← Resmî Gazete · 14 Ağustos 2003
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Ait 3 Adet Karar
Metin
Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas : 2003/8316
Karar : 2003/9400
İncelenen Kararın
Mahkemesi : Ankara 29.A.H.
Tarihi : 14.7.1999
Numarası : 1999/298-1999/452
Davacı : İkbal Fettah
Davalı : Orhan Fettah
Dava Tür
ü : BoşanmaTemyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 134/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çoc
ukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 150. maddesi çerçevesinden takdiri gerekirken davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin davacı vekili ile davalının Fatih 4. Asliye Hukuk Mahkemesince havale edilen dilekçesindeki kabul be
yanı yeterli görülerek boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 23.06.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas : 2003/8317
Karar : 2003/9830
İncelenen Kararın
Mahkemesi : Doğubayazıt A.H.
Tarihi : 22.11.2002
Numarası : 2002/292 - 2002/339
Davacı : Alican Yıldırım
Davalı : Muhammet Kandemir
Dava Türü : Tenfiz
Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı dava ile davacı Alican Yıldırım ile yabancı uyruklu eşinin Muhammet Kandemir'i evlat edinmelerine ilişkin Alman Mahkemesi kararının tanınması isteği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tanıma talebinin incelenmesi ve karara bağlanması tenfiz davalarındaki usul ve esasa tabi olup, 2675 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi zorunlu olduğu halde bu y
ön gözönünde tutulmadan verilen fotokopi ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Tanınması istenilen, Tempelhof-Kreuzberg Asliye Hukuk Mahkemesince davacı ve eşinin daimi ikametgahlarının Berlin olarak kabul edildiği görülmektedir.
2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 18/2. maddesi hükmüne göre, "Evlat edinmenin hükümleri evlat edinenin milli hukukuna, birlikte evlat edinme halinde ise evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabidir."
Aynı Kanun'un 12/2. maddesinde de, "Evlenmenin genel hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde, müşterek ikametgah hukuku, bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku, bunun da bulunmaması halinde Türk Hukuku uygulanı
r." Hükmü mevcut ise de;Anılan Kanun'un 42. maddesi uyarınca, mahkemece tanıma kararı verilebilmesi için yabancı ilamın 38. maddenin (a) ve (d) bentleri haricindeki tenfiz şartlarını taşıdığının tespit edilmesi gerekmektedir.
38. maddenin (c) bendinde, t
enfizi istenilen ilamın Türk kamu düzenine aykırı olmaması gerektiği hükme bağlanmıştır.Evlat edinme ehliyet ve koşulları kamu düzenine ilişkin olup, dava tarihinde yürürlüğe girmiş olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 308. maddesi hükmüne göre, evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şarttır.
313. maddesi gereğince ise, evlat edinenin alt soyu bulunmaması koşuluyla ergin veya kısıtlı evlat edinilebilmektedir.
Dosyada mevcut nüfus kaydına göre 4.11.1970 doğumlu Alican Yıldırım ile evlat edinilen 28.6.1982 doğumlu davalı Muhammet arasında 12 yaş fark bulunmasının yanısıra davacının Nuri, Elif, Ömer, Samet adında çocukları olduğu da anlaşılmaktadır.
Mahkemece tanınması istenilen yabancı mahkeme kararının Medeni Kanunun 308. ve 313. maddesindeki şartları taşımadığından Türk kamu düzenine aykırı olduğu hususu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 30.06.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas : 2003/8318
Karar : 2003/9831
İncelenen Kararın
Mahkemesi : Eskişehir 3.S.H.
Tarihi : 29.03.2001
Numarası : 2001/47 -2001/419
Davacı : Rauf Utku Atasayar'a Velayeten Kemal Atasayar
Davalı : Hasımsız
Dava Türü : Evlenmeye İzin
Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Davacı Kemal Atasayar oğlu Rauf Utku Atasayar'a velayeten açtığı dava ile Rauf Utku'nun evlenmesine izin verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 88/2. maddesi ile, "Şu kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni onbeş yaşını ikmal etmiş olan bir erkeğin veya ondört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya
vasinin dinlenmesi şarttır." Hükmü getirilmiş olup, evlenmeye izin verilebilmesi için ana, baba veya vasinin muvafakatlarından söz edilmemiş, adı geçenlerin karardan önce dinlenmeleri öngörülmüştür.Anılan madde gereğince, mümeyyiz küçük ya da onun yasal temsilcileri davayı açabileceklerdir. Yasal temsilci tarafından açılmış olan davada, mümeyyiz küçük dinlenecek, evlenme için gerekli kişiliğe bedeni ve fikri olgunluğa erişip erişmediği hakim tarafından gözlenecektir.
Kaldı ki evlenmeye izin için gereken fevkalade hallerin ve pek önemli bir nedenin var olup olmadığının da tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Hakim ancak bundan sonra tüm delilleri birlikte değerlendirerek mümeyyiz küçüğün menfaatleri gerektiriyorsa evlenmeye izin verebilece
ktir.Evlenmesi için izin istenen Rauf Utku dinlenilmeden, fevkalade hallerin ve pek önemli bir nedenin varlığına ilişkin deliller sorulup toplanmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 30.06.2003
Sayfa Başı