← Resmî Gazete · 15 Ekim 2006 · Sayı 26320

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Uyuşmazlık Mahkemesine Ait 20 Adet Karar

RG 15.10.2006 · 26320Kurum UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARLARI Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığı

Metin

T.C. Resmî Gazete

15 Ekim 2006 PAZAR

Resmî Gazete

Sayı : 26320

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARLARI

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2005/38

KARAR NO: 2005/46

KARAR TR : 26.12. 2005

(Ceza Bölümü)

ÖZET : a) Asker kişi sanıklar hakkında işlendiği ileri sürülen askeri suç nedeniyle açılan kamu davasının ASKERİ YARGI yerinde,

b)Sivil kişi sanıklar hakkında 353 sayılı Yasa’nın 11 ve 1632 sayılı Yasa’nın Ek-6. maddeleri kapsamında bulunmayan “özel belgede sahtekarlık, dolandırıcılık” suçları nedeniyle açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülme-sinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar:1- Y.R.H.

2 - Ö.A.

3 - L.Ü.

4- D.B.

5- Y.A.

6- E.A.

O L A Y: Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu emekli personele ait cenaze ve hasta nakil işlemlerinde, Komutanlığın, sözleşmeli olarak çalıştığı Ersoy Tur adlı firma yetkilileri sivil kişi sanıklar Yusuf Ayhan ve Ersoy Ayhan’ın, tahakkuk belgeleri asıl ve fotokopilerinde sahtekarlık yaparak mükerrer ödeme aldıkları, fazla hesap yaparak fazla para tahakkuk ettirdikleri, bazı işlemlerde hiç bir hizmet verilmediği halde belgeler hazırlayarak hizmet vermişçesine ödeme tahsil ettikleri, 2000 yılında toplam 6.311.700.000.-TL. ve 2001 yılında toplam 34.462.870.000.-TL. tutarında hazine zararına sebep olduklarıeylemleri nedeniyle,MSB. İstanbul İç Tedarik Bölge Başkanlığı emrinde görevli sanıklar Mly. Kd. Albay Yakup Raif Hızal, Ecz. Atğm. Özgür Atik, harcama tahakkuk memuru olarak görevli MS998GN-103 sicilli De. Me. Levent Ünver, MS.983GN.267 sicilli Svl. Me. Doğan Baykal’ın ise eksik veya onaysız fotokopi evrakları ile ya da silinti ve kazıntı yapılmış evraklar üzerinde inceleme yapmadan, gerekli dikkat ve özeni göstermeden, uygulama emri esaslarına uygun hareket etmedikleri, 28.1.1992 gün ve MLY. 5151- 2-92/Mali Ynt. 25 sayılı uygulama emrine aykırı hareket ettikleri,böylece,askerkişisanıklar, Yakup Raif Hızal,Özgür Atik,sivilmemurlar Levent Ünver, Doğan Baykal’ın görevi ihmal suçunu işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 144 maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu’nun 230/1., sivil kişi sanıklar Yusuf Ayhan ile Ersoy Ayhan’ın hususi belgede sahtekarlık, dolandırıcılık, suçlarınıişledikleriileri sürülerekeylemlerineuyanTürkCezaKanunu’nun 79. maddesi gereğince aynı Kanun’un 503., maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 12.12.2002 gün ve E:2002/1032 N.C, K:2002/689 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 24.12.2003 gün ve E:2003/439,K:2003/680 sayıyla; sivil kişi sanıklara yüklenen eylemlerin 353 sayılı Yasa’nın 11. maddesi kapsamında bulunmaması nedeniyle bu sanıkların adli yargı yerinde yargılanacaklarının açık olduğu, asker kişi sanıklara yüklenen eylemin ise yargılama sonrasında elde edilecek delillere göre değişme ihtimali bulunduğundan tüm sanıkları yargılama görevinin 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi gereğince adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş,temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

İSTANBUL 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 15.4.2004 gün ve E:2004/404, K:2004/550 sayıyla; asker kişi sanıklara yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu’nun 144. maddesi yoluyla Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesine uygun olduğu, sanıkların fikir birliği içinde olup, eylemleri arasında irtibat bulunduğundan birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, karar kesinleşmeden Mahkememize gönderilen dava dosyasında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 1.7.2004 gün ve E:2004/28, K:2004/28 sayılı kararı ile, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, bu kez dosyadaki eksiklik giderilip, karar kesinleştirilerek dava dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AHMET AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Mehmet YALÇIN, Muvaffak TATAR, Erdoğan GENEL, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 26.12.2005 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa’nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözü-münde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri Yargıtay BaşsavcıYardımcısı Haluk ZEYBEL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Askeri Mahkemelerin Görevleri” başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan “Genel Görev” başlıklı 9. maddesinde; “Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler” denilmektedir.

“Askeri suç” ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu’nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu’na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın “Müşterek Suçlar” başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde ise,“askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir” denmek suretiyle askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmektedir. Buna göre,“bir suçun müştereken işlenmesi hali”, bir eylemin aynı kasıt altında birlikte işlenmesi durumudur.

Olayda, asker kişi sanıklara yüklenen “görevi ihmal” suçu ile sivil kişi sanıklara yüklenen “hususi belgede sahtekarlık, dolandırıcılık” suçları birbirinden farklı iki ayrı suç tipi olup, ayrıca asker kişi sanıkların üzerlerine atılı suçu sivil kişi sanıklarla aynı kasıt altında birlikte işledikleri yolunda iddianamede bir anlatımın da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, asker kişi sanıklar ile sivil kişi sanıkları yargılama görevinin hangi yargı koluna ait olduğu hususunun incelenmesi, 353 sayılı Yasa’nın asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen 11. maddesi ile benzer düzenlemenin yer aldığı 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun Ek-6. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmiştir.

353 sayılı Yasa’nın “Asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları” başlıklı 11/A maddesinde, Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 63, 64, 81, 93,94, 95, 100, 101 ve 102 nci maddelerinde yazılı suçları, asker olmayan kişilerin işlemesi halinde davaların askeri mahkemelerde görüleceği belirtilmiştir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun Ek-6. maddesinde de benzer düzenleme yer almıştır.

Sivil kişi sanıklar Yusuf Ayhan ve Ersoy Ayhan’a yüklenen “hususi belgede sahtekarlık, dolandırıcılık” suçlarının yukarıda belirtilen suçlar arasında yer almadığı açıktır.

Öte yandan, aynı Yasa’nın 9. maddesi uyarınca asker kişi sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununa atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen “görevi ihmal” suçu nedeniyle açılan kamu davasının daaskeriyargı yerinde görülmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, açılan kamu davasında, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin asker kişisanıklar hakkında; İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ise sivil kişi sanıklar hakkında verdikleri görevsizlik kararlarının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ :1- Asker kişi sanıklara yüklenen görev ihmal suçuna ilişkin davanın çözümünde ASKERİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 24.12.2003 günlü, E:2003/439, K:2003/680 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ görevi ihmal suçuna münhasır olmak üzere KALDIRILMASINA,

2- Sivil kişi sanıklara yüklenen özel belgede sahtekarlık, dolandırıcılıksuçlarına ilişkindavanınçözümündeADLİ YARGIyeriningörevliolduğuna, bunedenleİstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.4.2004 günlü, E:2004/404, K:2004/550 sayılı görevsizlik KARARININ özel belgede sahtekarlık, dolandırıcılık suçlarına münhasır olmak üzere kaldırılmasına, 26.12.2005 günü OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2005/39

KARAR NO: 2005/47

KARAR TR : 26.12. 2005

(Ceza Bölümü)

ÖZET: 2247 sayılı Yasa’nın 17. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar: 1-D.Ü.

2-R.K.

3-Ö.S.

O L A Y: Iğdır/Aralık 5. Hd. A. 2. Hd. Tb. Komutanlığı emrinde İkmal Astsubayı olarak görevli sanık Per. Bçvş. Durak Üzer’in, Doğubayazıt İlçesi’nde tanıştığı sivil kişi sanık Ömer Seferoğulları’nın kişi başına 100 dolar karşılığı sınırdan göçmen geçirme teklifini kabul ederek, aynı Komutanlık emrinde görevli olup 76 AC 469 plakalı BMC marka askeri aracın şoförlüğünü yapan sanıkP. Uzm. Çvş. Remiz Kuşçu’ya alacağı paranın yarısını teklif ettiği ve Remzi Kuşçu’nun da teklifi kabul etmesi üzerine, 4.4.2004-10.6.2004 tarihleri arasında, 4 kez ikmal için Doğubayazıt İlçesi’ne gittikleri tarihlerde görev dönüşü, sanık Ömer Seferoğulları’nın sınırda belirttiği noktalardan göçmen grupları araca bindirerek jandarma noktasını geçirdikten sonra Aralık İlçesi yakınlarında çeşitli yerlere bıraktıkları, böylece, müteselsilen rüşvet almak, müteselsilen göçmen kaçakçılığı, müteselsilen rüşvet vermek suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanıklar Durak Üzer ile Remzi Kuşçu’nun 135. maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu’nun 212/2, son, 80, 201/a-2, 80., sanık Ömer Seferoğulları’nın eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 213/1, 80, 201/a-2, 80. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 18.8.2004 gün ve E:2004/769, K:2004/472 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

12. MEKANİZE PİYADE TUGAY KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ : 8.12.2004 gün ve E:2004/1151, K:2004/716 sayıyla; asker kişi sanıkların müteselsilen rüşvet almak suçu nedeniyle cezalandırılmalarına, asker ve sivil kişi sanıkları müteselsilen göçmen kaçakçılığı suçu nedeniyle, suçun askeri suç olmaması ve diğer sanıklarla iştirak halinde işlendiğinin anlaşılması, sivil kişi sanığıda, müteselsilen rüşvet vermek suçu nedeniyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin bulunmaması nedeniyle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanıklar Durak Üzer ile Remzi Kuşçu tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nce mahkumiyet hükümlerini usuli eksiklikler nedeniyle bozulmasına, görevsizlik kararlarının onanmasına karar verilmiş, böylece kesinleşen dava dosyası, Iğdır Ağır CezaMahkemesi’ne gönderilmiştir.

IĞDIR AĞIR CEZAMAHKEMESİ:7.7.2005 günveE:2005/1 sayıyla; iddianamede anlatılan ve sanıklara yüklenen suçun göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturabileceği, eylemlerin bölünerek ayrıca rüşvet vermek ve almaksuçları olarak değerlendirilmemesi gerektiği, kısaca sanıkların sadece birlikte göçmen kaçakçılğı suçunu işledikleri bu suçun da Türk Ceza Kanununda düzenlendiği, asker ve sivil kişilerin iştirak halinde işledikleri suç kapsamında değerlendirilmesi, bu nedenle adli yargı yerinin görevli olması gerektiği ancak askeri yargı yerinin kendisini rüşvet almak suçu nedeniyle görevli saydığı bu sebeple ortada olumlu görev uyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle, askeri yargı yerince, asker kişi sanıklar Durak Üzer ve Remzi Kuşçu hakkında yargılama görevinin kendilerine ait olduğundan bahisle, adli yargı yerine göndermeyerek yargılamaya devam etmekte ise de, somut olayın bir bütün olarak göçmen kaçakçılığı şeklinde düşünülmesi, bu nedenle bu sanıklar hakkında açılan rüşvet almak suçundan dolayı da Mahkemenin görevli olduğuna, olumlu görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine,uyuşmazlığın çözümüne kadar yargılamanın durdurulmasına karar vermiş, itiraz edilmeyen karar kesinleşmiş, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AhmetAKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Mehmet YALÇIN, Muvaffak TATAR, Erdoğan GENEL, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2005 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, başvurunun reddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Haluk ZEYBEL’in, başvurunun reddine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 17. maddesinde, “Olumlu görev uyuşmazlığı; adli, idari ve askeri yargıya bağlı ayrı iki ayrı yargı merciine açılan ve tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davalarda bu yargı mercilerinin her ikisinin kendilerini görevli sayan kararlar vermiş olmaları, görev kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğu ceza davalarında bu kararların kesinleşmiş bulunması durumunda meydana gelir” denilmektedir.

