıktan atanmalarına
ilişkin gerek 657 sayılı Yasanın yukarıda, gerek diğer mevzuattaki görevli
personelin naklen atanmasına ilişkin genel nitelikli hükümlerini 2006 yılı
için değiştirmiştir.
Bu tür bir düzenleme, Bütçe Yasası ile
ilgisi olmadığından Anayasanın 87 nci, 88 inci ve
161 inci maddelerine aykırıdır ve iptali gerekir.
Diğer yandan söz konusu (a) fıkrasının
birinci bendinin son cümlesinde, ilave personel ihtiyacı taleplerinde
belirtilen ilave sayısının kurum ve kuruluşlar itibariyle dağılımı, gerekli
görülmesi halinde bu toplam sayının bir kısmının rezerv tutulması ve
kullanımı ile diğer hususlarda, Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu
Bakan ile Maliye Bakanının müşterek önerisi üzerine Başbakana verilen
belirleme yetkisi, söz konusu bentte, yapılacak düzenlemenin ilkeleri
belirtilmediği yani asli düzenleme yapılmadığı için asli bir düzenleme
yetkisi niteliği taşımaktadır.
Ancak Anayasanın 8 inci maddesi,
Anayasada gösterilen ayrık haller dışında yürütmenin asli düzenleme yetkisi
olmadığını; 7 nci maddesi de asli düzenleme
yetkisinin yasamaya ait olduğunu ve devredilemeyeceğini göstermektedir. Söz
konusu cümlede asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devredilmesi, belirtilen
ilkeler çerçevesinde Anayasanın 7 nci ve 8 inci
maddelerine ve devredilen yetki Anayasadan kökenlenmediği
için 6 ncı maddesine aykırı olup, iptali gerekir.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 23 üncü maddesinin (a) fıkrasının üçüncü bendinde, birinci
fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59 uncu ve 92 nci
maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için, Devlet Personel
Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmiş ve dolayısıyla İptali
istenen bu hüküm ile, 657 sayılı Kanunun istisnai memurlar ile memurluktan
çekilenlerin yeniden atanmasına ilişkin 59 uncu ve 92 nci
maddelerinin hükümleri değiştirilmiştir. Bu tür düzenlemelerin bütçe yasası
ile değil, olağan yasalarla yapılması gerekir. Bütçe yasası ile bu tür
düzenlemelerin yapılması Anayasanın 87 nci, 88
inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı olur. Nitekim Anayasa
Mahkemesinin 4833 sayılı 2003 Mali Yılı Bütçe Kanununa ilişkin 22.01.2004
tarih ve E.2003/41, K.2004/4 sayılı kararında,
“Anayasanın 161 inci maddesinin son
fıkrası “Bütçe kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm
konulamaz” hükmünü içermektedir. “Bütçe ile ilgili hükümler” sözcüklerini
malî nitelikte kurallar anlamında değil, olağan yasa konusu olabilecek bir
kuralı içermemek koşulu ile bütçenin uygulanmasını kolaylaştırıcı ve
açıklayıcı nitelikte hükümler olarak anlamak gerekir. Serbest memur
kadrolarına verilecek açıktan atama izinlerinin sınırlanmasına yönelik olan
ve kadroların serbest bırakılması sürecine ilişkin bir düzenlemeye yer
vermeyen 31 inci maddenin (k) fıkrası ile getirilen kuralın, 190 sayılı
Kanun Hükmündeki kararname’nin 7 nci maddesini
değiştirici nitelik taşımamakla birlikte bütçeyle ilgili olmaması nedeniyle
olağan yasalarla düzenlenmesi gerekirken Bütçe Yasası ile düzenlenmesi
Anayasaya aykırılık oluşturur.
Bu nedenlerle kural, Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.”
denilmiştir (R.G. T. 08.12.2004, Sa.25664).
23 üncü maddenin (a) fıkrasının
dördüncü bendinde de, belirtilen memur kadrolarına yapılacak açıktan atama
sayıları ile memur nakil sayıları toplamını, bunların kullanımı ile diğer
hususları belirlemeye Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Söz konusu hususlarla ilgili ilkeler,
bir başka değişle asli düzenleme söz konusu bentte yapılmadığı için, Maliye
Bakanına verilen yetki, asli düzenleme yetkisidir. Halbuki asli düzenleme
yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci
maddesine göre devredilemez. Devredildiği takdirde bu yetki Anayasanın 6 ncı maddesine de aykırı olur. Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı bu
düzenlemenin iptali gerekir.
23 üncü maddenin (a) fıkrasının
beşinci bendinde, boş kadroların açıktan atama amacıyla kullanılması,
Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığının iznine tabi kılınmıştır
ve açıktan atama izninin personel ödeneğinin yeterli olması şartıyla
verilebileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme de, atama konusunda ilgili
kanunları değiştirici etki yapmakta; olağan yasa ile düzenlenebilecek bir
hususu yasa ile kurala bağlamaktadır.
Bu gibi hususların bütçe yasası ile
değil, olağan yasalarla düzenlenmesi gerekirken, 2006 bütçesi ile
düzenlenmesi, Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu
ve 161 inci maddelerine aykırılık oluşturmakta ve iptali gerekmektedir.
23 üncü maddenin (a) fıkrasının
altıncı bendinde naklen atama konusunda, halen bütçe dışındaki olağan
yasalarla yapılmış olan düzenlemeleri bütçe ile değiştirmektedir ve bu
nedenle Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırılık
oluşturmaktadır. Söz konusu hükmün iptali gerekmektedir.
23 üncü maddenin (a) fıkrasının
yedinci bendinde, açıktan ve naklen yapılan atamalar; emeklilik, istifa ve
ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarında / pozisyonlarında meydana gelen
değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu
gösterir cetvellerin Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığına
gönderilmesine ilişkin bütçe yılı ile dahi sınırlı olmayan dolayısıyla
kalıcı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu tür düzenlemelerin Anayasanın 161
inci maddesi uyarınca olağan yasalar yoluyla yapılması gerekmektedir. Söz
konusu düzenlemenin bütçe kanunu ile yapılmış olması ise Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırılık
oluşturmaktadır.
23 üncü maddenin (b) ve (c)
fıkralarında yer alan düzenlemeler de Bütçe yılı ile sınırlı olmayan,
sürekli nitelikte ve dolayısıyla olağan kanunlarla yapılması gereken
düzenlemeler olup bunların bütçe kanunu ile yapılmış olması Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırılık
oluşturmaktadır.
Görüldüğü gibi, 23 üncü maddenin (a)
fıkrasının 1, 3, 4, 5, 6 ve 7 nci bentleri ile
(b) ve (c) fıkralarının, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3)
numaralı başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle bütçe dışındaki
yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması
nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11
inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup,
iptali gerekir.
6) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 26 ncı
Maddesinin (a) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Uluslararası kuruluşlara üyelik”
başlıklı 26 ncı maddesinin iptali istenen (a)
fıkrasında; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idarelerin ve mahalli idarelerin uluslararası kuruluşlara üye olabilmesi ve
kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği halen üyesi bulunulan
uluslararası kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma paylarını
ödeyebilmeleri için, mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı sıra
bağlı veya ilgili bulunulan bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının
görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığından önceden izin alınması zorunluluğu
getirilmekte ve özel bütçeli idareler ve mahalli idareler için Maliye
Bakanlığının görüşü aranmayacağı öngörülmektedir.
Görüldüğü üzere bu hüküm ile; hüküm
kapsamındaki idarelerin, uluslararası kuruluşlara üye olabilmesi ve halen
üyesi bulunulan uluslararası kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma
paylarını ödeyebilmeleri için mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerden
başka ve bunlara ek olarak bu idarelerin bağlı veya ilgili bulunduğu
bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Dışişleri
Bakanlığından önceden izin alınması zorunluluğu getirilmiştir.
Böyle bir düzenleme, bütçe ile ilgili
olmayan ve bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir düzenlemedir.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 26 ncı
maddesinin (a) fıkrasının, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3)
numaralı başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle bütçe dışındaki
yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması
nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11
inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup,
iptali gerekir.
7) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 27 nci
Maddesinin Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Kamu idarelerince işletilen sosyal
tesisler” başlıklı 27 nci maddesinde, merkezi
yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi,
misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderlerinin,
münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden
karşılanacağı, bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve
fonlardan ücret ödenmek üzere 2006 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni
personel görevlendirilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere bu hüküm ile, merkezi
yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen sosyal tesisleringiderlerine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Böyle bir düzenlemede,
bütçe dışındaki yasalarla yapılması
gereken bir düzenlemedir. Nitekim, 657 sayılı Kanunun “Memurların sosyal
tesis ihtiyaçları” başlıklı 191 inci maddesinde, Devletin memurları için
lüzum ve ihtiyaç görülen yerlerde çocuk bakımevi ve sosyal tesisler
kurulabileceği belirtildikten sonra “Bunların kuruluş ve işletme esas ve
usulleri Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca
birlikte hazırlanacak genel yönetmelikle belirlenir.” Hükmüne yer
verilmiştir. Yine, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun
98 inci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için lüzum ve ihtiyaç
görülen yerlerde çocuk bakımevleri ve sosyal tesisler kurulabileceği ve
bunların kuruluş ve işletme esas ve usullerinin yönetmelikle düzenleneceği
hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, 5437 sayılı 2006 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun iptali istenen 27 nci
maddesi açıklanan yasa hükümlerini 2006 yılı için değiştiren bir hükümdür.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin
21.09.1999 tarih ve E.1999/29, K.1999/36 sayılı kararında, “Bir yasa
kuralının bütçeden gider yapmayı ya da bütçeye
gelir sağlamayı gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile
ilgili hükümlerden” sayılmasına yetmez. Her yasada gidere neden olabilecek
değişik türde kurallar bulunabilir” denilmiştir. Bu nedenle iptali istenen
hükmün, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen sosyal
tesislerin giderlerine ilişkin düzenlemeyi içermesi de, “bütçe ile ilgili
hükümlerden” sayılmasına yetmez.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 27 nci
maddesinin, açıklanan ve dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3)
numaralı başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle bütçe dışındaki
yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması
nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11
inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup,
iptali gerekir.
8) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 28 inci Maddesinin Anayasaya
Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Tedavi hizmetlerinin temini” başlıklı
iptali istenen 28 inci maddesinde; 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve
(IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin Sağlık Bakanlığından
hizmet alımı sözleşmesiyle sağlık hizmeti temin etmesine ilişkin bir
düzenleme yapılmış, bu şekilde sağlanacak tedavi hizmetleri ve ödemelerin
yapılmasına ilişkin esas ve usûlleri belirleme yetkisi de, müştereken
Maliye ve Sağlık bakanlıklarına verilmiştir.
Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum
ve kuruluşlarının 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde
yer alan kamu idarelerine nasıl ve ne şekilde sağlık hizmeti sunacakları
konusu, olağan yasalarla düzenlenecek hususlar olduğundan, yapılan
düzenlemenin bütçe ile ilgili olmadığı açıktır. Diğer taraftan, bir yasa
kuralının bütçeden gider yapmayı yada bütçeye gelir sağlamayı gerektirir
nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili hükümlerden”
sayılmasına yetmeyeceği yukarıda dilekçemizin “Gerekçe” bölümünde (10)
numaralı başlık altında etraflıca açıklanmıştır. Bu nedenle, iptali istenen
hüküm öncelikle Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89
uncu ve 161 inci maddelerine aykırıdır.
Diğer taraftan 28 inci maddenin üçüncü
fıkrası ile, sağlanacak tedavi hizmetleri ve ödemelerin yapılmasına ilişkin
esas ve usûlleri belirleme konusunda Maliye ve Sağlık bakanlıklarına
verilen müştereken belirleme yetkisinin; esas ve usûlleri belirleme
bakımından herhangi bir asli düzenleme yapılmadığı için asli düzenleme
yetkisi niteliğini taşıdığında kuşku yoktur. Anayasanın 7 nci maddesi asli düzenleme yetkisinin yasama olduğunu
ve devredilemeyeceğini, 8 inci maddesi yürütmenin Anayasada gösterilen
ayrık haller dışında asli düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığını açıkça
ortaya koymaktadır.
Yine, iptali istenen 28 inci maddenin
son fıkrası ile, Maliye Bakanına bu maddenin uygulanmasına ilişkin her
türlü bütçe işlemini yapma yetkisi verilmiştir. Yürütme organına verilen bu
yetki de genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir yetki niteliği
taşıdığından Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddeleri
ile bağdaşmamaktadır.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 28 inci maddesinin,
dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3) numaralı başlığı altında
etraflıca belirtilen nedenlerle bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken
bir düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine; bu değişiklikler
bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161 inci maddesine; yasama erki
Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11 inci maddesindeki Anayasanın
bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.
9) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu Maddesinin Anayasaya
Aykırılığı.
06.01.2005 tarih ve 5283
sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık
Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanunun
4 üncü maddesiyle, Sosyal Sigortalar Kurumuna ait
tüm sağlık birimleri; bunlara ilişkin her türlü görev, hak ve
yükümlülükler, taşınırlar, taşınmazlar ve taşıtlarla birlikte, rayiç bedeli
karşılığında, Sağlık Bakanlığa devredilmiştir. Bu defa, 5437 sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun iptali istenen 29 uncu maddesi
ile de, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan;
aa) Sağlık Bakanlığınca sağlık
hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile,
bb) Maliye Bakanlığınca kiralanmış
olanların,
bedelleri anılan Başkanlık
bütçesine transfer edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek Hazine adına tescil ve ilgili
bakanlıklara tahsis edilmesi öngörülmüştür.
Maddenin son cümlesinde, Hazine adına tescil edilecek bu taşınmazların
bedellerinin, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı
temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık Bakanlığı temsilcisinden oluşan
komisyon tarafından taşınmazların rayiç bedelleri dikkate alınarak tespit
edileceği belirtilmiştir.
4792 Sayılı Kanun ile kurulmuş olan ve
29.07.2003 tarih ve 4958 sayılı Kanunla yeniden yapılandırılan Sosyal
Sigortalar Kurumu; sigortalı emekli ve bunların eş ve çocuklarından oluşan
20 milyon vatandaşımızın sosyal güvenliğini sağlayan mali ve idari bakımdan
özerk bir kamu tüzel kişisidir. Kurumun gelirleri büyük ölçüde işverenlerin
ve bazı sigorta kolları için ayrıca işçi ve hizmetlilerin ödedikleri
primlerden oluşmaktadır. Sosyal Sigortaların finansmanı kural olarak
primlerle karşılanır; Tüm gelirlerin % 86,53’ünü primler, % 2’sini tahvil
gelirleri, % 26’sını kira gelirleri, % 6,19’unu faizler oluşturmaktadır
(SSK. 1990 Faaliyet Raporu, 125). Bu nedenle, Sosyal Sigortalar Kurumunun
mal varlığının büyük bir bölümünün işçi ve işveren primlerinden elde edilen
gelir sayesinde kazanıldığı kuşkusuzdur. Bu mal varlığı üzerindeki her
türlü tasarruf yetkisi ise, kurumun en yetkili organı olan yönetim kuruluna
aittir (4958 sayılı Kanun m. 22).
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin
27.11.1997 tarih ve E.1997/37, K.1997/69 sayılı Kararında da “SSK’nın
taşınmaz malları üzerindeki satış yetkisi, bu mallar üzerindeki mülkiyet
hakkının doğal sonucudur. Kurum, yedek akçelerini değerlendirmek amacıyla
taşınmaz mal satın alabileceği gibi, yine aynı amaçla Yasa’nın belirlediği
usul ve esaslara uymak kaydıyla bu malları satabilir.” denilmek suretiyle,
Kurumun mal varlığı üzerindeki her türlü tasarruf yetkisinin Kuruma ve
dolayısıyla Kurumun en yetkili organı olan yönetim kuruluna ait olduğu
vurgulanmıştır (R.G. 15.01.1999, sa. 23584).
