← Resmî Gazete · 14 Ocak 2004

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 4. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 7 Adet Karar

Metin

Yargıtay Kararları Yargıtay 4. Hukuk Dairesinden:
 

Esas

: 2003/13078

 

Karar

: 2003/13450

 

Mahkemesi

: Nevşehir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi (Hakem Sıfatıyla)

 

Tarihi

: 7/3/2003

 

Nosu

: 2002/2-2003/1

 

Davacı

: Nevşehir Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü

 

Müdahil Davacı

: Kültür Bakanlığı Döner Sermaye İşl. Merkez Müd.

 

Davalı

: Göreme Belediye Başkanlığı

Davacı Nevşehir Valiliği ile davalı Göreme Belediye Başkanlığı arasındaki davada Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince Hakem Sıfatıyla verilen ve bu nedenle Yargıtay incelemesi yapılmadan kesinleşmiş bulunan 16/1/2003 gün ve Esas 2002/2, Karar 2003/1 sayılı kararının yürürlükteki yasalara aykırı olduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29/9/2003 gün ve Hukuk: 151967 sayılı yazıyla kararın kanu

n yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı Nevşehir Valiliği, ören yerlerinin giriş ve gezi ücreti olarak toplanan paralara İl Özel İdaresinin sadece protokol gereğince saymanlık yaptığını, asıl muhatabın Kültür Bakanlığı olması gerektiğini ileri sürerek paylarının ödenmesi açısından Nevşehir Valiliği İl Özel İdaresi'nin muhatap ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Mahkemece 3533 sayılı yasaya göre yapılan yargılama sonunda "davacının menfi tespit isteminin reddine, 1994-1998 yılları arasında İl Özel İdaresi'nce Göreme Belediyesine ödenen kısmın mahsub edilerek geriye kalan 118.952.340.000 lira payın ödenmesinden İl Özel İdare Müdürlüğü'nün sorumlu olduğunun tespitine" karar verilm

iştir.

Tarafların ve müdahil Kültür Bakanlığı'nın itirazları üzerine 7/3/2003 tarihli ek karar verilmiştir. Ne var ki, aynı olay yine taraflar arasında, Kayseri Vergi Mahkemesinde de uyuşmazlık konusu olmuş ve anılan mahkemece karara bağlanmıştır. Bundan dolayı da, davacının istemi ve Kayseri Vergi Mahkemesinin 1999/591 esas sayılı ve 10/10/2000 tarihli kararı gözetildiğinde Yargılama Usul ve Yöntemine aykırıdır. Şöyle ki;

Daha önce aynı konuda Göreme Belediye Başkanlığı tarafından davacı Nevşehir Valiliği aleyhine açılan davada Vergi Mahkemesince yargılama yapılıp Nevşehir Valiliği'nin ileri sürdüğü savunma ve itirazlar incelenmek suretiyle Nevşehir Valiliği'nin sorumluluğu yönünde karar verilmiş, bu karar aşamalardan geçerek kesinleşmiştir. Şu durumda H.

U.M.K.'nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerekirken esasına girilerek yeniden hüküm kurulması yerinde olmadığından Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.

Ayrıca davacının menfi tespit istemi reddedildiği halde mahkemece davacının borçlu olduğu miktarın belirlenmesi yoluna gidilmesi de kabul şekli bakımından usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün H.U.M.K.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 17/11/2003 tarihinde oybirliği ile karar

verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/8241

Karar : 2003/9556

Davacı K.H. ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bornova 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 26.9.2000 günlü ve 2000/168-697 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2003 gün ve Hukuk-2003/161237 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Cumhuriyet Başsavcılığının Tebliğnamesinde;

1 — Doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen Ömer'in 1990 tarihinde doğduğu ve nüfus kütüğüne kaydının yapılmadığı, bu kişinin kendisinden önce 20.3.1986 tarihinde doğup 15.1.1994 tarihinde ölen kardeşinin adı ve doğum tarihiyle yaşadığı, doğum ve ölüm vukuatının nüfus kütüğüne tescili işleminin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu cihetle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddedilmesi gerektiği,

Kabule göre de;

2 — Ömer'in 20.3.1986 olan doğum tarihi 20.3.1990 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 28.4.1986 tarihinde kaydedilmiştir. Bir şahsın doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından bu suretle yapılan düzeltmeler nüfus kayıtlarında çelişki yaratmaktadır.

Hakimin nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan akışına ters düşecek şekilde hüküm kurulduğu,

Belirtilmiştir.

Dosya içindeki bilgi ve belgeler tebliğnamede yazılı hususları aynen doğrulamaktadır. Böylece mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 8.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/9089

Karar : 2003/10170

Davacı Cahit Çetiner ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 12.9.2002 günlü ve 2002/98-140 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.11.2003 gün ve Hukuk-176526 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

1 - Nüfus Yasasının 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürünün veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.

Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisi yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması,

2 - Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydında cinsiyetin düzeltilmesi istenilen çocuğa velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarını temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayeti

n birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması,

Usul ve yasaya aykırıdır.

Bu

itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/9090

Karar : 2003/10171

Davacı Şenel Şahinoğlu ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 31.10.2002 günlü ve 2002/127E-192 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.11.2003 gün ve Hukuk-172941 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürünün veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.

Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisi yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukar

ıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/9091

Karar : 2003/10172

Davacı Remzi Menteş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 25.4.2002 günlü ve 2002/30-69 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.11.2003 gün ve Hukuk-172942 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydında doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen çocuğa velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarını temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçek

leşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.12.2003

gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/9092

Karar : 2003/10173

Davacı Talip Özkan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 17.1.2002 günlü ve 2001/130E-2002/4 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.11.2003 gün ve Hukuk 172940 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki

tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürünün veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.

Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisi yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.12.2003 gününde oyb

irliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas   : 2003/9088

Karar : 2003/10174

Davacı İbrahim Karol ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 25.4.2002 günlü ve 2002/24-70 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.11.2003 gün ve Hukuk-176527 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydında doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen çocuğa velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarını temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşi

n katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sayfa Başı