← Resmî Gazete · 8 Ağustos 2005
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 7 Adet Karar
Metin
|
Yargıtay Kararları Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/8438 Karar:2005/10486 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Yığılca A.H. Tarihi: 10.02.2005 Numarası: 2004/126-2005/18 Davacı:Mehmet Ergül ve Güldane Ergül Davalı:Selver Sarı Dava Türü: Evlat Edinmeye İzin TemyizEden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacılar Mehmet Ergül ve Güldane Ergül 18.11.2004 tarihli dava dilekçesi ile davalı Selver Sarı'yı evlat edinmelerine izin verilmesini istedikleri, mahkemece davanın kabulü ile davacıların adı geçen kişiyi evlat edinmelerine izin verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308. maddesinde "Evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şarttır. " hükmü mevcuttur. 20.03.1962 doğumlu olan davacı Güldane Ergül ile dava ve hüküm tarihinde ergin olan 05.03.1980 doğumlu evlat edinilmek istenen Selver Sarı arasındaki yaş farkının on sekiz olmayıp 17 yıl 11 ay 15 gün olduğu dikkate alınmadan, Medeni Kanunun 308. maddesine aykırı olarak davacı Güldane Ergül’ün talebinin kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Medeni Kanunun 313. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş olması hali düzenlenmiştir. Aynı Kanunun, evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinin l. fıkrasında "Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir." 2. fıkrasında da " Araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir. " hükmü mevcuttur. Mahkemece, Medeni Kanunun 313/1. maddesinin 2. bendindeki halin mevcut olup olmadığı ispat edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan tarafların beyanları ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ayrıca, anılan Kanunun 315. maddesi gereğince evlatlık ilişkisi mahkeme kararı ile kurulacağından, Mahkemece Selver Sarı'nın Mehmet Ergül ve Güldane Ergül tarafından evlat edinilmesine izin verilmesine şeklinde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 4.7.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/8436 Karar:2005/10489 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Edirne Aile Mahkemesi Tarihi: 10.5.2004 Numarası: 2004/48-2004/426 Davacı: Yaşariye Dindoruk Davalı: Nejdet DöndolaşKayyım: İsmail Aksu Dava Türü: Babalığın Tespiti TemyizEden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Delil ile ispatı zorunlu bulunan hallerde kabul, hukuki sonuç doğurmamaktadır. (H.U.M.K. mad.95). Nesebin reddi ve babalık gibi konular kamu düzenine ilişkin bulunduğu için bu tür davalarda sadece karşı tarafın kabulüne dayanılarak isteğe uygun karar verilemeyeceğinden taraflardan delillerinin sorulup toplanması, kan ve genetik bulgular yönünden resen araştırma yapılması gerekirken, karşı tarafın kabulüne dayanılarak eksik inceleme ile yukarıda açıklanan hükme aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 4.7.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/7731 Karar:2005/10957 İncelenen Kararın: Mahkemesi:Polatlı 1. A.H. Tarihi:9.9.2003 Numarası:2003/134 - 2003/392 Davacı:Ayşe Yılmaz Davalı:İbrahim Güler ve Gülhanım Güler Dava Türü:Evlat Edinme TemyizEden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 305. maddesinin l. fıkrasına göre bir küçüğün evlat edinilmesi, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır. Aynı Kanunun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde; “Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir. Araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliğinin ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir.” Mahkemece Türk Medeni Kanununun 305. maddesinin 1. fıkrasındaki şartın gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ayrıca anılan Kanunun 315. maddesi uyarınca evlatlık ilişkisi mahkeme kararı ile kurulacağından, mahkemece küçüklerin evlat edinilmelerine izin verilmesine şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 11.7.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/9197 Karar:2005/11719 İncelenen Kararın: Mahkemesi:Battalgazi A.H. Tarihi:10.6.2004 Numarası:2004/35-2004/107 Davacı:Nezihe Türkeş Davalı:Hikmet Aydın, Remziye Aydın ve Naime Canbay Dava Türü:İştirak Mül. Müş. Mül. Çevrilmesi TemyizEden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davada, murislerden 1/2 hissesi oranında intikal eden taşınmaz üzerindeki iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesine karar verilmesinin istendiği, mahkemece-davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinde Sulh Hakiminin görevleri belirlenmiş olup, aynı maddenin 3. fıkrasında Sulh Mahkemesinin bu ve diğer kanunların Sulh Mahkemesi veya hakimlerini görevlendirdiği dava ve işlere bakacağı hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 644. maddesi ile iştirak halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesi ile ilgili davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme getirildiğinden, bu davalarda Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince görevin malın kıymetine göre belirlenmesi şeklindeki uygulama sona ermiştir. Mahkemenin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Dava ve hüküm tarihinde, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, dava dilekçesinin resen görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.7.2005 —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/5787 Karar:2005/6782 Davacı Havze Demirkol tarafından davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan davada Havze olan adının Derya, 24.9.1977 olan doğum tarihinin 24.9.1981 olarak düzeltilmesi istenilmiş, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 27.7.2004 günlü ve 2004/284-385 sayılı doğum tarihinin düzeltilmesi ile ilgili kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.6.2005 gün ve Hukuk 2005/101407 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Mahkemece Havze Demirkol’un 24.9.1977 olan doğum tarihi 24.9.1981 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 24.12.1977 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydının söz konusu olamıyacağı açıktır. Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 27.6.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/5786 Karar:2005/6783 Davacı Leman Bam ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 28.4.2004 günlü ve 2004/138-130 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.6.2005 gün ve Hukuk 2005/101408 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Mahkemece Leman Bam’ın 7.3.1945 olan doğum tarihi 7.3.1946 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 13.3.1945 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydının söz konusu olamıyacağı açıktır. Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 27.6.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/6203 Karar:2005/7391 Davacı Abuzer Arica ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Battalgazi Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 19.12.2002 günlü ve 2002/125-159 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 21.6.2005 gün ve Hukuk-115617 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAYKARARI 1- 1587 sayılı Nüfus Yasasının 46. maddesi hükmüne göre, yaş, ad ve soyadı ve diğer kayıt düzeltme davaları ilgilinin oturduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde Cumhuriyet Savcısı ve nüfus müdürü veya nüfus memuru huzuruyla görülür ve karara bağlanır. Yasanın bu hükmü gözetilmeden Nüfus İdaresi Temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması, 2- Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarını temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir. Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir. Bu bakımdan mahkemece davacıya, nüfus kayıtlarına göre sağ olduğu anlaşılan eşi Hazal’ı davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması, Usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 12.7.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. |