|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2006/80
Karar Sayısı : 2006/67
Karar Günü : 30.5.2006
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME : Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle
değiştirilen 168. maddesininAnayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I-
OLAY
Çalıntı
kredi kartı ile alış veriş yapmak suretiyle kendisine menfaat temin etmek
suçundan sanık hakkında açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II-
İTİRAZ İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir :
“5237 sayılı TCK’nun
168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin TCK’nun
245/1 fıkrasındaki banka kredi kartı çalıp alışveriş yapan ve bu şekilde
hırsızlık yapıp menfaat temin eden olaydaki sanık hakkında uygulanmaması
Anayasa’nın 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça
aykırıdır.
Çünkü TCK’nun
168. maddesinde açıkça, hırsızlık suçunu işleyene, dolandırıcılık suçu
işleyene (bankayı veya kamu kurumunu,veya kamu kurumunu aracı kılarak veya
mesleğini alet ederek veya iletişim araçlarını veya bilişim sistemlerinin
kullanılması suretiyle işlenenler dahil olmak üzere), hileli iflas
ettirenlere, mala zarar verenlere, taksirli iflas edenlere, güveni kötüye
kullananlara, karşılıksız yararlanma suçunu işleyenlere, yağma suçunu
işleyenlere,
Kovuşturma başlamadan önce failin veya
şeriklerinin bizzat pişmanlık aynen geri verir veya tazmin ederse üçte
ikisine kadar indirim yapılmasını; kovuşturma sonrası bu şekilde tazmin
edilmesi halinde yarısına kadar indirim yapılmasını âmirdir.
5237 SK.nun
2. maddesinin 3. fıkrasında da Ceza Kanunu’nda kıyas yasağı getirilmiştir. Gene
Anayasa’nın 10. maddesine paralel olarak 3. maddesinde kanun önünde eşitlik
ilkesi tekrarlanmıştır.
5237 sayılı Kanun’un ikinci kitap,
ikinci kısım, onuncu bölümünde ‘malvarlığına karşı suçlar’ olarak,
hırsızlık, yağma, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli ve taksirli iflas, karşılıksız yararlanma, suç eşyasının satın
alınması suçları düzenlenmiş ve bu suçlarda ilişkin 168. maddesinde etkin
pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un ikinci kitap üçüncü
kısım onuncu bölümde ‘Bilişim sistemine karşı suçlar’ kısmında, 245/1
fıkrasındaki kredi kartının kötüye kullanılması olarak, ‘başkasına ait bir
banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya
elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi
gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak
kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan 6 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır’,
hükmü yer almıştır.
TCK’nun 245/2 ve 3. fıkralarındaki eylemler
daha da karmaşık bilişim sistemlerini gerektirdiği veya daha fazla örgütlü
ve teknolojik donanımları kullanmayı gerektirdiği açık ise de 245/1
maddesindeki eylemin basit kredi kartı hırsızlığı olduğu veya bir nevi
hırsızlıktaki taklit anahtar kullanma gibi değerlendirilebilecek ve
doğrudan doğruya malvarlığına ilişkin olan ve hırsızlık suçlarına
paralellik göstermesine karşın bunun Malvarlığına karşı suçlar kısmında
düzenlenmedi diye 168 m.sinin uygulama alanı dışında
bırakılması, aynı tür suç işleyenlere farklı kanun hükümleri uygulanmasını
ve bu meyan da ne kadar pişmanlık gösterirse göstersin, ne kadar mağdurun
zararını karşılarsa karşılasın etkin pişmanlıktan yararlandırmamak aynı tür
suç işleyerek aynı yönde menfaat (malvarlığı) elde eden kişiler arasında
eşitsizliği getireceği,
Bir anlamda bu tür suçun mağduru
olanların zararının karşılanmasını bir nevi engelleyeceği (çünkü suç
işleyen ne kadar pişman olursa olsun mağdurun zararını karşılasa dahi
cezasında indirim olmayacağını bilen sanığın zararı karşılama veya tazmin
yönünde kılını dahi kıpırdatmayacağı, suçtan sağlanan menfaati geri vermeye
veya mağdurun zararını karşılamaya yanaşmayacağı) TCK’nun
168. maddesinin getiriliş amacına yani mağdurun zararını izole etmeye
teşvik ve toplum barışını bir anlamda sağlama ilkesine aykırı olacağı
açıktır.
