YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2, 11 ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 6 Adet Karar
Metin
|
Yargıtay Kararları Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2004/14612 Karar:2005/105 İncelenen Kararın Mahkemesi:Beyoğlu 2. Aile Mahkemesi Tarihi:21.10.2003 Numarası:2003/l59-2003/98 Davacı:Cüneyt Engin Davalı:Barbaros Balta Dava Türü:Evlat Edinme Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308. maddesinde "evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır" hükmü mevcuttur. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerinden, 20.02.1960 doğumlu davacı Cüneyt Engin ile 22.02.1975 doğumlu olup dava ve hüküm tarihinde ergin olan davalı Barbaros Balta arasındaki yaş farkının onsekiz yıldan az olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken Medeni Kanununun 308. maddesi hükmüne aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 10.01.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2004/14969 Karar:2005/605 İncelenen Kararın Mahkemesi:Bozova A.H. Tarihi:11.2.2004 Numarası:2003/424-2004/82 Davacı:Kamile Yiğit Davalı:Hasan Elagöz, Nüfus Müdürlüğü Dahili Davalılar Adul Elagöz ve ark. Dava Türü:Nesebin Tashihi Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 303. maddesinde "Babalık davası çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer" hükmü yer almaktadır. Babalık davasının açılması ile öngörülen süre hak düşürücü süre olup, ana için çocuğun doğum tarihinden itibaren başlar. İncelenen dosyada mevcut olan nüfus kaydından, küçüklerin 11.03.2000, 23.03.2002 doğumlu oldukları, dava tarihine göre bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğianlaşılmıştır. Kayyım tarafından çocuklar adına açılan bir dava da bulunmamaktadır. Mahkemece resen gözetilecek olan bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ana tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de; Anılan Kanunun 321. maddesinde "Çocuk ana ve baba evli ise ailenin, evli değil ise ananın soyadını taşır" hükmü mevcuttur. Mahkemece babalığın tespiti ile yetinilmesi gerekirken evlilik haricinde doğan ve anneleri Kamile Yiğit'in hanesinde nüfusa kayıtlı olan küçükler Mustafa ve Mahmut'un davalı Hasan Elagöz'ün soyadının taşınmasını sağlayacak şekilde baba hanesine kayıt ve tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan sözü edilen Kanunun 301. maddesinin son fıkrası gereğince babalık davasının kamu düzenini de ilgilendirdiği dikkate alınarak Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar etme yükümlülüğü bulunduğundan davacı ana tarafından açılan davada davanın Hazineye ve kayyıma ihbar edilmemesi, küçüklerin kayyımı yok ise, kayyım atanmadan davanın sonuçlandırılması da usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 24.01.2005 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas:2004/14968 Karar:2005/606 İncelenen Kararın Mahkemesi:Kocaeli l.A.H. Tarihi:14.5.2003 Numarası:2002/809-2003/218 Davacı:Ercan Başboğa Davalı:Bedriye Başboğa Dava Türü:Evlat Edinme Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308/1. maddesi uyarınca evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerinden (25.12.1975) doğumlu davacı Ercan Başboğa ile (15.4.1993) doğumlu Bahar Gök arasındaki yaş farkının onsekiz yıldan az olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Türk Medeni Kanununun 306/son maddesi uyarınca; "eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir." Dosyamızda ise Ercan ve Bedriye (10.5.2001)'de evlenmiş olup, dava ise 10.10.2002 tarihinde açılmıştır. En az iki yıldır evli olma şartı ya da evlat edinecek eşin otuz yaşını doldurmuş olması koşulu gerçekleşmemiştir. Türk Medeni Kanununun 308/1. maddesi ile 306/son maddesinde öngörülen yasal şartların oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 24.01.2005 —— • —— Yargıtay 11. Hukuk Dairesinden: Esas:2004/3864 Karar:2005/415 Mahkemesi:Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi Günü:20.01.2002 Sayısı:2002/164- 2002/56 Davacı:Konya Şeker Fabrikası A.Ş.Vekili: Av. Cengiz Erkoyuncu Davalı:Çumra Şeker San. Tic. A.Ş.Vekili: Av. Muzaffer Aslanpınar Müdahil:Halis Karagöz Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.01.2002 tarih ve 2002/164 - 2002/56 sayılı kararın kanun yararına bozulmasına Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiş olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı anonim şirketin 06.07.2002 tarihli genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6 ncı maddesinin değiştirilmesine karar verildiğini, dava dışı bir ortağa bu suretle imtiyaz tanındığını oysa, böyle bir kararın ancak oybirliği ile alınabileceği ve bu kararın müvekkilinin taahhütlerini arttırıcı mahiyette olduğunu ileri sürerek, bu hususta alınan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davayı kabul ettiklerini belirtmiştir. Mahkemece, davalı vekilinin kabul beyanına göre davanın kabulüyle, genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Kesinleşmiş bu karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması talebinde bulunulmuştur. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kabul yetkisini içeren vekaletnamenin duruşmadan sonra ibraz edilmiş ve bu şekilde daha önce yapılmış usulü işlemlere icazet verilmiş bulunmasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer itirazların reddi gerekmiştir. 2- Ancak, dava TTK'nun 381 inci maddesi uyarınca açılmış bulunan ana sözleşme değişikliği ile ilgili genel kurul kararının iptaline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava tarafta genel kurulda alınan kararların tümünün değil, sadece ana sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin kararının iptalini istediği halde, mahkemece HUMK'nun 74 üncü maddesine aykırı olarak, talep aşılmak suretiyle genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesi yasaya aykırı bulunduğundan, bu yöne ilişkin kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak (2) nolu bentte gösterilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HUMK.nun 427/6 ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, kararın bir örneğinin aynı maddenin son fıkrası uyarınca gereği yapılmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 28.01.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas : 2004/10136 Karar : 2005/241 Davacı M. Halit Yılıcak ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada SilvanAsliye Hukuk Mahkemesince verilen 1.5.2002 günlü ve2002/120 sayılı kararın temyiz süresi geçirilmekle kesinleşmesi ve yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla CumhuriyetBaşsavcılığının 24.11.2004 gün ve Hukuk-04/211828 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI 1 — Davacının kızı Müjde’nin 10.10.1985 olan doğum tarihi mahkemece 01.01.1989 olarak düzeltilmiş ise de, adı geçenin nüfusa 1.10.1987 günü tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bir kişinin doğmadan nüfusa yazılması söz konusu olamayacağından, böyle bir düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratmaktadır. Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ve yaşamın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek zorunda olup, mahkemece bu hususa uyulmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. 2 — Yaşının düzeltilmesi istenilen 10.10.1983 doğumlu Durdane, yargılama sırasında 18 yaşını doldurarak ergin olmuş ve böylece ona velayeten dava açan babanın yasal temsilcilik sıfatı sona ermiştir. Bu durumda mahkemece, Durdane’nin yöntemince duruşmaya çağrılıp onun huzuru ile davaya bakılması ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, adı geçen hakkındaki davanın sıfat yokluğu gerekçesiyle reddi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 1.2.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas : 2004/10207 Karar : 2005/423 Davacı Turgay Akkaya ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Almus Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18.5.2004 günlü ve 2004/37-92 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 6.11.2004 gün ve Hukuk-2004/198656 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile Nüfus Müdürü veya Memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur. Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan Nüfus İdaresi Temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 7.2.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. |