← Resmî Gazete · 30 Aralık 2003

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2., 14. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 14 Adet Karar

Metin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14701

Karar

: 2003/15627

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Finike A.H.

Tarihi

: 4.6.2003

Numarası

: 2000/285-2002/105

Davacı

: Tülay Germen

Davalı

: Salih Germen

Dava Türü

: Vesayet Kara

rının Kaldırılması

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 397. maddesinin 2. fıkrasında “vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir” hükmü mevcut

tur.

Aynı Kanunun 483. maddesinin 1. fıkrası ile “vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güven sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır” hükmü getirilmiştir.

Mahkemenin görevi kamu düzeni ile ilgili olduğundan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden nazara alınması zorunludur.

4721 sayılı Kanunun 1028. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre vasinin görevden alınmasına ilişkin davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait iken, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun yukarıda sözü edilen 397 ve 483 maddeleri ile bu görev sulh hukuk mahkemesine

verilmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 17.11

.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14494

Karar

: 2003/15780

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Köşk A.H.

Tarihi

: 24.06.2003

Numarası

: 37-62

Davacı

: Fatma Biçer

Davalı

: Ali Kocabaş

Dava Türü

: Evlat Edinme

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının, küçüklüğünden beri yanında bulunan Ali Kocabaş’ı evlat edinmeyi istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden davalının evli olduğu anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 313. maddesinin 2. fıkrasında “evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlat edinilebilir.” hükmü mevcuttur.

Mahkemece, davalının eşinin rızası alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle

karar verildi. 18.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14703

Karar

: 2003/15949

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Şişli 3.A.H.

Tarihi

: 18.6.2003

Numarası

: 2003/586 - 2003/919

Davacı

: Hüseyin Cahit Ünlüçerçi ve Neşe Yaşa

r Ünlüçerçi

Davalı

: Hürrem Tırpan

Dava Türü

: Evlat Edinme

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “erginlerin ve kısıtlıların evlat edinilmesi” başlıklı 313. maddesi hükmüne göre ergin bir kimsenin evlat edinebilmesi için evlat edinenin alt soyunun bulunmaması gerekmektedir.

Dosyada mevcut nüfus kayıtlarından, davacıların Nesimi Cihan ve Yusuf Cem adlarında iki çocuklarının bulunduğu 25.9.1976 doğumlu olan davalının da dava ve hüküm tarihinde reşit olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, nüfus kaydı dikkate alınmaksızın alt soyu bulunan davacıların, ergin olan davalıyı evlat edinmelerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14517

Karar

: 2003/16033

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Eskişehir 4.A.H.

Tarihi

: 6.9.2001

Numarası

: 2001/161 - 2001/721

Davacı

: Kamu Hukuku

Davalı

: 1- Mehmet Kaplan, 2- Osman Keskiner, 3- Yüksel Sezen, 4- Fehmi

Söyleyen, 5- Mehmet Üre

Dava Türü

: Dernek Feshi

Temyiz Eden

:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20.02.2001 gün ve 2001/1020 esas, 2001/3 İddia sayılı davaname ile açılan davadan, Cumhuriyet Mahallesi Birlik ve Dayanışma Derneğinin feshine karar verilmesinin istendiği, mahkeme derneğin suç sayılır eylemlerin kaynağı haline geldiği kabul edilerek derneğin kapatılmasına karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2908 sayılı Dernekler Kanununun 53. maddesine göre, Cumhuriyet Savcısının duruşmada hazır bulunması zorunludur.

Mahkemece, Cumhuriyet Savcısının duruşmalara katılımı sağlanmaksızın yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14902

Karar

: 2003/16232

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Elazığ 1.A.H.

Tarihi

: 16.10.2000

Numarası

: 911 - 921

Davacı

: Sema Keskin

Davalı

: Hüseyin Çelik, Dahili Davalılar, Emoş, Cemile, Murat

Fatma ve Muharrem Çelik, Kamile Gök, Aygün Yener

Dava Türü

: Babalık

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının, davalılar aleyhine açtığı davada, küçük Didem Keskin’in babasının davalıların murisi Hüseyin Çelik olduğunun tesbitine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte b

ulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanunun 298. maddesinde “Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatini siyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder.” Hükmü mevcuttur. 02.05.1960 tarih ve 5/8 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da kanun koyucunun amacının, babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranmayabileceği ihtimali gözetilerek anadan başka bir kişi tarafından çocuğun korunması olduğu açıklanmaktadır.

