← Resmî Gazete · 12 Mayıs 2004

YARGI BÖLÜMÜ · Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesinin E: 2003/4 (Değişik İşler), K: 2004/2 Sayılı Kararı

RG 12.05.2004Kurum Anayasa Mahkemesi Kararları Anayasa Mahkemesi BaşkanlığıKarar Sayısı 2004/2

Metin

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2003/4 (Değişik İşler)

Karar Sayısı : 2004/2

Karar Günü : 23.3.2004

İSTEMDE BULUNAN :

Hamit GEYLANİ VEKİLİ : Avukat Abdullah KOÇ I- İSTEMİN KONUSU Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, 1999/1 E. (Siyasi Parti Kapatma), 2003/1 K. sayılı Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) temelli kapatılması kararında, beyan ve eylemleri ile partinin kapatılmasına neden olanlar arasında yer aldığından “gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacağı” hükme bağlanan Hamit GEYLANİ vekili, 7.8.2003 tarihli dilekçesinde özetle;

Anayasa Mahkemesi’nin HADEP’nin kapatılmasına ilişkin kararında, müvekkili hakkında beş yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesinin, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 17.9.1998 günlü, 1997/59 E. 1998/117 K. sayılı kararıyla müvekkili aleyhine 3713 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince verilen cezadan kaynaklandığını, bu mahkûmiyet kararı olmasaydı siyaset yasağına tabi tutulmayacağını, mahkûmiyete esas alınan ey

lemin, 4928 sayılı Kanun’un 19 (b) maddesi uyarınca suç olmaktan çıkarıldığını, buna göre aynı Yasa’nın 21., Türk Ceza Kanunu’nun 2., Anayasa’nın 38/1., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7/1. maddeleri gereğince bu yasağın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 402. maddesi uyarınca infazına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. II- YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ GÖRÜŞÜ CMUK’nun 31 ve 405. maddeleri gereğince görüşü istenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 24.9.2003 tarih ve SP.Muh.2003/676 sayılı yazısında;

4928 sayılı Yasa ile 3713 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesinin yürürlükten kaldırılması sonucunda, fiilin suç olmaktan çıkarılmasının ceza hukuku bakımından sonuçlarının da ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, bu olgunun siyasi parti kapatma davalarında Anayasa Mahkemesi’nce fiillerin ‘özerk’ değerlendirme ilkesini bertaraf etmeyeceğini, Anayasa’nın 69. maddesinde belirtilen odak olma koşulu için fiillerin mutlaka ceza hukuku anlamında suç olmalarının gerekmeyeceğini, fiil cez

a hukuku bakımından suç teşkil etsin veya etmesin, bunun Anayasa’nın 68/4 maddesine aykırı olup olmadığının Anayasa Mahkemesi’nce serbestçe takdir edileceğini, Anayasa Mahkemesi kararında, talepte bulunanın parti içindeki konumu ve eylemlerinin odak olma kapsamında değerlendirildiğini ve “kaldı ki” bağlacı ile de mahkûmiyet kararına yer verildiğini, bu nedenlerle siyaset yasağının kaldırılmasına dair talebin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III- İSTEMİN İNCELENMESİ Anayasa’nın “siyasi partilerin uyacakları esaslar”ı belirleyen 69. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır”, altıncı fıkrasında, “Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, o partinin bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır”, dokuzuncu fıkrasında ise, “Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan ve faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar” denilmektedir. Anayasa’daki hükümlere paralel olarak 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 101. maddesinin (b) bendinde, bir siyasî partinin, Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi’nce tespiti halinde kapatılmasına karar verileceği, 103. maddenin birinci fıkrasında, bir siyasî partinin Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususunun Anayasa Mahkemesi’nce belirleneceği, öngörülmüş, 95. maddede de bir siyasî partinin kapatılmasına söz ve eylemleriyle neden olanlar hakkında uygulanacak yaptırım, Anayasa’nın 69. maddesinin dokuzuncu fıkrasına koşut olarak düzenlenmiştir. Buna göre, bir siyasî partinin organ ve üyelerince işlendiği ileri sürülen eylemlerin odak olmaya esas alınabilmesi için, bunlara ilişkin mahkûmiyet kararı bulunması koşulu aranmamaktadır. Burada önemli olan odak olmaya esas alınan eylemlerin işlenmiş olmasıdır. Bu nedenle, eylemlerin sonradan suç olmaktan çıkarılması veya unsurlarının değiştirilmesi Anayasa ve Siyasî Partiler Kanunu’na göre verilen kararı etkilemez.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, 1999/1 E. (Siyasî Parti Kapatma), 2003/1

K. sayılı kararında, istemde bulunanın, partinin Genel Sekreteri ve Parti Meclisi Üyesi olması da gözönünde bulundurularak, fiilleri Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ve odak kavramı içerisinde görülerek karar verilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin mahkûmiyet kararına “kaldı ki” bağlacı ile eylemin sabit olduğunu gösteren bir yargı kararı olarak değinilmiştir.

Her ne kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 402. maddesinde, bir mahkûmiyet hükmünün tefsirinde ve

ya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edilmesi, yahut cezanın kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceğinin iddia olunması halinde mahkemeden bir karar isteneceği belirtilmekte ise de, siyasi partilerin temelli kapatılmasına bağlı olarak hükmedilen siyasî yasaklama yaptırımının bir mahkûmiyet kararından kaynaklanmaması nedeniyle bu hükmün uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, istemin reddi gerekir.

IV- SONUÇ

1- Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, E. 1999/1, K. 2003/1

sayılı kararıyla kapatılan Halkın Demokrasi Partisi üyesi Hamit GEYLANİ’nin, hakkında verilen beş yıl süre ile siyaset yapma yasağının, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesini yürürlükten kaldıran 4928 sayılı Yasa’nın 19/b ve 21., Türk Ceza Kanunu’nun 2., Anayasa’nın 38/1. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7/1. maddeleri uyarınca kaldırılması isteminin REDDİNE,

2- Karar örneğinin, başvurana tebliği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,

23.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER