← Resmî Gazete · 19 Temmuz 2006 · Sayı 26233

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

T.C. Resmî Gazete

19 Temmuz 2006 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 26233

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/3188

Karar No: 2006/9718

İncelenen Kararın:

Mahkemesi:Kahramanmaraş Aile Mahkemesi

Tarihi:14/6/2005

Numarası:2005/364-2005/501

Davacı:Asuman Kenger ve Mahmut Kenger

Davalı:Hamit Tekinşen

Dava Türü:Evlat Edinme

Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacılar Asuman ve Mahmut Kenger vekili tarafından davalı Hamit Tekinşen'e karşı 15.4.2005 tarihinde açılan davada, davacıların yedi yıldan beri evli oldukları belirtilerek davacı Asuman'ın boşandığı eşi davalı Hamit Tekinşen'den olan kızı Fatma Nur Tekinşen'in davacılar tarafından birlikte evlat edinilmesine karar verilmesinin istendiği mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğine göre 2/2/1991 doğumlu Fatma Nur Tekinşen'in dava tarihinde ondört yaşını tamamlamış olduğu anlaşılmıştır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308. maddesinde yer alan hükümde, ayırt etme gücüne sahip olan küçüğün rızası olmadıkça evlat edinilemeyeceği öngörülmüştür.

Mahkemece, dava tarihinde onbeş yaşında olduğu anlaşılan küçüğün rızası alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Diğer taraftan; adı geçen küçüğün annesi olan Asuman Kenger yönünden davanın reddi gerekirken, annenin kendi çocuğunu evlat edinmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmüştür.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.19/6/2006 (Pzt.)

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/3057

Karar No:2006/3979

Davacı Kezban Gündoğan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şiran Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 6/7/2005 günlü ve 2004/137-2005/98 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 4/4/2006 gün ve Hukuk-40741 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı Kezban Gündoğan'ın 6/9/2004 tarihinde Şiran Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, gerçekte var olmadığı (dünyaya gelmediği) halde nüfusa oğlu olarak tescil edilen ve nüfus kayıtlarında sağ olarak görünen 1/7/1973 doğumlu Hüseyin Gündoğan'ın nüfus kaydının iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dava, gerçekte var olmayan kişinin nüfus kaydının iptaline ilişkindir.

1587 Sayılı Nüfus Kanununun 46. maddesinin birinci fıkrası hükmünde "yaş, ad, soyadı ve diğer kayıt düzeltme davaları ilgilinin oturduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde Cumhuriyet Savcısı ve nüfus başmemuru veya nüfus memuru huzuruyla görülür ve karara bağlanır" denilmektedir. Kamu düzeni ile ilgili olarak getirilen sözkonusu hüküm uyarınca bu davalarda Nüfus Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcısı yasal hasım durumundadır.

Anılanhükümuyarıncanüfusidaresininyasalhasım olarakiştirakininzorunlu olduğuşahsinüfusdavalarında nüfus idaresi aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilemez.

Mahkemece, nüfus müdürlüğünün davaya yasal hasım olarak katıldığı dikkate alınmayarak davalı idarenin yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesi kararda nüfus müdürlüğünün harçtan muaf olduğu da belirtildiği halde davacı tarafından ödenen yargı harcının davacı üzerinde bırakılması gerekirken davacıya iadesine karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itiraz-larının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 11/5/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/3801

Karar No:2006/4491

Davacı Satı Ebrar Karakuş'a velayeten babası Cafer Karakuş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 26/7/2005 günlü ve 2005/139E.-328K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 24/3/2006 gün ve Hukuk- 40740 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dava evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydında doğum gününün düzeltilmesi, adının değiştirilmesi istenilen çocuğa velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesine, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de ana ve babanınvelayetleriçerçevesindeçocuklarınıtemsil edecekleri ilkesi yine ayrım yapılmadan getirilmiştir. Emredici nitelikte bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamındaana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirilip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir diğer eşin katılımın veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30/5/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/3482

Karar No:2006/4610

Davacı Hüseyin Yıldız ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 16/8/2005 günlü ve 2005/573 E. 642 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 19/4/2006 gün ve Hukuk-2006/57277 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı dava dilekçesinde, kendisinin nüfus kütüğüne kaydının yapılmadığını, 1/12/1969 tarihinde doğan ve 2 yıl sonra ölen kardeşinin adı ve doğum tarihi ile yaşadığını belirterek doğum tarihinin gün ve ay aynı kalmak kaydıyla dört yaş küçültülmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne 1/12/1969 doğumlu Hüseyin Yıldız'ın ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesine, davacının nüfus kaydının yapılarak doğum tarihinin 1/12/1973 olarak tesciline karar verilmiş olup, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesi nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu ve davacının bugüne kadar nüfusa kaydedilmediği, kendisinden önce doğup ölmüş olan kardeşinin nüfus kaydını kullandığı anlaşılmakla; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 7/1 maddesi gereğince görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 1/6/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No:2006/4160

Karar No:2006/4616

Davacı Abdurrahan Korkmaz ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 13/6/2005 günlü ve 2005/423-467 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2005 gün ve Hukuk-2005/182434 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı Abdullah Korkmaz nüfus kaydındaki Hasan Hüsni olan baba adının Hasan Hüsnü olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilen aile nüfus kaydı içeriğinden davacının babasının nüfus kütüğüne 5/11/1320 tarihinde Hasan Hüsni adıyla tescil edildiği ve bu adla yaşayıp, 15/8/1964 yılında öldüğü bu durumda davacının babasının adının Hasan Hüsni olduğu ve bunun nüfus kaydına ve dayanak belgelere uygun bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itiraz-larının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 26/5/2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.