← Resmî Gazete · 10 Temmuz 2004

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Ait 2 Adet Karar

Metin

Yargıtay Kararları Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
 

Esas

: 2004/6733

 

Karar

: 2004/7858

İncelenen Kararın

:

 

Mahkemesi

: Hozat A.H.

 

Tarihi

: 13.2.2001

 

Numarası

: 2001/8-2001/5

 

Davacı

: Fetih Karaduman

 

Davalı

: Hasımsız

 

Dava Türü

: Tenfiz

 

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının hasımsız açtığı davada, boşanmaya ilişkin Avusturya Neumark/Salzburg Bölge Mahkemesinin 15.04.1999 tarih ve l C 67/98m-ll sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2675 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 36. maddesi uyarınca tenfiz davasında diğer eşe husumet yöneltilmesi, aynı Kanunun 39/1. maddesi hükümlerine uygun olarak tenfiz istemine ilişkin dilekçenin, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmesi, duruşmada basit yargılama usulü hükümlerine göre istemin incelenerek karara bağlanması gerekir.

Mahkemece sözü edilen Kanun hükümlerine aykırı biçimde hasımsız olarak açılan davanın, taraf teşkili yapılmaksızın duruşma açılarak karşı tarafa savunma imkanı verilmeden kabulü usul ve yasaya aykırıdır.

Diğer taraftan; Milletlerarası Özel Hukuk Usulü Kanununun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercüme ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu hususlara uyulmaması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 15.06.2004

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
 

Esas

: 2004/7269

 

Karar

: 2004/8098

İncelenen Kararın

:

 

Mahkemesi

: Eskişehir 5. A.H.

 

Tarihi

: 31.07.2002

 

Numarası

: 2002/463 - 2002/540

 

Davacı

: Gökalp Avcı ve Canan Avcı

 

Davalı

: Fatma Kar

 

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

 

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

D

avacılar vekilince 12.07.2002 tarihli dava dilekçesiyle açılan davada, davalının vesayeti altında bulunan 04.03.1988 doğumlu küçük Soner Döger'in davacılar tarafından evlat edinilmesine karar verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 463. maddesinde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izninin gerekli olduğu haller düzenlenmiş olup, vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi ve evlat edinilmesi hali de bunlar arasında sayılmaktadır.

Mahkemece, vesayet ve denetim makamlarından izin alınmaksızın yazılı şekilde küçüğün evlat edinilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Ayrıca, anılan Kanunun 462/8. maddesindeki hüküm gereğince vasinin vesayet altındaki kişiyi temsilen duruşmalara katılabilmesi ve davayı kabul edebilmesi içinde vesayet makamından izin alınması gerekmektedir.

İncelenen dosyada, vesayet makamından vasiye husumete izin verildiğini gösteren bir belgeye rastlanılmamıştır.

Sözü edilen hüküm, vesayet altındaki kişilerin menfaatlerini korumak amacıyla getirilmiş olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan resen gözetilmesi gerekirken, bu yönde bir işlem yapılmaksızın davaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.

Diğer taraftan; Medeni Kanunun 305. maddesinin 1. fıkrasına göre bir küçüğün evlat edinilmesi, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.

Aynı kanunun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesi uyarınca evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanları

n görüşünün alınmasından sonra karar verilir.

Araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir.

Evlat edinenin alt soyu varsa, onların evlat edinme ile ilgili tavır ve düşüncelerinin de değerlendirilmesi gerektiği madde hükmünde belirtilmiştir.

Dava dilekçesinde, davacı Canan'ın önceki evliliğinden üç çocuğunun bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen çocukları gösterecek şekilde aile nüfus kayıt tablosu getirtilmeden sadece davacı ve davalıyı gösteren nüfus kayıt örneği ile yetinildiği görülmektedir.

Mahkemece, Medeni Kanunun 305. maddesinin 1

. fıkrasındaki şartın gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi. 21.06.2004

Sayfa Başı