← Resmî Gazete · 20 Mart 2005

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Ait 3 Adet Karar

Metin

Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas:2005/16433

Karar:2005/2331

İncelenen Kararın

Mahkemesi:Elazığ 2. A.H.

Tarihi:16.12.2003

Numarası:2003/714- 2003/710

Davacılar:1- Hitami Koç2-Zülfiye Koç

Davalılar:1-Bekir Çiftçi2-Behiye Çiftçi

Dava Türü: Evlat Edinme

Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacılar vekilinin 13.10.2003 tarihinde açtığı davada, davalıların velayeti altında bulunan 27.10.1998 doğumlu Ömer Faruk Çiftçi'nin müvekkilleri tarafından evlat edinilmesine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308. maddesinde yer alan hüküm uyarınca ayır etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlat edinilemez.

Mahkemece, dava tarihinde onbeş yaşında olan evlat edinilmek istenilen küçüğün rızası alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Diğer taraftan; aynı Kanunun 305. maddesinin 1. fıkrasına göre bir küçüğün evlat edinilmesi, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.

Anılan Kanunun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde de;

"Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir.

Araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir." hükmü mevcuttur.

Mahkemece Türk Medeni Kanunun 305. maddesinin 1. fıkrasındaki şartın gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.02.2005

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas:2004/16304

Karar:2005/2235

İncelenen Kararın

Mahkemesi:Karşıyaka 5. A.H.

Tarihi:28.02.2002

Numarası:2002/33 - 2002/166

Davacı:Kadriye Müjgan Yadeli

Davalı:Nüfus Müdürlüğü

Dava Türü:Nüfus Kayıt Düzeltilmesi

Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Nüfus kaydında sağ gözüken kişinin ölü olduğunun tesbiti için açılan davada, öldüğü iddia olunan kişinin tüm mirasçılarının davacı veya davalı olarak yer alması gerekir.

İncelenen dosyada, öldüğü ileri sürülen Işık'ın mirasçılarından Zafer ve Güneş Tekinmeriç'in davaya dahil edilmediği görülmektedir.

Mahkemece resen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Diğer taraftan;

Nüfus Kanununun 33. maddesi uyarınca ölen kişinin nüfus kütüğünden düşürülmesi işlemi idari bir işlemdir.

Mahkemece ölüm tarihinin tespiti ile yetinilmesi gerekirken idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 17.02.2005

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas:2004/16808

Karar:2005/2507

İncelenen Kararın

Mahkemesi: Karabük S.H.

Tarihi: 3.3.2003

Numarası:2003/143-2003/134

Davacı:Osman Hıraca

Davalı:-

Dava Türü: Evlenmeye İzin

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinin birinci bendinde, 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesi öngörülmüştür.

Mahkemece, anılan hüküm uyarınca evlenmeye izin davalarında aile mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak resen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Kabule göre ise;

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 124. maddesinin 2. fıkrası ile "Ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba ve vasi dinlenir." hükmü getirilmiştir.

Dosyada mevcut nüfus kaydından evlenmesine izin verilmesi istenilen 11.09.1987 doğumlu Saniye'nin dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, onaltı yaşını doldurmamış olan küçüğün evlenmesine izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.02.2005