|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı:2003/23
Karar Sayısı:2006/26
Karar Günü:22.2.2006
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı
Kanunu’nun 6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Yasa ile değiştirilen 55. maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan “… liyakata …” sözcüğü
ile yedinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “… liyakat koşullarını
belirlemek …” ibaresinin Anayasa’nın 2., 7., 8., 9., 10., 70. ve 124.
maddelerine aykırılığısavıyla iptali
istemidir.
I - OLAY
Davacının, terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin
iptali istemiyle açtığı davada itiraz konusu sözcük ile ibarenin Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
“Bakılan davada davacının, 4. sınıftan 3. sınıfa
terfii için tüm koşullara sahip olduğu, Yasa’da terfii koşulları arasında
sayılan kıdem ve liyakat unsurlarından liyakat unsurunun tutmadığı
gerekçesiyle terfi ettirilmediği, liyakatın
olumsuz değerlendirilme sebebi olarak da davacıyla ilgili olarak 1986
yılından 2002 yılına kadar devam edensuç-soruşturma ve isnatlardan
oluşan bir listenin öne sürüldüğü görülmektedir.
Yukarıda anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerinin
niteliği ve dava konusu olaya etkisi değerlendirilecek olursa; 3201 sayılı
Yasa’nın 55. maddesinde düzenlenen “Kıdem ve liyakat”ın
aslında rütbe terfi şartı değil, rütbe terfi şartlarını taşıyan kişilerin
terfi sıralamasında uyulması gereken usul ve kriter olduğu anlaşılıyor.
Çünkü rütbe terfi şartları gerek Yasa’da, gerekse yönetmeliğin 11.
maddesinde 5 bent halinde sayılmıştır. Bu şartlar asgari terfi şartı olup
bunların tamamını taşımayan kişinin terfi olanağı bulunmamaktadır. Kıdem ve
liyakat esasına göre terfi ilkesi ise asgari koşullara sahip olanların
sınırlı kadro bulunması halinde terfi önceliğini belirlemenin bir
ölçütüdür. Örneğin terfi şartlarını taşıyan 500 kişi varsa ve 200 kişilik
kadro açılmışsa, 500 kişi içinden 200 kişi seçilirken uygulanabilecek bir
ölçüttür. Buna göre aynı durum için 500 tane de boş kadro mevcut ise bu
kriterlere zaten ihtiyaç olmayıp asgari-yasal terfi koşullarına sahip 500
kişinin terfi zorunluluğu bulunmaktadır. İdarenin yaptığı gibi 500 kadro
müsait de olsa liyakatli bulunmadığını, terfi ettirmem deme olanağı yasanın
mevcut halinde bulunmamaktadır. Ancak yasa hükmü muğlak olduğundan “terfi
şartı” gibi anlaşılmakta ve uygulanmaktadır.
Sözkonusu yasa maddesinin idarenin algıladığı gibi, üst
rütbeye terfiinin asgarikoşullarından
olduğu kabul edilecek olursa, bu sefer anılan düzenlemenin Anayasaya
aykırılık da dahil bazı hukuki sakatlıklar taşıdığı görülecektir. Çünkü
yasa maddesinde, üst rütbelere “kıdem ve liyakate” göre terfi yapılacağı
ilkesi belirlenmiş olup, bilahare kıdem unsurunun tespitinde silsile
yoluyla öncelik arzeden unsurlar sayılmış ve
kıdem sıralamasında tereddüde yer bırakılmamıştır. Ancak liyakatle ilgili
olarak liyakatin tespitinde veya liyakat sıralamasında hatta hangi hallerin
liyakatsizlik sayılacağı hususunda somut hiçbir ölçüte yer verilmeyip
liyakat koşullarını belirleme yetkisi değerlendirme kurullarına dolayısıyla
yönetmeliğe bırakılmıştır. Öncelikle yasanın bu halinin hukuk tekniği ve
Anayasa’ya uyarlık yönünden sakat olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü
Anayasa’nın muhtelif maddeleri uyarınca herkes kamusal hak ve
görevlerden-yetkilerden eşitlik ilkesi doğrultusunda somut kriterlere göre
yararlanma ve yararlandırılma hakkına sahiptir. Dolayısıyla kamusal bir hak
ve görev olan rütbe terfilerinde işlemlere esas kriterlerin önceden somut
ve objektif olarak belirlenmesi ve duyurulması gerekir ki herkesin
kendisini bu kriterlere göre hazırlama olanağı olsun ve bilahare soyut-subjektif ölçütlere göre adam kayırma kadrolaşma, adam
harcama gibi hukuk dışı istismarlara yol açılmasın. Nitekim yasa koyucu bu
duyarlığı kıdem unsurunda göstermiş olup liyakat unsurunu yönetmeliğe ve
kurullara bırakarak sübjektif değerlendirme ve düzenlemeleresebebiyet vererek sonuçları itibariyle
Anayasa’ya aykırı bir düzenleme durumuna gelmiştir.
