← Resmî Gazete · 10 Aralık 2003

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 20. Hukuk Dairelerine Ait 11 Adet Karar

Metin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/12278

Karar

: 2003/14223

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Ordu S.H.

Tarihi

: 24.06.2003

Numarası

: 2002/573 - 2002/543

Davacı

: Cihan Tekin ve Döndü Tekin

Davalı

: Hasan Tekin ve Fatma Tekin

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

Temyiz Eden

:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacıların davalılar aleyhine açtıkları dava ile, küçük Samet’i evlat edinmelerine izin verilmesi istedikleri, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

1 Ocak 2002

tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 315. maddesi ile “Evlat edinme kararı, evlat edinenin oturma yeri, birlikte evlat edinme de eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlatlık ilişkisi kurulmuş olur.” hükmü getirilerek evlat edinmeye izin kararı verilmesi usulü kaldırıldığından, dava ve hüküm tarihi itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 5. bendindeki evlat edinme davalarında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hüküm örtülü (zımni) olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

469 Sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkami Muaddil Kanununun 3. maddesine “Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin salahiyetleri haricinde kalan bilcümle hukuk, ceza, ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür” hükmü gereğince, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin ise istisna olduğundan, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren, evlat edinme davalarında görevli mahkeme As

liye Hukuk Mahkemesidir.

Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, re’sen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 23.10.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13682

Karar

: 2003/14668

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Ankara 7.A.H.

Tarihi

: 12.12.2002

Numarası

: 2002/965 - 2002/872

Davacı

: Haydar Arıduru ve Ayşe Arıduru

Davalı

: Hasımsız

Dava Türü

: Kaza-i Rüşt

Temyiz Eden

:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düş

ünüldü.

Davacılar Haydar Arıduru ve Ayşe Arıduru'nun velayetleri altındaki Sami Arıduru'nun reşit kılınması istemiyle açtıkları davanın, mahkemece kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 12. maddesi hükmüne göre “onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.”

Dosyada mevcut nüfus kaydına göre, reşit kılınmasına karar verilen Sami Arıduru'nun dava tarihinde onbeş yaşını ikmal etmiş olmasına rağmen isteği aranmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 03.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13681

Karar

: 2003/14706

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Türkeli .A.H.

Tarihi

: 6.2.2003

Numarası

: 2003/11 - 2003/19

Davacı

: Gülşen Köken Küçük Raif Şahin'e Velayeten

(Gülşen Köken)

Davalı

: Necmi Köken

Dava Türü

: Babalık

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, niteliği itibarıyla babalık davasıdır.

Davacı annenin her zaman çocuğun yararına hareket edemeyeceği olasılığından hareket ederek küçük için kayyım tayin edilmesi ve böylece çocuğun yararının korunması için babalık davasında kayyımın bulunması zorunludur. Bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.01.1998 gün ve 473/42 sayılı kararın

da da açıklandığı gibi, küçük için kayyım tayin ettirilmesi, davaya katılmasına imkan hazırlanması, katıldığı ve gösterildiği takdirde onunda delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonucuna göre hüküm tesis olunması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 301. maddesinin son fıkrası ile babalık davasının kamu düzenini de ilgilendirdiği dikkate alınarak Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbar edileceği kuralı getirilmiştir.

Yasanın bu amir hükmüne aykırı olarak dava, Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbar edilmeden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan; 1587 sayılı Nüfus Kanunu ile doğum olaylarının nüfus siciline işleme görevi Nüfus İdaresine verilmiştir. Aynı Kanunun 20. maddesi uyarınca da evlilik dışında doğmuş çocuk, anasının aile kütüğüne, ananın soyadı ve onun bildireceği baba adı ile yazılır. Ancak; bunların nesebi düzeltildiğinde veya tanındıklarında babaları hanesine baba adı ve soyadı analarına iz

afetle naklen kaydolunurlar.

Mahkemece davalının küçük Raif’in babası olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde baba hanesine tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 03.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13683

Karar

: 2003/14737

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Ağrı S.H.

Tarihi

: 5.3.2002

Numarası

: 2002/1 - 2002/ 33

Davacı

: Cevahir Yıldız

Davalı

: Nesip Aslan ve Zeliha Aslan

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

l Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 315. maddesi ile "Evlat edinme kararı, evlat edinenin oturma yeri, birlikte evlat edinme de eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlatlık ilişkisi kurulmuş olur." Hükmü getirilerek evlat edinmeye izin kararı verilmesi usulü kaldırıldığından, dava ve hüküm tarihi itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 5. bendindeki evlat edinme davalarında sulh hukuk mahkemesi

nin görevli olduğuna ilişkin hüküm örtülü ( zımni ) olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

469 sayılı Mehamiki Şer'iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkami Muaddil Kanununun 3. maddesine "Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin salahiyetleri haricinde kalan bilcümle hukuk, ceza, ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür." hükmü gereğince, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin ise istisna olduğundan, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren, evlat edinme

davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, re'sen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi

. 03.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13678

Karar

: 2003/14754

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Ünye A.H.

Tarihi

: 12.5.2003

Numarası

: 2003/159-2003/264

Davacı

: Ayşe Engin

Davalı

:Yaşar Temel Engin

Dava Türü

: Boşanma

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul ed

ilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamak veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanununun 184. maddesi çerçevesinde taktiri gerekirken, davacı asıl dinlenilmeksizin, davacı vekili ve davalının beyanı ile boşanma hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 03.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13679

Karar

: 2003/14770

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Şişli 3. A.H.

Tarihi

: 6.11.2002

Numarası

: 2002/1132 - 2002/1471

Davacı

: Sündüz Özgün ve Seyit Mehmet Özgün

Davalı

: Olcay Cıvraz

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 308. maddesinde " Evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır." hükmü mevcuttur.

10.05.1965 doğumlu olan davacı Sündüz Özgün ile dava hüküm tarihinde ergin olan 25.06.1982 doğumlu evlat edinilmek istenen Olcay Cıvraz arasındaki yaş farkının onsekiz olmayıp 17 yıl l ay 15 gün olduğu dikkate alınmadan, Medeni Kanunun 308. maddesine aykırı olarak davacı Sündüz Özgün'ün talebinin kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Medeni Ka

nunun 313. maddesinin I. fıkrasının 2. bendinde evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş olması hali düzenlenmiştir.

Aynı Kanunun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinin I. fıkrasında " evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir. "

2. fıkrasında da " araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa k

avuşturulması gerekir." hükmü mevcuttur.

Mahkemece, Medeni Kanunun 313/1. maddesinin 2. bendindeki halin mevcut olup olmadığı ispat edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan tarafların beyanları ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 03.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13685

Karar

: 2003/14841

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Kulu S.H.

Tarihi

: 12.2.2002

Numarası

: 2002/260-2002/267

Davacı

: Ali Yorulmaz

Davalı

: Hasımsız

Dava Türü

: Evlat Edinme

Temiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahallî mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacının hasımsız açtığı dava ile, bakım ve gözetimini yaptığı küçükler Meltem Alev ve Esra'yı evlat edinmeyi istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

l Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 315. maddesi ile "evlat edinme kararı, evlat edinenin oturma yeri; birlikte evlat edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlatlık ilişkisi kurulmuş olur" hükmü getirilerek, evlat edinmeye izin kararı verilmesi usulü kaldırıldığından, dava ve hüküm tarihi itibariyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 5. bendindeki evlat edinme davalarında Sulh Hukuk Mahkemesinin g

örevli olduğuna ilişkin hüküm, zımni olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

469 sayılı Mehakimi Şer'iyenin İlgasına Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanununun 3. maddesinde "Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin selahiyetleri haricinde kalan bilcümle hukuk, ceza, ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür" hükmü gereğince, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin ise istisna olduğundan, l Ocak 2002 tarihinden itibaren evlat edinme davalarında görevl

i mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, re'sen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, davacı Ali Yorulmaz'ın 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 24.1.2001 gün ve 2001/1995 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği, kaydının bu sebeple

kapatıldığı, böylece Türk vatandaşı olmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 2. maddesi gereğince öncelikle davacıya uygulanacak hukukun belirlenip buna göre bir karar vermek gerekirken, Türk vatandaşı olmayan kişinin açtığı davaya araştırma yapılmadan doğrudan Türk Kanunları uygulanarak hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğ

ü getiren 316. maddesine;

"Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinden uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir.

Araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitime yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerinde gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gere

kir.

Evlat edinenin alt soyu varsa, onların evlat edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri de değerlendirilir" hükmü mevcuttur.

Mahkemece, Medeni Kanunun 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan ve küçüklerin kanuni temsilcisine karşı dava açılması gerekirken, hasımsız olarak açılan davaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü, ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 04.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13677

Karar

: 2003/15007

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Eskişehir 1. S.H.

Tarihi

: 28.02.2002

Numarası

: 2002/103 - 2002/232

Davacı

: Ali Kemal İnal

Davalı

: Nazmiye İnal

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

l Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 315. maddesi ile " Evlat edinme kararı, evlat edinenin oturma yeri, birlikte evlat edinme de eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlatlık ilişkisi kurulmuş olur." hükmü getirilerek evlat edinmeye izin kararı verilmesi usulü kaldırı

ldığından, dava ve hüküm tarihi itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 5. bendindeki evlat edinme davalarında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hüküm örtülü (zımni) olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

469 sayılı Mehamiki Şer'iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkami Muaddil Kanununun 3. maddesinde "Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin salahiyetleri haricinde kalan bilcümle hukuk, ceza, ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür"

hükmü gereğince, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin ise istisna olduğundan, l Ocak 2002 tarihinden itibaren, evlat edinme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, re'sen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Diğer taraftan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 307. maddesinin 2. fıkrasında otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi yada mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlat edinmesi

nin mümkün olmadığını ispat etmesi halinde tek başına evlat edinebilir hükmü mevcuttur.

Davacının eşi Tenzile İnal'ın davaya muvafakatının bulunduğu anlaşılmakla yasanın aradığı şartlar oluşmamasına rağmen, anılan kanunun 307/2. maddesi hükmüne aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

Ayrıca: Medeni Kanunun 313. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendi uyarınca, evlat edinilenin evlat edinen tarafından küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş olması gerekmektedir

.