Dosyanın incelenmesinde, asker kişi sanıklar Durak Üzer ile Remzi Kuşçu hakkında müteselsilen rüşvet almak ve müteselsilen göçmen kaçakçılığı suçlarını işledikleri ileri sürülerek cezalandırılmaları istemiyle askeri yargı yerine açılan kamu davasında, askeri yargı yerince, adıgeçen sanıklar hakkında rüşvet almak suçu nedeniyle cezalandırılmalarına, göçmen kaçakçılığı suçu nedeniyle ise mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın adli yargı yerine gönderildiği, böylece adli yargı yerine açılan kamu davasının göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin olduğu ve adli yargı yerinde bu sanıklar hakkında rüşvet almak suçu nedeniyle açılmış bir kamu davasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, kendisine açılmamış olan bir kamu davası nedeniyle görevlilik kararı verilemeyeceğinden, olayda 2247 sayılı Yasa’nın 17. maddesinde belirtilen biçimde oluşmuş bir olumlu görev uyuşmazlığı bulunmadığından aynı Yasa’nın 27. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: 2247 sayılı Yasa’nın 17. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 26.12.2005 günüOYBİRLİĞİİLEKESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından;

ESAS NO: 2005/40

KARARNO: 2005/48

KARARTR: 26.12. 2005

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Mülki (idari) görevlerine girmesi nedeniyle, jandarma personeli olan asker kişi sanık hakkındaaçılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: C.Y.

O L A Y: Şırnak/Silopi 2. J. Snr. Tb. Komutanlığı emrinde görevli sanık J. Er CumaYarboynu’nun, 24.12.2004 tarihinden itibaren Silopi Gümrük Koruma Kapısında, Türkiye’ye giriş çıkış yapan araçlarda arama ve kontrol yapmakla görevlendirildiği, 1.1.2005 günü, birlikte yapılan arama sırasında kendisine ait dolap içerisinde bulunan eşofmanın yaka, paça ve cep kısımlarında saklanmış şekilde toplam 870 dolar, 1000 Irak dinarı, 645.000.000.TL’si paranın ele geçirildiği, ifadesinde paraları yirmi gün kadar önce görevli olduğu 47 NoluGümrük Giriş Kapısının bulunduğu sazlık bölgede poşet içerisine sarılı şekilde bulduğunu beyan ettiği, yapmakta olduğu görev gereği bulduğu paraları komutanlığa teslim etmesinin zorunlu olduğu, böylece, teslim etmesi gereken paraları teslim etmeyip yedinde bulundurmak suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği ileri sürülerek, sanığın eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 144. maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 24.3.2005 gün E:2005/574, K:2005/143 sayılı iddiana-mesiyle kamu davası açılmıştır.

2. HAVA KUVVETİ KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 20.4.2005 gün ve E: 2005/893, K:2005/53 sayıyla; sanığa yüklenen eylemin Gümrük Kapısında yapılan görev sırasında işlendiği ileri sürüldüğüne göre Jandarmanın mülki görevleri kapsamında bulunduğundan, yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

SİLOPİ 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ : 20.7.2005 gün ve E:2005/1296, K:2005/357 sayıyla; sanığın bulduğu parayı üstlerine haber vermemesi şeklindeki eylemi Türk Ceza Kanununda düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunuoluşturmayıp, askeri disiplini sağlamak için getirilmiş olan Emir ve Talimatlara İtaatsizlik suçunu oluşturabileceği, sanığın gümrük kapısında yaptığı görevin mülki ve askeri görevlerine ilişkin olduğu, bu nedenle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiylegörevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AHMET AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Mehmet YALÇIN, Muvaffak TATAR, Erdoğan GENEL, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 26.12.2005 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa’nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri Yargıtay BaşsavcıYardımcısı Haluk ZEYBEL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Askeri Mahkemelerin Görevleri” başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan “Genel Görev” başlıklı 9. maddesinde; “Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler” denilmektedir.

“Askeri suç” ise öğretide ve uygulamada:

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu’nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu’na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Sanık, Jandarma Personeli olduğuna göre, Jandarmanın hangi nitelikteki görevler ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayın meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevin, Yasa’da belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi gerekmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev Ve Yetkileri Kanunu’nun 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri:

a)Mülki görevleri;

Emniyetveasayişilekamu düzeninisağlamak,korumakvekollamak, kaçakçılığı

men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,

b)Adli görevleri;

İşlenmiş suçlarlailgili olarakkanunlarda belirtilen işlemleriyapmak vebunlarailişkin

adli hizmetleri yerine getirmek,

c)Askeri görevleri;

AskerikanunvenizamlarıngereğigörevlerleGenelkurmayBaşkanlığı’ncaverilen

görevleri yapmak,

d)Diğer görevleri;

Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara

bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak, şeklinde sayılmıştır.

Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliğinin Dördüncü Kısım Altıncı Bölüm’de“Özel Kanunlara İlişkin Yetki ve Görevler” başlığı altında düzenlenen 80. maddesinde “Jandarma bu yönetmelikte ayrıntıları gösterilen görev ve yetkileri dışında, diğer genel ve özel kanunlarda yer alan ve Jandarmanın mülki görevleri içinde olup, idari kolluk makamlarınca;

a.İzin verme,

b.Beyanname ya da bildirim alma,

c.Gözetim ve denetimde bulunma,

d.Emir verme ve uyarıda bulunma,

konularına ilişkin görevleri yürütür.

Ayrıca Kanun ve nizamlara uygun olarak; kapatma, elkoyma, yasaklama ve diğer yetkilerini kullanır” denilmiş,

4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Tanımlar” başlığı altında düzenlenen 2. maddesi (n) bendinde, “Memur: Türk Ceza Kanununun 279 uncu maddesi (5237 sayılı Yasa’nın 6. maddesi) ile Askeri Ceza Kanununun 13 üncü maddesinde sayılan kişileri,

İfade eder” denildikten sonra, 16. maddesinin birinci fıkrasında, “Mülkî amirler, gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel bu Kanunun suç saydığı fiilleri önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlüdür ve kaçakçılık olayını öğrendikleri veya haber aldıkları veya rastladıkları andan itibaren bu Kanunun kendilerine yüklediği görevleri hemen yerine getirmeye mecburdur.” Denilmekte, “Aramalar” başlığı altında düzenlenen 17. maddesinde “16 ncı maddede sayılanlar bu Kanuna göre aramalara da yetkilidir”, 18. maddesinde de “Gümrük bölgesine 4458 sayılı Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı veyollardan başka yerlerden girmek, çıkmak veya geçmek yasaktır.

Bu yerlerde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçları yetkili memurlar tarafındandurdurulur ve kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma araçları aranır” denilmektedir.

Olay tarihinde sanığın, Gümrük Koruma Kapısında arama ve kontrol yapmakla görevli olduğu, yüklenen eylemin, yapmakta olduğu görev sırasında, dosya içinde bulunan ve bu görevi düzenleyen arama ve kontrol noktaları genel talimatında, “arama noktalarında yakalanan her türlü kaçak madde, Habur Kaç. İsth. Nar. Gümrük Muhafaza Müdürlüğüne teslim edilecektir. Arama esnasında elde edilen suçla ilgili bilgi ve belgeler tutanakla tespit edilir.” Denildiği halde, ele geçirilen kaçak maddeleri, bilgi ve belgeleri tutanak düzenleyerek teslim etmesi gerekirken, sanığın bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek ele geçirilen kaçak 870 dolar, 1000 Irak dinarı ve 645.000.000.-TL parayı yedinde bulundurması eyleminin, yukarıda açıklandığı üzere Jandarmanın idari (mülki) görevleri sırasında işlenen suç olduğu kuşkusuzdur. Biran için adli yargı yerince sanığa yüklenen eylemin “Emir ve Talimatlara İtaatsizlik” suçunu oluşturduğu düşünülse dahi suçun Jandarmanın mülki görevleri sırasında işlendiği belirlendiğinden bu durumda dahi yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu açıktır.

2803 sayılı Kanun’un 15 ve Yönetmeliğin 186. maddelerine göre jandarma personelinin ancak askeri hizmete ilişkin eylemlerinden dolayı askeri yargıya tabi bulundukları kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Silopi 2.AsliyeCeza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Silopi2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.7.2005 günlü ve E:2005/1296, K:2005/357 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.12.2005 günü OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESAS NO: 2005/41

KARARNO: 2005/49

KARARTR: 26.12. 2005

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Jandarma personeli asker kişi sanıklar hakkında askerlik hizmet ve görevleri sırasında işlendiği ileri sürülen “savunma sınırının aşılması suretiyle adam öldürmek” suçunun askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması, sanık-lardan bir kısmının terhis edilmeleriyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin kesilmiş olması ve 353 sayılı Yasa’nın 12., 18. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Maktüller: 1-F.M.

2-S.H.

3-A.H.

Sanıklar: 1-T.Y.

2-A.Ü.

3-A.Y.

4-Y.K.

5-A.A.

6-T.Ö.

7-İ.Ö.

8-K.B.

9-H.İ.B.

10-E.K.

11-H.Y

12-M.M.K.

13-H.T.S.G.

14-E.Ş.

15-A.A

16-M.O.

O L A Y: Tercan/Mercan Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde görevli sanıklar J. Ast. Kd. Çvş. Taner Yılmaz, J. Kom. Çvş. Ahmet Ünver, J. Kom. Çvş. Ahmet Yalçın, J. Kom. Onb. Yaşar Kaya, J. Kom. Çvş. Adem Arslan, J. Kom. Onb. Tekin Öztürk, J. Kom. Onb. İsmail Özbolat, J. Kom. Onb. Kadir Beklen, J. Kom. Onb. Halil İbrahim Baş, J. Kom. Onb. Erkan Kelleci, J. Kom. Çvş. Harun Yıldız, J. Kom. Onb. Murat Mustafa Kurt, J. Kom. Onb. Halit Tarık Soner Güzeltepe, J. Kom. Onb. Erdal Şahin, J. Kom. Onb. Ali Akgün ile J. Kom. Onb. Mevlüt Odunkıran’ın, Refahiye İlçesi Akarsu ile Gümüşakar köyleri arasında bulunan ormanlık alanda on iki kişilik silahlı terörist grubun görüldüğünün ihbarı üzerine söz konusu alanda üç yüz kişiye yakın jandarma komando timleri tarafından başlatılan operasyon sırasında, özel harekat C timi olarak Akarsu Köyü yakınlarındaki devlet karayolunun solunda bulunan Kuzun Çeşmesinin üç yüz metre kadar yukarısında bulunan Kurudere’de pusuya yattıkları 26.5.2002 gününün sabahı, Refahiye İlçesi sınırlarında arama yapıldığının öğrenilmesi üzerine, İran sınırından Türkiye’ye kaçak olarak getirilen ve Kuzun Çeşmesi yanına bırakılan elli sekiz kişilik mülteci grubundan, 27.5.2002 günü saat 4:30 sıralarında ayrılan maktüller Faruk Miah, Semiullah Han, Ahmet Han’ın, sanıkların pusuya yattıkları ormanlık alan içine girdikleri, kendilerini gören ve terörist gruptan zanneden sanıkların dur ihtarında bulundukları sırada maktüllerden Ahmet Han’ın paniğe kapılarak elinde bulunan piyade tüfeği ile birkaç el ateş etmesi üzerine, sanıkların da ellerinde bulunan G3 piyade tüfekleri ve Bixi makineli tüfekler ile ateş etmeleri sonucu maktüllerin olay yerinde vefat ettikleri, böylece, sanıkların savunma sınırının aşılması suretiyle adam öldürmek suçunu işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 448, 49/1. maddesi delaletiyle 50, 463. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.6.2003 gün ve E:2003/753, K:2003/36 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

ERZİNCAN AĞIR CEZA MAHKEMESİ : 9.9.2003gün ve E:2003/65, K:2003/97 sayıyla; bölücü terörle mücadelede Jandarmanın da dahil olduğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün faaliyetlerinin askeri nitelikte olduğunun Uyuşmazlık Mahkemesince karara bağlandığı gözetilerek, askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlendiği ileri sürülen suç ve sanıklardan Taner Yılmaz’ın halen asker kişi olması nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası. 3. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

3. ORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ : 3.8.2004 gün ve E:2004/361, K:2004/186 sayıyla; herne kadar sanıklardan Taner Yılmaz’ın askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilgi kesilmemiş ise de, yüklenen suç açısından olayda bağlılık bulunduğu, bu nedenle 353 sayılı Yasa’nın12. maddesi uyarınca tüm sanıkları birlikte yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, 3. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AHMET AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Mehmet YALÇIN, Muvaffak TATAR,Erdoğan GENEL, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 26.12.2005 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa’nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri Yargıtay BaşsavcıYardımcısı Haluk ZEYBEL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Askeri Mahkemelerin Görevleri” başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan “Genel Görev” başlıklı 9. maddesinde; “Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler” denilmektedir.