Bu açıklamalar ışığında 3201 sayılı Yasa’nın 55.
maddesinin 2. fıkrasında yapılan düzenlemenin “LİYAKAT” kısmı, muğlak,
objektif kriterler ortaya koymadığı için,Anayasa’nın 2. maddesine uyarlığından söz edilemez. Bunun yanında 3201
sayılı Yasa’nın55/2. fıkrasındaki
belirsizlik yanında, liyakat unsurlarını belirleme yetkisini kurullara
(dolayısıyla yönetmeliğe) bırakan 7. fıkrası sebebiyle de Anayasa’ya
aykırılık meydana gelmektedir.
Yasadaki düzenlemenin sakatlığının en somut
örneğini yine yönetmelik hükümleri ve bunun uygulaması sonucu tesis edilen
işlemler oluşturmaktadır. Nitekim Yönetmeliğin 25. maddesinde; liyakat
koşullarını belirlerken yüksek değerlendirme kurulunun; a) Bulunduğu
rütbede affa uğramış olsa bile adli meclislerce verilen kararlar ve bu
kararlara dayanak olan fiillerini, b) Bulunduğu rütbede affa uğramış olsa
bile disiplin kurullarınca verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan
fiillerini, c) Fiil, sicil ve takdirname bilgilerini, d) Meslek
içerisindeki bilgi, beceri ve davranışların değerlendirilip karar vereceği
hükme bağlanmıştır.
Yukarıda anılan yönetmelik maddeleri baştan sona
yasada somutlaştırılmayan liyakat unsurunun nasıl soyut-subjektif
ve vahim sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Çünkü Yönetmelik ölçüt
belirlerken “affa uğramış olsa bile...” diye başlamakla hukuk sistemini
alt-üst etmektedir. Bilindiği üzere af bir meclis iradesi olup, affın
türünü-kapsamını, şeklini, zamanını, yasa koyucu belirler ve bu irade
herkesi bağlar. Yasa koyucunun mevcut veya gelecekteki iradesine,
yönetmelik düzenleyen merciin uymaması gibi bir gücü olamayacağı gibi
önceden geçersiz sayması da hukuk tekniği yönünden yok hükmünde olup abesle
iştigaldir. Ayrıca Anayasamızda öngörülen normlar hiyerarşisi uyarınca,
yasa koyucunun iradesi olan af, yönetmelikle geçersiz sayılamaz; sayılırsa
yok hükmünde olur ve tüm bu sakatlıkların kaynağı da 3201 sayılı yasanın
55/2. maddesindeki, işlevi ve çerçevesi, unsurları somutlaştırılmayan
liyakat unsuru ve 55/7. maddesindeki, liyakat koşullarını belirleme
yetkisini kurullara bırakan hükümdür.
Buna göre de 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin 2.
fıkrasındaki “liyakat” unsuru ile 7. fıkrasının Anayasa’nın 2., 7., 8., 9.,
10. ve 124. maddelerine uyarlığından söz edilemez.
