|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2002/47
Karar Sayısı:
2006/1
Karar Günü:
5.1.2006
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Onuncu Daire
İTİRAZIN KONUSU : 24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının
Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’nın 2.
ve 10. maddelerineaykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait
Antalya Limanı’nın işletme hakkının devrine ilişkin Özelleştirme Yüksek
Kurulu kararı ile bu karara dayanılarak yapılan ihalenin iptali istemiyle
açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Danıştay Onuncu Dairesi iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
“Türkiye Liman ve Kara
Tahmil Tahliye İşçileri Sendikası (Liman İş) tarafından Türkiye Denizcilik
İşletmeleri’ne ait Antalya Limanı’nın işletme hakkının 30 yıl süreyle
devrine ilişkin 15.7.1998 tarih ve 98/44 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu
Kararının ilgili maddelerinin ve bu Karara dayanılarak yapılan ihalenin;
işletme hakkı bedelinin düşük saptanmak suretiyle kamunun zarara uğratıldığı,
limandaki bazı teçhizat ve araçların satış usulü ile devredilmesi
gerekirken ihale bedeline dahil edildiği, limanların işletme hakkının
devrinin ancak ihale sözleşmesi ile mümkün olacağı iddialarıyla
Özelleştirme İdare Başkanlığına karşı açılan dava sonucunda Antalya 2.
İdare Mahkemesince; Antalya limanının özelleştirilmesinin 4046 sayılı Yasa
dayanak alınmak suretiyle gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı, yasada
öngörülen usul ve esaslar gözetilerek özelleştirme yönteminin uygulanması,
değer tespit komisyonunun oluşumu ve değer tespiti çalışmalarının yapılması
ve diğer iddialar yönünden de yasalara aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle
davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan İdare Mahkemesinin 18.5.1999
tarih ve E:1998/595, K:1999/473 sayılı kararının temyizen
incelenip bozulması istemi üzerine oluşturulan dosya incelenerek gereği
düşünüldü.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesinde, “Kamu
hizmeti gören kuruluşların mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesine
ilişkin konularda bu Kanunun 1. maddesinde öngörülen ayrı kanunlarla
düzenleme yapılmasına ilişkin şartlar saklı kalmak kaydıyla;
a) Genel ve katma bütçeli
idarelerlebunlara bağlı döner
sermayeli kuruluşların mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıklarının
(baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer
mal ve hizmet üretim birimleri).
b) Bu Kanunun 35. maddesinin (B)
bendinde belirtilen ve kamu hizmeti gören tekel niteliğindeki mal ve
hizmetleri üreten kamu iktisadi kuruluşları ile bunların müessese, bağlı
ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin,
İşletme haklarının verilmesi veya
kiralanması ve mülkiyetindevri
dışındakibenzeridiğer yöntemlerle özelleştirilmesi bu
Kanun hükümleri çerçevesinde yapılır.
Genel ve katma bütçeli idarelerle
bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların sadece tekel niteliğindeki mal
ve hizmet üretim faaliyetleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının temel
kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet, üretim faaliyetleri imtiyaz
addolunur. Bunların dışındakiler imtiyaz sayılmaz. Bu madde gereğince imtiyaz
sayılan faaliyetlerle ilgili olarak yapılacak anlaşma ve sözleşmeler
imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri niteliğinde olup, diğer kanunlarınbu hususları düzenleyen özel hükümleri
saklıdır.
Bu madde gereğince işletme hakkı
verilmesi, kiralanması veya benzeri diğer yöntemlerle kullanma hakkının
devri süresi 49 yılı geçemez.” hükmüne yer
verilmiştir.
4046 sayılı Yasanın 15. maddesi 5.
fıkrası ile imtiyaz alanı yeniden düzenlenmiştir.
Kamu hizmetlerinin özel kesime
gördürülebilmesi yolu olan imtiyaz ile kamu hizmetinin yapılması
ayrıcalığının belirli koşullar ile özel kesime devredilmesi mümkün olup. bu
koşulların, imtiyaz sözleşmesi ile düzenlenmesi yasal bir zorunluluktur.
Anlaşmazlık konusu olayda Antalya
Limanı’nın İşletme hakkı devrinin; bu limanı bünyesinde bulunduran Türkiye
Denizcilik İşletmesinin İktisadi Devlet Teşekkülü olması nedeniyle. 4046
sayılı Yasanın 15. maddesi 5. fıkrası hükmü kapsamında imtiyaz
sözleşmesiyle değil idari sözleşme ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Kurulumuzca, uyuşmazlığın kaynaklandığı
4046 sayılı Yasanın 15. maddesi 5. fıkrasının davacının bu yöndeki
iddiaları da dikkate alınarak Anayasaya uygunluğunun incelenmesi gerekli
görülmüştür.
Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin
nitelikleri; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve
adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk Devletidir.” olarak belirlenmiştir.
Bir hukuk devletinde idarenin her türlü
eylem ve işleminin hukuk kurallarına uygun bulunacağı ve yargı denetimine
tabi tutulacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan hukuk devletinin
sınırlarının Anayasa ve yasalarla çizileceği esas olup, yasaların yapılması
amacıyla yasama organına tanınan yetkilerin ve takdir hakkının da sınırsız
olmadığı tabiidir.
Anayasanın 10. maddesi 3. fıkrasında:
“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde
eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” kuralına yer
verilmiştir.
4046 sayılı Yasanın 15. maddesi
fıkrasında, genel ve katma bütçeli idarelerle, bunlara bağlı döner
sermayeli kuruluşların sadece tekel niteliğindeki mal ve hizmet üretim
faaliyetleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına
uygun mal ve hizmet faaliyetleri imtiyaz addolunurken, iktisadi devlet
teşekküllerince üretilen mal ve hizmetler bu kapsamın dışında tutulmuştur.
Bir hizmetin kamu hizmeti olup olmadığı
saptanırken Anayasa Mahkemesi kararlarında sürekli olarak yinelendiği üzere
o hizmetin niteliğine bakılması gerekmektedir. Kamu hizmeti olan bir
hizmetin, özel kesimce yürütülmesi onun kamu hizmeti niteliğini
etkilemeyecektir.
Kamu hizmetinin temel niteliği; genelde
o hizmetin Devletçe veya kamu kurumlarınca görülmesidir. Özellikle otoyol
işletmesi, demiryolu ulaşımı, hava meydanı ve liman işletmeleri gibi hem
doğal hem de ekonomik yapısı yönünden tekel olan hizmetlerin özel kişilere
gördürülmesi özel kişilere imtiyaz verilmesi anlamındadır.
Bu itibarla imtiyaz olarak gördürülecek
hizmetin, aynı nitelikte olmasına karşın ait olduğu teşebbüsün kamu
iktisadi kuruluşu olması yada iktisadi devlet teşekkülü tarafından
sunuluyor olması hizmetin niteliğini değiştirmeyecektir.
Dava konusu işlemin, tesis edilme
şeklinin belirlenmesine dayanak oluşturan 4046 sayılı Yasanın 15. maddesi
fıkrası kamu iktisadi kuruluşunun mal ve hizmet üretim faaliyetleri imtiyaz
kapsamına alındığı halde aynı hizmeti gören iktisadi devlet teşekküllerinin bu kapsama
alınmamış olması Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlali anlamındadır.
Açıklanan nedenlerle, 4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi 5.
fıkrasının Anayasanın 2 ve 10. maddeleri hükümlerini ihlal eder biçimde
eksik düzenlendiği sonucuna ulaşıldığından, anılan hükmün iptali istemiyle
Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, dava dosyasının Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar bekletilmesine 11.12.2001 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un itiraz konusu kuralı da
içeren 15. maddesi şöyledir:
“Kamu hizmeti gören kuruluşların
mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesine ilişkin konularda bu Kanunun 1
inci maddesinde öngörülen ayrı kanunlarla düzenleme yapılmasına ilişkin
şartlar saklı kalmak kaydıyla;
a)Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli
kuruluşların mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıklarının (baraj, gölet,
otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet
üretim birimleri),
b) Bu Kanunun 35 inci maddesinin (B)
bendinde belirtilen ve kamu hizmeti gören tekel niteliğindeki mal ve
hizmetleri üreten kamu iktisadî kuruluşları ile bunların müessese, bağlı
ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin,
İşletme haklarının verilmesi veya
kiralanması ve mülkiyetin devri dışındaki benzeri diğer yöntemlerle
özelleştirilmesi bu Kanun hükümleri çerçevesinde yapılır.
Genel ve katma bütçeli idarelerle
bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların sadece tekel niteliğindeki mal
ve hizmet üretim faaliyetleri ile kamu iktisadî kuruluşlarının temel
kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim faaliyetleri imtiyaz
addolunur. Bunların dışındakiler imtiyaz sayılmaz. Bu madde gereğince
imtiyaz sayılan faaliyetlerle ilgili olarak yapılacak anlaşma ve
sözleşmeler imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri niteliğinde olup, diğer
kanunların bu hususları düzenleyen özel hükümleri saklıdır.