“Askeri suç” ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu’nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu’na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Sanıklar, Jandarma Personeli olduğuna göre, Jandarmanın hangi nitelikteki görevler ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayın meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevinin ise, Yasa’da belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi gerekmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev Ve Yetkileri Kanunu’nun 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri:

a)Mülki görevleri;

Emniyetveasayişilekamu düzeninisağlamak,korumakvekollamak, kaçakçılığı

men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,

b)Adli görevleri;

İşlenmiş suçlarlailgili olarakkanunlarda belirtilen işlemleriyapmak vebunlarailişkin

adli hizmetleri yerine getirmek,

c)Askeri görevleri;

AskerikanunvenizamlarıngereğigörevlerleGenelkurmayBaşkanlığı’ncaverilen

görevleri yapmak,

d)Diğer görevleri;

Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerininicrası ile bunlara

dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak, şeklinde sayılmıştır.

Dosya içinde bulunan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın operasyon ile ilgili bilgi ve belgelerden, Refahiye-Akarsu Jandarma Karakol Komutanlığında ihtiyat kuvveti olarak bekleyen, JÖH C Timi’nin ilave operasyon bildirimi ile pusu mevzii işgal etmek üzere görevlendirildiği, bu Timin Tercan İlçe Jandarma Komutanlığında ikamet ettirilen ve bu bölgedeki yasa dışı unsur faaliyetlerine erken müdahale için de konuşlandırılan birlik olduğu anlaşılmaktadır.

Olay bölgesinde devam eden, Anayasa’ya dayalı hür ve demokratik düzeni bozmaya, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik terör hareketleri karşısında, terörle mücadele amacıyla yapılan çalışmaların mülki veya adli bir görev olmayıp askeri nitelikte yurt savunmasına yönelik görev olduğu açıktır.

Ancak, 353 sayılı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin “… ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması …” tümcesi Anayasa Mahkemesi’nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Olayda, sanıklardan Taner Yılmaz dışında kalan diğer on beş sanığın yargılama aşamasında terhis edildikleri dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.

Anılan Yasa’nın “Müşterek Suçlar” başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde,“Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir” denilmek suretiyle askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmiştir.

Bu durumda, asker kişi sanık ile yargılama aşamasında terhis edilmiş olan sanıkların, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş bulunan suçtan dolayı 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca birlikte yargılanmalarının mümkün olup olmayacağının incelenmesi gerekmiştir.

Maddede yer alan “bir suçun müştereken işlenmesi hali”, bir eylemin iştirak halinde aynı kasıt altında birlikte işlenmesi durumunu ifade eder.Aynı Yasa’nın 18. maddesinde, “Bir kimse birkaç suçtan sanık olur veya bir suçta ne sıfatla olursa olsun birkaç sanık bulunursa bağlılık var sayılır” denildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bağlantı kavramı” başlıklı 8. maddesinde de, aynı düzenlemenin yer aldığı gözetildiğinde, terhis olan sanıklar ile halen asker kişi sıfatı devam eden sanığın, pusuya yattıkları ormanlık alan içinde, maktüllerden Ahmet Han’ın kendilerine ateş etmesi üzerine, sanıkların da ateş etmeleri sonucu Faruk Miah, Semiullah Han ve Ahmet Tan isimli kişilerin öldüğü olayda, eylemin tek olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa’nın 18. maddesinde belirtilen “bağlılık” ile 12. maddesinde belirtilen “bir eylemin aynı kasıt altında birlikte işlenmesi durumunun bulunması nedenleri ve kanıtların birlikte toplanıp, değerlendirilmesi hususu dikkate alındığında, sanıkların birlikte aynı yargı yerinde yargılanmaları uygun görülmüştür.

Öte yandan, sanıklar hakkında, Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş bulunan “savunma sınırının aşılması suretiyle adam öldürmek” suçunun da “askeri suç” olmadığı, daha açık bir ifadeyle Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlardan bulunmadığı kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9.9.2003 günlü ve E:2003/65, K:2003/97 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.12.2005 günü OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2005/43

KARARNO: 2005/51

KARARTR : 26.12. 2005

(Ceza Bölümü)

ÖZET: 2247sayılı Yasa’nın 1ve 14.maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Müdahil: Gebze Petrol Kimya Ürünleri İhtisas Gümrük Müdürlüğü

Yakınan: Gümrük Müdürlüğü/Kocaeli

Sanıklar: 1-R.S.

2-A.S.

3-H.A.

4-N.S.

O L A Y: Sivil kişi sanıklar Resul Sancaktutan, Abdullah Sürüm, Hasan Aydın ve Nahit Sürüm’ün 25.12.1999 günü, TS-Motorin standardına aykırı yerli menşe-ili olmayan motorini deniz tankerleri vasıtasıyla kara tankerlerine doldurmak suretiyle toplu kaçakçılık suçunu işledikleri ileri sürülerek eylemlerine uyan 1918 sayılı Kanun’un 27/2-3, 33/1-son maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.2.2000 gün ve E:2000/587, K:2000/35 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

KOCAELİ 1. AĞIRCEZA MAHKEMESİ : 20.11.2003 gün ve E:2000/32, K:2003/304 sayıyla; 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 1918 sayılı Yasa’nın yürürlükten kaldırıldığı, yüklenen eylemlerin 4926 sayılı Yasa’nın 3/a-2, 4, 4/a-2, 5/son. Maddelerine uygun olduğu ve aynı Yasa’nın 26. maddesinde belirtildiği üzere yargılama görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, itiraz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

KARAMÜRSEL ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 22.9.2005 gün ve E:2003/410, K:2005/530 sayıyla; iddianamenin kabulünden sonra yargılamanın alt dereceli mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemeyeceği açıklanarak, yargılamanın ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlikkararı vermiş, kararın itiraz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AhmetAKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Mehmet YALÇIN, Muvaffak TATAR, Erdoğan GENEL, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2005 günlü toplantısında, Raportör-HakimG. Fatma BÜYÜKEREN’in, başvurunun reddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Haluk ZEYBEL’in, başvurunun reddine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin Görevi” başlığını taşıyan 1. maddesinde; “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu yasayla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkeme” olarak belirtilmiştir.

Aynı Yasa’nın “Olumsuz Görev Uyuşmazlığı” başlığını taşıyan 14. maddesinde;olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin yanları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerektiği öngörülmüştür.

Yine aynı Yasa’nın 27. maddesinde; “Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder” hükmü yer almıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4. maddesinde, “(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler” denilmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nce görev uyuşmazlıklarının çözüme kavuşturulabilmesi için ortada, bir yargı yolu uyuşmazlığı bulunması zorunludur. Başka bir anlatımla, iki ayrı yargı düzeni içinde yer alan yargı mercilerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bulunan görevsizlik kararları mevcut olmalıdır.

Somut olayda, aynı yargı düzeni içinde yer alan Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi ileKaramürsel Asliye Ceza Mahkemesiarasında görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, aynı yargı düzeni içinde bulunan iki mahkeme arasında doğan görev uyuşmazlığının çözümünün Uyuşmazlık Mahkemesi’nin görev alanı dışında kalması nedeniylebaşvurunun2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: 2247 sayılı Yasa’nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 26.12.2005 günüOYBİRLİĞİİLEKESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/1

KARARNO: 2006/1

KARARTR : 6.3 2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Mülki (idari)görevlerine girmesi nedeniyle, Jandarma Personeli olan asker kişi sanıklar hakkında açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiğihk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Maktül: N.K.

Müdahiller: 1-T.K.

2-F.K.

Sanıklar:1-M.E.

2-F.İ.

3-A.E.

4-L.T.

5-S.Y.

6-E.S.

O L A Y : Sivas/Hafik İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanıklar J. Asb.Kd.Bçvş. Mehmet Elagöz, J.Asb.Bçvş. Fatih İnce, J.Asb.Kd.Üçvş .Adem Erdönmez, J.Asb.Çvş. Levent Tarım, Uzm. J.IV.Kad.Çvş. Salih Yıldırım ile Uzm.J.Çvş.Ergün Sungurtekin’in, 30.7.1998 günü, Çukurbelen köyü yakınlarında şüpheli bir şahsın görüldüğüne dair yapılan ihbar nedeniyle, jandarma timi olarak arazi arama ve tarama görevine çıktıkları, Seyfebeli mevkiine geldiklerinde maktül Nermin Karabulut’u görmeleri üzerine, geldikleri aracı yola bırakarak maktülü takibe aldıkları sırada dur ikazında bulundukları, ancak maktülün durmayarak yoluna devam etmesi ve üzerinde bulunan sopayı silah zannetmeleri sonucu sanıkların hep birlikte ateş açmak suretiyle maktülü yaraladıkları, hastahaneye kaldırılan maktülün öldüğü, böylece, kastın aşılması suretiyle adam öldürme suçunu işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 452/1, 251. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.8.2002 gün ve E:2002/1821, K:2002/110 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

SİVAS 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 28.1.2004 gün ve E:2002/116, K.2004/42 sayıyla: sanıklara yüklenen eylemin, ihbar üzerine arazi arama ve tarama görevine çıktıkları sırada gerçekleşmesi, olay yerinin terör bölgesi olup, maktülü terörist zannederek ateş etmeleri nedeniyle görevin askeri emirler kapsamında olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, davadosyası, 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

5. PİYADE EĞİTİM TUGAY KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 14.4.2005 ve E:2005/351, K:2005/154 sayıyla; yüklenen eylemin, bir ihbar üzerine şüpheli şahsı araştırmak amacıyla yapılan arazi arama ve tarama sırasında jandarmanın mülki görevleriyle ilgili olarak gerçekleştiği, ayrıca sanıklardan Mehmet Elagöz’ün emekli olması nedeniyle 353 sayılı Yasa’nın 12 ve 17. maddeleri uyarınca da yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nce, hükmün onanmasına kararverilerekböylece kesinleşen dava dosyası kendisine gelmekle Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AHMET AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Erdoğan GENEL, M. Hasan DENGİZ’in, katılımlarıyla yapılan 6.3.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Önder BAŞOĞUL’un, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Ancak, olumsuz görev uyuşmazlığına konu somut olayda, sanıklar, Jandarma personeli olduğuna göre, Jandarmanın hangi nitelikteki görevler ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayların meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevin Yasa'da belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi, görevli yargı yerinin buna göre belirlenmesigerekmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev Ve Yetkileri Kanunu’nun 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri:

a)Mülki görevleri;

Emniyetveasayişilekamudüzeninisağlamak,korumakvekollamak, kaçakçılığı

men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,

b)Adli görevleri;

İşlenmiş suçlarlailgili olarakkanunlarda belirtilen işlemleri yapmakvebunlarailişkin

adli hizmetleri yerine getirmek,

c)Askeri görevleri;

AskerikanunvenizamlarıngereğigörevlerleGenelkurmayBaşkanlığı'ncaverilengörevleri

yapmak,

d)Diğer görevleri;

Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerininicrası ile

bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak, şeklinde sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde, sanıkların yukarıda da anlatımı yapıldığı gibi, emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak görevini yapmakta oldukları 30.7.1998 günü, şüpheli bir şahsın görüldüğününihbar edilmesi üzerine bu kişinin yakalan-ması için sanıklardan Mehmet Elagöz’ün emir komutasında diğer sanıklardan oluşan ekiple yapılan takip sırasında dur ikazına uymayan kişinin açılan ateş sonucu öldüğü anlaşılan olayda, işledikleri ileri sürülen suçu, jandarmanın idari (mülki) görevleri sırasında gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.