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin iptali istenen
birinci cümlesi ile getirilen düzenleme, kurumun iradesi dışında mallarının
Sağlık Bakanlığına devrini öngörerek yönetim kuruluna ait olan bir karar
yetkisini ortadan kaldırmaktadır. Yönetim kurulu, mevcut sistemde, gerek
görürse gayrimenkullerini satışa çıkarmaya her
zaman yetkilidir. Getirilen düzenleme ise, mülkiyeti işçilere ait olan
kurum mallarının, yönetim kurulu yetkisi ve iradesi dışında satışını
öngörmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 06.10.1993 gün ve
E.1993/34, K.1993/33 sayılı Kararındaki “İptal Kararına Katılma Gerekçesi” nde aynen şöyle denilmiştir:
“Sosyal Sigortalar Kurumunun gelirleri
kamu kaynaklı gelirlerdir. Kurumun mal varlığı temelde sigortalılardan ve
işverenden alınan primlerden oluşmuştur. Kurumun işçi ve işverenden aldığı
primler ile diğer gelirleri kanunlarla belirlenmiş ve bu gelirlerin tahsili
diğer devlet gelirleri gibi kanunlarla güvence altına alınmıştır. Kurumun
mal varlığı yasalarımıza göre devlet malı ve kurumun kendisi de devlet
kurumudur.
Sosyal Sigortalar Kurumunun malları
diğer devlet mallarından daha değişik niteliktedirler. Devlet, gerek hazine
gerekse kamu tüzelkişileri üzerlerinde bulunan mal varlığının mülkiyetinde
değişiklikler yapabilir. Bunların mülkiyetini yeniden düzenleyebilir veya
hazine üzerinde toplayabilir. Devlet mallarının yönetimi, Anayasal sınırlar
içinde hizmet anlayışına ve siyasal takdire göre yasalarda değişik tarzda
biçimlenebilir. Ancak, Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığı tıpkı vakıf
mallarda olduğu gibi devletin yönetiminde ve siyasetinde olmasına rağmen
devletin (hazine veya diğer kamu tüzelkişileri) mamelekinde değildir.
Bunların yasa hükümlerinde devlet malı olarak isimlendirilmeleri ancak
üçüncü şahıslara ve yöneticilerine karşı korunmaları yönündendir. Sosyal
Sigortalar Kurumunun mallarının herhangi bir yönetim işlemi düzeyini aşan
bir tarzda tümüyle hazineye devri mümkün değildir. Anayasamızın 35 inci
maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almıştır. Mülkiyet hakkının verdiği
güvence, özel kişileri karşı devlete koruyuculuk görevi yüklediği gibi,
devlete de yasa düzenlemede ve yönetimde mülkiyete saygılı olmayı
emretmektedir. Yasama gücü özel mal varlıklarına el atma biçiminde
kullanılamaz. SSK malvarlığı geçmişten geleceğe pek çok kuşağın teminatı ve
varlığıdır. Bunların kanun ve KHK hükmü ile devlete devri Anayasanın 35
inci maddesi ile 60 ıncı maddelerine aykırılık
oluşturur” (R.G. 06.10.1993, sa. 29).
T.C. Emekli Sandığının varlıklarını
satma konusunda 4227 sayılı Kanun ile Bakanlar Kuruluna yetki veren
düzenleme Anayasa Mahkemesinin 20.05.1997 gün ve E.1997/36, K.1997/52
sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararında aynen
şöyle denilmiştir:
“Anayasanın 35 inci maddesi, mülkiyet
hakkını Anayasal bir kurum olarak düzenlemekte ve Anayasal güvenceye
bağlamaktadır. Bu maddeye göre herkes mülkiyet hakkına sahiptir; bu hak
kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilir ve bu hakkın kullanılması
toplum yararına aykırı olamaz. T.C. Emekli Sandığının varlıklarının
satılması, kamu mülkiyet konusunda sınırlama getirmektedir. Bu satışa
ilişkin usul ve esasların yasa ile düzenlenmesi Anayasanın 35 inci
maddesinin gereğidir. Anayasanın 35 inci maddesinin kişiler için öngördüğü
güvenceden malik sıfatıyla devletin ve diğer kamu kuruluşlarının
yararlanması doğaldır. Çünkü 35 inci maddede, gerçek kişi - tüzel kişi
ayırımı yapılmaksızın mülkiyet hakkı “herkes” için öngörülmüştür. Bu
maddenin gerekçesinde malik sıfatını taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin bu
güvenceden yararlanabilecekleri ve onu dermeyan
edebilecekleri açık olarak belirtilmiştir.
Fon birikimi sistemi temeline dayalı
olarak kurulan T.C. Emekli Sandığının varlıklarının salt gelir amaçlı
olarak “ne pahasına olursa olsun” zihniyetiyle ve Bakanlar Kurulunca
belirlenecek usul ve esaslara göre satılması, 4227 Sayılı Yasa’nın 1 inci
maddesinin dördüncü fıkrasını Anayasanın 35 inci maddesinin ikinci ve
üçüncü fıkralarına aykırı kılmaktadır. Çünkü böyle bir satış işlemine
ilişkin usul ve esasların yasa ile belirlenmesi zorunlu olduğu gibi bu
yoldan yapılacak satış işleminin toplum yararına uygun olduğunu ileri
sürmek de mümkün değildir.”
Bütün bu açıklamalardan da
anlaşılacağı üzere, iptali istenen 29 uncu maddenin birinci cümlesindeki
düzenleme; Sosyal Sigortalar Kurumunun özel ve özerk tüzelkişiliğini ve
mallar ile ilgili tasarruf yetkisinin Yönetim Kuruluna ait olduğu hususunu
dikkate almaksızın, bu Kurumun mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık
Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile
Maliye Bakanlığınca kiralanmış olanların Hazine adına tescilini
öngördüğünden Anayasanın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
hakkına aykırı düşmektedir.
Diğer yandan özerk bir tüzelkişi olan
Sosyal Sigortalar Kurumunun malları üzerindeki tasarruf yetkisi 4958 sayılı
Kanunla Kurumun Yönetim Kuruluna bırakılmış iken, yasa ile yapılan bir
düzenleme sonucu bu yetkinin bertaraf edilmesi, Kurumun Tüzelkişiliğine ve
özerkliğine ve Anayasanın 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilmiş
olan yerinden yönetim esaslarına aykırıdır. İdarenin, bir özerk hizmet yerinden
yönetim tüzelkişisinin organlarına verilmiş olan bir yetkiyi onun yerine geçerek kullanması veya bertaraf etmesi mümkün
değildir. Çünkü bu, özerkliğe müdahale anlamına gelir.
Yasama fonksiyonunun bir hizmet
yerinden yönetim biriminin organlarına verilmiş olan bir yetkinin aşılması
ve bu hizmet yerinden yönetim birimine ait olan mülkiyet hakkına müdahale
için kullanılması ise, açık bir fonksiyon saptırmasıdır. Böyle bir durum
da, Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen
hukuk devleti ilkesi ile çelişir.
Diğer taraftan, diğer yasalar ile
yapılması gereken ve bütçe ile ilgili olmayan bir düzenleme bütçe yasası
ile yapıldığından iptali istenen 29 uncu maddenin birinci cümlesi,
Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine de aykırıdır. Şöyle ki;
Anayasa Mahkemesinin müteaddit
kararlarında, örneğin 21.09.1999 tarih ve E.1999/29, K.1999/36 sayılı
kararında aynen şöyle denilmiştir:
“Anayasanın 87 nci
maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri yasa koymak,
değiştirmek ve kaldırmak yanında bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul
etmek olarak belirtilmiştir. Bütçe yasalarıyla diğer yasalar arasında
yapılan bu ayrım karşısında, herhangi bir yasa ile düzenlenmesi gereken bir
konunun bütçe yasası ile düzenlenmesine veya herhangi bir yasada yer alan
hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesine ve kaldırılmasına olanak yoktur.
Anayasanın 88 inci ve 89 uncu
maddelerinde yasa tasarı ve tekliflerinin Büyük Millet Meclisi’nce
görüşülmesi usul ve esasları ile yayımlanması düzenlenirken, bütçe yasa
tasarılarının görüşülme usul ve esasları 162 nci
maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu maddeye göre, bütçe yasa tasarılarının
görüşülmesinde ayrı bir yöntem kabul edilmiş, genel kurulda üyelerin gider
artırıcı veya gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları önlenmiştir.
Anayasanın 89 uncu maddesinde de, Cumhurbaşkanı’na bütçe yasalarını bir
daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte
yandan, Anayasanın 163 üncü maddesinde, bütçelerde değişiklik yapılabilmesi
esasları ayrıca düzenlenmiş, Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname
ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilmemiştir.
Anayasada birbirinden tamamen ayrı ve
değişik biçimde düzenlenen bu iki yasalaştırma yönteminin doğal sonucu
olarak birinin konusuna giren bir işin, ötekiyle ilgili yöntemin
uygulanması ile düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması olanaklı
değildir.
Anayasanın 161 inci maddesinin son
fıkrasında, “Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm
konulamaz” denilmekte; gerekçesinde de, bütçe kanunlarına bütçe dışı hüküm
konulmaması, mevcut kanunların hükümlerini açıkça veya dolaylı değiştiren
veya kaldıran hükümler getirilmemesi ilkelerine Anayasal kuvvet ve hüküm
tanındığı belirtilmektedir. Bu nedenle, bir yasa kuralı nasıl aynı nitelikte
bir yasa kuralıyla değiştirilebilirse, bütçe yasalarının da aynı yöntemle
hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası ile değiştirilmesi gerekir.
Yasa konusu olabilecek bir kuralı kapsamaması koşuluyla “bütçe ile ilgili
hükümler” ifadesi de bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını kolaylaştırıcı
nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmelidir.
Bir yasa kuralının bütçeden gider
yapmayı ya da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir
nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili hükümlerden”
sayılmasına yetmez. Her yasada gidere neden olabilecek değişik türde
kurallar bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin, yargı,
savunma, eğitim, sağlık, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti alanlarına
ilişkin yasaların bütçeyle ilgili hükümler içerdiği kabul edilirse, bu
konulardaki yasaların değiştirilip kaldırılması için de bütçe yasalarına
hükümler koymak yoluna gidilebilir. Oysa, bu tür yasa düzenlemeleri,
bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi bulunmayan, yasa
koyucunun başka amaçla ve bütçe yasalarından tümüyle değişik yöntemlerle
gerçekleştirilmesi gereken yasama işlemleridir. 161 inci maddedeki “bütçe
ile ilgili hüküm” ibaresine dayanılarak, gider yada gelirle ilgili bir
konuyu olağan bir yasa yerine bütçe yasası ile düzenlemek, Anayasanın 88
inci ve 89 uncu maddelerini bu tür yasalar bakımından uygulanamaz duruma
düşürür.
Anayasanın 161 inci ve 162 nci maddelerinin getiriliş amacı, bütçe yasalarında
yıllık bütçe kavramı dışındaki konulara yer vermemek, böylece bütçe
yasalarını ilgisiz kurallardan uzak tutarak kendi yapısı içinde
bütünleştirmektir.
Bilindiği gibi bütçe; devletin ve ona
bağlı kamu kurumların kamu gelirlerini toplamasına ve kamu harcamaları
yapmasına belli bir süre için izin veren bir kanundur ve bütçe kanununa
bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.”
Anayasanın açık hükümlerine ve Anayasa
Mahkemesinin yukarıda açıklanan yerleşmiş ve istikrar kazanmış bu
kararlarına karşın, iptali istenen hüküm ile bütçede düzenlenmemesi gereken
bir konu düzenlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 35 inci, 87 nci,
88 inci, 89 uncu, 123 üncü ve 161 inci maddelerine aykırı olduğu için,
iptal edilmesi gerekmektedir.
10) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci Maddesinin (c) Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrası; SSK,
Bağ – Kur ve yeşil kart kapsamında bulunanların Sağlık Bakanlığına bağlı
tüm sağlık kurum ve kuruluşlarından 31.12.2005 tarihine kadar alınan tedavi
hizmetlerinden bedeli ödenmemiş olanların tamamının, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarih itibarıyla silinmesini öngörmektedir.
3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan
Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından
Karşılanması Hakkında Kanun’un bazı maddelerini değiştiren 5222 sayılı
Kanun 21.07.2004 tarih ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. 5222 sayılı Kanun’a göre Yeşil Kart hamili kimselerin
ayakta tedavi kapsamında görecekleri muayene, tetkik, tahlil, pansuman, diş
çekimi, diş protez, gözlük hizmetleri ve ilaç bedelleri de Kanun kapsamına
dahil edilmiştir. Böylece yatarak tedavi giderleri yanında ayakta tedavi
giderlerinin de ödenmesi mümkün hale gelmiştir. 3816 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesine göre yataklı tedavi kurumları bu Kanun kapsamına giren kişilere
verdikleri sağlık hizmetlerinin ücret ve bedellerini Sağlık Bakanlığına
fatura ederler. Ödeme, Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir.
Öte yandan, 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
Ek Madde 11’ine ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar
Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek Madde1’ine göre, bu Kanuna göre sağlık
sigortası yardımlarından yararlananların sağlık hizmeti; Sağlık Bakanlığı,
Sosyal Sigortalar Kurumu, mahalli idareler, üniversiteler, kamu iktisadi
teşebbüslerine ait sağlık tesisleri ile gerçek ve tüzel kişilerden satın
alınmak suretiyle yürütülmektedir.
Sosyal Sigortalar Kurumuna ait sağlık
tesisleri ise, 5283 sayılı yasa gereği 18.02.2005 tarihi itibariyle Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Bu tarihten itibaren Sosyal
Sigortalar Kurumunun sigortalı, emekli
ve hak sahiplerinin tedavileri Sağlık Bakanlığına ait Türkiye geneline
yaygın sağlık tesislerinde yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığına ait sağlık
tesislerinin tedavi faturaları bedellerinin SSK’nın il müdürlükleri
tarafından ilgili saymanlığa ödenmesi gerekmektedir.
Yani, kısaca ifade etmek gerekirse;
SSK, Bağ-Kur ve yeşil kart kapsamında bulunanların tedavi bedelleri,
yükümlü kurumlar tarafından tedavinin yapıldığı sağlık kurumuna
ödenmektedir.
SSK, Bağ-Kur ve yeşil kart kapsamında
bulunanlar için alacaklı durumdaki devlet hastanelerine daha çok ödenek
yetersizliği yüzünden ödeme yapılamamaktadır. Alacaklarının zamanında
tahsil edilememesi yüzünden devlet hastaneleri zor duruma düşmüş iken, bu
kez bütçe yasasına konulan hükümle bu alacaklar tümden silinmektedir.
TBMM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar
sırasında silinecek olan alacak tutarının 3.5 katrilyon T.L. civarında
olduğu dile getirilmiştir. Bu miktardaki alacağın silinmesi, devlet
hastanelerini iş yapamaz hale getirecektir.
Hükümet, sağlık hizmetlerini özelleştirmek
amacıyla devlet hastanelerini iş yapamaz hale getirmek istemektedir.
Hükümet hastanelerin tedavi giderleri fiyatlarını düşük tespit ederek
hastanelerin gelirlerini geçmiş yıllara göre zaten önemli ölçüde
azaltmıştı.
Ancak bunun yeterli olmadığı görülmüş
olmalı ki, devlet hastanelerini mali açıdan çökertmek için bunların SSK,
Bağ-Kur ve yeşil kartlıların tedavi giderlerinden kaynaklanan alacaklarının
silinmesi yolu seçilmiştir.
Ayrıca SSK, Bağ-Kur ve yeşil
kartlıların tedavi giderlerinden kaynaklanan alacaklarının silinmesi
bütçenin şeffaflığı ile doğrudan ilgilidir. Çünkü, bu alacakların
silinmesiyle o bütçe yılı içinde gerçekleşen gider tutarı, olması
gerekenden daha az gösterilmiş olacaktır.
Özetle ifade etmek gerekirse, devlet
hastanelerinin SSK, Bağ-Kur ve yeşil kartlıların tedavi giderlerinden
kaynaklanan alacaklarının silinmesiyle; bir yandan sağlık hizmetleri, kamu
hizmeti olarak sunulamaz hale gelecek ve sağlık hizmetlerinin
özelleştirilmesinin yolu açılacak, diğer yandan bütçenin şeffaflığı
ilkesine aykırı olarak bütçe yılı içinde gerçekleşen giderlerin tutarları
geçeğinden daha düşük gösterilmiş olacaktır.
Gerek bütçenin şeffaflığı ilkesinin
çiğnenmesinde, gerek sağlık hizmetlerinin kamu hizmeti olarak sunulamaz
hale getirilmesinde kamu yararı yoktur.
Anayasa Mahkemesi, E.1985/1, K.1986/4,
sayılı Kararında: “Yasa koyucuya verilen düzenleme yetkisi, hiçbir şekilde
kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyecek... biçimde kullanılamaz”
demektedir. Anayasa Mahkemesi, kamu yararı kavramını hukuk devletinin
tanımına giren unsurlardan birisi olarak nitelemekte ve yasa yapımını kamu
yararına bağlamaktadır.
Anayasa Mahkemesi hukuk devletini
şöyle tanımlamaktadır: “Hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun,
insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,
her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da
bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden
uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir.”
Yasal düzenlemelerin genel amacının
kamu yararını gerçekleştirmek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrasının
Anayasal ilkelere, kamu hizmetinin gereklerine ve kamu yararına uygun
düştüğünü söylemek olanaksızdır. Bu nedenle söz konusu hüküm, “hukuk devleti”
ilkesine ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci
maddesine aykırı düşmektedir.
Öte yandan, herhangi bir yasa ile
düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesi veya
herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesi ve kaldırılması
olanaksızdır. Anayasanın 161 inci maddesinin getiriliş amacı, bütçe
yasalarında, bütçe kavramı dışındaki konulara yer vermemek böylece bütçe
yasalarını bütçeyle ilgili olmayan kurallardan uzak tutmaktır.
Anayasanın 87 nci
maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri
belirtilirken bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul etmek dışında diğer
yasaları koymak, değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir ayırım yapılarak
bütçe yasaları öteki yasalardan ayrı tutulmuştur.
Anayasanın 88 inci ve 89 uncu
maddelerinde yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde teklif, görüşme
usul ve esasları ile yayımlanması düzenlenirken bütçe yasalarının görüşme
usul ve esasları 162 nci maddede ayrıca
belirtilmiştir. Bu maddeye göre bütçe yasa tasarılarının görüşülmesinde
ayrı bir yöntem kabul edilmiş, genel kurulda üyelerin gider arttırıcı veya
gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları önlenmiş ve Anayasanın 89 uncu
maddesiyle de Cumhurbaşkanı’na bütçe yasalarını bir daha görüşülmek üzere
TBMM’ne geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan Anayasanın 163 üncü
maddesinde bütçelerde değişiklik yapılabilmesi esasları ayrıca düzenlenmiş
Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapma
yetkisi verilmemiştir.
Anayasada birbirinden tamamen ayrı ve
değişik olarak düzenlenen bu iki yasalaştırma yönteminin doğal sonucu
olarak, birisinin konusuna giren bir işin, öteki yöntemle düzenlemesi,
değiştirilmesi veya kaldırılmasının olanaksızlığı ortaya çıkmaktadır.
Anayasanın 161 inci maddesinin son
fıkrasına göre: Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir
hüküm konulamaz. Anayasa Mahkemesi E.2003/41, K.2004/4 sayılı Kararında:
“Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bütçe yasaları öteki
yasalardan ayrı olması sebebiyle bir yasa kuralı nasıl aynı nitelikte bir
yasa kuralıyla değiştirilebilirse bütçe yasaları da aynı biçimde
hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası ile değiştirilebilir. Yasa
konusu olabilecek bir kuralı kapsamaması koşuluyla “bütçe ile ilgili
hükümler” ifadesi de bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını kolaylaştırıcı
nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmelidir” demektedir.
Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında
belirttiği gibi, “bir yasa kuralının bütçeden harcamayı ya
da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde
bütçe ile ilgili hükümlerden sayılmasına yetmez. Her yasada değişik türde
gidere neden olabilecek kurallar bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla
örneğin eğitim, savunma, sağlık, yargı, tarım, ulaşım ve benzeri kamu
hizmeti alanlarına ilişkin yasaların bütçeyle ilgili hükümler içerdiği
kabul edilirse, bu konulardaki yasaların değiştirilip kaldırılması için de
bütçe yasalarına hükümler koymak yoluna gidilebilir. Oysa, bu tür yasa
düzenlemeleri, bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi
bulunmayan, Yasa koyucunun başka amaçla ve bütçeninkinden tümüyle değişik
yöntemlerle gerçekleştirmesi gereken yasama işlemleridir. Bütçe ile ilgili
hüküm sözcüklerine dayanılarak, gider yada gelirle ilgili bir konuyu olağan
bir yasa yerine bütçe yasası ile düzenlemek Anayasanın 88 inci ve 89 uncu
maddelerini bu tür yasalar yönünden uygulanamaz duruma düşürür.”
Yani, 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrasında, ilgili yasalarda düzenlenmesi
gereken borçların silinmesine ilişkin kurallara yer verilerek; Anayasanın
87 nci maddesinde öngörülen ayrım göz ardı
edilmiş, 88 inci ve 89 uncu maddeleri işlemez duruma getirilerek, 161 inci
ve 162 nci maddesinde öngörülen bütçe kurallarına
aykırı düzenleme yapılmıştır. Ayrıca, 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrası, kamu hizmetinin gereklerine ve
kamu yararına aykırı olduğundan, getirilen düzenleme Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine de aykırıdır.
Diğer taraftan 31 inci maddenin iptali
istenen (c) fıkrasının son cümlesi ile; Sağlık Bakanlığına bağlı tüm sağlık
kurum ve kuruluşlarından 31.12.2005 tarihine kadar alınan tedavi
hizmetlerinden bedeli ödenmemiş olanların tamamının terkin edilmesiyle
ilgili gerekli düzenleyici işlemleri yapma konusunda Maliye Bakanına yetki
verilmiştir.
Maliye Bakanına verilen düzenleme
yetkisinin, söz konusu terkin işlemlerine ilişkin esas ve usulleri belirleme bakımından herhangi bir asli düzenleme yapılmadığı
için
asli düzenleme yetkisi niteliğini taşıdığında
kuşku yoktur. Anayasanın 7 nci maddesi asli
düzenleme yetkisinin yasama olduğunu ve devredilemeyeceğini, 8 inci maddesi
yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yapma
yetkisinin bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, yürütme organına verilen
bu yetki de genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir yetki
niteliği taşıdığından Anayasanın 7 nci ve 8 inci
maddeleri, Anayasadan kökenlenmediği için de
Anayasanın 6 ncı maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun
31 inci maddesinin (c) fıkrası, Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci,
11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olup, iptali gerekir.
11) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (a) Fıkrasının (6) Numaralı Bendinin Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (a) fıkrasının (6) numaralı bendi ile; 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlükteki kurallarının uygulanmasının,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için bir mali yıl içinde
olsa kısıtlanıp ertelendiği görülecektir.
5018 sayılı Kanunun “Kapsam” başlıklı
2 nci maddesinde, “Bu Kanun, merkezi yönetim
kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî
idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin malî
yönetim ve kontrolünü kapsar.” denilmiş, 3 üncü maddesinin (b) bendinde de,
merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bu Kanuna ekli (I), (II) ve
(III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerini ifade edeceği
açıklanmıştır.
5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelin “Özel Bütçeli Diğer İdareler” bölümünün (8) numaralı sırasında
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne yer verilmiştir. Bu nedenle, adı geçen
genel müdürlüğün 5018 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu ve anılan Kanun
hükümlerinin bu genel müdürlük hakkında da uygulanacağı kuşkusuzdur. İptali
istenen hüküm ile, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun
yürürlükteki kurallarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri
için 2006 yılında uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
5018 sayılı Kanunun amacı 1 inci
maddesinde, “… kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve
hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir
şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve malî
saydamlığı sağlamak üzere, kamu malî yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu
bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî işlemlerin
muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve malî kontrolü” düzenlemek olarak açıklanmıştır. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere,
5018 sayılı Kanun sadece kamu
bütçelerinin hazırlanmasını ve uygulanmasını düzenleyen bir kanun olmayıp
bütçe yasalarından farklı olarak Anayasada birbirinden tamamen ayrı ve
değişik biçimde düzenlenen yasalaştırma yöntemine tabidir. Bu nedenle
iptali istenen hüküm, bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir
düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması nedeniyle Anayasanın 87 nci ve 88 inci maddelerine aykırı düşmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 07.10.1996 tarih
ve E.1996/23, K.1996/36 sayılı kararında aynen şöyle denilmiştir:
“Yasaların yürürlükteki kurullarının
bir mali yıl içinde olsa kısıtlanması veya ertelenmesi ancak aynı
yöntemlerle yürürlüğe konulacak yasalarla mümkün olabilir. Bütçeyle ilgisi
olmayan bu konunun bütçe yasalarıyla düzenlenmesine olanak yoktur.
Belirtilen nedenle Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89
uncu ve 161 inci maddelerine aykırı olan (e) bendinin iptali gerekir (R.G.
08.06.2002, sa. 24779).”
Anayasa
Mahkemesinin bu kararında belirtildiği gibi 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin (a)
fıkrasının (6) numaralı fıkrasında, bütçe ile ilgili olmayan bir düzenleme
yapılarak, Anayasanın 161 inci maddesine de aykırı bir durum yaratılmıştır.
Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı
düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri
ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci
maddeleri ile çelişeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, 27.12.2005 tarih
ve 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin (a) fıkrasının (6) numaralı bendinin,
bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe Yasası
ile yapması nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci
ve 89 uncu maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için
Anayasanın 161 inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde
kullanıldığı için 11 inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.
12) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (a) Fıkrasının (7) Numaralı Bendinin Anayasaya Aykırılığı.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin (a) fıkrasının
(7) numaralı bendi ile, 19.06.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin ek 2 nci maddesinin (12) numaralı
fıkrasında yer alan “ve istihdam edileceği alanla ilgili en az üç yıllık iş
tecrübesine sahip” ibaresi,” nin uygulanmasının
bir mali yıl içinde olsa kısıtlanıp ertelendiği görülecektir.
540 sayılı Kanun Hükmünde Kararname,
Devlet Planlama Teşkilatının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine dair
esasları düzenleyen bir kanun hükmünde kararnamedir.
Anayasanın 87 nci
maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun
koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları
denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname
çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve
kabul etmek olarak belirtilmiştir. Bütçe yasalarıyla diğer yasalar ve kanun
hükmünde kararname çıkarma arasında yapılan bu ayrım karşısında, olağan bir
yasa ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesine
veya herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile
değiştirilmesine ve kaldırılmasına olanak yoktur.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin, olağan bir yasa ile yapılması gereken değişiklikleri bütçe
yasası ile yaptığı için, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3)
numaralı başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine, bu değişiklikler
bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161 inci maddesine, yasama erki
Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için hukuk devleti, Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkelerine, dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olan (a) fıkrasının
(7) numaralı bendinin iptal edilmesi gerekmektedir.
13) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (b) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (b) fıkrasında, 05.05.1983 tarihli ve 2821 sayılı Kanuna göre
kurulmuş olan Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından işveren sıfatıyla ödenecek
aidatlar hakkında anılan Kanunun 7 nci maddesinin
(11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasının
bir mali yıl içinde olsa kısıtlanıp ertelendiği görülecektir.
2821 sayılı Sendikalar Kanunun 7 nci maddesinin (11) numaralı bendi ile, sendika ve
konfederasyonların tüzüklerinde “üye aidatlarının tespit şekil ve usulü”
nün belirtilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmış; 23 üncü maddesinin
üçüncü fıkrasında da “İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik
aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri
toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik
aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler
konamaz.” denilmiştir.
Görüleceği üzere, 2006 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunun iptali istenen hükmü ile 2006 yılında uygulanmayacağı
belirtilen söz konusu hükümlerin, bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını
kolaylaştırıcı nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmesi mümkün
değildir.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin, olağan bir yasa ile yapılması gereken değişiklikleri bütçe
yasası ile yaptığı için, 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanununun 32 nci maddesinin, yasa ile yasa ile
yapılması gereken değişiklikleri bütçe yasası ile yaptığı için, Anayasanın
87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine, bu
değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161 inci maddesine,
yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için hukuk devleti,
Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkelerine, dolayısı ile Anayasanın 2
nci ve 11 inci maddelerine aykırı olan (e)
fıkrasının iptal edilmesi gerekmektedir.
14) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (c) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (c) fıkrasında, 05.04.1983 tarihli ve 2813 sayılı Kanuna göre
cep telefonu faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç
olmak üzere) ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım
ücretlerinin, 2006 yılında işletmecinin sistemine abone olunan ay
itibarıyla geriye kalan aylar için yıl sonuna kadar eşit taksitlere
bölünerek alınması öngörülmüştür.
2813 sayılı Telsiz Kanununun başlıklı
7 nci maddesinin 29.01.2000 gün ve 4502 sayılı
Kanunun 16 ncı maddesi ile değişik (h) fıkrasında
“Telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından yararlanacak
kullanıcılara ve telekomünikasyon şebekeleri arasındaki ara bağlantılar
bakımından diğer işletmecilere uygulanacak ücret tarifelerine ve sözleşme
hükümlerine ve teknik hususlara ilişkin genel kriterleri ve görev alanına
giren diğer konularda uygulama usul ve esaslarını belirlemek, tarifeleri
incelemek, değerlendirmek, gerekenleri onaylamak ve bunların uygulanmasını
izlemek,” Telekomünikasyon Kurumunun Görevleri arasında sayılmış, “Ücret
Tarifeleri” başlıklı 27 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında da, Kanuna ekli ücret tarifesinde gösterilen “Bu ücretlerin
tahsili genel hükümlere tabidir.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere iptali istenen hüküm
ile, 2813 sayılı Telsiz Kanununun yukarıda açıklanan hükümlerinde
değişiklik yapılmaktadır.
Bu nedenle 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin, yasa ile yapılması gereken değişiklikleri bütçe yasası ile
yaptığı için, dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (3) numaralı
başlığı altında etraflıca belirtilen nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine, bu değişiklikler
bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161 inci maddesine, yasama erki
Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için hukuk devleti, Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkelerine, dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olan (c) fıkrasının
iptal edilmesi gerekmektedir.
15) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (f) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (f) fıkrası ile, 17.09.2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun
geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının “(ilaç ve tıbbi sarf malzemesi
hasılatının % 5’i” şeklinde olan parantez içi hükmü “ilaç, kan ve kan
bileşenleri ile tıbbî sarf malzemesi hasılatının yüzde 5’i” şeklinde
değiştirilmektedir.
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin, yasa ile yasa
ile yapılması gereken değişiklikleri bütçe yasası ile yaptığı için,
dilekçemizin yukarıda “Gerekçe” bölümünde (9) numaralı başlığı altında
etraflıca belirtilen nedenlerle Anayasanın 87 nci,
88 inci ve 89 uncu maddelerine, bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı
için Anayasanın 161 inci maddesine, yasama erki Anayasaya aykırı biçimde
kullanıldığı için hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı
ilkelerine, dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11
inci maddelerine aykırı olan (f) fıkrasının iptal edilmesi gerekmektedir.
16) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (j) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (j) fıkrası ile, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun
geçici 171 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Fazla çalışmanın süresi,
ücreti ve fazla çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususlar T.C.
Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca tespit
edilir.” şeklinde uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı
Kanununun geçici 171 inci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Fazla çalışmanın süresi, yapılma
şekli ve ücret esası T.C. Emekli Sandığı Müdürler Kurulu Kararı ve Maliye
Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir.”
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin iptali istenen
(j) fıkrası ile 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun geçici 171 inci
maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmekte, bu maddenin birinci fıkrası
uyarınca T.C. Emekli Sandığı personeline ödenecek fazla çalışmanın süresi,
ücreti ve fazla çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususların tespiti
yetkisi Bakanlar Kurulu yerine Maliye Bakanlığına verilmektedir.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin iptali istenen (j) fıkrası, diğer yasalarla yapılması gereken
değişiklikleri bütçe yasasıyla yaptığı için dilekçemizin yukarıda açıklanan
“Gerekçe” bölümünde (9) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen
nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11
inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup,
iptali gerekmektedir.
17) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (k) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (k) fıkrası ile, 26.05.2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahallî İdare
Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendinin “Birlik üyelerinin,
birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları (Birliğe dahil il
özel idarelerinin katılma payları bütçe gelirlerinin binde 5’ini aşamaz.)”
şeklinde uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri
Kanununun “Birliğin gelirleri” başlıklı 15 inci maddesinin (a) bendi “a)
Birlik üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları.”
şeklinde olup bu Kanunun “Birlik tüzüğü” başlığını taşıyan 5 inci
maddesinin (h) bendinde de “Birlik üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet
giderlerine katılma payları ve bu payların tespit yöntemi”, birlik
tüzüğünde bulunması zorunlu hususlar arasında gösterilmiştir.
Görüldüğü üzere, 27.12.2005 tarih ve
5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin iptali istenen (k) fıkrası ile; birlik
üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları ve bu
payların tespit yöntemine, birliğe dahil il özel idarelerinin katılma
payları açısından bir sınırlama getirilmekte ve dolayısıyla 5355 sayılı
Mahallî İdare Birlikleri Kanununun söz konusu hükümleri değiştirilmektedir.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin iptali istenen (k) fıkrası, diğer yasalarla yapılması gereken
değişiklikleri bütçe yasasıyla yaptığı için dilekçemizin yukarıda açıklanan
“Gerekçe” bölümünde (9) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen
nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için 11
inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup,
iptali gerekmektedir.
18) 27.12.2005 Tarih ve 5437 Sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
Maddesinin (m) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı.
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin (m) fıkrasında, 12.10.2004 tarihinden önce inşaat ruhsatı
alınmış ve yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara;
yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı
hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde,
ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş
olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine,
kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik
bağlanabileceği, bu kapsamda su ve/veya elektrik bağlanmasının herhangi bir
kazanılmış hak teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır.
08.01.2002 tarih ve 4736 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi ile, 03.05.1985 tarihli ve
3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 10 uncu madde hükmü şöyledir:
“Geçici Madde 10.- Kullanma izni
verilmeyen ve alınmayan yapılara belediyelerce yol, su, kanalizasyon,
doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinin birinin veya birkaçının götürüldüğünün
belgelenmesi halinde ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin
yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay
içerisinde başvurulması üzerine kullanma izni alınıncaya kadar geçici
olarak elektrik, su ve/veya telefon bağlanabilir.
Bu madde kapsamında elektrik, su
ve/veya telefon bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez.”
Görüldüğü üzere, 5437 sayılı 2006 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin
(m) fıkrası hükmü ile, 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 10 uncu maddesi
hükmü değiştirilmektedir. Bütçeyle ilgisi olmayan bu konunun bütçe
yasalarıyla düzenlenmesine olanak yoktur. Bu nedenle 5437 sayılı 2006 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci maddesinin
iptali istenen (m) fıkrasının Anayasanın 87 nci,
88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı düştüğü açıktır.
12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış
kaçak yapılara kamu hizmeti götürülmesini öngören böyle bir düzenlemede;
kaçak yapıyı yapanların kamu hizmetlerinden yararlandırılmayarak kaçak yapı
yapılmasının önüne geçilmesi yönündeki
kararlılığa zarar verdiğinden, kaçak yapı yapımını dolaylı olarak besleyen
ve teşvik eden niteliğiyle de çok önemli sakıncalar taşımakta olduğundan
“kamu yararı” da bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında
vurgulandığı üzere, hukuk devletinin vazgeçilmez öğeleri içinde yer alan
yasaların kamu yararına dayanması ilkesiyle bütün kamusal girişimlerin
temelinde bulunması doğal olan kamu yararı düşüncesinin yasalara egemen
olması zorunludur. Günümüzde “kamu yararı” kavramı yanında; “toplum yararı”
“ortak çıkar”, “genel yarar” gibi birbirinin yerine kullanılan kavramlarla
anlatılmak istenen; tümünün “bireysel çıkar” dan farklı onun, üstünde ya da dışında ortak bir yararın amaçlanmasıdır (Anym., T. 21.10.1992, E.92/13, K.92/50). Bu durumda
iptali istenen düzenlemenin, Anayasanın 2 nci
maddesinde belirtilen “Hukuk Devleti” ilkesiyle bağdaşmadığı kuşkusuzdur.
Bu nedenle, 27.12.2005 tarih ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 32 nci
maddesinin iptali istenen (m) fıkrası, diğer yasalarla yapılması gereken
değişiklikleri bütçe yasasıyla yaptığı için dilekçemizin yukarıda açıklanan
“Gerekçe” bölümünde (9) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen
nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu
maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161
inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı ve kamu
yararı bulunmadığı için 11 inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Dava dilekçemizde iptali ve iptal
davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması istenen hükümler,
bütçe ile ilgili olmayan hususları düzenlemektedirler. Halbuki Anayasanın
161 inci maddesi bütçe kanunlarında bütçe ile ilgili olmayan hususların yer
alamayacağını bildirmektedir. Anayasa Mahkemesinin de bu nedenle, bütçe
kanunlarında yer alan bütçeyle ilgisiz hükümler hakkında verdiği sayısız
iptal kararı vardır. Anayasanın 153 üncü maddesi Anayasa Mahkemesi
Kararlarının yasama, yargı ve yürütme organlarıyla idare makamlarını
bağlayacağını amir bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin, gerek Anayasanın bu
maddesi gerek 161 inci ve 162 nci maddelerinde
yer alan kuralları çerçevesinde bütçe kanunlarına konulan ve fakat bütçe
ile ilgisi bulunmayan hükümleri bir çok defa iptal etmiş olmasına karşın,
kanun koyucunun (yasama organının) tıpkı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun
iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını istediğimiz hükümlerinde olduğu
gibi, bu kararlara uymadığı görülmektedir. O halde Anayasanın 153 üncü
maddesindeki kural, askıya alınmış olmaktadır.
Bir hukuk devletinde böyle bir duruma
seyirci kalınmaması tabii olup, Anayasal düzenin en kısa sürede iptalini ve
yürürlüğünün durdurulmasını istediğimiz hukuka aykırı bu tür kurallardan
arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da bir gereğidir. Anayasaya
aykırılığın ısrarla sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde sübjektif
yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de
zedeleyeceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan iptali istenen bir
kısım hükümler de, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olarak
yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir
düzenleme yetkisi vermektedir.
Anayasaya aykırı oldukları
gerekçemizde gösterilen hükümlerin uygulanması halinde ortaya çıkacak ve
giderilmesi olanaksız durum ve zararların önlenebilmesi, hukukun ve
Anayasanın üstünlüğünün korunabilmesi için, bu hükümlerin yürürlülüklerinin
iptal davası sonuçlanıncaya kadar durdurulması gerekmektedir.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle
27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun;
1) 10 uncu maddesinin (a) fıkrasının
(3) numaralı bendinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
2) 10 uncu maddesinin (b) fıkrasının,
Anayasanın 2 nci, 7 nci,
8 inci, 11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161
inci maddelerine aykırı olduğundan,
3) 13 üncü maddesinin (d) fıkrasının,
Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
4) 27.12.2005 tarih ve 5437 sayılı
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 16 ncı
maddesinin (a) fıkrasının 1, 3, 5, 6 ve 7 nci
bentlerinin Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine; ayrıca bu fıkranın
3, 5 ve 6 ncı bentlerinin Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
5) 23 üncü maddesinin (a) fıkrasının
1, 3, 4, 5, 6 ve 7 nci bentleri ile (b) ve (c)
fıkralarının, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
6) 26 ncı
maddesinin (a) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
7) 27 nci
maddesinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
8) 28 inci maddesinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88
inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı olduğundan, ayrıca bu maddenin
üçüncü ve son fıkralarının Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olduğundan,
9) 29 uncu maddesinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 35 inci, 87 nci,
88 inci, 89 uncu, 123 üncü ve 161 inci maddelerine aykırı olduğundan,
10) 31 inci maddesinin (c) fıkrasının,
Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci, 11 inci, 87 nci,
88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı olduğundan,
11) 32 nci
maddesinin (a) fıkrasının (6) numaralı bendinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci
ve 161 inci maddelerine aykırı olduğundan,
12) 32 nci
maddesinin (a) fıkrasının (7) numaralı bendinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88
inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı olduğundan,
13) 32 nci
maddesinin (b) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci ve 161 inci maddelerine
aykırı olduğundan,
14) 32 nci
maddesinin (c) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
15) 32 nci
maddesinin (f) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
16) 32 nci
maddesinin (j) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
17) 32 nci
maddesinin (k) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
18) 32 nci
maddesinin (m) fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11
inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine ve iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine
ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II - YASA METİNLERİ
A - İptali İstenilen Yasa Kuralları
27.12.2005 günlü ve 5437
sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun iptali istenen madde,
fıkra, bent ve ibareleri şunlardır:
a
- “MADDE 10. - a) 1.
…
3. (2) numaralı bent kapsamındaki kamu
kurumlarına ait taşıt sayısını azaltmak ve taşıt bakım-onarımı ile
akaryakıt giderlerinde israfa yol açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri
yapmaya, önlemleri almaya ve sınırlamalar getirmeye Maliye Bakanının
teklifi üzerine Başbakan; kamu görevlilerinden kimlerin resmî taşıtlar
yerine ticarî taşıtlardan yararlanacağına ve ticarî taşıtlardan
yararlanacaklara yapılacak ödemeler ile bunlara ilişkin esas ve usûlleri
belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
…
b) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, döner sermayeler, fonlar, genel yönetim kapsamında olmamakla
birlikte bu idare bütçelerinden yardım alan kamu idareleri ile kamu
iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerindeki
ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın tespiti ile bunların kuruluşlar arasında
bedelsiz olarak devredilmesine veya tasfiye edilmesine ilişkin esas ve
usûller Maliye Bakanlığınca düzenlenir. 3212 sayılı Kanun ile 3/7/2003
tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 37 nci maddesi
hükümleri saklıdır. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri
uygulanmaz.”
b- “MADDE 13.-
a)
…
d) 1. 22/4/1925 tarihli ve 657 sayılı
Kanunun ek 2 nci,
2. 28/12/1960 tarihli ve 189
sayılı Kanunun 3 üncü,
3. 13/10/1983 tarihli ve
2918 sayılı Kanunun 131 inci,
4. 30/5/1985 tarihli ve 3212
sayılı Kanunun 4 üncü,
5. 5/6/1986 tarihli ve 3308
sayılı Kanunun 32 nci,
6. 10/12/2003 tarihli ve
5018 sayılı Kanunun 40 ıncı,
7. 14/7/2004 tarihli ve 5217
sayılı Kanunun 25 ve 26 ncı,
maddelerine dayanılarak tahsil edilen
tutarları, kurum bütçelerinde bu Kanunlarda belirtilen amaçlar için
tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen
ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya,
yılı içinde harcanmayan ödenekleri (2005 yılından devredenler de dahil)
ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye, bu hükümler
çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye,
Maliye Bakanı yetkilidir.”
c
- “MADDE 16.- a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü
geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde Hazine
Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır. Bu hesaba
yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında öngörülen fonlararası
pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.
…
Kapsam dışında bırakılan fonların
gelirleri ve harcamaları bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların
müşterek fon hesabında toplanan gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı
ile belirlenecek oran ve tutarlarda kesinti yapılarak genel bütçeye gelir
kaydedilebilir.
…
Fon gelirlerinin tahsili, takibi,
gelir kaydı, muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve
usûller Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit
edilir.
Kanun ve kanun hükmünde kararname ile
kurulanlar hariç olmak üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve
Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın
onayı ile tasfiye edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü
düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakan yetkilidir.
Maliye Bakanı ile Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı
ile fonların gider hesapları üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan
tutar, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden müşterek fon
hesabına, buradan da tamamı gider hesabına aktarılır.”
d
- “MADDE 23.- a) Genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama izni aranmaksızın boş
kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan atama sayıları ile
genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara yapacakları
nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm, istifa
ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz.
Araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında
ayrılan (TUS ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin
yüzde 100’ünü aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını
karşılayamayacak idareler için ilave 21.000 adet açıktan atama izni
verilebilir. Kanun, uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı
programıyla kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin
gerektirdiği zorunlu haller için ilave personel ihtiyacı duyan kamu
idareleri, taleplerini gerekçeleri ile birlikte Şubat ayı sonuna kadar
Maliye Bakanlığına bildirirler. Söz konusu ilave sayının kurum ve
kuruluşlar itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi halinde bu toplam sayının
bir kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer hususlar Devlet
Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının müşterek
önerisi üzerine Başbakan tarafından belirlenir.
…
Ancak, birinci fıkra kapsamında 657
sayılı Kanunun 59 ve 92 nci maddeleri uyarınca
yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel Başkanlığından izin
alınması zorunludur.
5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel bütçeli
idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur
kadrolarına yapacakları açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf
kapsamı dışındaki kamu idare ve kurumlarından yapacakları memur nakil (4046
sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 406 sayılı
Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri hariç)
sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kurumlara, döner sermayelere ve kefalet sandıklarına
tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan
atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye
Bakanlığının iznine tâbidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin
yeterli olması şartıyla verilebilir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, yapacakları açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat
hükümlerine uymanın yanında, mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla
daha verimli şekilde kullanımını sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile
hareket etmek zorundadırlar. Öğretim üyeleri dışındaki öğretim elemanları,
Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına göre yapılacak atamalar hariç,
göreve başladıkları yükseköğretim kurumunda en az üç yıl çalışmadıkça 657
sayılı Kanuna tâbi kadrolara naklen atanamazlar.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV)
sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet
sandıkları, yıl içinde gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara
ilişkin bilgileri, emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest
kadrolarında/pozisyonlarında meydana gelen değişiklikleri ve
kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu gösterir cetvelleri Mart,
Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü itibarıyla doldurarak ilgili
ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel
Başkanlığına gönderirler.
b) Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kamu idareleri ve döner sermayelerin boş sürekli işçi
kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca uygun
görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.
c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet
Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve
standartlarına uygun olarak norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış il özel
idareleri ve bunların kurdukları müessese ve işletmeler ile norm kadro
çalışmalarını sonuçlandırmış ve 1/1/2006 tarihi itibarıyla 3/7/2005 tarihli
ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmamış olan
belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve
işletmeler, norm kadroya uygun boş memur ve sürekli işçi kadrolarına
açıktan atama izni aranmaksızın atama yapabilirler.
Norm kadro çalışmalarını
sonuçlandırmış olmakla birlikte 1/1/2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmış olan
belediyeler
ve mahalli idare birlikleri ile
bunların kurdukları müessese ve işletmelerin boş memur ve sürekli işçi
kadrolarına yapılacak atamalar hakkında anılan Kanunun geçici 1 inci
maddesi hükümleri uygulanır.
Norm kadro çalışmalarını
sonuçlandırmamış il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri
ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin, kendilerine tahsis
edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile sürekli işçi kadrolarından
31/12/2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu tarihten sonra boşalacak
olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri İçişleri Bakanlığının
iznine tâbidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince İçişleri
Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu oranların önceden aşılmış olması halinde ise
anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerine uyulması
zorunludur.”
e
- “MADDE 26. - a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel
bütçeli idarelerin ve mahalli idarelerin uluslararası kuruluşlara üye
olabilmesi ve kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği halen
üyesi bulunulan uluslararası kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma
paylarını ödeyebilmeleri için, mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı
sıra bağlı veya ilgili bulunulan bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının
görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığından önceden izin alınması zorunludur.
Özel bütçeli idareler ve mahalli idareler için Maliye Bakanlığının görüşü
aranmaz.”
f
- “MADDE 27.- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince
işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi ve
benzeri sosyal tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin
işletilmesinden elde edilen gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi
yönetim bütçesi ile döner sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2006
yılında ilk defa istihdam edilecek yeni personel görevlendirilmez.”
g
- “MADDE 28. - Maliye Bakanlığı,
5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu
idarelerinin Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından temin
edeceği tedavi hizmetlerini sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile doğrudan
hizmet alımı sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
Sağlık Bakanlığı, sözleşmede
belirtilen tutar karşılığında ihtiyaç duyulan her türlü sağlık hizmetini,
kendisine bağlı sağlık kurum ve kuruluşları aracılığıyla sunmakla
yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen tutar dışında başkaca ilave ödeme
talebinde bulunamaz.