Öte yandan, terfi listelerinin incelenmesinden, 500
kişilik terfi listesinin ilk 10. sırasında yer alanların terfi
ettirilmezken son 10. sırasındakilerin terfi ettirildiği ve yasal dayanak
olarak 3201 sayılı Yasa’nın 55/2. maddesindeki “LİYAKAT” unsurunun esas
alındığı ifade edilmektedir. Buradan da, çerçevesi somut ve net çizilmeyen,
unsurları yasa ile belirlemeden-kurumların takdirine bırakan bu hükmün
eşitlik ve hakkaniyete aykırı uygulanabildiğini göstermektedir. Bu sebeple
de anılan yasa hükümlerinin Anayasa’nın 2. ve 70. maddelerine uyarlığından
söz edilemez.
SONUÇ: Davacının 4. sınıf Emniyet Müdürlüğünden 3.
sınıfa terfi ettirilmeme işleminin, 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin 2.
fıkrasında ifade edilen “LİYAKAT” unsuru ve 7. fıkrasında yer alan “...liyakat
koşullarını belirlemek...” kuralına dayandırıldığı, bu kuralların ise; LİYAKAT’ın kriterleri belli olmadığından muğlaklık ve
keyfilik yarattığı, nitekim, 7. fıkra uyarınca oluşturulan Yüksek
Değerlendirme Kurulu’nca liyakat koşulları belirlenirken Hukuk Devleti
kuvvetler ayrılığı, normlar hiyerarşisi eşitlik gibi Anayasal kurallara
aykırı bir yönetmelik çıkarıldığı, bunun sebebinin de yukarıda ifade edilen
yasa hükümleri olduğu, bu sebeple, Anayasal ilkelere uygun olarak yeniden
düzenlenmesi gerektiği düşüncesiyle Anayasaya Aykırılık başvurusunda
bulunulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı
Kanunu’nun 4638 Sayılı Kanunla değişik 55. maddesinin 2. fıkrasının
“LİYAKAT” ibaresi ile 7. fıkrasının “...Liyakat koşullarını belirlemek...”
ibaresinin Anayasa’nın 2., 7., 8., 9., 10., 70. ve 124. maddelerine aykırı
olduğu düşüncesiyle ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesine,
dava dosyasının tüm belgeleriyle onaylı suretlerinin dosya oluşturularak
karar aslı ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne sunulmasına iş bu karar ile
dosya suretinin Yüksek Mahkemeye ulaşmasından itibaren beş ay karar
verilinceye kadar davanın bekletilmesine 26.03.2003 gününde oybirliğiyle
karar verildi.”
III - YASA METİNLERİ
A - İptali İstenilen Yasa Kuralları
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 55.
maddesinin itiraz konusu sözcük ile ibareyi içerenikinci ve yedinci fıkraları şöyledir:
“…
Bu rütbelere terfiler, bu maddede öngörülen sınav
ve eğitim şartı saklı kalmak üzere, kıdem ve liyakata göre yapılır.
…
Üst rütbeye yükselmek için, kıdem şartlarını yerine
getirmiş Emniyet Amirleri ile 4 üncü, 3 üncü ve 2 nci
Sınıf Emniyet Müdürlerinin liyakat
koşullarını belirlemek, üst rütbedeki boş kadro miktarına göre
sıralayarak terfilerini ve ikinci meslek derecesindeki görev unvanlarına
ataması yapılacak personeli değerlendirmek ve öneride bulunmak üzere Genel
Müdürlük Yüksek Değerlendirme Kurulu oluşturulur. Bu Kurul, Emniyet Genel
Müdürünün başkanlığında, Genel Müdür Yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı,
Polis Akademisi Başkanı ve Emniyet Müdürü APK uzmanlarınca seçilecek
birinci meslek derecesindeki üç Emniyet Müdürü APK uzmanından teşekkül
eder.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuruda Anayasa’nın 2., 7., 8., 9., 10., 70. ve
124. maddelerine dayanılmış, 128. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul
ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN’in katılımlarıyla 16.4.2003 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, itiraz konusu Yasa
kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - Maddenin İkinci Fıkrasında Yer
Alan “… liyakata …” Sözcüğünün İncelenmesi
Başvuru kararında, itirazkonusu kuralın yer aldığı düzenlemede
polis amirliğine yapılacak terfilerin “liyakat”a
göre yapılacağının belirtilmesine rağmen “liyakat”ın
tespiti bakımından somut ve objektif hiçbir ölçüte yer verilmediği, bu
durumun belirsizliğe ve keyfiliğe yol açacak nitelikte olması nedeniyle söz
konusu sözcüğün Anayasa’nın 2., 7., 8., 9., 10., 70. ve 124. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi
kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü’nün Anayasa’ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri
sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple
bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı
verebilir. Bu nedenle, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın
128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Polis amirliği rütbelerine yapılacak terfilere
ilişkin usul ve esaslar, Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 55. maddesinde
düzenlenerek belirtilen rütbelere terfilerde“bu maddede öngörülen sınav ve eğitim
şartı saklı kalmak üzere”, kıdem ve liyakatın
esas alınması öngörülmüştür.
Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen
70. maddesinin ikinci fıkrasında, “Hizmete
alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım
gözetilemez.”; 128. maddesinin ikinci fıkrasında ise “Memurların diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” denilmektedir.
Bu kurala koşut olarak, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun 109. maddesinde, her memur için bir özlük dosyası tutulacağı,
110. maddesinde, her Devlet memurunun bir sicil dosyasının bulunacağı,
sicil amirleri tarafından düzenlenecek sicil raporları ile varsa
müfettişler tarafından verilen denetleme raporları ve memurların mal beyannamelerinin
sicil dosyalarına konulacağı, 111. maddesinde, Devlet memurlarının
ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde,
emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil
dosyalarının başlıca dayanak olduğu,122. maddesinde, verilen takdirnamelerin sicile geçeceği,
133. maddesinde de, disiplin cezalarının memurun siciline işleneceği
öngörülmüştür. Bu kurallarla, ilgililerin sicil ve özlük dosyalarında yer
alan bilgiler temel ölçüt kabul edilerek liyakatin belirlenmesi bakımından
genel çerçeve çizilmiştir. 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin ikinci
fıkrasında yer alan “liyakata” sözcüğünün de bu
çerçevede değerlendirileceği açıktır.
Belirtilen nedenlerle, polis amiri rütbelerine
terfilerin liyakata göre yapılmasının Anayasa’nın
7., 70. ve 128. maddelerine aykırılığından söz edilemez. İptal isteminin
reddi gerekir.
Konunun Anayasa’nın 2., 8., 9., 10., 70. ve 124.
maddeleriyle ise ilgisi görülmemiştir.
B - Maddenin Yedinci Fıkrasının
Birinci Tümcesinde Yer Alan “… liyakat koşullarını belirlemek …” İbaresinin
İncelenmesi
Anayasa’nın 152. maddesi ile 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28.
maddesinde,Anayasa Mahkemesi’nin
işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî
Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe
aynı yasa hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar Anayasa
Mahkemesi’ne başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin iptalini
istediği, Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 4638 sayılı Yasa ile değiştirilen
55. maddesinin yedinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “… liyakat
koşullarını belirlemek …” ibaresi hakkında, Mahkememizin 11.6.2003 günlü,
E:2001/346; K:2003/63 sayılı kararıyla iptal isteminin reddine karar
verilerek söz konusu karar 8.11.2003 günlü, 25283 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmış, bu tarihten itibaren aynı konuya ilişkin yeni bir başvurunun
yapılabilmesi için geçmesi gereken on yıllık süre
ise henüz tamamlanmamıştır.
Bu nedenle itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949
sayılı Yasa’nın 28. maddelerinin son fıkraları uyarınca reddi gerekir.
VI - SONUÇ
4.6.1937
günlü, 3201 sayılı “Emniyet Teşkilatı Kanunu”nun 6.4.2001 günlü, 4638
sayılı Yasa ile değiştirilen 55. maddesinin;
1 -
İkinci fıkrasında yer alan “... liyakata ...”
sözcüğünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
2 -
Yedinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “... liyakat koşullarını
belirlemek, ...” ibaresinin, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28.
maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE,
22.2.2006
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|