2803 sayılı Kanun’un 15 ve Yönetmeliğin 186. maddelerine göre jandarma personelinin ancak askeri hizmete ilişkin eylemlerinden dolayı askeri yargıya tabi bulundukları kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, jandarmanın mülki görevleri sırasında işlendiği ileri sürülen suç nedeniyle açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.1.2004 gün ve E:2002/116, K:2004/42 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 6.3.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/5

KARAR NO : 2006/5

KARAR TR. : 6.3.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Asker kişi sanık hakkında, 353 sayılı Yasa’nın 9. maddesi kapsamında bulunmayan suçnedeniyle açılan kamu davasının, ADLİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: Murat Süzlü

O L A Y: Hakkari/Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık Uzm.J.I.Kd.Çvş. Murat Süzlü’nün, Hayrabolu 95. Zırhlı Tugay Komutanlığına tayininin çıkması üzerine, memleketine göndermek üzere, 1 adet savunma tipi el bombası, 2 adet TNT kalıbı, 145 gram C4 plastik tahrip kalıbı, 73 adet Nato normal fişeği, 46 adet Nato izci fişeği vs. malzemeyi bir koliye yerleştirerek alıcı olarak kendi ismini gönderici olarak aynı Komutanlık emrinde görevli bir arkadaşının ismini yazarak Aras Kargo Şirketine teslim ettiği, 19.4.1999 günü, sözüedilen kargo şubesinde yapılan aramada yukarıda sayılı malzemelerin bulunduğu, böylece, askeri eşyayı gizlemek suçunu işlediği ileri sürülerek eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 131/1-2. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 6.8.1999 gün ve E:1999/1763, K:1999/484 sayılı iddiana-mesiyle kamu davası açılmıştır.

Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce, 23.12.1999 ve 11.5.2001 tarihlerinde verilen mahkumiyet kararları, Askeri Yargıtay 2. Dairesi’nin 16.8.2000 ve 19.12.2001 tarihli kararları ile eksik soruşturma nedeniyle bozulmuştur.

JANDARMA ASAYİŞ KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ : 30.12.2002 gün ve E:2002/603, K:2002/855 sayıyla, yüklenen eylemin 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu oluşturduğu, bu suçun askeri suç olmadığı, askeri mahalde, asker kişiye karşı, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Van 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

VAN. 3. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ : 16.11.2005 gün ve E:2004/743, K:2005/407 sayıyla; dosya içinde bulunan bilirkişi raporlarından, sanıkta ele geçirilen malzemelerin askeri eşya dolayısıyle atılı suçun askeri suç olduğu gerekçesiylegörevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, AHMET AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Erdoğan GENEL, M. Hasan DENGİZ’in, katılımlarıyla yapılan 6.3.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözü-münde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Önder BAŞOĞUL’un, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, suça konu malzemelerin askeri eşya olup olmadıkları konusunda alınan ilk bilirkişi raporuna göre verilen kararda, sanığın cezalandırılmasına ve suça konu malzemelerin sanığın birliğine, diğer kamuflajlı hücum yeleği, örme kemer, rugan ayakkabı, oto teybi gibi eşyaların sanığa iadesine karar verilmesi nedeniyle, Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın emanetinde kayıtlı suça konu eşyaların bir kısmının sanığın kendisine, bir kısmının ise birliğine iadesine dair 21.3.2000 günü İlçe Jandarma Komutanlığına yazılan yazı gereğince, malzemelerin 18.4.2000 günüÇukurca İlçe Jandarma Komutanlığına teslim edildiği, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmesi sonucu, Askeri Yargıtay 2. Dairesince, yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi istenerek eksik soruşturma nedeniyle kararın bozulduğu, ancak, Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı’nın 9.7.2002 günlü yazısından suça konu malzemelerin Komutanlık zimmetinde ve adli emanet deposunda bulunmadığının bildirildiği, bu nedenle suça konu eşyalar üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınamadığı, sadece benzer içerikte olan 3 adet MKEK G-3 piyade tüfeğine ait mermi üzerinde inceleme yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, Türk Silahlı Kuvvetleri dışında temini ve kullanım yeri olmadığından bu malzemenin askeri malzeme olduğuna dair bilirkişi raporu alındığı, Komutanlığın 13.7.1999 ve 2.4.2001 tarihli yazılarından da suça konu malzemelerin sanığa zimmetli olarak verilmediği, zimmet açığının bulunmadığının bildirildiği, sanığın savunmasında suça konu malzemelerden bir kısmının operasyon nedeniyle bölgede konuşlandırılan Kayseri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı emrinde görevli bir astsubaydan aldığını beyan etmesi üzerine ilgili Komutanlığa yazılan yazı cevabında da suça konu malzemelerin bu Komutanlığın envanterinde kayıtlı olmadığı ve herhangi bir açığın da bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, hazırlık aşamasında el konulan malzemelerin temin edilememesi nedeniyle, bu malzemelerin “askeri eşya” olup olmadıklarının kesin olarak tespit edilmesinin imkansızlığı karşısında, yüklenen eylemin askeri suç kapsamında bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, yüklenen eylemin askeri suç olmaması, askeribir suça bağlı bulunmaması, askeri mahalde, asker kişiye karşı ya da askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlendiğinin de ileri sürülmemesi nedeniyledavanın adli yargı yerinde görülmesi ve Van 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Van3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.11.2005 gün ve E:2004/743, K:2005/407 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 6.3.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/6

KARAR NO : 2006/6

KARAR TR. : 3.4.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET : 4616 sayılı Yasa uyarınca, kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar veren yargı yerince, kamu davasının ortadan kaldırılmasına da karar verilmesi gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar : 1-Y.K.

2-M.E.

O L A Y : Antalya İl Jandarma Komutanlığı Kaş İlçe Jandarma Komutanlığında İlçe Jandarma Komutanı olarak görevli sanık J. Ütğm. Yusuf Kelleli ile Kaş İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakol Komutanı olarak görevli sanık Mehmet Erol’un müteselsilen sair surette memuriyet nüfuzunu suistimal etmek suçu nedeniyle yapılan yargılamaları sonucunda, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce 12.9.2000 gün ve E:2000/260,K:2000/368 sayı ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Askeri Yargıtay 1. Dairesi’nce, sanıklara yüklenen eylemin jandarmanın idari görevlerinin ifası sırasında ve bu görevden kaynaklanan nüfuzun kullanılması suretiyle işlenmiş olması nedeniyle askeri mahkemenin görevli olmadığı açıklanarak hükmün görev yönünden bozulmasına karar verilmesi üzerine, Mahkemece sanıklara yüklenen suçlar nedeniyle açılan kamu davalarının 4616 sayılı Yasa’nın 1/4. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşmiştir.

Sanıklar, 4616 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin 4758 sayılı Yasa ile değişik 4. bendi uyarınca haklarında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuşlardır.

DAĞ KOMANDO OKULU VE EĞİTİM MERKEZİ KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ:20.10.2004 gün ve E:2004/869,K:2004/477 sayıyla;sanıklara yüklenen eylemin,jandarmanın mülki görevlerinin ifası sırasında ve bu görevden kaynaklanan nüfuzun kullanılması suretiyle işlenmiş olması karşısında, Türk Ceza Kanunu’nun 228. maddesinde düzenlenen memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu oluşturabileceği nedeniyle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Kaş Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

KAŞASLİYECEZA MAHKEMESİ: 26.1.2005günve E:2005/22, K:2005/3 sayıyla;4616 sayılı Yasa’nın niteliği gereği askeri mahkemece görevsizlik kararı verilmeyip kamu davasının ertelenmesine karar verildiği, böylece kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar veren mahkemenin, kamu davasının ortadan kaldırılmasına da karar vermek görev ve yetkisi içerisinde bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememizegönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Cafer ŞAT’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Erdoğan GENEL, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 3.4.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde askeri yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin askeri yargı, Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Turgut SÖNMEZ’in, davanın çözümünün askeri yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dosyanın incelenmesinden, sanıklar Yusuf Kelleli ile Mehmet Erol hakkında, Aralık 1997-Temmuz 1998 tarihleri arasında, Kaş İlçe Jandarma Komutanlığının kırtasiye ihtiyacını temin ettikleri Bilgin Kırtasiyeye olan kırtasiye borcunu karşılayamayınca, muhtelif işler özellikle av silahı ruhsat işlemleri için müracaat eden vatandaşlardan kırtasiye borçlarının karşılanması cihetine gittikleri, böylece, müteselsilen sair surette memuriyet nüfuzunu suiistimal etmek suçunu işledikleri ileri sürülerek açılan kamu davasında, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce, sanıkların Askeri Ceza Kanununun 115. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 1. Dairesi’nce, sanıklara yüklenen eylemlerin jandarmanın mülki görevinin ifası sırasında ve bu görevden kaynaklanan nüfuzun kullanılması suretiyle işlenmesi karşısında, askeri mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle hükmün görev yönünden bozulduğu, ancak askeri yargı yerince görevsizlik kararı verilmeyerek davaya devamla sanıklar hakkında açılan kamu davasının 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun, “Askeri Yargıtay’ca hükmün bozulması ve esasa hükmedilecek haller” başlığı altında düzenlenen 220. maddesinde, “Askeri Yargıtay hükmü bozmuş ise, işi yeniden inceleyip sonuçlandırmak üzere dava dosyasını hükmü bozulan askeri mahkemeye gönderir. Askeri Yargıtay, askeri mahkemenin usulsüz olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı hükmü bozmuş ise aynı zamanda bu işe ait dava dosyasını görevli veya yetkili mahkemeye gönderir. Görev ve yetki hususundaki kararlarına karşı, askeri mahkemelerin direnme hakları yoktur” denilmiştir.

Somut olayda, askeri yargı yerince, Askeri Yargıtay 1. Dairesi’nce verilen bozma kararı doğrultusunda görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya devam edilerek karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.

4616 sayılı Kanunun 1. maddesinin 4. fıkrasında, “...... verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir, varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zaman aşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.

Erteleme konusu suçun ……… verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir” hükmü yer almıştır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, sanıklar hakkında açılan kamu davası nedeniyle 4616 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılmış ve kamu davasının ertelenmesine karar verilmiştir. Adı geçen Kanun uyarınca, koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak kamu davasının ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağına karar verileceğine göre, yazılı emir dışında erteleme kararının ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, 4616 sayılı Kanunun niteliği gereği erteleme kararını veren yargı yerinin, kamu davasının ortadan kaldırılmasına da karar vermesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davanın askeri yargı yerinde görülmesi ve Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ASKERİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 20.10.2004 gün ve E:2004/869, K:2004/477 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 3.4.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/8

KARAR NO : 2006/8

KARAR TR. : 3.4.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Mülki (idari) görevlerine girmesi nedeniyle, jandarma personeli olan asker kişi sanık hakkındaaçılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: M.Ç.

O L A Y: Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık J. Er Mehmet Çevirmen’in, 03:00-06:00 saatleri arasında nezarethane nöbetçisi olarak görevli olduğu 22.6.2004 günü, izin tecavüzü suçu nedeniyle hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan, 18.2.2004 tarihinde Silvan Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararı ile vicahen tutuklanan, asker kişi olması nedeniyle Diyarbakır Askeri Cezaevine nakil işlemi için Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı’na teslim edilen, ancak güvenlik nedeniyle nakli yapılamadığından Komutanlığın nezarethanesine konulan, Mehmet Sayan’ın, 05:30 sıralarında yemekhaneye kahvaltı almak için gittiğinde kaçmasına sebep olduğu, böylece, görevi ihmal suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.1.2006 gün ve E:2005/29, K:2005/21 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

SİLVAN ASLİYE CEZA MAHKEMESİ:4.2.2005 gün veE:2005/26, K:2005/42 sayıyla;yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu’nun 76. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bu nedenle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ :30.6.2005 gün ve E:2005/1700, K:2005/582 sayıyla; sanığa yüklenen eylemin jandarmanın mülki görevleri sırasında işlendiği, jandarma personelinin ancak askeri hizmete ilişkin ve suç oluşturan eylemleri nedeniyle askeri yargı yerine yargılanabileceği, eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 303. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik karar vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası,7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Cafer ŞAT’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Erdoğan GENEL, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 3.4.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı, Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Turgut SÖNMEZ’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise öğretide ve uygulamada:

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 76. maddesinde “Askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçmaya aracı olmak suçlarını işleyen asker kişiler hakkında Türk Ceza Kanununun ikinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan hükümler uygulanır”; 140. maddesinde de “Bir mevkuf veya mahpusu muhafaza ve nezarete memur olup da kasden kaçıran veya firarını kolaylaştıran veyahut âmiri tarafından emrolunduğu veya vazifeten mecbur bulunduğu halde bir diğerini tevkif veya hapsetmeyen Türk Ceza Kanununun 301, 302, 303, 304, 305, 306 ve 307 nci maddeleri mucibince ceza görür” denilmiştir.