5237 sayılı TCK’nun
148. ve 149. maddesindeki yağma suçlarında bile etkin pişmanlık gösteren
sanıklara soruşturma öncesi tazmin edilirse 1/2 oranında indirim yapılacağı
kovuşturma aşamasında tazmin edilirse 1/3 oranda indirim yapılacağı hükmü TCK’nun, 168. maddesinde emredici hüküm olarak hükme
bağlandığı (silah zoru ile bir mağdurun parasını veya değerli eşyasını
çalan sanığın pişmanlığını ve zararı tazminine olanak sağlayan 168.
maddesinin bu olaydaki gibi kredi kartı çalınması ve kullanılmasında tazmin
edilse dahi indirim hükmü getirilmemesi)
En önemlisi, bir bankayı bile en son
teknolojik aletlerle ve diyelim ki örgütlü olarak dolandıranlara veya banka
veya çok önemli ve binlerce kişiyi ilgilendiren bir büyük şirketi bile
iflas ettirene zararı tazmin ederse indirim ve etkin pişmanlık hükümleri
getiren TCK’nun sırf bu olayda olduğu gibi
hırsızlıkla işyerindeki masadan çalman kredi kartı ile toplamda 637 YTL.lik alışveriş yapan sanığa etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmaması kanun önünde eşitliği öngören Anayasanın 10. maddesine ve TCK’nun 3. maddesindeki hükümlerine aykırılık
oluşturacağı ve çelişki teşkil ettiği açıktır.”
III-
İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 29.6.2005 günlü,5377 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle
değiştirilen itiraz konusu168. maddesi şöyledir;
“Madde 168 -
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni
kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve
karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle
hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım
edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri
verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın
üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma
başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde,
verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin
pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde
yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.”
IV-
İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme
raporu, itiraz konusu yasa kuralı ve bunun gerekçesi ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesi’ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin
görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın da o davada
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik
evrelerinde, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada
olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikteki kurallardır.
Başkasına ait kredi kartını çaldıktan sonra bununla
alışveriş yapan sanık hakkında açılan kamu davasında, Cumhuriyet
Savcısının, itiraz konusu kuralda yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin
sanık hakkında açılan davaya konu suç bakımından da uygulanması gerekirken
uygulanmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu görüşünü ciddi bulan
Mahkeme iptali için başvurmuştur.
5237 sayılı Kanun’un itiraz konusu maddesindehırsızlık, mala zarar verme, güveni
kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas ve
karşılıksız yararlanma ile yağma suçları için etkinlik pişmanlık halinde
yapılacak indirim şartları ile oranları belirlenmiş; aynı Yasa’nın 245.
maddesinin de yer aldığı Onuncu Bölüm’deki “bilişim alanında suçlar” ise
madde kapsamına alınmamıştır.
İddianamede sanığa yüklenen ve yargılama aşamasında
değişmeyen suçun niteliği ile uygulanması istenen sevk maddeleri olan 5237
sayılı Kanun’un 245(1), 53., 54. ve 63. maddelerine bakıldığında, itiraz
konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanma durumunun bulunmadığı
anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle
reddi gerekir.
V- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun,
29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Yasa’nın 20. maddesiyle değiştirilen 168.
maddesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada
uygulanma olanağı bulunmadığından, bu maddeye ilişkin başvurunun
Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,30.5.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Tülay
TUĞCU
|
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Mustafa
YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Cafer
ŞAT
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Şevket
APALAK
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
|