← Resmî Gazete · 13 Ekim 2004

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Ait 2 Adet Karar

Metin

Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

 

Esas

: 2004/9169

 

Karar

: 2004/10282

İncelenen Kararın

:

 

Mahkemesi

: İkizce A.H.

 

Tarihi

: 1.5.2003

 

Numarası

: 2002/120-2003/31

 

Davacı

: Serkan Acar (Işıtan)

 

Davalı

: Hulusi Işıtan ve Hediye Işıtan

 

Dava Türü

: Tenfiz

 

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı vekilinin davalılar aleyhine açtığı davada, müvekkilinin davalılar tarafından evlat edinilmesine ilişkin Almanya Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.11.1999 tarih ve 60 XVI 48/98 sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve

hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununun 38/c maddesinde tenfizi istenilen ilamın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerektiği hükme bağlanmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 308/1. maddesindeki hükme göre evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır.

Aynı Kanunun 313. maddesi gereğince ise, ergin veya kısıtlının evlat edinebilmesi için evlat edinenin alt soyunun bulunmaması gerekme

ktedir.

Evlat edinme ehliyet ve koşulları kamu düzenine ilişkindir.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerinden, davalılardan Hulusi Işıtan'ın 01.01.1963, Hediye Işıtan'ın 01.07.1963 doğumlu oldukları, 03.09.1980 doğumlu olan evlat edinilen davacı Serkan Acar ile aralarındaki yaş farkının onsekiz yıldan az olduğu, ayrıca evlat edinenlerin Ömer Onur, Öznur ve Gökay adlı çocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının Türk Medeni Kanununun 308. ve 313. maddesindeki şartları taşımadığından Türk kamu düzenine aykırı olduğu hususu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 20.09.2004

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
 

Esas

: 2004/9168

 

Karar

: 2004/10346

İncelenen Kararın

:

 

Mahkemesi

: Küçükçekmece Aile Mahkemesi

 

Tarihi

: 26.8.2003

 

Numarası

: 2003/399-2003/371

 

Davacı

: Hülya Güney Erdoğan

 

Davalı

: Ayhan Erdoğan

 

Dava Türü

: Boşanmanın Tenfizi

 

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada, boşanmaya ilişkin Hollanda S-Hertogenbosch Bölge mahkemesinin 26.11.2002 tarih ve 83933/FA RK 02-3070 sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve

tenfizine, Umut Deniz Erdoğan ve Rıfat Deniz Erdoğan'ın velayetinin davacı Hülya Erdoğan'a verilmesine, çocuklar için takdir edilen iştirak nafakasının davacıya ödenmesine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2675 say

ılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı ve belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu hususlara uyulmaması doğru bulunmamıştır.

Diğer taraftan;

Dosyada mevcut nüfus kaydından, velayetleri davacı Hülya'ya verilen çocukların annelerinin Ayşe olduğu anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335/1. maddesinde ergin olmayan çocuğun, ana ve babasının velayeti altında olduğu, yasal sebep olmadıkça velayetin ana ve babadan alınamayacağı belirtilmiştir.

336. maddesinde de "evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir" hükmü mevcuttur.

Ana ve baba evli değilse 337. madde hükmü uyarınca velayet anaya aittir. Ancak ana küçük, kısıtlı ve ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hakim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya verir.

Açıklanan hükümlere göre, küçüklerin velayet altında bulunmaları asıldır. Velayet hakkı sadece anne ve babaya tanınan bir hak olup, evlat edinme hali dışında anne ve babadan başka hiç kimseye tevdi olunamaz.

Mahkemece, adı geçen küçüklerin velayetlerinin anne olmayan davacıya verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21.09.2004

Sayfa Başı