Askeri Ceza Kanunu’nun 76. maddesi ile atıf yapılan Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında “Tevkifhane ve hapishanelerden firar ve firara vesatat” başlığı altında düzenlenen 298. maddesinde, bir suçtan dolayı kanun dairesinde tutuklandıktan sonra kaçması, 299. maddesinde, mahkûmun hapisten kaçması suçları kurala bağlanmış, aynı fasılda yer alan 303. maddesinde ise “Firar maddesi memurun kayıtsızlık veya tedbirsizliğinden neşet etmiş ise memur hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası tertip olunur ve kaçağın görmekte olduğu ceza idam ve müebbet ağır hapis olduğu takdirde hapis cezası üç yıldan beş yıla uzar, bu iki surette ceza süresi kadar kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası da verilir” denilerek muhafız olarak görevlendirilen memurun kayıtsızlık veyatedbirsizlikletutukluyadahükümlününkaçmasınasebebiyet verenler hakkında yaptırımöngörülürken1.6.2005tarihindeyürürlüğegiren5252sayılıYasa’nın12. maddesinin (b) bendi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Yasa’nın 3. maddesinde, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununa yapılan yollamaların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılacağı, mevzuatta, yürürlükten kaldırılmış Türk Ceza Kanununun kitap, bab ve fasıllarına yapılmış olan yollamalar, o kitap, bab ve fasıl içinde yer almış hükümlerin karşılığını oluşturan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun maddelerine yapılmış sayılacağıhükme bağlanmıştır.

1.6.2005gününde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 292. maddesinde, hükümlü veya tutuklunun kaçması, 294. maddesinde de, gözaltına alınan veya tutuklanan kişinin kaçmasını sağlayan kişiler hakkında öngörülen yaptırım belirtilmiştir.

Yukarıda anlatımı yapıldığı gibi, suçun 1632 sayılı Yasa’nın 76 ve 140. maddelerine yapılan atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suç kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır.

Ancak sanık, Jandarma Personeli olduğuna göre, Jandarmanın hangi nitelikteki görevler ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayın meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevin, Yasa'da belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi gerekmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev Ve Yetkileri Kanunu’nun 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri:

a)Mülki görevleri;

Emniyetveasayişilekamu düzeninisağlamak,korumakvekollamak, kaçakçılığı

men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,

b)Adli görevleri;

İşlenmiş suçlarlailgili olarakkanunlarda belirtilen işlemleriyapmak vebunlarailişkin

adli hizmetleri yerine getirmek,

c)Askeri görevleri;

AskerikanunvenizamlarıngereğigörevlerleGenelkurmayBaşkanlığı'ncaverilen

görevleri yapmak,

d)Diğer görevleri;

Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara

dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak, şeklinde sayılmıştır.

Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin Dördüncü Kısım Üçüncü Bölüm’de, “Mülki Görevlerin Esasları” başlığı altında düzenlenen 45. maddesinin (h) fıkrasında, “Jandarma: Ceza infaz kurumlarının ve tutukevlerinin dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır. Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlar”, Onbirinci Bölüm’de “Jandarmanın Askeri Görevleri” arasında yer alan “Yakalanan Kaçak Askerlerin Sevki” başlığı altında düzenlenen 134. maddesinde ise, “Askeri kıt’a ve kurumlardan kaçanlar ile izin ya da hava değişimi sürelerini geçirenlerden yakalananlar, askerlik şubelerinin istemi üzerine jandarma nezarethanesinde tutulurlar. Bunlar, askerlik şubelerince gerekli işlemleri tamamlandıktan sonra kıt’a ve kurumlarına jandarma muhafazasında sevk edilirler” denilmiştir.

Olay tarihinde sanığın, hakkında gıyabi tutuklama kararı olup ta, bu tutuklama kararının vicahiye çevrilmesiyle Diyarbakır Askeri Cezaevine sevk edilmek üzere Komutanlığın nezaretinde tutulan tutuklu şahsın muhafazası ile görevli olduğu, bu nedenle yapmakta olduğu görevin jandarmanın mülki görevleri ile ilgili olduğu anlaşılmıştır.

2803 sayılı Yasa'nın 15. maddesinde, Jandarma personelinin askeri görevleri dışında kalan görevleri sırasında işlediği suç nedeniyle adli yargı yerinde yargılanacağı kuralı düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda, asker kişi sanığın mülki görevleri sırasında işlediği ileri sürülen suç nedeniyle adli yargı yerinde yargılanması gerekir.

Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Silvan Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Silvan Asliye Ceza Mahkemesi’nin 4.2.2005 gün ve E:2005/26, K:2005/42 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 3.4.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/9

KARAR NO : 2006/9

KARAR TR. : 3.4.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Askeri ve adli mahkemelere tabi kişilerin, müştereken suç işlemeleri halinde, eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise tüm sanıkların aSKERİ yargı yerinde yargılanmalarının gerek-tiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar: 1-H.S.

2-E.Ö.

3-K.A.

O L A Y: Alemdağ/İstanbul 15. Füze Üs Komutanlığı emrinde görevli sanık Hv. Kd. Üçvş. Harun Seven’in, 5.10.2002 günü, Erler Mühendislik Firmasının sahibi sivil kişi sanık Erdoğan Öztürk ve tanışmalarına aracılık eden sivil kişi sanık Kazım Akkuş ile, 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na ait G.A. Kani Akman kışlasındaki Ömerli mevkiide bulanan parsele Erler Mühendislik tarafından hafriyat dökülmesi konusunda anlaşıp, karşılığında 1.000.000.000.TL tutarında para istediği, paranın 600.000.000.TL. kadar kısmını aldığı, 7.10.2002 tarihinde de hafriyatın döküldüğü, böylece, sanığın görevine girmeyen ve yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak rüşvet almak suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 218. maddesi, sivil kişi sanık Erdoğan Öztürk’ün rüşvet vermek suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan aynı Kanun’un 213. maddesi, sivil kişi sanık Kazım Akkuş’un rüşvet vermek suçuna aracılık etmek suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan aynı Kanun’un 213, 216. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 26.5.2003 gün E:2003/129, K:2003/259 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 5.9.2003günveE:2003/845,K:2003/493 sayıyla; yüklenen suçların askeri bir hizmete ilişkin olmayıp, Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş bulunduğundan, yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, karar sanık Harun Seven tarafından temyiz edilmiş, diğer sanıklar yönünden kesinleşerek, dava dosyası, tefrik edilmek suretiyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

BAKIRKÖY 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ :9.11.2005 gün ve E:2003/327, K:2005/207 sayıyla; yüklenen suçun Askeri Ceza Kanununun 135. maddesindeki atıf sebebiyle askeri suç olduğu, diğer asker kişi sanıkla müştereken işlendiği, bu nedenle 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, kendisine gelmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Cafer ŞAT’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Erdoğan GENEL, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 3.4.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde askeri yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin askeri yargı, Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Turgut SÖNMEZ’in, davanın çözümünün askeri yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Rüşvet" başlığını taşıyan 135. maddesinde; "Askeri şahıslardan herhangi biri Türk Ceza Kanunu'nun üçüncü babının üçüncü faslında yazılı suçlardan birini işlerse o fasıldaki cezalarla cezalandırılır" hükmü yer almaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun üçüncü babının üçüncü faslında düzenlenen "Rüşvet" suçu; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 135. maddesindeki atıf sebebiyle askeri suç haline getirilmiştir.

353 sayılı Yasa'nın "müşterek suçlar" başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde; "Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir" denilmek suretiyle askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmiştir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında; görevsizlik kararı veren askeri mahkemece sanıklara yüklenen suçun "askeri suç" olmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de; olay kısmında ve yerel mahkemelerin görevsizlik kararlarında belirlendiği üzere sanıklara yüklenen eylem, Askeri Ceza Kanunu’nun 135. maddesindeki atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suç kapsamında bulunmaktadır.

Rüşvet suçu, rüşvet alanla veren arasında rüşvet hususunda anlaşmanın yapılması ile işlenmiş sayılır. Tarafların müşterek iradesini birleştiren rüşvet anlaşmasında, karşılıklı etkileşim ve azmettirme yönünden, eylemin 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesinde öngörüldüğü biçimde müştereken işlenmiş olduğunun kabulü gerekir.

Dosyanın incelenmesinden, asker kişi sanık Harun Seven hakkında açılan kamu davasının halen askeri yargı yerinde derdest olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesi hükmü uyarınca davanın çözümü askeri yargı yerine aittir.

Açıklanan nedenlerle, davanın asker kişi Harun Seven hakkında açılan kamu davası ile birlikte askeri yargı yerinde görülmesi ve Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ASKERİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 5.9.2003 gün ve E:2003/845, K:2003/493 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 3.4.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/11

KARAR NO : 2006/11

KARAR TR. : 1.5.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Asker kişi sanığa yüklenen "kasten yaralama" suçunun, askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: Ö.F.T.

O L A Y: 51002. Müh. Bl. Komutanlığı emrinde görevli olup, 18.1.2001 günü, 18:30-20:30 saatleri arasında 3 No’lu Kule nöbetçi devriye onbaşısı olarak görevlendirilen sanık Ord. Onb. Ö. Faruk Tarhan’ın, aynı Komutanlık emrinde aynı gün ve saatte posta nöbetçi onbaşısı olarak nöbetçileri hazırlayıp doldur boşalt istasyonuna oradan da nöbet yerlerine götürmekle görevlendirilen Ord. Onb. Numan Bayraktar’ın, silahlığa geldiğinde sanığın silahlıkta olmadığını fark etmesi üzerine, yemekhaneye gidip hala yemek yediğini görmesi ve gecikmemesi amacıyla nöbeti olduğundan bahisle sanığı sertçe uyarmasısonucunda çıkan tartışma sırasında, kafa atmak suretiyle Numan Bayraktar’ın burnunu kırdığı, böylece, amire fiilen taarruz suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 91/1, 106. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 31.10.2002 gün ve E:2002/1128, K:2002/651 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, sanığın yüklenen suç nedeniyle cezalandırılmasına karar vermiş, kararın adli müşavir ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 4. Dairesi, sanık ile mağdurun aynı rütbede olmaları sebebiyle, mağdurun Askeri Ceza Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında amir sayılabilmesi için maddede belirtilen nitelikleri haiz olup olmadığının, nöbet çizelgesi ve nöbet talimatı getirtilmek suretiyle belirlenmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmadan eksik bilgilerle hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

3. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 30.11.2004gün ve E:2004/483, K:2004/513 sayıyla; mağdurun, tuttuğu nöbetin silahsız ve teçhizatsız bir nöbet olması nedeniyle Askeri Ceza Kanunu’nun 15 ve 106. maddeleri anlamında amirlik himayesinden yararlanamayacağı, bu durumda yüklenen eylemin Türk Ceza Kanunu’un 456. maddesinde düzenlenen suçu oluşturması ve sanığın terhis edilmiş olmakla askeri mahkemedeyargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

ÇATALCA ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 27.12.2005 gün ve E:2005/289, K:2005/358 sayıyla; Askeri Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksik hususlar ikmal edilmeden, mağdurun sanığa göre “amir” sıfatını taşıyıp taşımadığı belirlenmeden, Türk Ceza Kanununun kapsamında yargılama yapılmak üzere görevsizlik kararı verilmiş ise de, eksik hususun ikmal edilmemesindeki belirsizliğin suça konu fiilin yargılanmasına ilişkin görevli mahkemeyi değiştirmeye yeterli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 1.5.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Kamil SEVİMLİ’nin, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 76. maddesinde, "Nöbet; askerlikteki müşterek hizmetlerin yapılmasını ve devamını sağlamak maksadı ile bu hizmetlerin belli bir sıra ve süre ile subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, erbaş ve erler ile Silahlı Kuvvetler Teşkilatı içinde vazifeli olan bilumum sivil şahıslar tarafından yapılmasıdır.