Mahkemece, küçük için kayyım tayin ettirilmesi, davaya katılmasına imkan hazırlanması, davaya katıldığı ve delil gösterdiği takdirde onun da delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonucuna göre hüküm tesis olunması gerekirken bu hususlar gözetilmeden tarafların beyanı ile yetinilerek eksik hasım ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Diğer taraftan; Medeni Kanunun 295. maddesi ile “Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için dava edebilir. Çocuk da bu hakka haizdir.” Hükmü, 296. maddesi ile de “Dava, çocuk doğmadan evvel veya doğduğundan itibaren nihayet bir sene içinde ikame olunur.” Hükmü getirilmiştir.

Ana ve çocuğun dava hakkı birbirinden bağımsızdır. Babalık davasının açılması için öngörülen süre hak düşürücü süre olup, ana için çocuğun doğum tarihinden, çocuk için ise kayyımın atanma tarihinden itibaren başlar. (02.05.1960 tarih ve 5/8 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Çocuk için kayyım tayin edilmemişse, çocuk reşi

t olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde babalık davasını kendisi açabilir.

İncelenen dosyada mevcut olan nüfus kayıt örneğinden, küçük Didem Keskin’in 27.08.1994 tarihinde doğduğu, dava tarihine göre bir yıllık sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Kayyım tarafından çocuk adına açılan bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece re’sen gözetilecek olan bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ana tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SON

UÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 03.12.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/14901

Karar

: 2003/16319

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Isparta 1.A.H.

Tarihi

: 8.10.2002

Numarası

: 1999/160 - 2002/385

Davacı

: Hava Özdemir

Davalı

: Fuat Öztürk Mirasçıları Fehmi Öztürk ve ark.

Dava Türü

: Babalığın Tespiti

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Babalığına hükmolunması istenen Fuat Öztürk'ün dosyada veraset ilamı bulunmadığı gibi tüm mirasçıları gösterecek şekilde vukuatlı aile nüfus kayıtlarının da dosyada bulunmadığı görülmektedir. Dosyada mevcut nüfus kaydından, murisin kardeşlerinden Ahmet ve Mustafa'nın evli iken vefat ettikleri, Meliha 'nın ise evlenerek kocasının hanesine gittiği anlaşılmaktadır. Dava, mirasçıların miras haklarını etkileyeceğinden, mirasçılık belgesinin

veya eksik olan nüfus kayıtlarının celbi, başka mirasçılar varsa onlarında davaya dahil edilmesi gerekirken, re'sen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

1 Ocak 2002 tar

ihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 301. maddesinin son fıkrası ile babalık davasının kamu düzenini de ilgilendirdiği dikkate alınarak Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbar edilmeden hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Diğer taraftan, davacı annenin her zaman çocuğun yararına davranmayacağı varsayımından hareketle, çocuğun yararının korunması için babalık davasında kayyımın bulunması zorunlu olup, mahkemece küçük için kayyım tayin ettirilmesi, davaya katılmasına imkan hazırlanması, davaya katıldığı ve gösterildiği takdirde onun da delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonuca göre hüküm tesis olunması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 04.12.2003

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7182

Karar

: 2003/7542

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/935 - 2002/1508

Davacı

: Aysun Arslan vd.

Davalı

: Niyazi Kuran

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesi gereğince tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 g

ün 151981 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11/6/2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1638 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini davalıdan haricen satış aldıklarını beyanla, iptalen yirmiiki davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. M

ahkeme davalı vekilinin duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

D

avanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “...... veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bu konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK.nun 95/2 maddesinde açıkça belirtmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışın kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının HUMK.nu

n 76. maddesi gereğince re’sen araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet bakanlığına gönderilmesine 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7183

Karar

: 2003/7543

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/932 - 2002/1506

Davacı

: Cemal Aydın vd.