Bu şekilde sağlanacak tedavi
hizmetleri ve ödemelerin yapılmasına ilişkin esas ve usûller, Maliye ve
Sağlık bakanlıklarınca müştereken belirlenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin her
türlü bütçe işlemini yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.”
h
- “MADDE 29.- Sosyal Sigortalar
Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık
Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile
Maliye Bakanlığınca kiralanmış olanlar, bedelleri anılan Başkanlık
bütçesine transfer edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek Hazine adına tescil ve ilgili
bakanlıklara tahsis edilir. Bedel tespiti, Maliye Bakanlığı ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Başkanlığı temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık
Bakanlığı temsilcisinden oluşan komisyon tarafından taşınmazların rayiç
bedelleri dikkate alınarak yapılır.”
ı
- “MADDE 31.- a)
…
c) Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı
ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile 18/6/1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanun
kapsamında bulunanlar için Sağlık Bakanlığına bağlı tüm sağlık kurum ve
kuruluşlarından 31/12/2005 tarihine kadar alınan tedavi hizmetlerinden
bedeli ödenmemiş olanların tamamı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla terkin edilmiştir. Bu konuyla ilgili gerekli düzenleyici
işlemleri yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.”
j
- MADDE 32. - a)
1.
…
6. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kanun hükümleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,
7. 19/6/1994 tarihli ve 540 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinin
(12) numaralı fıkrasında yer alan “ve istihdam edileceği alanla ilgili en
az üç yıllıkiş tecrübesine sahip”
ibaresi,
…
2006 yılında uygulanmaz.
b) 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı
Kanuna göre kurulmuş olan Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından işveren
sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan Kanunun 7 nci
maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 2006
yılında uygulanmaz.
c) 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı
Kanuna göre cep telefonu faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu
aboneleri hariç olmak üzere) ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık
kullanım ücretleri, 2006 yılında işletmecinin sistemine abone olunan ay
itibarıyla geriye kalan aylar için yıl sonuna kadar eşit taksitlere
bölünerek alınır.
…
f) 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı
Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü
“ilaç, kan ve kan bileşenleri ile tıbbî sarf malzemesi hasılatının yüzde
5’i” şeklinde uygulanır.
…
j) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı
Kanunun geçici 171 inci maddesinin ikinci fıkrası “Fazla çalışmanın süresi,
ücreti ve fazla çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususlar T.C.
Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca tespit
edilir.” şeklinde uygulanır.
k) 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı
Mahallî İdare Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi “Birlik
üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları
(Birliğe dahil il özel idarelerinin katılma payları bütçe gelirlerinin
binde 5’ini aşamaz.)” şeklinde uygulanır.
…
m) 12/10/2004 tarihinden önce inşaat
ruhsatı alınmış ve yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan
yapılara;yol, elektrik, su,
telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya
birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler
doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun
yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya
kadar geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir. Bu kapsamda su
ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 35., 87., 88., 89., 123., ve 161.
maddelerine dayanılmıştır.
III - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’’ün katılmalarıyla 17.2.2006 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - Bütçeye İlişkin Genel Açıklama
Anayasa’nın 161.
maddesinde bütçenin hazırlanması ve uygulanmasının kanunla düzenlenmesi
öngörülmüştür. Bu kural gereğince 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nda bütçenin nasıl hazırlanacağına ve uygulanacağına ilişkin hususlar
düzenlenmiştir. Kanun’un 3. maddesine göre bütçe, “belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile
bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak
yürürlüğe konulan belgeyi” ifade
etmektedir. Öte yandan bütçe, iktidarların program
ve politikalarını hayata geçirme konusunda kullandıkları bir araçtır.
Her ne kadar, gelirlerin
ve giderlerin toplanma ve harcanmalarına ilişkin usul, esas ve
yükümlülükler değişik yasalarla düzenlenmişse de bunların uygulanmaya
konması 5018 sayılı Kanun kuralları uyarınca ancak bütçe yasalarının
verdiği izinle olanaklıdır. Bütçe yasaları ile gelirlerin toplanması ya da giderlerin yapılmasını düzenleyen yasaların o yıl
içinde uygulanmasına izin verilebileceği gibi, uygulanmamaları da
öngörülebilir.
5018 sayılı Yasa’nın 37.
maddesinde, vergi, resim, harç ve
benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya
kaldırılacağı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerinin
kanuni dayanaklarının bütçelerinde gösterileceği, bütçelerde yer alan
gelirlerin, ilgili kanunlarında belirtilen usullere göre tarh, tahakkuk ve
tahsil edileceği belirtilmektedir. Aynı Yasa’nın “Ödeneklerin kullanılması”
başlıklı 20. maddesinde bütçe ödeneklerinin kullanılmasında uyulması
zorunlu olan esaslar açıklanmıştır.
Anayasa’nın 161. maddesi
gereğince bütçeler yıllık yapılır, bütçe yasasına bütçe ile ilgili hükümler
dışında hiçbir hüküm konulamaz. Ancak, bazı durumlarda sınırlı
olarak gelecek yıllara ilişkin hükümler konabilir.
B - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Anayasa’nın 87. maddesinde
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri belirtilirken bütçe
yasa tasarısını görüşmek ve kabul etmek dışında diğer yasaları koymak,
değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir ayırım yapılmıştır. Bütçe yasalarını
öteki yasalardan ayrı tutan bu kural karşısında, herhangi bir yasa ile
düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesi veya
herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesi ve
kaldırılması olanaksızdır.
Anayasa’nın 88. ve 89.
maddelerinde yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde teklif, görüşme
usul ve esasları ile yayımlanması düzenlenirken bütçe yasalarının görüşme
usul ve esasları 162. maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu maddeyle bütçe yasa
tasarılarının görüşülmesinde ayrı bir yöntem kabul edilmiş, genel kurulda
üyelerin gider arttırıcı veya gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları
önlenmiş ve Anayasa’nın 89. maddesiyle de Cumhurbaşkanı’na bütçe yasalarını
bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte
yandan, Anayasa’nın 163. maddesinde bütçede değişiklik yapılabilmesi
esasları ayrıca düzenlenmiş Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile
bütçede değişiklik yapma yetkisi verilmemiştir.
Anayasa’da birbirinden
tamamen ayrı ve değişik olarak düzenlenen bu iki yasalaştırma yönteminin
doğal sonucu olarak, birisinin konusuna giren bir işin, öteki yöntemle
düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması olanaksızdır.
Anayasa’nın 161.
maddesinin son fıkrasında, “Bütçe
kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.”
denilmektedir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bütçe yasaları
öteki yasalardan ayrı olması sebebiyle bir yasa kuralı nasıl aynı nitelikte
bir yasa kuralıyla değiştirilebilirse bütçe yasaları da aynı biçimde
hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası ile değiştirilebilir. Yasa
konusu olabilecek bir kuralı kapsamaması koşuluyla “bütçe ile ilgili
hükümler” ifadesi de bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını kolaylaştırıcı
nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmelidir.
Bir yasa kuralının
bütçeden harcamayı ya da bütçeye gelir sağlamayı
gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili
hükümlerden” sayılmasına yetmez. Her yasada değişik türde gidere neden
olabilecek kurallar bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin
eğitim, savunma, sağlık, yargı, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti
alanlarına ilişkin yasaların bütçeyle ilgili hükümler içerdiği kabul
edilirse, bu konulardaki yasaların değiştirilip kaldırılması için de bütçe
yasalarına hükümler koymak yoluna gidilebilir. Oysa, bu tür yasa
düzenlemeleri, bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi
bulunmayan, Yasakoyucunun başka amaçla ve
bütçeninkinden tümüyle değişik yöntemlerle gerçekleştirmesi gereken yasama
işlemleridir. “Bütçe ile ilgili hüküm” sözcüklerine dayanılarak, gider ya da gelirle ilgili bir konuyu olağan bir yasa yerine
bütçe yasası ile düzenlemek Anayasa’nın 88. ve 89. maddelerini bu tür
yasalar yönünden uygulanamaz duruma düşürür.
Anayasa’nın 161.
maddesinin getiriliş amacı, bütçe yasalarında, bütçe kavramı dışındaki
konulara yer vermemek, böylece bütçe yasalarını bütçeyle ilgili olmayan
kurallardan uzak tutmak kendi yapısı içinde bütünleştirmektir.
1
- Yasa’nın 10. Maddesi
a
- (a) Fıkrasının (3) Numaralı Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yasama yetkisinin
devredilmezliği ilkesine aykırı olarak yürütme organına genel, sınırsız,
esasları ve çerçevesi belirsiz, başka bir deyişle asli bir düzenleme
yetkisi verildiğinden Kural’ın, Anayasa’nın 2., 6.,7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Yasa’nın 10. maddesinin (a) fıkrasının
(3) numaralı bendinde, bu maddenin (2) numaralı bendi kapsamındaki kamu
kurumlarına ait taşıt sayısını azaltmak ve taşıt bakım-onarımı ile
akaryakıt giderlerinde israfa yol açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri
yapmaya, önlemleri almaya ve sınırlamalar getirmeye Maliye Bakanı’nın
teklifi üzerine Başbakan’ın; kamu görevlilerinden kimlerin resmî taşıtlar
yerine ticarî taşıtlardan yararlanacağına ve ticarî taşıtlardan yararlanacaklara
yapılacak ödemeler ile bunlara ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye Maliye
Bakanı’nın yetkili olduğu belirtilmektedir. (2) numaralı bent kapsamındaki
kamu kurumları, 237 sayılı Taşıt Kanunu kapsamında bulunan kurumlar ile
özel kanunla kurulmuş kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşlarıdır.
237 sayılı Taşıt Kanunu’na ekli (1) ve
(2) sayılı Cetvellerde kimlerin ne kadar süre ile hangi cins taşıtları
kullanacakları belirtilmektedir. Aynı Yasa’nın 12. maddesinin 31 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile değişik son fıkrasında da resmî taşıtların
savurganlığa yol açılmadan, bütçe olanaklarıyla uyumlu bir biçimde
kullanımını sağlamak üzere;
- Akaryakıt, yağ ve diğer ikmal
gereksinimlerinin ve onarma işlerinin sağlanması,
- Gereğinde bunların yönetimlerinin
tek elden yapılması,
- Bakım, onarım, ikmal ve yönetim
işlerinin yürütülmesinde, gerektiğinde, belli kurumlara görev verilmesi,
d) Ekonomik olmayan taşıtların ekonomik olanlariyle
değiştirilmesi, içingerekli yönetemler
Bakanlar Kurulunca saptanır. - Ekonomik olmayan taşıtların ekonomik olanlarıyla
değiştirilmesi,
-
Resmi taşıtları sürebilecek kamu görevlilerinin belirlenmesi,
- Hizmet alımı suretiyle edinilecek
taşıtların cinsi, adedi, yaşı, hangi hizmetlerde kullanılacağı, kaynağı,
yabancı menşeli olup olmayacağı ve diğer hususlar,
için gerekli esas ve usullerin
Bakanlar Kurulunca saptanacağı öngörülmektedir.
Görüldüğü gibi, 237 sayılı Taşıt
Kanunu’nda, taşıtların bakım ve onarımında ve akaryakıt giderlerinde
savurganlığa yol açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri yapma ve önlemleri
alma konusunda yetki, Maliye Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan’a değil,
Bakanlar Kurulu’na bırakılmaktadır. İptal davasına konu olan yasa kuralı,
diğer yasalar ile yapılmış olan düzenlemeyi değiştirmiştir.
Öte yandan, Taşıt Kanunu’nun 7.
maddesinde, kurumların taşıt ihtiyaçlarını hizmet alımı
suretiyle karşılamalarının esas olduğu, bu şekilde temini mümkün olmayan,
ekonomik bulunmayan veya sağlık, savunma ve güvenlik gibi nedenlerle hizmet
alımı suretiyle karşılanması uygun görülmeyen taşıtların diğer yollarla
edinilebileceği, bunların ne şekilde temin edileceği, taşıt
güzergâhlarından uzak yerlerde ikamet eden görevlilerin aile efradı ve
çocuklarının taşıtlardan ne şekilde yararlandırılacakları gibi konularda
düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin günün gereksinimlerini
karşılamaması durumunda, yapılması gereken, bütçe yasası ile olağan
yasaları değiştirmek değil, ilgili yasada gerekli değişikliklerin
gerçekleştirilmesidir.
Bu durumda, diğer
yasaların konusu olan bu düzenlemenin Bütçe Yasası ile yapılmış olması
nedeniyle kural Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 6.,7.,
8. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek
görülmemiştir.
b - (b) Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Fıkra ile yeni kurallar getirildiği ve Maliye
Bakanlığı’na esas ve usuller belirleme bakımından asli düzenleme yetkisi
tanındığı, bazı yasa hükümlerinin de
“saklı tutulmak” suretiyle yürürlüklerinin korunduğu, söz konusu fıkraya
aykırı yasa hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu yasa hükümlerinin
değiştirildiği, Maliye Bakanlığı’na bu konuda düzenleme yapma yetkisi
verilerek idareye asli düzenleme yapma yetkisi tanındığı, oysa yürütmenin
asli düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle Kural’ın
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
İptal istemine konu olan kural, genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri, döner sermayeler, fonlar, genel yönetim
kapsamında olmamakla birlikte bu idarelerden yardım alan kamu idareleri ile
kamu iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları ile müessese ve
işletmelerindeki ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın elden çıkarılması ile
ilgili düzenlemeler içermektedir. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının
elinde bulunan ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın ne şekilde elden
çıkarılacağı ile ilgili olarak değişik yasalarda kurallar yer almaktadır.
Örneğin, 4645 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve
Malzemenin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve
İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Kanun’un 1. maddesinde, Emniyet Genel
Müdürlüğünün elindeki bir kısım silah, mühimmat, makine ve teçhizatın
Türkiye’deki kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz olarak devredilmesi, özel
ve tüzel kişilere satılması, bunların ürettikleri veya sahip oldukları mal
ve malzeme ile mübadele edilmesi gibi konularda düzenlemeler bulunmaktadır.
Görüldüğü gibi, iptal istemine konu
olan yasa kuralına benzer kurallar çeşitli yasalarda bulunmaktadır. Dava
konusu yasa kuralı, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının elinde bulunan
ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın bedelsiz olarak devredilmesini
öngörmesine karşın, mevcut bazı yasalardaki buna ilişkin kuralların
uygulanmayacağını öngörmekte ve böylece diğer yasalarla düzenlenmiş olan konularda
değişiklik yapmaktadır.
Bu nedenle, Yasa’nın 10. maddesinin
(b) fıkrası Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural’ın, Anayasa’nın 2., 6., 7., 8.ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine
gerek görülmemiştir.
2 - Yasa’nın 13. Maddesinin (d) Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Fıkra ile Maliye
Bakanı’na verilen düzenleme yetkisinin, söz konusu kurallar çerçevesinde
yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usuller konusunda yasa ile herhangi bir
düzenleme yapılmadığı için asli düzenleme yetkisi niteliğini taşıdığı,
yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olarak yürütme organına
genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi
vermesi nedeniyle Kural’ın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kuralla, yedi madde halinde sayılan
yasalara dayanılarak tahsil edilen tutarların genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir kaydetme ve gelirin gerçekleşmesine bağlı olarak ilgili
tertiplere aktarma yapma, yılı içinde harcanmayan ödenekleri ertesi yıl
bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetme, bu çerçevede yapılacak işlemlere
ilişkin esas ve usulleri belirleme konusunda Maliye Bakanı’na yetki
verilmektedir.