Nöbetçi: nöbet hizmetinin yapılması için görevlendirilen şahıstır” şeklinde tarif edilmiş, 77. maddesinde de, "Kıtalarda, karargahlarda ve askeri kurumlarda nöbet hizmetine tabi tutulacak personelin kimler olacağı, nöbet hizmetlerinin yapılış tarzı ile şekli ve nöbetçilere aitvazifelertalimatnameiletayinvetesbit olunur."denilmiştir.

1632 sayılı AskeriCezaKanunu'nun, "Nöbetçi, karakol, devriyenintarifi"başlığıaltındadüzenlenen 15. maddesinde;

"1-Bu kanunun tatbikatında nöbetçi hazarda ve seferde emniyet, muhafaza, disiplin, tarassut maksatlariyle silahlı olarak bir yere konulan ve muayyen bir talimatı bulunan tek veya çift askerdir.

2- Karakol hazarda veseferde aynı maksatlarla konulan ve biramir emrinde bulunan

silahlı bir kısım askerdir.

3-Devriye hazarda ve seferde aynı maksatlarla muayyen bir mıntakada seyyar olarak vazife yapan bir veya daha ziyade silahlı askerdir." denilmekte, benzer düzenleme İç Hizmet Kanunu'nun 78. maddesindede yer almaktadır.

Aynı Kanun'un 106. maddesinde "Askeri karakola, nöbetçiye ve devriyeye hakaret eden veya bunları dinlemiyen veya bunlara mukavemette bulunan yahut fiilen taarruz eden bu suçları amire karşı yapmış sayılır ve öylece cezalandırılır."denilmekte olup, her iki madde birlikte değerlendirildiğinde 15. maddede yazılı olan nöbetçilerin belli suçlar karşısında amir sayılacakları, daha açık bir anlatımla, maddede yazılı suçları işleyenlerin, bu suçları amire karşı işlemiş kabul edilerek ast gibi cezalandırılacakları; 12. maddesinde de “Bu kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malûm ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir” denilerek yasanın uygulanmasında hizmetin gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması hali olduğu belirtilmiştir.

Öteyandan,İçHizmetYönetmeliği'nin "Askerlikte Nöbet Hizmetleri"başlığı altında düzenlenen 382 ve devamı maddelerinde nöbet hizmetleriyle ilgili hükümler düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 395.maddesinde, "Kıt'alarda her Kuvvetin özelliğine uygun olarak nöbet hizmetleri yürütülür. Bu yönetmeliğin dışında kalan veya ayrıca özellik arzeden nöbet hizmetleri ihtiyaca göre komutanlıklarca; bu yönetmelik esasları gözönünde tutularak hazırlanıp uygulanır." denilmekte, 396. maddesinde, bölük nöbetçi onbaşılarının vazifeleri arasında, bölüğün hususi nöbet yerleri varsa nöbetçileri kendisinin götürüp değiştireceği hükme bağlanmıştır.

Açıklanan yasa hükümleri ile buna bağlı olarak İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği gibi mevzuat hükümleri gözetilerek amir olma durumunun tespit edilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, 1. Ordu Lojistik Destek Komutanlığı 51002. Mühimmat Bölük Komutanlığı’nın 30.9.2004 günlü yazısında, 18.1.2001 tarihli nöbet çizelgesinin imha edildiği, nöbet talimatının ise nöbet sisteminde yapılan değişiklik nedeniyle 3 No’lu devriye nöbetinin kaldırıldığı nedenleriyle gönderilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

Mağdurun olay sırasında Askeri Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığını gösterir belgelerin bulunamamış olması ve tuttuğu nöbetin silahsız, teçhizatsız olması karşısında, eylemin amire karşı yapıldığının kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Bu durum gözetildiğinde sanığa yüklenen eylemin Türk Ceza Kanununda düzenlenen kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle ve dosya içinde mevcut bilgi ve belgelerden yargılama sırasında sanığın terhis edildiğininanlaşılmış olması, yüklenensuçun askerisuç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.12.2005 gün ve E:2005/289, K:2005/358 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.5.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/12

KARAR NO : 2006/12

KARAR TR. : 1.5.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Asker kişi sanığa yüklenen"emniyeti suiistimal" suçunun, askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Yakınan: H.İ.H.

Sanık: Cihan Yorulmaz

O L A Y: Beyşehir İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık J.Er Cihan Yorulmaz'ın, 12.4.2002 günü, aynı Komutanlık emrinde görevli yakınan J.Er Halil İbrahim Hasbaş'ın kendisine ait bankamatik hesabından 30.000.000 TL. para çekmesi için verdiği bankamatik kartı ile yakınanınhesabından 430.000.000 TL. para çektiği, 30.000.000 TL. parayı yakınana verip, kalan 400.000.000 TL. parayı harcadığı, böylece, emniyeti suistimal suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 508, 522. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.6.2002 gün ve E:2002/259, K: 2002/124 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

BEYŞEHİR ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 3.7.2002 gün ve E:2002/156, K:2002/249 sayıyla; asker kişi sanığın, asker kişiye karşı işlediği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 28.3.2003 gün ve E:2003/560, K:2003/119 sayıyla; sanığa yüklenen eylemin, askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve yargılama sırasında sanığın terhis edilmesiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, karar kesinleşmeden Mahkememize gönderilen dava dosyasında,Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 29.9.2003 gün ve E:2003/52, K:2003/50 sayılı kararı ile, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, bu kez dosyadaki eksiklikler giderilip, adli ve askeri yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları kesinleştirilerek dava dosyası, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 1.5.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Kamil SEVİMLİ’nin, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Somut olayda, görevsizlik kararı veren adli yargı yerince asker kişi sanığa yüklenen eylemin asker kişiye karşı işlendiği gerekçesine yer verilmiş ise de, sanığın yargılama aşamasında terhis edildiğinin dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmış olması, yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanığın askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Beyşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Beyşehir Asliye Ceza Mahkemesi’nin 3.7.2002 gün ve E:2002/156, K:2002/249 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.5.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/14

KARAR NO : 2006/16

KARAR TR. : 10.7.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET:2247sayılı Yasa'nın 1ve 14.maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa'nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar: 1-F.İ

2-Ö.K.

3-S.S.

4-H.İ.T.

O L A Y: Ulaşlı Ordonat Cephane ve Depo Komutanlığı emrinde görevli sanıklar Dz. Er Ferhat İnce, Dz. Er Özgür Köse, Dz. Er Serkan Soysal ve Dz. Er Halil İbrahim Tosun’un, 7.2.2004 günü, sanıklardan Özgür Köse’nin çarşı iznine çıkan sanık Ferhat İnce’den para vererek dışarıdan içmek için esrar tedarik etmesini istemesi üzerine, Ferhat İnce’nin dışarıdan temin ettiği toz esrarı, Komutanlık binası içinde bulunan yazlık çay bahçesinde toplanarak beraberce içtikleri, böylece, uyuşturucu madde satın almak, uyuşturucu maddenin tedarik edilmesine aracı olmak, uyuşturucu madde kullanmak suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanıklardan Ferhat İnce ile Özgür Köse’nin ’nin eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 403/5, 404/2.,sanıklar Serkan Soysal ile Halil İbrahim Tosun’un eylemlerine uyan aynı Kanun’un 404/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 11.2.2004 gün ve E:2004/349, K:2004/98 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

DONANMA KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 18.3.2004 gün ve E:2004/297, K:2004/73 sayıyla; yargılama aşamasında, sanıklar Halil İbrahim Tosun ile Serkan Soysal’ın terhis edildikleri, 353 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca müştereken işledikleri eylemler nedeniyle, sanıkları birlikte yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

KOCAELİ 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ : 17.4.2006 gün ve E:2006/118, K:2006/87 sayıyla; 353 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmeyeceği, Serkan Soysal ile Halil İbrahim Tosun dışındaki sanıkların halen asker kişi sıfatlarının sürdüğü nedenleriyle sanıkları yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, itiraz yolu açık olmak üzere görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, KocaeliCumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN, Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 10.7.2006 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, başvurunun reddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Sevilay BATIR’ın başvurunun reddine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dosyanın incelenmesinde, adli yargı yerince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucuverilen görevsizlik kararının, sanıklar Ferhat İnce, Özgür Köse, Serkan Soysal ve Halil İbrahim Tosun’a tebliğ edilmediği, karara karşıitiraz yolunun açık bulunduğununbelirtildiğianlaşılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34. maddesi ikinci fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir”; 223. maddesinin onuncu fıkrasında, “Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır” denilmiştir.

Uyuşmazlığın incelenebilmesi için, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1 ve 14. maddeleri uyarınca, yargı yerlerince verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri yanında ayrıca, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 9.12.1931 gün ve E:1931/12, K:1931/48 sayılı kararında da belirtildiği gibi yargı yolunu değiştirmeye yönelik görevsizlik kararlarının temyize tabi oldukları kuşkusuzdur. Böylece, sanıklarabaşvurabileceği kanun yolu, mercii ve şekli gösterilmeyen, itiraz yolunun açık olduğu bildirilen ve tebliğ edilmeyen kararın kesinleşmesinden söz edilmesine olanak yoktur. Bu nedenle, sanıklara, yukarıda açıklanan haklarını belirtir nitelikte tebligat yapılarak temyiz süresinin beklenmesi, dava dosyası kesinleştikten sonra dosyanın Mahkememize gönderilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle, 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 10.7.2006 günüOYBİRLİĞİİLEKESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/15

KARAR NO : 2006/13

KARAR TR. : 5.6.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Sivil kişi sanık hakkında"çalıntı askeri malzemeyi bilerek satın almak " suçu nedeniyle açılan kamu davasının, 353 sayılı Yasa'nın11 ve1632 sayılı Yasa'nın Ek-6. maddeleri ile Askeri Ceza Kanunu’nun 192. maddesi uyarınca ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: S.A.

O L A Y: Sivil kişi sanık Sabri Aras’ın, 1.1.2005 günü, 90-100 litre kadar motorini, Aralık İlçe Jandarma KarakolKomutanlığına ait depodan çalan, aynı Komutanlık emrinde görevli J. Komd. Onb. Ahmet Çomak, J. Er Doğan Erdoğan ve J. Er Zekeriya Aşkın’dan, yiyecek ve rakı karşılığı satın aldığı, böylece, çalıntı askeri malzemeyi bilerek satın almak suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 131/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tarihsiz, E:2005/2004, K:2004/16 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

IĞDIR AĞIR CEZA MAHKEMESİ : 28.2.2005 gün ve E:2005/25, K:2005/34 sayıyla; yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen bir suçu oluşturduğu, sanığın diğer asker kişi sanıkların eylemlerine iştirak ettiği, bu nedenle, 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 12. Mekanize PiyadeTugayKomutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

12.MEKANİZE PİYADETUGAYKOMUTANLIĞIASKERİMAHKEMESİ:16.11.2005 günveE:2005/842, K:2005/677 sayıyla; sanığa yüklenen eylemin, asker kişi sanıkların işlemiş oldukları askeri malzemeyi çalmak ve satmak suçundan ayrı bir suç olduğu, bu suçun Askeri Ceza Kanunu’nun 192. maddesi uyarınca sivil şahıslar tarafından işlenmesi halinde yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası,12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; İhsan AKÇİN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN’ın, katılımlarıyla yapılan 5.6.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik bulunmadığı, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Müjdat TUNA’nın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, asker kişi sanıklar hakkında askeri savcılıkça, askeri eşyayı çalmak suçu nedeniyle askeri mahkemeye kamu davası açıldığı, mahkemece, her üç sanığın aralarında anlaşarak ve ortaklaşa hareket ederek askeri malzeme olan 90 litre mazotu çaldıklarının sübuta erdiği açıklanarak, sanıkların Askeri Ceza Kanunu’nun 131/1. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, sanığa yüklenen eylemin, asker kişi sanıklar ile müştereken işlendiği gerekçesine yer verilmiş ise de, asker kişi sanıklara yüklenen eylemin, askeri malzeme çalmak ve satmak , sanık Sabri Aras’a yüklenen eylemin ise çalıntı askeri malzemeyi bilerek satın almaksuçu olup, yüklenen eylemler iki ayrı suçu oluşturmaktadır.