Aynı Kanunun, evlat edinme kararı vermeden önce hakime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinin 1. fıkrasında "evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir.

2. fıkrasında da "araştırma özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması gerekir." hükmü mevcuttur.

Mahkemece Medeni Kanunun 313/1. maddesinin 2. bendindeki halin mevcut olup olmadığı ispat edilmeden ve 316. maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan tarafların beyanları ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 06.11.2003

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/13676

Karar

: 2003/15038

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Ünye S.H.

Tarihi

: 5.4.2002

Numarası

: 2002/108 - 2002/165

Davacı

: Mustafa Yılmaz, Cahide Yılmaz, Emrullah Yılmaz ve

: Emine Yılmaz

Davalı

:_

Dava Türü

: Evlat Edinmeye İzin

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacıların, davalılar aleyhine açtıkları dava ile, küçük Salih'i evlat edinmelerine izin verilmesini istedikleri, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

l Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 315. maddesi ile " Evlat edinme kararı, evlat edinenin oturma yeri, birlikte evlat edinme de eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlatlık ilişkisi kurulmuş olur." hükmü getirilerek evlat edinmeye izin kararı verilmesi usulü kaldırıldığından, dava ve

hüküm tarihi itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinin 5. bendindeki evlat edinme davalarında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hüküm örtülü (zımni) olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

469 sayılı Mehamiki Şer'iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkami Muaddil Kanununun 3. maddesine "Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin salahiyetleri haricinde kalan bilcümle hukuk, ceza, ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür" hükmü gereğince, As

liye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin ise istisna olduğundan, l Ocak 2002 tarihinden itibaren, evlat edinme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak, re'sen dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 06.11.2003

—— • ——

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/8580

Karar

: 2003/7368

Mahkemesi

: Gebze l. Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi

: 23.12.2002

Numarası

: 2002/443-903

Davacı

: Hazine-Orman Bakanlığı

Davalı

: Cuma Nas

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulup temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen hükmün H.U.M.Y.nın 427. maddesi gereğince kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2003 tarih ve 151970 hukuk sayılı yazıları ile istenilmekle dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Hazine, Duraklı Köyü 1324 parselin kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi kapsamında kalan bölümünün tapusunun iptali istemi ile davalı Cuma Nas aleyhine eldeki davayı açmış ve dava kabul edilmiştir. Ne var ki; iptali istenilen 1324 parsel sayılı tapu kaydı

2/3 hissesi davada taraf görülmeyen Recep Akbayır adına, 1/3 hissesi ise Cuma Nas adınadır. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B kapsamında kalan bölümünün tapusunun iptalini istediğine göre böyle bir taleple açılan davanın tüm tapu maliklerine karşı yöneltilmesi zorunludur. Taşınmazın hissesinin iptali değil, bir bölümünün iptali istenmektedir. Davanın konusu ve niteliği itibariyle zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. Bu nedenle, diğer tapu maliklerinin de davada taraf gösterilip taraf teşkili sağlanmadan işin esası incelenip, taraf olmayan diğer tapu malikinin aleyhine de hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; H.U.M.Y.'nın 427/6. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüne ve Gebze l. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen 23.12.2002 tarih ve 2002/443-903 sayılı hükmün hukuki neticesi saklı kalmak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine 21

.10.2003 günü oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden:

Esas

: 2003/8581

Karar

: 2003/7371

Mahkemesi

: Gebze l. Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi

: 23.12.2002

Numarası

: 2002/437-904

Davacı

: Hazine-Orman Bakanlığı

Davalı

: Cuma Nas

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulup temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen hükmün H.U.M.Y.nın 427. maddesi gereğince kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2003 tarih ve 151972 hukuk sayılı yazıları ile istenilmekle dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Hazine, Duraklı Köyü 128 parselin kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi kapsamında kalan bölümünün tapusunun iptali istemi ile davalı Cuma Nas aleyhine eldeki davayı açmış ve dava kabul edilmiştir. Ne var ki; iptali istenilen 128 parsel sayılı tapu kaydı 2/3 hissesi davada taraf görülmeyen Recep Akbayır adına, 1/3 hissesi ise Cuma Nas adınadır. Davacı Haz

ine, taşınmazın 2/B kapsamında kalan bölümünün tapusunun iptalini istediğine göre böyle bir taleple açılan davanın tüm tapu maliklerine karşı yöneltilmesi zorunludur. Taşınmazın hissesinin iptali değil, bir bölümünün iptali istenmektedir. Davanın konusu ve niteliği itibariyle zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. Bu nedenle, diğer tapu maliklerinin de davada taraf gösterilip taraf teşkili sağlanmadan işin esası incelenip, taraf olmayan diğer tapu malikinin aleyhine de hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; H.U.M.Y.'nın 427/6. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüne ve Gebze l. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen 23.12.2002 tarih ve 2002/437-904 sayılı hükmün hukuki neticesi saklı kalmak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine 21.10.2003 günü oybirliği ile karar verildi.

Sayfa Başı