Söz konusu kuralda sayılan Yasalar
incelendiğinde, her bir yasada o yasa uyarınca tahsil edilen tutarların ne
şekilde bütçeleneceği ile ilgili kurallar
getirilmiş olduğu görülmektedir. Bu kurallardan bir kısmı, iptal istemine
konu olan kural ile büyük ölçüde paralellik gösterdiği gibi, bazısı tahsil
edilen tutarların kullanım alanlarında değişiklik öngörmektedir:
-
22.4.1925 günlü ve 657 sayılı Kanun’un ek 2. maddesi
22.4.1925 günlü,657 sayılı Kanun’un 203 sayılı Yasa ile
değişik ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasında, söz konusu yasaya göre tahsil
edilebilecek tutarların neler olduğu belirtilmektedir. Bu fıkrada, “Katma bütçeli dairelerle diğer daire ve
müesseselerin, harita ve kadastro işleri için Harita Genel Komutanlığı veya
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne yaptıracakları işlere ait meblâğları,
bir taraftan genel bütçenin çeşitli gelir faslına irat; mukabiline, işi
alan dairenin bütçesinin sonunda açılacak özel tertiplere tahsisat
kaydetmeye ve yılsonunda kalan miktarları ertesi
yıl bütçesinde açılacak özel tertiplere aktarmaya Maliye Bakanlığı
mezundur.” denilmektedir.
Belirtilen Yasa’nın ek 2. maddesinde
tahsil edilen tutarların ne şekilde gelir ve tahsisat kaydedileceği, yıl
sonunda kalan miktarın ertesi yıl bütçesine ne şekilde aktarılacağı ile
ilgili kurallar bulunduğundan iptal davasına konu olan kural ile diğer bir
yasada bulunan düzenleme bütçe yasası ile değiştirilmiş olmaktadır.
-
28.12.1960 günlü, 189 sayılı Kanun’un 3. maddesi
198 sayılı Milli Savunma Bakanlığı
İskân İhtiyaçları için Sarfiyat İcrası ve Bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerin Lüzumu Kalmıyanların
Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkında Kanun’un
3. maddesinin 3357 sayılı Yasa ile değişik1. fıkrası şöyledir: “Satışlardan
elde edilecek gelirler her yıl gelir bütçesinde açılacak özel bir tertibe
gelir kaydolunur. Bu suretle gelir kaydolunan satış bedellerinden Milli
Savunma Bakanlığınca gerekli görülen miktarı, askeri garnizonlarla bu
garnizonlar için lüzumlu müştemilat ve mütemmimat
ile her türlü arsa, bina satın alınması veya kamulaştırılması,
mevcutlarının esaslı onarımı, genişletilmesi ve iyileştirilmesi, acil silah
ihtiyacının karşılanması ve 3238 sayılı kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonuna transfer edilmesi ile 2 nci maddeye göre yapılacak işlerin gerektirdiği her
türlü gider için harcama yapılmak üzere, Milli Savunma Bakanlığı Bütçesinde
açılacak özel bir tertibe Maliye ve Gümrük Bakanlığınca ödenek kaydolunur.”
Buna göre, Milli Savunma Bakanlığı’na
ait taşınmazların satışından elde edilecek gelirlerin hangi alanlarda
harcanabileceği bütçe yasası dışında bir yasa ile belirlenmiş iken, iptal
davasına konu olan kural bu kuralı değiştirmektedir.
-
13.10.1983 günlü, 2918 Sayılı Kanun’un 131. Maddesi
2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu’nun 131. maddesinin 4629 sayılı Yasa ile değişik üçüncü fıkrasına
göre, basılı kâğıtlar ve plakaların satışından elde edilen gelirin % 60’ı
İçişleri Bakanlığı Merkez Saymanlığı hesabına yatırılmakta, bu miktarlar
Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere, Maliye
Bakanlığı’nca bir yandan bütçeye özel gelir, diğer yandan Emniyet Genel
Müdürlüğü bütçesinde mevcut tertiplere ödenek ya
da açılacak özel tertiplere özel ödenek kaydedilmektedir. Gelirin kalanı
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na ait bulunmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu’ndaki bu
düzenleme, 2006 Yılı Bütçe Kanunu’nda yer alan düzenlemeyle 2006 yılı için
değiştirilmiştir.
-
30.5.1985 günlü, 3212 sayılı Kanun’un 4. Maddesi
3212 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin
birinci fıkrasına göre, bu Yasa’nın 2. maddesinde belirtilen usuller ile
yapılan satışlardan, yurt içinden elde edilecek Türk Lirası kaynak,
Bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, diğer yandan Millî Savunma
Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı
Bütçelerinin sonunda açılacak özel tertibe ödenek kaydolmakta, yılı içinde
harcanmayan miktarlar ertesi yıla devredilmektedir.
Böylece Bütçe Yasası ile diğer bir
yasa 2006 yılı için değiştirilmiştir.
-
5.6.1986 günlü, 3308 sayılı Kanun’un 32. Maddesi
3308 sayılı Meslek Eğitimi Kanunu’nun
4684 sayılı Yasa ile değişik 32. maddesinin (a) fıkrası şöyledir: “Çıraklık, mesleki ve teknik eğitimi
geliştirme ve yaygınlaştırma hizmet ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere;
1)
Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmelerinin karları,
2)
Bakanlığa bağlı kurumlarda eğitim öğretimde üretilen malların satışından
elde edilen gelirler,
3)
Bağış, yardım ve diğer her türlü gelirler,
Milli
Eğitim Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılır. Yatırılan
bu tutarlar Maliye Bakanlığınca bir yandan genel bütçeye özel gelir, diğer
yandan Bakanlık bütçesinde açılacak tertiplere özel ödenek kaydedilir. Bu
suretle ödenek kaydedilen miktarlardan yılı içerisinde harcanmayan
tutarları ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve ödenek kaydetmeye
Maliye Bakanı yetkilidir.”
Görüldüğü gibi 3308 sayılı Yasa’nın
32. maddesinde, bu maddeye göre tahsil edilen tutarların ne şekilde bütçeleneceği ile ilgili kurallar yer almaktadır. Bütçe
Yasası ile belirtilen Yasa’nın 32. maddesi değiştirilmiştir.
-
10.12.2003 günlü 5018 sayılı Kanun’un 40. Maddesi
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu’nun 40. maddesi bağış ve yardımlar konusunu düzenlemektedir.
Maddenin üçüncü fıkrasında kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine
yapılan şartlı bağış ve yardımlar ile dış finansman kaynağından
sağlananların bütçeye ne şekilde gelir kaydedileceği ile ilgili düzenleme
bulunmaktadır. Şartlı bağış ve yardımlar şart kılındığı amaca harcanmak
üzere açılacak hesaba ödenek kaydedilmektedir. İptal davasına konu olan
düzenleme 5018 sayılı Yasa’nın 40. maddesinde hükme bağlanan kuralları
değiştirerek bütçe yasası ile yeniden düzenlemektedir.
-
14.7.2004 günlü, 5217 sayılı Kanun’un 25. ve 26. Maddeleri
5217 sayılı Özel Gelir ve Özel
Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 25. maddesine göre, Karayolları, Köy Hizmetleri ve
Devlet Su İşleri Genel müdürlükleri, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek
ve tüzel kişilerden gelen hizmet taleplerini bedeli karşılığında yerine
getirebilmektedir. Bu hizmetler karşılığında alınacak paraların ne şekilde bütçeleneceği 25. maddede açıklanmaktadır. Aynı Yasa’nın,
26. maddesinde de konsolosluk gelirlerinin ne şekilde bütçeleneceği
ile ilgili kurallar öngörülmüştür. İptal davasına konu olan yasa kuralıyla
bu madde hükümleri de 2006 yılı için değiştirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle 13. maddenin (d)
fıkrası Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.
Dava konusu kuralın Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8. ve 11. maddeleri bakımından ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
3
- Yasa’nın 16. Maddesinin (a) Fıkrası
a
- 1., 3., 5., ve 7. Paragrafların İncelenmesi
Dava dilekçesinde, bu paragraflarda
yer alan kurallar ile ilgili olarak, diğer yasalarla yapılmış olan
düzenlemelerin değiştirilmiş olduğu, müşterek fon hesabında toplanan
gelirlere ilişkin Bakanlara ve Başbakan’a verilen yetkinin asli düzenleme
niteliği taşıdığı, bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken
düzenlemelerin bütçe yasası ile yapıldığı, bu nedenle Anayasa’nın 6., 7.,
8., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal davasına konu olan 16. maddenin
(a) fıkrası “Çeşitli mevzuatla
kurulmuş fonların…” biçiminde başlaması nedeniyle bu düzenleme, yasalar
ve kanun hükmünde kararnameler ile kurulan fonların kapsadığı gibi, diğer
mevzuat ile kurulmuş olan fonları da kapsamaktadır. 16. maddenin (a)
fıkrasının 1. paragrafı, tüm fonların Merkez Bankasında açılacak müşterek
hesaba aktarılacağını, üçüncü paragrafı kapsam dışında bırakılan fon
gelirlerindenbir kısmının genel
bütçeye gelir kaydedilebileceğini, 5. paragrafı fon gelirlerinin muhasebesi
ve denetimini, 7. paragrafı ise, fon gelirlerinin birbirine
aktarılabilmesini düzenlemektedir.
4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe
Kanunu’nun 33. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde “Kanun, Kanun Hükmünde Kararname,
Bakanlar Kurulu Kararı, yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş fonların her
türlü gelirlerinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde
Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına
yatırılır. Müşterek fon hesabına yatırılan fon gelirlerinden fonların
mevzuatında öngörülen fonlararası pay ve
kesintiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılır.” biçimindeki
kural Anayasa Mahkemesi’nin 13.6.1995 günlü, E.1995/2, K.1995/12 sayılı
kararıyla, kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle kurulmuş fonlar yönünden
iptal edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin son
fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı
organları ile yönetim makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı
öngörülmüştür. Bu kural gereğince, yasama organı yapacağı düzenlemelerle
daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararlarını gözönünde bulundurmak, bu kararları etkisiz kılacak
biçimde yasa çıkarmamak, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen kuralları
tekrar yasalaştırmamak yükümlüğündedir. Başta yasama organı olmak üzere
yasama ve yürütme, kararların yalnız sonuçları ile değil, bir bütünlük
içinde gerekçeleri ile de bağlıdır. Gerekçeleriyle birlikte kararlar,
yasama işlemlerini değerlendirme ölçütlerini içerirler ve yasama
etkinliklerini yönlendirme işlevi de görürler. Bu nedenle, yasama organı
düzenlemelerde bulunurken, iptal edilen yasaya ilişkin kararların sonuçları
ile birlikte gerekçelerini de gözönünde
bulundurmak zorundadır. İptal edilen yasalarla, sözcükleri ayrı da olsa
aynı doğrultu, içerik ya da nitelikte yeni yasa
çıkarılması, Anayasa’nın 153. maddesine aykırılık oluşturur.
Hukuk devletinde, yasama organını da
kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasa’nın
mutlak egemenliği vardır. Yasakoyucu her zaman
hukukun ve Anayasa’nın üstün kuralları ile bağlıdır. Anayasal denetimde bu
amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu nedenle de Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığı ilkesine yer verilmiştir. Anayasa’ya aykırı
bulunarak iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılmasına Anayasa’nın 153.
maddesinin son fıkrasındaki bağlayıcılık ilkesi engeldir. Yasama organının
iptal edilen kuralın aynını veya benzerini yasalaştırılması durumunda
Anayasa Mahkemesi kararlarının etkinliği ortadan kaldırılarak yasaların
yargısal denetimi anlamını yitirir.
Bir yasa kuralının, Anayasa’nın 153.
maddesine aykırılığından söz edilebilmesi için, iptal edilen önceki kural
ile “aynı” ya da “benzer nitelikte” olması
gerekir. Bunların saptanabilmesi ise öncelikle, aralarında “özdeşlik”,
başka bir deyişle, amaç, anlam ve kapsam yönlerinden “benzerlik” olup
olmadığının incelenmesine bağlıdır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının
bağlayıcılığı ve Anayasa’nın üstünlüğü ilkesi karşısında, iptal edilen bir
kurala yeni bir yasa ile geçerlilik sağlanamaz. Anayasa Mahkemesi’nin
önceki kararının etkisini ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olduğu
duraksamaya yer vermeyecek kadar açık olan itiraz konusu paragraflar,
Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen daha önceki kurallarla aynı içerikte
olduğundan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle kurulan fonlar yönünden
Anayasa’nın 153. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
b
- Altıncı Paragrafın İncelenmesi
16. maddenin (a) fıkrasının 6.
paragrafı, kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak
üzere, hizmet alanı kalmayan fonların Maliye Bakanı ve Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı
ile tasfiye edilebileceğini kurala bağlamakta ve bunların tasfiyesine
ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanı yetkili kılmaktadır.
Bu kuralın kanun ve kanun hükmünde
kararname ile kurulan fonları ilgilendirmediği gibi herhangi bir yasayı da
değiştirmediğinden iptal isteminin reddi gerekir.
4
- Yasa’nın 23. Maddesi
a
- (a) Bendi
aa - Birinci Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Birinci Fıkra ile
genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanun ekinde yer
alan idarelerde istihdam edilen tüm personelin atanmasına ilişkin
kuralların 2006 yılı için değiştirildiği, bu düzenleme bütçe ile ilgili
olmadığından Kural’ın Anayasa’nın 6., 7., 8., 87., 88., 89. ve 161.
maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiği ileri
sürülmüştür.
23. maddenin (a) bendinin birinci
fıkrasında, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna
ekli (II) sayılı cetvele yer alan idarelerin açıktan atama izni
aranmaksızın boş kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan
atama sayıları ile nakiller ile ilgili sınırlandırmalar getirilmekte,
araştırma görevlisi kadroları için de farklı bir düzenleme öngörülmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu’na ekli 5436 sayılı Yasa ile değişik (I) sayılı Cetvelde,
genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin hangileri olduğu belirtilmekte,
yine 5436 sayılı Yasa ile değişik (II) sayılı Cetvelin (A) işaretli
kısmında, Yüksek Öğretim Kurulu, üniversiteler ve ileri teknoloji
enstitüleri sayılmakta, (B) işaretli kısmında da,Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Atatürk Kültür,
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü,
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler
Akademisi, Türkiye Adalet Akademisi gibi 28 ayrı genel müdürlük, kurum,
enstitü ve merkez sayılmaktadır. (II) sayılı Cetvelde yer alan idarelerin
genel bütçe kapsamı dışında kalması nedeniyle bu idareler tarafından
yapılacak açıktan atama ve nakiller ile ilgili sınırlamalar getirilmesi
bütçe ilkelerine aykırıdır. Bu nedenle, dava konusu fıkranın “… ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II)
sayılı cetvelde yer alan idarelerin …” bölümünün iptali gerekir.
Fıkranın kalan bölümünün ise bütçeyle
ilgili olup, Anayasa’ya aykırı bulunmaması nedeniyle bu bölüme ilişkin
iptal isteminin reddi gerekir.
Şevket APALAK, “Araştırma görevlisi
kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan (TUS ve DUS
eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde 100’ünü
aşamaz” tümcesinin de iptali gerektiği görüşü ile kararın bu kısmına
katılmamıştır.
bb - Üçüncü Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 23. maddenin (a)
bendinin üçüncü fıkrasında, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59.
ve 92. maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel
Başkanlığından izin alınması zorunluluğunun getirildiği, bu nedenle iptali
istenen bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun istisnai memurlar ile memurluktan
çekilenlerin yeniden atanmasına ilişkin 59. ve 92. maddelerinin
değiştirildiği, bu tür düzenlemelerin bütçe yasası ile değil, diğer
yasalarla yapılması gerektiği, bütçe yasası ile bu tür düzenlemelerin
yapılmasının Anayasanın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
23. maddenin (a) bendinin üçüncü
fıkrasında, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59. ve 92.
maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel
Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmiştir. 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 59. maddesinde, istisnai memurluklara yapılacak
atamalar konusu düzenlenmiş ve hangi memurlukların istisnai memurluk
sayılacağı ve bu memurluklara atamalarda genel kuralların uygulanmayacağı
gibi düzenlemeler yer almıştır. 657 sayılı Yasanın 92. maddesinde ise
memurluktan çekilenlerin yeniden atamaları ile ilgili kurallar yer almakta
ve daha önce devlet memurluğu yapmış kişilerin yeniden devlet memurluğuna
ne şekilde atanacakları ile ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Bütçe
Kanunu’nda yer alan iptal davasına konu olan Kural’ın, gerek istisnai
memurluklara yapılacak atamalarda, gerekse memurluklara yeniden yapılacak
atamalarda Devlet Personel Başkanlığından izin alınmasını zorunlu kılması
istihdam politikasını belirlemeye ve anılan yasa kurallarının ne şekilde
uygulanacağını göstermeye yöneliktir. Bu nedenle, söz konusu kuralın diğer
yasalarla yapılmış bir düzenlemeyi değiştirdiğinden söz edilemeyeceği gibi,
istihdam politikasını belirlemesi nedeniyle bütçe ile ilgisi olmadığı da
ileri sürülemez.