Davalı

: Niyazi Kuran

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.9.2003 gün 151979 sayılı tebliğnamesi ile H.U.M.K.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1634 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini, davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen 20 davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalı vekilinin duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyl

e davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

D

avanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası "... veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz" hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi "gecekondulaşmayı" beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı H.U.M.K. nun 95/2 maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışının kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının H.U.M.K. nun 76. maddesi gereğince resen araştırılması ve sonucuna göre bir karar

verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere Kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete'de yayınla

mak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 27.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7184

Karar

: 2003/7544

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/933 - 2002/1509

Davacılar

: Bektaş Uğur vd.

Davalı

: İlyas Savaş

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün 151978 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtla

r incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1592 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen 11 davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalının duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle, davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “........veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK. nun 95/2 maddesinde açıkça belirtmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışın kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının HUMK. nun 76. maddesi gereğince resen araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair veril

en hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7185

Karar

: 2003/7545

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/930 - 2002/1507

Davacılar

: Cemal Aydın vd.

Davalı

: Niyazi Kuran

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün 151975 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1691 ve 1697 parsel sayılı taşınmazlarda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen 17 davacı adına eşit pay hissel

i olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalı vekilinin duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle, davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 Sayılı İ

mar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “........veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK. nun 95/2 maddesinde açıkça belirtmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışın kanunen yasaklan

an nitelikte olup olmadığının HUMK. nun 76. maddesi gereğince resen araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7186

Karar

: 2003/7546

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/931 - 2002/1511

Davacılar

: Cihangir Dinçer vd.

Davalı

: Niyazi Kuran

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile

harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün 151976 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1694 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen yedi davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalı vekilinin duruşmada imz

alı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “........veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak

satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK. nun 95/2 maddesinde açıkça belirtmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışın kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının HUMK. nun 76. maddesi gereğince resen ar

aştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Re

smî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7187

Karar

: 2003/7547

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/934 - 2002/1510

Davacı

: Cemal Aydın Vd.

Davalı

: Niyazi Kuran

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda;

davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün 151977 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1663 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini, davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen onyedi davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalı vekilinin duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle davanın kabulüne karar ver

miştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “........veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış

vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK. nun 95/2 maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışının, kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının HUMK. nun 76. maddesi gereğince resen araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalını

n beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 27

.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/7188

Karar

: 2003/7548

Mahkemesi

: Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk

Tarih

: 22.10.2002

Numarası

: 2002/928 - 2002/1512

Davacılar

: Turan Yuca vd.

D

avalı

: Abdullah Tepe

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2002 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda;

davanın kabulüne dair verilen 22.10.2002 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün 151986 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili 11.6.2002 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli Küçükçekmece İlçesi Kayabaşı Mahallesinde bulunan 1371 parsel sayılı taşınmazda davalının tapudaki müşterek mülkiyet şeklindeki hissesini davalıdan haricen satın aldıklarını beyanla, iptalen 114 davacı adına eşit pay hisseli olarak tescilini istemiştir. Mahkeme davalının duruşmada imzalı beyanı ile davayı kabul ettiği nedeniyle davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

D

avanın esasını teşkil eden ve uygulanması gereken 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası “........veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmünü içermektedir. Açıklanan Kanun hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisseleri ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, düzensiz şehirleşmeyi “gecekondulaşmayı” beraberinde getirmektedir.

Kamu düzeni gereğince satışın yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı HUMK.nun 95/2 maddesinde açıkça belirtmesine rağmen, Mahkemece, İmar Kanununun 18/son maddesi gereğince, inceleme yapılarak dava konusu taşınmazın satışın kanunen yasaklanan nitelikte olup olmadığının HUMK. nun 76. maddesi gereğince resen araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının beyanına itibar ederek, davanın kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı o

lduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmünün, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas : 2003/7785

Karar : 2003/9263

Davacı Saim Ceyhan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Köşk Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 30.10.2001 günlü ve 2001/110-114 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 29.9.2003 gün ve Hukuk 151980 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Nüfus Kanununun 46. madde

si hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürünün veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.

Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisi yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 1.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sayfa Başı