← Resmî Gazete · 17 Nisan 2005
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Ait 6 Adet Karar
Metin
|
Yargıtay Kararları Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/874 Karar:2005/4061 İncelenen Kararın Mahkemesi: Dörtyol S.H. Tarihi: 30.09.1999 Numarası:1999/341-1999/337 Davacı:Hatice Demirci Davalı:Hasımsız Dava Türü: Vasi Tayini Temyiz Eden :Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 263. maddesi hükmüne göre evlilik mevcut iken, ana ve baba velayet haklarını beraberce kullanırlar. Aynı Kanununun 264. maddesi uyarınca da eşlerden birinin vefatı halinde velayet sağ kalan eşe, boşanma halinde ise çocukların tevdi olduğu tarafa ait olur.Asıl olan küçüklerin velayet altında bulunmasıdır. Ayrıca velayet nez edilmedikçe vasi tayinine karar verilmesi mümkün değildir. Dava dilekçesi içeriğinden davacının eşinden boşandığı anlaşıldığından, mahkemece müşterek çocukların velayetlerinin anne ve babadan hangisine verildiği hususunun araştırılarak anneye verildiğinin tespit edilmesi üzerine, babanın ölümü velayet hakkının anne tarafından kullanılmaya devam edilmesini engellemeyeceğinden, ayrıca anne hakkında velayetin nez'ine ilişkin bir karar da bulunmadığından velayet altında bulunan küçüklerin vesayet altına alınamayacakları nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasayaaykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 16.03.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas: 2005/1638 Karar: 2005/4271 İncelenen Kararın Mahkemesi: Elazığ 2. A.H. Tarihi:27.06.2002 Numarası:2002/332 - 2002/591 Davacı: İskender Murat Bulanıklı Davalı:Zehra Bulanıklı Dava Türü:Evlat Edinme Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili tarafından 20.05.2002 tarihli dava dilekçesiyle açılan davada, davacının 1965 doğumlu Zehra Bulanıklı'yı evlat edinmesine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 313. maddesinde ergin ve kısıtlıların hangi hallerde evlat edinilebileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde; "Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edilen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir. Araştırmada özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir." hükmü mevcuttur. Mahkemece Medeni Kanunun 313. maddesinde belirtilen halin mevcut olup olmadığı tespit edilmeden, 316. maddesi gereğince evlat edinen dinlenmeden ve kapsamlı bir araştırma yapılmadan sadece evlat edinilen beyanı ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas: 2005/1635 Karar: 2005/4300 İncelenen Kararın Mahkemesi:Karabük S.H. Tarihi: 11.7.2003 Numarası:2003/445-2003/456 Davacı:Nail Beşir Davalı: Hasımsız Dava Türü:Evlenmeye İzin Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1 — 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinin birinci bendinde, 22.11.2001 tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesi öngörülmüştür. Mahkemece, anılan hüküm uyarınca evlenmeye izin davalarında aile mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak resen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2 — 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 124. maddesinin 2. fıkrası ile "Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir" hükmü getirilmiştir. Dosyada mevcut nüfus kaydından evlenmesine izin verilmesi istenilen 25.05.1989 doğumlu Yeliz'in dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, onaltı yaşını doldurmamış olan küçüğün evlenmesine izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas: 2005/2133 Karar: 2005/4855 İncelenen Kararın Mahkemesi:Karşıyaka Aile Mahkemesi Tarihi:9.9.2003 Numarası:2003/1755-2003/231 Davacı:Sevim Narcıoğlu-Halil Narcıoğlu Davalı:Hasımsız Dava Türü:Evlenmeye İzin Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacılar tarafından 02.09.2003 tarihinde hasımsız olarak açılan davada, velayet altında bulunan 01.09.1987 doğumlu Işıl'ın evlenmesine izin verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile "Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir" hükmü getirilmiştir. Mahkemece, olağanüstü durumun ve pek önemli nedenin varlığına ilişkin deliller sorulup toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile Medeni Kanununun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenme izni verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2005/2135 Karar:2005/4785 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Bitlis A.H. Tarihi: 17.7.2001 Numarası: 2001/38-2001/102 Davacı: Melekşah Çetin Davalı: Hacice Bozkurt Dava Türü: Nesebin Düzeltilmesi Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Melekşah Çetin tarafından 20.03.2001 tarihinde Hacice Bozkurt aleyhine açılan davada, 1997 yılında davalının oğlu Veysi ile gayri resmi olarak evlenmesinden itibaren yaklaşık bir yıl sonra hamile iken Veysi'nin vefat ettiği, onun ölümünden kısa bir süre sonra müşterek çocukları Sibel'in doğduğu ileri sürülerek adı geçen küçüğün nesebinin tashihine karar verilmesinin talep edildiği, yargılama sırasında Veysi Bozkurt'un mirasçılarının da davaya dahil edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 02.05.1960 gün ve 5/8 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde ve 07.11.1962 gün ve 2/79-55 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında değinildiği gibi dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre, annenin evlilik dışı doğan çocuğunun üzerinde velayet hakkı bulunmamaktadır. AynıKanunun374.maddesi uyarınca velayet altında bulunmayan her küçüğe bir vasi atanması gerekmektedir. Küçük velayet altında bulunsa dahi 376. madde uyarınca bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün menfaati birbirine zıt olursa, ananın her zaman çocuğun yararına davranmayabileceği ihtimali gözetilerek anadan başka bir kişi tarafından çocuğun korunması amacıyla kayyım tayin edilmesi gerekmektedir. Yine, 743 Sayılı Kanunun 298. maddesinde "Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatini siyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder" hükmü mevcuttur. Açıklanan yasal düzenlemelere göre mahkemece, küçük için kayyım tayin edilmesi, davaya katılmasına imkan hazırlanması, davaya katıldığı ve delil gösterdiği takdirde onun da delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonucuna göre hüküm tesis olunması gerekirken bu hususlar gözetilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Diğer taraftan; 1587 Sayılı Nüfus Kanununa göre evlenme, doğum ve ölüm olaylarını siciline işleme görevi Nüfus İdaresine aittir. Aynı Kanunun 20. maddesi uyarınca evlilik dışında doğmuş çocuk, anasının aile kütüğüne, ananın soyadı ve onun bildireceği baba adı ile yazılır. Mahkemece, davacının kızı Sibel'in babasının Veysi Bozkurt olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde baba hanesine kaydedilmesine karar verilmesi de doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas: 2005/2134 Karar: 2005/4925 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Ankara 4.Aile Mahkemesi Tarihi: 12.2.2004 Numarası: 2004/21-2004/110 Davacı: Şehriban Erdem Davalı: Hasımsız Dava Türü: Evlenmeye İzin Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Şehriban Erdem tarafından 14.01.2004 tarihinde hasımsız olarak açılan davada, ana ve babası dinlenmeden evlenmesine izin verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 126. maddesine "küçük yasal temsilcinin izni olmadan evlenemez." 128. maddesinde ise "hakim haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir" hükümleri yer almaktadır. Dosya için mevcut nüfus kayıt örneklerinden davacının ana ve babasının sağ oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava ve hüküm tarihinde onyedi yaşını doldurup onsekiz yaşını ikmal etmeyendavacınınyasaltemsilcisidinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile Medeni Kanunun 128. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenme izni verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2005 |