Açıklanan nedenlerle 23. maddenin (a)
bendinin üçüncü fıkrası Anayasa’ya aykırı değildir, iptal isteminin reddi gerekir. Şevket
APALAK bu görüşe katılmamıştır.
cc - Dördüncü Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 23. maddenin (a)
bendinin dördüncü fıkrasında belirtilen memur kadrolarına yapılacak açıktan
atama sayıları ile memur nakil sayıları toplamı ve bunların kullanımı ile
diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanının yetkili kılındığı,bu kuralla ilgili olarak asli
düzenlemenin yasalarla yapılmaması nedeniyle Maliye Bakanına verilen
yetkinin asli düzenleme yetkisi olduğu, oysa asli düzenleme yetkisinin
yasama organına ait bulunduğu ve devredilemeyeceği, bu nedenlerle kuralın
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8.ve 11.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal davasına konu olan kuralda, 5018
sayılı Yasa’ya ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumların ve (II) sayılı
cetvelde yer almayan özel bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet
sandıklarının serbest memur kadrolarına yapacakları açıktan atama, memur
nakil sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirleme
konusunda Maliye Bakanlığı’na yetki verilmektedir.
5018 sayılı Kanun’a ekli (IV) sayılı
Cetvelde sosyal güvenlik kurumları sayılmaktadır. Emekli Sandığı, Sosyal
Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu ve Türkiye İş Kurumunun serbest memur kadrolarına yapacakları
atamalar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarından nakil yolu ile ne şekilde
atama yapılacağı her kurumun kendi yasasında belirlenmiş olup, kendi
yasasında kural bulunmadığı durumlarda 657 sayılı Yasa uygulanacaktır.
Öte yandan açıktan atama konusunda genel
düzenleme 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede yer almaktadır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin “Kadroların
Serbest Bırakılması” başlıklı 7. maddesinde, “Kurum ve kuruluşlara kanunlarla verilmiş bulunan görevlerin
gerektirdiği kadrolar Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile Devlet Personel
Dairesinin görüşleri de eklenerek ilgili Bakanlığın teklifi üzerine ve
Bakanlar Kurulunca serbest bırakılabilir. Herhangi bir yıla ilişkin serbest
bırakma teklifleri bir önceki mali yılın beşinci ayı sonuna kadar Maliye ve
Gümrük Bakanlığı ile Devlet Personel Dairesine bildirilir. Serbest bırakma
işlemleri, ilgili mali yıl başından itibaren geçerli olmak üzere bir önceki
mali yılın dokuzuncu ayı sonunda kadar sonuçlandırılır.” denilmektedir.
Bu durumda belirtilen idare ve
kurumlarda açıktan atama, memur nakil ve kullanımı yasalarda belirtilmiş
olmasına karşın Bütçe Kanunu ile değiştirilmiştir.
Bu nedenlerle kural, Anayasa’nın 87.,
88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
dd - Beşinci Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, boş kadroların
açıktan atama amacıyla kullanılmasının Devlet Personel Başkanlığı ile
Maliye Bakanlığı’nın iznine tabi kılındığı, açıktan atama izninin personel
ödeneğinin yeterli olması şartıyla verilebileceğinin belirtildiği, bu
düzenlemenin atama konusunda ilgili kanunları değiştirici etki yaptığı,
olağan yasa ile düzenlenebilecek bir hususun bütçe yasası ile kurala
bağlandığı ve bu nedenle Kural’ın Anayasa’nın87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
Beşinci Fıkra’ya göre, genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanun’a
ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara, döner sermayelere ve kefalet
sandıklarına tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş
olanların açıktan atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığı
ile Maliye Bakanlığı’nın iznine tabi olacak, açıktan atama izni, personel
ödeneğinin yeterli olması şartıyla verilebilecektir.
Özel bütçeli idareler 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (II) sayılı Cetvelde sayılmıştır.
Buna göre, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, ileri teknoloji
enstitüleri,Savunma Sanayi
Müsteşarlığı,Atatürk Kültür, Dil ve
Tarih Yüksek Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü gibi kurum
ve kuruluşlar özel bütçeli kamu idarelerindendir. Öte yandan aynı Yasaya
ekli (IV) sayılı Cetvelde ise, T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar
Kurumu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu ve Türkiye İş Kurumu yer almaktadır.
Özel bütçeli idareler
ile 5018 sayılı Yasa’ya ekli (IV) sayılı Cetvelde yer alan kurumlara tahsis
edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan atama
amacıyla kullanılması konusu bu kurum ve kuruluşların bütçelerinin ayrı
olması ve genel bütçeyle ilgisinin bulunmaması nedeniyle Bütçe Kanunu ile
düzenlenecek hususlar arasında yer almamaktadır. Belirtilen nedenlerle dava
konusu kuralda yer alan “ özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli
(IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara …” bölümünün iptali gerekir.
Fıkranın kalan bölümü
bütçeyle ilgili hükümler içermesi nedeniyle Anayasa’ya aykırı
görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.
ee - Altıncı Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 23. maddenin (a)
bendinin altıncı fıkrasında naklen atama konusunun düzenlendiği, bütçe
dışındaki diğer yasalarla yapılmış düzenlemeler bütçe yasası ile
değiştirilmiş olduğundan Anayasa’nın 2., 11.,87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
Altıncı Fıkra’nın birinci tümcesinde,
genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yapacakları açıktan veya
naklen atamalarda ilgili mevzuat hükümlerine uymanın yanında, mevcut
personelin rasyonel dağılımı yoluyla daha verimli şekilde kullanımını
sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile hareket etmek zorunda oldukları
kurala bağlanmaktadır. Bu tümce, herhangi bir yasa kuralını değiştirmemekte
olup, kamu idarelerinin mevcut yasalara uygun davranmasını, personelin
rasyonel dağılımının sağlanması yolu ile daha verimli bir biçimde
kullanılması gerektiğini öngörmektedir. Tümcenin bütçe uygulanması
konusunda yol gösterici olması nedeniyle Anayasaya aykırılığından söz
edilemez. Buna yönelik olarak iptal isteminin reddi gerekir.
Fıkra’nın ikinci tümcesinde ise,
öğretim üyeleri dışındaki öğretim elemanlarının, Kamu Personeli Seçme
Sınavı sonuçlarına göre yapılacak atamalar dışında göreve başladıkları
yükseköğretim kurumunda en az üç yıl çalışmadıkça 657 sayılı Kanun’a tâbi
kadrolara naklen atanamayacakları belirtilmektedir.
Öğretim elemanlarının hangi koşullarda
atanacağı kendi yasalarında yer almaktadır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim
Kanunu’nun 52. maddesinin (f) fıkrasında,yükseköğretim üst kuruluşları ile üniversitelerde görevli memur ve diğer
görevliler, üst kuruluşlarda genel sekreterlerin, üniversitelerde
rektörlerin istek ve önerisi üzerine, diğer kamu kuruluşlarına veya
Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından yükseköğretim üst kuruluşları veya
Yükseköğretim kurumları arasında atanabilmektedirler. Başka bir ifade ile
diğer yasalarda yer alan düzenlemelere göre, öğretim üyeleri dışındaki
öğretim elemanlarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kadrolara
atanmaları olanaklıdır. İptal davasına konu olan 23. maddenin (a)
fıkrasının 6. bendinin 2. tümcesi bu olanağı kaldırarak 2006 yılı için
Yüksek Öğretim Kanununda yer alan düzenlemeyi değiştirmiştir. Bu nedenle
söz konusu tümce Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
ff - Yedinci Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 23. maddenin (a)
bendinin yedinci fıkrasında, açıktan ve naklen yapılan atamalar, emeklilik,
istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarda/pozisyonlarda meydana
gelen değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu
gösterir cetvellerin Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığına
gönderilmesine ilişkin bütçe yılı ile sınırlı olmayan kalıcı düzenlemeler
yapıldığı, bu tür düzenlemelerin diğer yasalarla yapılması gerektiği, bu
nedenle Anayasa’nın 87. 88., 89. ve 161 inci maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
23. maddenin (a) bendinin yedinci
fıkrası ile kamu idarelerinin yıl içinde gerçekleştirdikleri atamalara
ilişkin bilgileri Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına
gönderecekleri öngörülmektedir. Davacılar, bu fıkrada “… Mart, Haziran, Eylülve
Aralık aylarının son günü … “ ifadesinin yer alması nedeniyle, her yıl
uygulanacağı ve bunun da bütçenin yıllık olması ilkesine aykırı olduğunu
ileri sürmekte iseler de, bentte sözü edilen “aylarının” sözcüğünün, devam
eden yıllardaki ayları değil, 2006 yılının Mart, Haziran, Eylül ve Aralık
aylarını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yedinci fıkrada yer alan
düzenlemenin, bütçenin uygulanmasını kolaylaştırıcı ve yöneticilere yol
gösterici nitelikte olması ve sadece bütçe yılını kapsaması nedeniyle
Anayasa’ya aykırılığından söz edilemez. İptal isteminin reddi gerekir.
b
- (b) ve (c) Bentlerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, diğer yasalarla
yapılması gereken düzenlemenin bütçe kanunu ile yapılmış olması nedeniyle Kurallar’ın Anayasa’nın 2., 11., 87., 88., 89. ve 161.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
190 sayılı “Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”de, bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi
olan kamu kuruluşların ihtiyaç duyacakları işçi kadrolarının ne şekilde
karşılanacağı açıklanmaktadır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesi
şöyledir:
“Bu
Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kuruluşların,
a)
Kanunla ve milletlerarası anlaşmalarla veya yıllık programlarla kurulması
veya genişletilmesi öngörülen atelye, şantiye,
fabrika ve çiftlik gibi işçi istihdamı zorunlu olan hizmet birimleri için
ihtiyaç duyacakları sürekli işçi kadrolarını mevcut kadrolarından
karşılarlar. Mevcut işçi kadrolarının bu birimlerin ihtiyaçlarının
karşılanmasına kafi gelmemesi halinde, Devlet Personel Dairesinin görüşü
üzerine Maliye ve Gümrük Bakanlığınca yeni birimlerin norm kadrolarını
aşmamak üzere, bütçe imkânları gözönünde
bulundurularak uygun görülebilecek kısmı kadar sürekli işçi kadrosu vize
edilebilir.
b)
Vize edilmiş bulunan sürekli işçi kadroları Devlet Personel dairesinin
görüşü üzerine Maliye ve Gümrük Bakanlığınca başka unvanlı sürekli işçi
kadroları ile değiştirilebilir. Birimlerarası
veya kuruluşlararası aktarmalarda da aynı usule
uyulur.
c)
Yukarıdaki fıkralar hükümleri uyarınca Maliye ve Gümrük Bakanlığınca vize
edilen cetvellerin bir örneği, ilgisine göre Sayıştay Başkanlığına veya
Yüksek Denetleme Kuruluna gönderilir.
Bu
vize işlemi yapılmaksızın sürekli işçi çalıştırılamaz ve ödeme yapılamaz.”
23. maddenin (b) bendiyle, boş sürekli
işçi kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’nca uygun
görülenlerin Başbakanın onayı ile iptal edileceği kurala bağlanmaktadır.
190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinde bu Kanun Hükmünde
Kararname’ye tabi kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak işçi
kadrolarının ne şekilde vize edileceği belirtilmiş, ancak bu kadroların ne
şekilde iptal edileceği gösterilmemiştir. Bütçe Yasası ile Kanun Hükmünde
Kararname’nin 11. maddesi değiştirilmiştir.
23. maddenin (c) bendinin birinci
paragrafına göre, norm kadro çalışmalarını tamamlamış olan il özel
idareleri, belediyeler ve bunların kurdukları müessese, işletme ve mahalli
idare birlikleri, boş memur ve işçi kadrolarına atama izni aranmaksızın
atama yapabileceklerdir.
Belediyelerde memur atamalarının ne
şekilde yapılacağı 3 Temmuz 2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49.
maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre, norm kadro ilke ve standartları
merkezi idare tarafından belirlenmekte, ancak her bir belediye ve bağlı
kuruluşundaki norm kadrolar belediye meclisi tarafından karara bağlanmakta
ve belediye personeli belediye başkanı tarafından atanmaktadır. Burada
dikkati çeken bir başka durum belediye personel giderlerinin, belediye
gelirlerinin % 30’unu geçememesidir. Öte yandan
Belediye Kanunu’nun geçici 1. maddesine göre, bu Kanunun yayımı tarihinde
personel giderlerine ilişkin olarak 49. maddede belirtilen oranları aşmış
olan belediyelerde bu oranların altına inilinceye kadar ilave personel
istihdam edilememekte ve zorunlu haller için istisna getirilmektedir.
Görüldüğü gibi, Belediye Kanunu’nda
yer alan memur atama ve işçi istihdam edilmesi hakkında bu Yasa ile
yapılmış olan düzenleme bütçe yasası ile değiştirilmiştir. Bu nedenle, 23.
maddenin (c) bendinin birinci fıkrası da Anayasa’nın 87., 88., 90 ve 161.
maddelerine aykırıdır.
23. maddenin (c) bendinin ikinci
fıkrasıyla norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış olmakla birlikte,
1.1.2006 tarihi itibarıyla Belediye Kanunu’nun 49. maddesinde anılan % 30
oranını aşan belediyeler için Belediye Kanunu’nun geçici 1. maddesinin
uygulanacağı,Belediye Kanunu’nun
geçici 1. maddesinde de bu Kanun’un yayımı tarihinde personel giderlerine
ilişkin olarak 49. maddesinde belirtilen oranı aşmış olan belediyelerde bu
oranın altına inilinceye kadar personel istihdam edilemeyeceği kurala
bağlanmıştır.
Bu durumda, bütçeyle ilgisi olmayan bu
Kural’ın Bütçe Kanunu’nda yer alması Anayasa’ya aykırılık oluşturur.
Maddenin (c) bendinin üçüncü
fıkrasında ise, norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmamış il özel
idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları
müessese ve işletmelerin kendilerine tahsis edilmiş olan kadroları
kullanabilmeleri İçişleri Bakanlığının iznine bağlanmaktadır. Bu kadroların
kullanılabilmesi Belediye Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen oranların
aşılmaması durumunda olanaklıdır. Söz konusu oranlar daha önceden aşılmış
ise, Belediye Kanunu’nun geçici 1. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda diğer bir Yasa’da yer alan
kural Bütçe Kanunu’yla değiştirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle 23. maddenin (b)
ve (c) bentleri Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
Kural’ın, Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11.
maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
5
- 26. Maddenin (a) Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesince, Kural’ın bütçe ile
ilgili olmadığı ve bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir
düzenleme olduğundan Anayasa’nın 2., 11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
26. maddenin (a) fıkrası, fıkrada
sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının uluslararası kuruluşlara üye
olabilmeleri ve mevcut mevzuat uyarınca halen üyesi oldukları kuruluşlar
dışındaki kuruluşlara katılma paylarını ödeyebilmeleri için belli bir
sürecin izlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Çeşitli kamu idarelerinin uluslararası
kuruluşlara ne şekilde üye olabilecekleri genel olarak kendi kanunlarında
gösterilmektedir. Örneğin, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 74. maddesine
göre, belediyeler belediye meclisinin kararına bağlı olarak görev
alanlarıyla ilgili konularda faaliyet gösteren uluslararası teşekkül ve
organizasyonlara, kurucu üye veya üye olabilmekte, bu örgütlerle ortak
faaliyet ve hizmet projeleri gerçekleştirebilmekte veya kardeş kent
ilişkisi kurabilmektedirler. Yine aynı maddeye göre, bu faaliyetlerin dış
politikaya ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi ve önceden
İçişleri Bakanlığının izninin alınması zorunludur.
Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idarelerin ve yerel yönetimlerin uluslararası
kuruluşlara üye olabilmeleri için, kendi kanunları dışında bütçe yasası ile
yeni usuller getirilmesi, belirtilen yasaların bütçe yasası ile
değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idarelerin ve mahalli idarelerin uluslararası
kuruluşlara üye olabilmeleri ile ilgili düzenlemeler, bütçeyi açıklayıcı,
uygulanmasını kolaylaştırıcı veya bütçe ile ilgili kural niteliği
taşımadığından bu düzenlemelerin diğer yasalarla yapılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle Kural,
Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural’ın, Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri
yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
6
- 27. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, söz konusu
düzenlemenin bütçe yasası dışındaki yasalarla yapılması gerektiği
belirtilerek, Anayasa’nın 2., 11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
27. maddede, merkezi yönetim
kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi,
misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderlerinin
münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden
karşılanacağı ve bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve
fonlardan ücret ödenmek üzere 2006 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni
personel görevlendirilmeyeceği kurala bağlanmıştır.
İptal davasına konu olan yasa kuralı,
olağan yasalarda yer alan herhangi bir düzenlemeyi değiştirmediği gibi,
bütçenin uygulanmasını kolaylaştırıcı ve bu konuda yöneticilere yol gösterici
nitelikte bulunduğundan Anayasa’ya aykırı görülmemiştir. İptal isteminin
reddi gerekir.
7
- 28. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5018 sayılı Kanuna
ekli cetvellerde yer alan kamu idarelerine nasıl ve ne şekilde sağlık
hizmeti sunulacağı konusunun diğer yasalarla düzenlenecek hususlardan olup,
bütçe ile ilgili olmadığı belirtilerek Kural’ın Anayasa’nın 2., 7., 8.,
11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu’nun sonuna ekli (I) sayılı Cetvelde genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri, (II) sayılı Cetvelde Özel Bütçeli İdareler ((A)
Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri, (B)
Özel Bütçeli Diğer Daireler), (IV) sayılı Cetvelde ise, Sosyal Güvenlik
Kurumları yer almakta olduğundan 28. maddede sözü edilen sağlık hizmetleri
bu cetvellerde yer alan kurumlar için satın alınacaktır.
Tedavi hizmetlerinin temini ile ilgili
yasal düzenlemeler 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede yer almaktadır. Bu Kanun Hükmünde
Kararnamenin 10/(p) maddesine göre, Devlet memurları ve diğer kamu
görevlileri ile bunların emekli, dul ve yetimlerinin (bakmakla yükümlü
oldukları aile fertleri dahil olmak üzere) ve yeşil kart sahiplerinin
tedavi kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilerine ilişkin ücretleri ile
iyileştirme aletleri konusunda düzenleme yapma yetkisi Maliye Bakanlığına
verilmektedir.
Öte yandan, 181 sayılı Sağlık
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin
10. maddesinde, “Bakanlığa bağlı
yataklı tedavi kurumları ile bu kurumlara bağlı sağlık kuruluşlarını açmak,
kapasitelerini artırmak, mali, idari ve teknik her türlü işlemlerini
düzenlemek, takip etmek, yürütmek ve gerektiğinde bunları kapatmak.” Tedavi
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişik 209. maddesinde devlet memurları
ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin hastalanmaları halinde evlerinde veya resmi veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında
ayakta veya yatarak tedavilerinin kurumlarınca sağlanacağı
belirtilmektedir.
Bu kurallar, devlet
memurlarının hastalanmaları halinde ne şekilde tedavi edileceklerini
göstermektedir. Bu nedenle, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’na ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu
idarelerinin Sağlık Bakanlığından alacakları sağlık hizmetleri ile ilgili
düzenlemelerin bütçe yasasında değil, diğer yasalarla yapılması
gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle
iptal davasına konu olan Kural, Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 7., 8. ve 11.
maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
8 - 29. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Sosyal Sigortalar
Kurumu’nun sigortalı, emekli ve bunların eş ve çocuklarının sosyal
güvenliğini sağlayan mali ve idari özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisi
olduğu, iptal davasına konu olan yasa kuralı ile kurumun iradesi dışında
mallarının Sağlık Bakanlığına devrinin öngörüldüğü, Anayasa Mahkemesi
kararlarına göre, Sosyal Sigortalar Kurumuna ait malların tümüyle Hazineye
devredilmesinin mümkün olmadığı, böyle bir devrin mülkiyet hakkına aykırı
olacağı, öte yandan yasalar ile yapılması gereken ve bütçe ile ilgili
olmayan bir düzenlemenin bütçe yasası ile yapılamayacağı, bu nedenlerle
kuralın Anayasa’nın 2., 11., 35., 87., 88., 89., 123. ve 161. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal davasına konu olan yasa kuralına
göre, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’na ait olan taşınmazlar rayiç
bedelleri karşılığında Sağlık veya Maliye Bakanlıklarına devredilebilecek
ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’nın mülkiyetinde bulunan taşınmazlar
elden çıkarılabilecektir. 29.7.2003 günlü, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu’nun “Gayrimenkullerin satışı”
başlığını taşıyan 22. maddesinde, Kurumun mülkiyetinde bulunan sosyal
tesisler ve konutlar dâhil olmak üzere taşınmazların hangi usul ve esaslara
göre satılabileceği açıklanmaktadır.Bu durumda, bütçe yasasıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
mülkiyetindeki taşınmazların elden çıkarılmasını (satılmasını) düzenleyen
4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 22. maddesini 2006 yılı
için değiştirilmiştir.
Bu nedenle Kural, Anayasa’nın 87.,
88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 11., 35. ve 123. maddeleri yönünden incelenmesine gerek
görülmemiştir.
9
- 31. Maddenin (c) Fıkrasının İncelenmesi
31. maddenin (c) fıkrası 7.3.2006
günlü, 5471 sayılı Yasa’nın 3. maddesi ile değiştirildiğinden konusu
kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi
gerekir.
10
- 32. Maddenin (a) Fıkrasının (6) ve (7) Numaralı Bentleri ile (b), (c),
(f), (j), (k) ve (m) Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde diğer yasalarla
düzenlenmesi gereken bir konu bütçe yasası ile düzenlenemeyeceğinden ve
değiştirilemeyeceğinden Kurallar’ın Anayasa’nın
2., 11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunu’nun “Kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler” başlığını taşıyan
32. maddesinde yürürlükte olan yasaların 2006 yılında uygulanmayacak
hükümleri sayılmıştır. Bu niteliğiyle 32. madde, uygulamama veya farklı
uygulama biçimi öngörme yoluyla, madde başlığı altında sayılmış olan yasa
kurallarının tümü 2006 yılı için değiştirilmiştir. Maddede yer alan bu
düzenlemelerin bütçeyle ilgili olmamasınedeniyle, diğer yasalarla yapılması gerekirken Bütçe Kanunu ile yapılması,
Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. Dava konusu bent
ve fıkraların iptali gerekir.
Kuralların, Anayasa’nın 2. ve 11.
maddeleri yönünden incelenmelerine gerek görülmemiştir.
V - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
27.12.2005 günlü, 5437 sayılı “2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu”nun:
A) 1 - 23. maddesinin(a) bendinin altıncı fıkrasının ikinci
tümcesi,
2 - 29. maddesi,
3 - 32. maddesinin(a) fıkrasının (7) numaralı bendi,
22.3.2006 günlü, E. 2006/22, K,
2006/40 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu kuralların, uygulanmasından
doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların
önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî
Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA,
OYBİRLİĞİYLE,
B)32. maddesinin (m) fıkrası, 22.3.2006 günlü, E. 2006/22, K, 2006/40
sayılı kararla iptal edildiğinden, bufıkranın uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız
durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için
kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASINA, Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh
KALELİ’nin karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
C) 1- 10. maddesinin;
a - (a) fıkrasının (3) numaralı
bendinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından
REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b - (b) fıkrasının yürürlüğünün
durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, Fulya
KANTARCIOĞLU ile Serruh KALELİ’nin
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2 - 13.
maddesinin (d) fıkrasının yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3 - 16.
maddesinin (a) fıkrasının, birinci, üçüncü, beşinci ve yedinciparagraflarının “kanun ve kanun hükmünde
kararnameler ile kurulan fonlar yönünden” yürürlüğünün durdurulması
isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun
karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
4 - 23.
maddesinin (a) bendinin;
a - Birinci
fıkrasının“... ile 5018 sayılı
Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin ...” bölümünün,
b - Dördüncü
fıkrasının,
c - Beşinci
fıkrasının“ ... özel bütçeli
idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara,
... “ bölümünün,
d - (b)
ve (c) bentlerinin,
yürürlüklerinin
durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, Tülay TUĞCU,
Fulya KANTARCIOĞLU ile Şevket APALAK’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
5 - 26.
maddesinin (a) fıkrasının yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
6 - 28.
maddesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından
REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
7 - 32.
maddesinin,(a) fıkrasının(6) numaralı bendi ile(b), (c), (f), (j) ve (k) fıkralarının
yürürlüklerinin durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu
ve OYÇOKLUĞUYLA,
D) 1- 16.
maddesinin (a) fıkrasının;
A -
Birinci, üçüncü, beşinci ve yedinciparagrafları, “kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile kurulan
fonlar” dışında kalan fonlar yönünden,
b - Altıncı
paragrafı,
2 - 23.
maddesinin (a) bendinin;
a - Birinci
fıkrasının “... ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan
idarelerin ...” dışında kalan bölümü,
b - Üçüncü
fıkrası,
c - Beşinci
fıkrasının“ ... özel bütçeli
idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara,
... “ dışında kalan bölümü,
d - Altıncı
fıkrasının birinci tümcesi,
e - Yedinci
fıkrası,
3 - 27.
maddesi,
22.3.2006
günlü, E. 2006/22, K, 2006/40 sayılı kararla reddedildiğinden, bu kurallara
ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E) 31.
maddesinin (c) fıkrası hakkında 22.3.2006 günlü, E. 2006/22, K, 2006/40
sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu
fıkraya ilişkin yürürlüğün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE
YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
22.3.2006
gününde karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
27.12.2005
günlü, 5437 sayılı “2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu”nun:
A - 10.
maddesinin;
1 - (a)
fıkrasının (3) numaralı bendinin,
2 - (b)
fıkrasının,
Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B - 13.
maddesinin (d) fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
C - 16.
maddesinin (a) fıkrasının;
1 - Birinci,
üçüncü, beşinci ve yedinci paragraflarının,
a
- “Kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile kurulan fonlar yönünden”
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
b-
“Kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile kurulan fonlar” dışında kalan
fonlar yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
2 -
Altıncı paragrafının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
D - 23.
maddesinin;
1 - (a)
bendinin,
a
- Birinci fıkrasının;
aa -
“... ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin
...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
bb -
Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
Şevket APALAK’ın bu bölümde yer alan “Araştırma
görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ile 2005 yılında ayrılan (TUS
ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde 100’ünü
aşamaz.” tümcesinin iptali gerektiği yolundaki karşıoyu
ve OYÇOKLUĞUYLA,
b
- Üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE, Şevket APALAK’ın karşıoyu
ve OYÇOKLUĞUYLA,
c
- Dördüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d
- Beşinci fıkrasının;
aa - “
... özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde
yer alan kurumlara, ... “ bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
bb -
Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
e
- Altıncı fıkrasının;
aa -
Birinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE,
bb-
İkinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
f
- Yedinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2 - (b)
ve (c) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E - 26.
maddesinin (a) fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
F - 27.
maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
G - 28.
maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim
KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Şevket APALAK’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
H - 29.
maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
I - 31.
maddesinin (c) fıkrası,7.3.2006
günlü, 5471 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle değiştirildiğinden, bu fıkraya
ilişkin KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
OYBİRLİĞİYLE,
J - 32.
maddesinin;
1 - (a)
fıkrasının (6) ve (7) numaralı bendlerinin
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
2 - (b),
(c), (f), (j), (k) ve (m) fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
22.3.2006 gününde karar verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu’nun sonuna ekli (I) sayılı Cetvelde genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri, (II) sayılı Cetvelde Özel Bütçeli İdareler (A)
Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve YüksekTeknoloji Enstitüleri, (B) Özel Bütçeli
Diğer Daireler, (IV) sayılı Cetvelde ise, Bağkur,
SSK ve Emekli Sandığı gibi Sosyal Güvenlik Kurumları yer almakta
olduğundan28. maddede sözü edilen
sağlık hizmetleri bu cetvellerde yer alan kurumlar için satınalınacaktır.
178 sayılı KHK’nin
10/(p) maddesi ile 181 sayılı KHK’nin 10.
maddesinde öngörülen düzenlemeler, Devlet memurlarının hastalanmaları
halinde ne şekilde tedavi edileceklerini göstermekte ise de; bazı kurum ya da sosyal güvenlikkuruluşlarında görevli personelin Sağlık Bakanlığı’na bağlısağlık kurumlarının bir kısmından
faydalanamamaları nedeniylesözkonusuboşluğun doldurulması amacıyla bütçe kanununda böyle bir
düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tedavi hizmetleri konusunda detaylı
düzenlemelerin yasalarla yapılmasının olanaklı olmaması ve değişen
koşullarınbu konuda yeni usul ve
esasların belirlenmesini gerektirmesi nedeniyle; sağlanacak tedavi
hizmetlerive Sağlık Bakanlığı’nca
yapılacak ödemeler konusunda esas ve usullerin yasal kurallar çerçevesinde
Maliye ve Sağlık Bakanlıklarınca müştereken belirlenmesi esasının
benimsenmesi Bütçe Yasası dışındadiğer yasalarla düzenlenmemiş bir konuda, bütçeyi açıklayıcı ve
uygulanmasını kolaylaştırıcı nitelikte bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle,
iptal davasına konu kural ile bütçe dışında diğer yasalarla düzenlenmesi
gereken bir konuda düzenleme yapılması sözkonusu
olmadığı gibi, diğer yasalarda herhangi bir değişiklik yapılmış da
değildir.
Açıklanan nedenlerle, sözkonusu Kural’ın iptali isteminin reddi gerektiği
kanısına vardığımızdan, çoğunluğun Kural’ın iptali yolundaki görüşüne
katılmıyoruz.
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
AZLIK OYU
Yasa’nın
23. Maddesinin (a) Bendinin, Birinci Fıkrası Yönünden
Anayasa’nın 130. maddesine göre
Yükseköğretimde öğretim elemanlarının atama ve yükselmelerinin kanunla
düzenleneceği öngörülmektedir. Bununla amaçlanan Yasa’nın bütçe yasası
dışında olağan yasa olduğunda kuşku yoktur. Tersi durumda ayrıca yasalara
gerek görülmez, bütçe kanunlarıyla düzenleme getirilirdi.
Öte yandan, yükseköğretim kurumlarının
özelliği ve bilimsel özerkliği eğitim ve öğretim görevinin yürütülmesi
akışının başlangıcında yer alan araştırma görevlileri kadrolarına ilişkin
ilkelerin, olağan yasa dışında düzenlenmesine izin vermez.
Bu bakımdan söz konusu kuralla
araştırma görevlilerinin atamalarıyla ilgili sınırlama Anayasa’ya
aykırıdır.
Üçüncü
Fıkrası Yönünden
Anayasa’nın 128. maddesinde memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmaları kanunla
düzenleneceği açıklanmıştır. Maddenin öngördüğü Yasa’nın olağan yasa olduğu
kuşkusuzdur.
İstisnai memurluklara atama ile
memurluktan ayrılanların yeniden atanma yöntemleri ancak kamu görevlilerine
ilişkin olağan yasalarla düzenlenmesi gerekirken, bütçe yasasında yer
alması üst normla uyuşmaz.
Ayrıca, atama olgusunuoluşturan, hazırlayıcı ve sonlandırıcı
işlemlerin hepsi yetki kullanımına izin verir. Yetki kullanımı yasadan
kaynaklanacağına göre, bunu kullanacak görevlilerin atanış süreci de
yasalarla çizilir.
Bu durumda bütçe yasasıyla getirilen
izin biçimindeki ön işlem evresi bütçe ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle söz konusu
kuralların iptali gerekeceği oyuyla, kararın bu kısımlarına bu yönlerden
karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
|