Sanığın sivil kişi olması nedeniyle 353 sayılı Yasa'nın, asker olmayan (sivil) kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen 11. maddesi ile benzer düzenlemenin yer aldığı 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun EK.6. maddesi yönünden değerlendirilme yapılması gerekmektedir. Sanığayüklenen suçun, 353 sayılı Yasa'nın 11 ve Askeri Ceza Kanunu'nun Ek. 6. maddelerinde yer almadığı anlaşılmaktadır.

Askeri Ceza Kanunu’nun “Eşyayı ve malları çalan, satan, rehine veren ve alanlar” başlığı altında düzenlenen 131. maddesinde, “Askerî bir hizmet yaparken veya vazifeyi suiistimal ederek bir hizmet veya vazifeden ötürü tevdi veya emanet edilmiş olan para veya kıymeti ne olursa olsun bir eşyayı yahut kendisine tevdi veya emanet edilmiş olsa bile her türlü askerî erzak, eşya ve hayvanları çalanlar veya zimmetine geçirenler, yahut ihtilâs edenler veya satanlar, yahut rehine verenler ve bunları bilerek satın alanlar veya rehin kabul edenler veya gizliyenler beş seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılırlar”; 192. maddesinde de, “Askeri Ceza Kanunun 75, 29 uncu maddeleri ile 78 inci maddesinin C fıkrasının iki numarasında ve askeri eşyayı satın almak, rehin olarak kabul etmek ve gizlemek fillerine dair 131 inci maddede yazılı suçlar askeri mahkemeler tabi olmıyan siviller tarafından yapılırsa umumi mahkemeler bu kanun hükümlerini tatbik ederler”denilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, sanığa yüklenen “çalıntı askeri malzemeyi bilerek satın almak” suçunun 353 sayılı Yasa’nın 11 ve benzer düzenlemenin yer aldığı Askeri Ceza Kanunu’nun Ek-6. maddesi kapsamında bulunmaması ve aynı Yasa’nın 192. maddesi hükmü uyarınca davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.2.2005 gün ve E:2005/25, K:2005/34 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 5.6.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/18

KARAR NO : 2006/18

KARAR TR. : 10.7.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Asker kişi sanıklara yüklenen"resmi evrakta sahtekarlık, dolandırıcılık" suçlarının,askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar: 1-M.K.A.

2-O.Y.

3-E.Ö.

4-A.B.

5-Y.K.

O L A Y: Gelibolu 2. Kr. IV. Kademe Komutanlığı emrinde görevli sanıklar Tbp. Tğm. Mustafa Koray Akay, Ord. Er Erkan Özkaya, Ord. Onb. Ozan Yolcu, Shh. Çvş. Ayhan Bulut ve Ord. Onb. Yalçın Karaköy’ün, 1.1.2000-31.12.2000 tarihleri arasında aynı Komutanlık revirinde görevli oldukları sırada, sanıklardan Mustafa Koray Akay’ın, diğer sanıklar adına hasta olmadıkları halde fazla miktarda reçete ile ilaç yazdığı ve bu ilaçların adlarına yazılan kişiler tarafından mal edinildiği, izinlerinde beraberlerinde götürdükleri, ayrıca sanıklardan Erkan Özkaya’nın, Tbp. Tğm. İbrahim Koç ile Tbp. Tğm. Mustafa Şencan’ın kaşelerini ihtiva eden boş reçetelerden 17 adedini kendisi doldurup, bu kişilerin imzalarını taklit ederek Gelibolu 100 Yataklı Askeri Hastanesinde onaylatmak suretiyle reçete muhteviyatını mal edindiği, böylece, tüm sanıkların resmi evrakta sahtekarlık, bu suça iştirak etmek ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanıkların eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 64/1, 339/1, 80. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 5.3.2002 gün ve E:2002/340, K:2002/37 sayılı iddianame ve yine eylemlerine uyan aynı Kanun’un 504/7, 522, 80. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 20.5.2002 gün ve E:2002/340, K:2002/37 sayılı ek iddianame ile Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, kamu davası açılmıştır.

ÇANAKKALE AĞIRCEZA MAHKEMESİ: 28.12.2004gün ve E:2002/60, K:2004/377 sayıyla; sanıklara yüklenen sahte resmi evrak tanzim etmek suçunun, tüm sanıkların asker kişi olmaları ve olay yerinin askeri mahal olması nedeniyle Askeri Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup, askeri suç olduğu, dolandırıcılık suçunun da askeri suça bağlı suçolduğu, bu durumda askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesinin askeri mahkemenin görevini değiştirmeyeceği, yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 2. KolorduKomutanlığı AskeriMahkemesi’ne gönderilmiştir.

2. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ : 29.3.2005 gün ve E:2005/947, K:2005/86 sayıyla; sanıklara yüklenen eylemin askeri bir hizmet ya da görev ile ilgisibulunmadığından Askeri Ceza Kanunu’nun 134. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, eylemin Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen sahte resmi evrak tanzim etmek suçunu oluşturduğu nedeniyle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanıklardan Mustafa Koray Akay ve Erkan Özkaya tarafından temyiz edilen karar, bu sanıklar yönünden Askeri Yargıtay 4. Dairesi’nin onama kararı ile diğer sanıklar yönünden temyiz edilmeyerek, kesinleştikten sonra, dava dosyası, 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN, Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 10.7.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Sevilay BATIR’ın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun “Hizmet ve vazifenin ihlali”, başlıklı “Hakikata muhalif rapor layiha sair evrak tanzim ve ita edenler” başlığı altında düzenlenen 134. maddesinde, “Hizmete veya tevdi edilen bir vazifeye mütaalik olarak kasten hakikata muhalif rapor veya takrir veya layiha ve sair resmi evrak tanzim eden ve veren veyahut bunların hakikata muhalif olduğunu bilerek mafevklere takdime delalet eden altı aydan üç seneye kadar hapis ile cezalandırılır” denilmektedir.

Maddede yazılı suçun oluşumu için, asker kişinin, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak rapor, takrir, layiha vesair resmi evrakı hakikate muhalif olarak düzenlemesi veya bu şekilde düzenlendiğini bildiği belgeleri üstlerine takdim etmesi gerekmektedir. Olayda, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgiliolmayansuça konu reçetelerin, tamamen hastaların muayene ve tedavilerine yönelik belgeler olduklarıanlaşılmıştır. Bu nedenle, sanıklara yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenen suçla bir ilgisinin bulunmadığı, Türk Ceza Kanunu’nun 339. maddesinde düzenlenen suça uygun olduğu kanısına varılmıştır.

Sanıkların, yargılama aşamasında terhis edildikleridosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, sanıkların terhis edilmeleriyleaskeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.12.2004 gün ve E:2002/60, K:2004/377 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 10.7.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/19

KARAR NO: 2006/19

KARAR TR.: 10.7.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Sivil kişi sanıklar hakkında, 353 sayılı Yasa'nın 11 ve 1632 sayılı Yasa'nın Ek.6.maddelerikapsamında bulunmayan "resmi arttırma ve eksiltmeye hile karıştırmak " suçu nedeniyle açılan kamu davasının, ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanıklar: 1-A.B.E.

2-M.T.

3-E.Y

4-A.Ö.

5-M.D.

6-C.Ü.

7-Ü.B.

8-Y.V.

9-O.B.

10-İ.G.

11-N.Ş..

12-E.A.

13-Y.Y.

14-C.E.

15-G.G.

O L A Y: 1999-2000 yılları içerisinde, İstanbul İkmal Destek Komutanlığınca çeşitli malzeme alımı için ihale dosyası tanzim edilip, İstanbul Boğaz Satın Alma Komisyonuna gönderilmesi üzerine, komisyonun, ihaleleri vereceği firma sahiplerinden tüm teklifleri hazır etmelerini istediği, firma sahiplerinin de sivil kişi sanıklar Ali Bülent Ergin, Mehmet Türkoğlu, Enver Yılmaz, Ali Öztürk, Mustafa Dörter, Cem Üstündağ, Ülken Birgören, Yavuz Vardar, Osman Bebek, İbrahim Gedik, Nurettin Şeren, Ersin Ahlat, Yücel Yılmaz, Cengiz Ergül ve Gökhan Gündoğdu’dan komisyona sunulmak üzere kendi firmalarına ait boş antetli kağıt istedikleri, sanıklardan aldıkları boş teklif mektuplarını sanıklar adına doldurarak ihale komisyonuna sundukları ve ihaleleri aldıkları ileri sürülen sanıklar hakkında, resmi arttırma ve eksiltmeye hile karıştırmak suçu nedeniyle hazırlık soruşturmasını yürüten Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, yüklenen suçun askeri suç olmadığı, askeri suça bağlı bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.3.2004 gün ve E:2004/1359, K:2004/181 sayılı iddianamesiyle sanıkların eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle, satınalma komisyonu üyeleri, tahakkuk sürecindeki görevliler ve ita amirleri olmak üzere asker kişiler ile bu ihaleleri kazanan firmaların sahipleri olan sivil kişiler hakkında da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Sacılığı’nca devlet ihalesine fesat karıştırmak, rüşvet almak, rüşvet vermek suçları nedeniyle kamu davası açılmıştır.

ÜSKÜDAR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ :8.7.2004 gün ve E:2004/165, K:2004/242 sayıyla; iddianamede anlatılan olaylar ile ilgili olarak asker kişiler hakkında da askeri mahkemede kamu davası açıldığı, aynı olaylarla ilgili yargılamanın aynı mahkemede yapılmaması durumunda farklı sonuçlar ortaya çıkabileceğinden ve her iki dava dosyasının birlikte görülmesinin hakkaniyete uygun düşeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanıklardan Mustafa Dörter vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine, aynı Mahkemece, görevsizlik kararına karşı temyiz yolunun açık bulunmadığı belirtilerek temyiz dilekçesinin reddinekarar verilmiş, karar tebliğ edilmeden dava dosyası, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı AskeriMahkemesi’ne gönderilmiştir.

KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ:8.3.2005 gün ve E:2005/435, K:2005/73 sayıyla; sanıkların asker kişi sanıklarla bir irtibatı olmayıp, eylemlerini ticari şirket sahibi olan diğer arkadaşlarına yardım amacıyla gerçekleştirdikleri, yüklenen eylemin askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı, askeri mahalde ve asker kişilere karşı da işlenmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi üzerine, Mahkememizin 6.3.2006 gün ve E:2006/3, K:2006/3 sayı ile, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesinden sonra, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce dosyadaki eksiklik giderilerek, dava dosyası, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN, Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 10.7.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Sevilay BATIR’ın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, sivil kişi sanıklara isnad edilen suçların, Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş olmaları nedeniyleaskeri suç olmadığı anlaşılmaktadır.

Aynı Yasa’nın “Müşterek Suçlar” başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde,"askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir" denilmektedir. Buna göre, bir eylemin aynı kasıt altında birlikte gerçekleştirilmesi halinde suçun Askeri Ceza Kanununda belirtilen bir suç olması durumunda sanıklar hakkındaki yargılamanın askeri mahkemelerde; Askeri Ceza Kanununda belirtilmeyenbir suçun işlenmesi halinde ise adliye mahkemelerine ait olduğu kuşkusuzdur.