Bu madde gereğince işletme hakkı
verilmesi, kiralama veya benzeri diğer yöntemlerle kullanma hakkının devri
süresi 49 yılı geçemez.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 2. ve 10.
maddelerine dayanılmış olup, Mahkememizce 47. maddesi ilgili görülmüştür.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet
AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılımlarıyla
27.3.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, itiraz konusu
Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kamu iktisadî
kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim
faaliyetlerinin imtiyaz kapsamına alındığı halde iktisadi devlet
teşekküllerinin aynı nitelikteki hizmetlerinin imtiyaz kapsamına alınmamış
olmasının eşitlik
ilkesine aykırı olduğu, Anayasa’nın 2.
ve 10. maddelerini ihlal eden ve eksik düzenleme niteliği taşıyan 4046
sayılı Yasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasının iptal edilmesi gerektiği
ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre Anayasa
Mahkemesi kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü’nün Anayasa’ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından
ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Bu durumda, itiraz
konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 47. maddesi yönünden de
incelenmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesinin ikinci
fıkrasında, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli
kuruluşların sadece tekel niteliğindeki mal ve hizmet üretim faaliyetleri
ile kamu iktisadî kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve
hizmet üretim faaliyetlerinin imtiyaz addolunacağı, bunların dışındakilerin
imtiyaz sayılmayacağı, bu madde gereğince imtiyaz sayılan faaliyetlerle
ilgili olarak yapılacak anlaşma ve sözleşmelerin imtiyaz şartlaşma ve
sözleşmeleri niteliğinde olduğu belirtilmiş ve diğer kanunların bu hususları
düzenleyen özel hükümleri saklı tutulmuştur.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan
hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin ve Anayasa’nın bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Hukuk Devletinde yasakoyucu,
Anayasa kurallarına bağlı kalmak koşulu ile ihtiyaç duyduğu yasal
düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın 47. maddesinin 4446 sayılı
Yasa’nın 1. maddesiyle eklenen dördüncü fıkrasında, Devlet, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve
hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya
tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceğinin kanunla
belirleneceği hükmü yer almaktadır. Buna göre Devlet, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerine yürüttükleri yatırım ve
hizmetleri özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere
yaptırabilme veya devredebilme yetkisi tanınması karşısında, 4046 sayılı
Yasa’nın 15. maddesinde öngörülen belirli mal ve hizmetlerin imtiyaz
addolunarak bunların dışında kalanların imtiyaz sayılmayacağı yolundaki
düzenlemenin yasakoyucunun takdir yetkisi içinde
olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural, Anayasa’nın 2. ve 47. maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi
gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, bu görüşlere
değişik gerekçe ile katılmıştır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10.
maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
24.11.1994 günlü, 4046 sayılı “Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un15. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,5.1.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU
|
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
DEĞİŞİK OY GEREKÇESİ
Başvuru kararında, 4046
Sayılı Yasa’nın 15. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasıyla genel ve
katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların sadece
tekel niteliğindeki mal ve hizmet üretim faaliyetleri ile kamu iktisadi
kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet faaliyetleri
imtiyaz addolunurken, iktisadi devlet teşekküllerince üretilen mal ve
hizmetlerin bu kapsam dışında tutulmasının, imtiyaz olarak gördürülecek
hizmetin aynı nitelikte olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Hukukun temel ilkeleri
arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer
verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,
felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
“Yasa önünde eşitlik
ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile
eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve
uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.
İmtiyaz olarak
gördürülecek hizmetlerin aynı nitelikte olması kuşkusuz, bunların kamu
iktisadi kuruluşu veya iktisadi devlet teşekkülü tarafından yürütülmelerine
göre farklı kurallara bağlı tutulmalarına engel oluşturmaz. Bu durumda, söz
konusu kuruluşların farklı hukuksal konumda bulunmalarına karşın aynı
hizmeti yürütmekte olduklarına bakılarak aralarında eşitlik karşılaştırması
yapılması olanaklı değildir.
Öte yandan, Anayasa’nın
47. maddesinin dördüncü fıkrasında, devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve
diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden
hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere
yaptırılabileceği veya devredilebileceğinin kanunla belirleneceğinin
öngörülmüş olması karşısında, kamu iktisadi teşebbüsleri tarafından
yürütülen yatırım ve hizmetlerden bazılarının yasa koyucunun takdirine
bağlı olarak gerçek veya tüzel kişilere gördürülmesi diğerlerinin ise
kapsam dışında bırakılması olanaklı olduğundan aynı kuruluşların hizmetleri
yönünden dahi eşitlik karşılaştırması yapılmasının güçlüğü ortadadır.
Açıklanan nedenlerle
çoğunluk görüşüne değişik gerekçe ile katılıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|