← Resmî Gazete · 15 Ağustos 2006 · Sayı 26260
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 14, 18 ve 19. Hukuk Dairelerine Ait4 Adet Karar
Metin
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden: Esas No: 2006/6449 Karar No: 2006/7273 Mahkemesi: Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi: 5/2/2002 Numarası: 2001/298-2002/68 Davacı: PETER OLAF JELONEK Davalı: SS DAMLA KONUT YAPI KOOP. Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2/4/2001 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5/2/2002 günlü hükmün YargıtaycaincelenmesiyazılıemiryoluylaYargıtayCumhuriyet Başsavcılığı tarafındanistenilmeklesüresindeolduğuanlaşılantemyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Davacı, 1305 parsel sayılı taşınmazdaki kooperatif tarafından yapılan inşaatta 45 blok, 90 numaralı bağımsız bölümü kooperatif ortağı Emine Çetin'den satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Kararın temyizen incelenmesi yazılı emir yoluyla talep edilmiştir. Dava kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı,devraldığıkooperatifortaklığıpayınınadınatescilini istemektedir.TaşınmaztapudasınırlısorumluAlanyaDamlaYapı Kooperatifi adına kayıtlıdır. Bir davada subjektif hakkı ihlal edilen kişi davacı bu hakkı ihlal ettiği iddia edilen kişi ise davalı sıfatına sahiptir. Tapu iptali tescildavalarında mülkiyet hakkının aktarılmadığı iddiası esastır. Bu hakkı aktarım borcu ise tapu malikine aittir. Davadahusumetin davalı sıfatına sahip olan tapu malikine yöneltilmesi gerekir. Somut olayda; dava kooperatif ortağı olduğu iddia edilen ve tapuda maliki olmayan kişiye yöneltilmiş olup, tapu malikine husumet yöneltilmemiştir.Davanın doğru hasımayöneltilmemesi nedeniyle davalısıfatıyokluğundan reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 22/6/2006 gününde oybirliği ile karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No:2006/5101 Karar No:2006/5568 Davacı Ülkü Bayram'a velayeten babası Ali Bayram, annesi Emine Bayram ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bağcılar 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 5.10.2005 günlü ve 2005/366-434 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.6.2006 gün ve Hukuk-112018 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAYKARARI Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Ülkü ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 15.12.1985 doğumlu Murat arasında düzeltilen doğum tarihine göre sadece 4 ay 20 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır. Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 4.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No:2006/5100 Karar No:2006/5945 Davacı Ahmet Savran vekili ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bala Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 30.9.2004 günlü ve 2004/40-166 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.6.2006 gün ve Hukuk-112017 sayılı yazısıyla kanun yararınatemyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAYKARARI Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir. Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir. Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No: 2006/4792 KararNo: 2006/7417 Mahkemesi: Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi Dava Tarihi: 20.7.2005 Karar Tarihi: 26.10.2005 Davacı: Ekom Endüstri İnş. A.Ş. Davalı: ASKİ Genel Müdürlüğü Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi üzerine hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosya içindeki tüm belge ve evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının abonesi olup, su tüketimine ilişkin borcunu ödediğini ancak bu ödemenin bilgi işlem sisteminde görülmediğinden mükerrer olarak müvekkili tarafından yeniden bu borcun ödenmek zorunda kalındığını davalının mükerrer tahsilatı iade etmemesi üzerine dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinden fazla alınan bedelin faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, uyuşmazlık konusu olan 2005/5 tüketim dönemine ilişkin olarak düzenlenen faturanın davalıdan mükerrer olarak tahsil edildiği gerekçesi ile 1.724.35 YTL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu karar aleyhine Adalet Bakanlığının ilgili yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması talebinde bulunulmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekili dava dilekçesinde dava değerini 1.724.35 YTL olarak göstermiş olup bu miktar üzerinden harç yatırılmış ve mahkemece de aynı miktara hükmedilmiş olduğundan davada reddedilen bir kısım bulunmamasına göre yapılan yargılama giderinin davalının üzerinde bırakılmasında isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı tacir olup uyuşmazlığa konu alacak ticari işletmesi ile ilgilidir. 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı kanun ile 3095 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonucunda anılan kanun 2/2 maddesi uyarınca arada ticari sözleşme olmasa dahi ticari işlerde avans faizi istenebilir. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin avans faizi yerine reeskont faizine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. 3-(1) nolu bentte de açıklandığı gibi davada redddedilen bir müddeabih bölümü olmadığı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, vekalet ücreti yargılama giderlerinden olup, davanın taraflarına yönelik olarak hükmedilmesi gerekirken vekiller lehine vekalet ücretine karar verilmesi de kabul şekli itibari ile doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK.'nun 427/7 maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile bozulmasına, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine 6.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
||||||