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın, 1.8.2003 gün ve E:2003/66, K:2003/384 sayılı iddianamesi ile satınalma komisyon üyeleri, tahakkuk görevlileri asker kişiler ile ihaleleri kazanan sivil kişiler hakkında devlet ihalesine fesat karıştırmak, rüşvet almak, rüşvet vermeksuçlarından kamu davası açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, iddianame içeriğinden sivil kişi sanıklara yüklenen suç ile asker kişi sanıklara yüklenen suçlar arasında353 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde belirtilen biçimde bir bağlantı bulunmadığı, bu eylemlerin asker kişi sanıkların eylemlerinden bağımsız olarak sivil kişi sanıklar tarafından birlikte işlendiği, bu nedenle bu suçların asker kişi sanıklar ile müştereken birlikte işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Bu durumda, sivil kişi sanıklar hakkında resmi arttırma ve eksiltmeye hile karıştırmak suçu nedeniyle açılan ve olumsuz görev uyuşmazlığına konu olan kamu davasında görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için, asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmalarını düzenleyen 353 sayılı Kanunun 11. maddesi ile benzer düzenlemenin yer aldığı 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nunEk-6 maddeleri yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Sözü edilen maddelerin incelenmesinde, sanıklara isnad edilen suçların bu maddelerde sayılan suçlardan olmadığı, daha açık bir ifade ile sivil kişi sanıkları isnad edilen suçlar nedeniyle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle, sanıklara yüklenen suçların askeri suç olmaması, asker kişi sanıklar ile birlikte müştereken işlendiğinin ileri sürülmemesi nedenleriyle kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Üsküdar2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 8.7.2004 gün ve E:2004/165, K:2004/242 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 10.7.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/20

KARAR NO : 2006/20

KARAR TR. : 10.7.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Asker kişi sanıklara yüklenen"meslek ve sanatta acemilik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermek" suçunun, askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargı-lanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGIyerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Ölen: İ.K.

Sanıklar: 1-O.İ.

2-E.D.

O L A Y: Diyarbakır 16. Zırh Tg. Komutanlığı emrinde görevli sanık Tbp. Atğm. Orkun İnan’ın 7.3.2004 tarihinde mide ağrısı şikayeti nedeniyle ambulansla kışla revirine getirilen aynı Komutanlık emrinde görevli P. Er İlimdar Kartal’a“ulcus” tanısı koyarak ulcuran ampul yapılması talimatını verip koğuşa gönderdiği, 8.3.2004 günü, ağrılarının devam ettiğini ve içtimaya gidemiyecek kadar kötü olduğunu vizite sorumlusuna ifade eden İlimdar Kartal’ın revire götürüldüğü, revirde görevli sanık Tbp. Atğm. Erkan Duruk’un, “idrar yolları enfeksiyonu + gastrit” tanısı koyarak 3 gün yatak istirahati raporu verdiği, koğuşa götürülen hastanın daha sonra fenalaşarak öldüğü, otopsi sonucunda kesin ölüm sebebinin mide perforasyonu (delinmesi) olarak tesbit edildiği, sanıkların birbirlerine eklenen ve meslek ve sanatta acemilikten kaynaklanan kusurlu davranışları ile, mide perforasyonu rahatsızlığından ölen İlimdar Kartal’ın ölümü arasında nedensellik bağı bulunduğu, böylece sanıkların meslek ve sanatta acemilik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermek suçunu işledikleriileri sürülerek eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 455/1-3 maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 18.12.2004 gün ve E:2004/874, K:2004/298 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 7.10.2004gün ve E:2004/1515, K:2004/840 sayıyla; sanıklara yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve yargılama aşamasındaterhis edilmiş olmaları nedeniyle askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesildiği, yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

DİYARBAKIR 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 7.6.2005 gün ve E:2005/393, K:2005/920 sayıyla; yüklenen eylemin, asker kişi tarafından asker kişiye karşı, askeri mahalde, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlendiği nedenleriyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, kendisine gelmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Hasan DENGİZ, M.Sadık LİMAN, Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 10.7.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözü-münde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Sevilay BATIR’ın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Sanıkların yargılama aşamasında terhis edildikleridosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, sanıkların terhis edilmeleriyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi veDiyarbakır1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 7.6.2005 gün ve E:2005/393, K:2005/920 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 10.7.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/21

KARAR NO : 2006/21

KARAR TR. : 2.10.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET:Asker kişi sanıklara yüklenen"iştirak halinde kanunun tayin ettiği hududu tecavüz ederek bir kişiyi öldürmek, bir kişiyi yaralamak" suçlarının, askeri suç olmaması,askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGIyerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Maktül: E.K.

Mağdur: Ö.Y.

Sanıklar :1- R.M.

2- E.A.

3- K.S.

4- İ.Ö.

5- H.G.

6- A.D.

O L A Y : Van/Erciş 10. P. Tug. Komutanlığı emrinde görevli sanıklar P. Çvş. Raşit Mutlu, P. Onb. Ergün Aydın, P. Onb. Kamil Sinen ile P. Erler İlkay Özcan, Hakan Güner ve Ahmet Demir’in, 5.10.2000 günü, bölgede yapılan operasyonlar sırasında, pusu, arazi arama ve tarama görevi nedeniyle Gülizar tepede konuşlandıkları sırada, bulundukları tepeye gelmekte olan jandarma komando bölüğünün hareket ve ilerleyişi hakkında bilgi verilmemesi nedeniyle, bölüğün önünde kılavuz olarak hareket eden köy korucularının kürtçe konuşmalarından dolayı teröristlerin mevzilere sızma yaptıklarını zannederek açtıkları yoğun ateş sonucunda, Jan. Kom. Onb. Erkan Karaçoban’ın öldüğü, Uzm. J. Çvş. Özlem Yılmaz’ın yaralandığı, böylece, iştirak halinde kanunun tayin ettiği hududu tecavüz ederek bir kişiyi öldürmek, bir kişiyi yaralamak suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanıkların eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 448, 463, 50, 64/1, 456/4, 457/1, 463, 50, 64/1. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmaları istemiyle, 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 28.2.2001 gün ve E:2001/163, K:2001/95 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

9. KOLORDUKOMUTANLIĞIASKERİMAHKEMESİ :2.6.2003günveE:2003/33,

K:2003/289 sayıyla; sanıklara yüklenen eylemin, askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve yargılama sırasında sanıkların terhis edilmeleriyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kesildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

DOĞUBAYAZIT AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 9.11.2005 gün ve E:2004/130, K:2005/184 sayıyla; asker kişi sanıkların, askerlik hizmet ve görevlerine ilişkin olarak işledikleri ileri sürülen suçlar nedeniyle askeri mahkemede yargılanmalarının gerektiği, terhis edilmiş olmalarının bu durumu değiştirmeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, karar kesinleşmeden Mahkememize gönderilen dava dosyasında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 3.4.2006 gün ve E:2006/7, K:2006/7 sayılı kararı ile, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, bu kez dosyadaki eksiklikler giderilip karar kesinleştirilerek dava dosyası, kendisine gelmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Hasan DENGİZ’in katılımlarıyla yapılan 02.10.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Yavuz ÇOLAK’ın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Sanıkların yargılama aşamasında terhis edildikleridosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, sanıkların terhis edilmeleriyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi veDoğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9.11.2005 gün ve E:2004/130, K:2005/184 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 02.10.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/23

KARAR NO : 2006/23

KARAR TR. : 2.10.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET:2247sayılı Yasa'nın 1ve 14.maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa'nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: M.K.

O L A Y: Batman J. Komd. Özl. Hrk. Tb. 2. (B) Bölük Komutanlığı emrinde görevli sanık J. Uzm.Onb.MehmetKöse’nin,3.5.2001 günü,aynıKomutanlıkemrindegörevli J. Uzm. Onb. Menderes Vurgun’un dolabında bulunan cüzdanından Yapı Kredi Bankasına ait visa kredi kartını alarak 216.000.000. T.L. tutarında harcama yaptığı, J. Uzm. Çvş. Mehmet Bayram’ın dolabında bulunan cüzdanından 50 Alman Markı para ile aynı bankaya ait kredi kartını alarak, hesabından 340.000.000. T.L. tutarında para çektiği, böylece, üstünün parasını ve eşyasını çalmak, arkadaşının parasını ve eşyasını çalmak suçlarını işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 132.(iki kez) maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 18.5.2001 gün ve E:2001/1895, K:2001/422 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, yüklenen eylemler nedeniyle sanığın cezalandırılmasına karar vermiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 2. Dairesi hükmün usul yönünden bozulmasına karar vermiştir.

7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 3.8.2004 gün ve E:2004/218, K:2004/614 sayıyla;

1-Sanık Mehmet Köse’nin, 50 Alman Markı çaldığından bahisle açılan kamu davası nedeniyle beraatine,

2- J.Uzm. Çvş. Mehmet Bayram’a ait kredi kartını çalıp para çekmek ve J. Uzm. Onb. Menderes Vurgun’un kredi kartını çalmak suretiyle üstünün ve arkadaşının eşyasını ve parasını çalmak suçları nedeniyle cezalandırılmasına,

3-Menderes Vurgun’un kredi kartını kullanarak alışveriş yaptığından bahisle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, bu suçun askeri suç olmadığı, sanığın yargılama aşamasında terhis edildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesiüzerine,Askeri Yargıtay 2. Dairesi’nce, hükmün onanmasına karar verilmiş, dava dosyası, Batman Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

Batman Asliye Ceza Mahkemesi, yüklenen eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 504/3. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, delillerin takdiri ve karar vermek görevinin yüksek görevli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, Batman Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

BATMAN AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 29.12.2005gün ve E:2005/116, K:2005/362 sayıyla; asker kişi sanığı, asker kişiye karşı işlediği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, kendisine gelmekle,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememizegönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Hasan DENGİZ’in katılımlarıyla yapılan 02.10.2006 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, başvurunun reddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Yavuz ÇOLAK’ın başvurunun reddine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dosyanın incelenmesinden, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının, duruşmada bulunmayan sanık Mehmet Köse’yetebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 10. fıkrasında, “Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır” düzenlemesi yer almıştır.

Uyuşmazlığın incelenebilmesi için, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1 ve 14. maddeleri uyarınca, yargı yerlerince verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 9.12.1931 gün ve E:1931/12, K:1931/48 sayılı kararında da belirtildiği gibi yargı yolunu değiştirmeye yönelik görevsizlik kararlarının temyize tabi oldukları kuşkusuzdur. Böylece, sanık Mehmet Köse’ye tebliğ edilmeyen görevsizlik kararının kesinleşmesinden söz edilmesine olanak yoktur.

Açıklanan nedenlerle, BatmanAğır Ceza Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle, 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 02.10.2006 günüOYBİRLİĞİİLEKESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESASNO: 2006/24

KARAR NO : 2006/24

KARAR TR. : 2.10.2006

(Ceza Bölümü)

ÖZET:Asker kişi sanığa yüklenen "örgütün veya amacının propagandasını yapmak" suçunun, askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGIyerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı: K.H.

Sanık: Y.K.

O L A Y: Beytüşşebap Taktik J. Komd. A. Krh.Tk. Komutanlığı emrinde görevli sanık J. Er Yusuf Karaaslan’ın, 1.6.2005 günü, yasak olmasına rağmen birlik içerisinde cep telefonu kullandığının tespit edilmesi üzerine, emre itaatsizlikte ısrar suçu nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma sırasında, kullandığı cep telefonunun giden mesajlar kısmında, pkk terör örgütü sözde başkanı Abdullah Öcalan’ı “imralıdaki güneş”, öldürülen örgüt mensuplarını “devrim şehidi”, olarak nitelendirmek suretiyle ve“özgür kürdistan” söylemiyle bölücü terör örgütünün propaganda faaliyetini yürüttüğü, böylece, örgütün veya amacının propagandasını yapmak suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/8. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.4.2006 gün ve E:2006/18, K:2006/8 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

BEYTÜŞŞEBAP ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 12.4.2006 gün ve E:2006/22, K:2006/25 sayıyla; asker kişi sanığı, askeri mahalde işlendiği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 2. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

2. HAVA KUVVET KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 26.5.2006gün ve E:2006/1828, K:2006/680 sayıyla; sanığa yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve yargılama aşamasındaterhis edilmiş olması nedeniyle askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesildiği, yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, 2. Hava KuvvetKomutanlığı Askeri Savcılığı’nca,Mahkememizegönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Hasan DENGİZ’in katılımlarıyla yapılan 02.10.2006 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME : Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ :Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözü-münde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin adli yargı,Askeri YargıtayBaşsavcıYardımcısı Yavuz ÇOLAK’ın, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince, sanığa yüklenen eylemin, askeri mahalde işlendiği gerekçesine yer verilmiş ise de, sanığın yargılama aşamasında terhis edildiği, dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.

Bu durumda, yüklenen suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Beytüşşebap Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Beytüşşebap Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.4.2006 gün ve E:2006/22, K:2006/25 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 02.10.2006 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.