← Resmî Gazete · 20 Aralık 2004

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 4 AdetKarar

Metin

Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

:

2004/12214

Karar

:

2004/13822

İncelenen Kararın 

Mahkemesi

:

Elazığ 1. Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi

Tarihi

:

19.01.2004

Numarası

:

2003/658 -2004/21

Davacı

:

Tevfik Kunter

Davalı

:

Gülşen Yıldız

Dava Türü

:

Evlat Edinme

Temyiz Eden

:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının 26.09.2003 tarihinde açtığı davada, 20.01.1970 doğumlu olan davalı Gülşen Yıldız'ı evlat edinmek istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, evlat edinilmek istenilen davalının evli olduğu görülmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 313. maddesinin 2. fıkrasında "evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlat edinilebilir." hükmü mevcuttur.

Mahkemece, davalının eşinin rızası alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 24.11.2004

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

:

2004/12213

Karar

:

2004/13858

İncelenen Kararın 

Mahkemesi

:

Karşıyaka 1 S.H.

Tarihi

:

8.4.2003

Numarası

:

2003/198 - 2003/441

Davacı

:

Hazine

Davalı

:

Aliye Fikret Sezer Mirasçıları; Ahmet Haluk

Dede Hayır ve ark.

Dava Türü

:

Vasiyetnamenin Tenfizi

Temyiz Eden

:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 600. maddesinde vasiyet alacaklısının vasiyeti yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini dava edebileceği belirtilmiştir.

Davacının isteği, vasiyete konu taşınmazın tapuda adına tescil edilmesine ilişkindir. Bu tür davalarda görevli mahkeme dava konusu olan malın değerine göre belirlenir.

Mahkemece, vasiyet edilen taşınmazın değeri belirlenerek öncelikle görev yönünden bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa uyulmaması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 25.11.2004

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas

:

2004/7918

Karar

:

2004/8623

Davacı Mehmet Bulut ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 3.6.2002 günlü ve 2002/303-340 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 14.9.2004 gün ve Hukuk 153138 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY   KARARI

Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir.

Medeni Kanunun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23.11.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas

:

2004/7913

Karar

:

2004/8638

Davacı Asef-Habibe Bozkurt ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Darende Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 22.10.2002 günlü ve 2002/152-242 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 14.9.2004 gün ve Hukuk-136991 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile Nüfus Müdürü veya Memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.

Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan Nüfus İdaresi Temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23.11.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sayfa Başı