← Resmî Gazete · 27 Haziran 2003
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2. ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 7 Adet Karar
Metin
|
Esas |
: 2003/6478 |
|
Karar |
: 2003/7585 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: İzmir 5.A.H. |
|
Tarihi |
: 21.10.2002 |
|
Numarası |
: 2002/613-2002/804 |
|
Davacı |
: İsmet Kazankaya ve Coşkun Kazankaya |
|
Davalı |
: Özcan Esmer |
|
Evlat Edinmek İstenen Serap Esmer |
|
|
Dava Türü |
: Evlat Edinmeye İzi n |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar vekilinin Özcan Esmer aleyhine açtığı dava ile davalının eşi Serap Esmer'i davacıların evlat edinmelerine izin verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Özcan Esmer aleyhine açılan davanın evlat edinmek istenilen kişinin Serap Esmer olması nedeniyle sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştu
r.4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 313. maddesinde, evlat edinenin alt soyu bulunmaması koşuluyla, ergin veya kısıtlının üç bentte sayılan hallerde evlat edinilebileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 7. maddesine göre "Resmi Sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur".
Nüfus kaydının tashihi olunduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamasına rağmen, davacıların çocuğu olarak nüfusa kayıtlı Taner'in, evlat edinilmek istenilen Serap'ın ikiz kardeşi olduğu, davacıların alt soyu bulunmadığı kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 26.05.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:|
Esas |
: 2003/6476 |
|
Karar |
: 2003/7621 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Yozgat S.H. |
|
Tarihi |
: 20.4.2001 |
|
Numarası |
: 2001/155-2001/231 |
|
Davacı |
: Hanife Kayhan |
|
Davalı |
: Ahmet ve Didem Albayrak |
|
Dava Türü |
: Vasi Tayini |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyada mevcut nüfus kaydından, çocukların 28 Mayıs 1998 tarihinde Yaşar Albayrak'ın nüfusuna tanıma sureti ile kaydedildikleri, babalarının 8 Mart 2001 günü vefat ettiği ve annelerinin bekar olan davacı olduğuna dair kayıt düşüldüğü anlaşılmaktadır.
743 Sayılı Türk Medeni Kanununun 264. (4721 Sayılı Yasanın 337 ve devamı) maddesine göre, karı kocadan birinin vefatı halinde velayet sağ kalan eşe geçer. 743 Sayılı Medeni Kanunun 354. maddesinde de asıl olan küçüklerin velayet altında bulunması olup ancak velayet altında bulunmayan küçüklere vasi tayin edilebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; babaları ölmüş olan küçüklerin velayetlerinin öncelikle annelerine verilmesi gerektiği; bu takdirde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı, velayet altına alınmalarının mümkün bulunmaması halinde vesayet altına alınabilecekleri konusuna dikkat etmeden çocukların annenin vesay
eti altına alınması, usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 26.05.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:|
Esas |
: 2003/5751 |
|
Karar |
: 2003/7696 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Cumayeri S.H. |
|
Tarihi |
: 22.5.2001 |
|
Numarası |
: 2001/4 - 2001/82 |
|
Davacı |
: Ekrem Fiş |
|
Davalı |
: Hasımsı z |
|
Dava Türü |
: Veraset İptali |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin hasımsız açtığı dava ile, Cumayeri Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/117-110 sayılı veraset kararının iptalini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava veraset ilamının iptali olarak açılmış ve mahkemece de bu şekilde kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi gereğince, "Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima ve yahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekilleri tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez."
İptali istenen veraset ilamında davacıdan başka mirasçılarda bulunmakta olup verilecek karar bu kişilerin de miras hakkını ilgilendirdiğinden, veraset ilamında mirasçı olarak görülen kişiler davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hasımsız açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 26.05.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:|
Esas |
: 2003/6477 |
|
Karar |
: 2003/7734 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Yozgat A.H. |
|
Tarihi |
: 18.5.2000 |
|
Numarası |
: 2000/202 - 2000/308 |
|
Davacı |
: Arslan Murat |
|
Davalı |
: Resmiye Uslu ve Nüfus Müdürlüğü |
|
Dava Türü |
: Nesep Tashihi |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı Arslan Murat'ın açtığı davada, davalı Resmiye Uslu ile evlilik dışı beraberliğinden olan Mehtap'ın nesebinin tashihi ile nüfusuna tescilini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava niteliği itibarıyla, babalığın tespitine ilişkindir.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 295. maddesi hükmüne göre, "Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dava edebilir. Çocuk da bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur."
Anılan madde ile, babalık dava açma hakkı ana ve çocuğa tanınmış olup babanın babalık davası açabileceğinden söz edilmemiş, aksine baba ve mirasçıları, aleyhlerine dava açılabilecek kişiler olarak gösterilmiştir.
Diğer taraftan aynı Kanun'un 291. maddesi babaya tanıma imkanı vermiştir. Bu imkan tüm sonuçlarıyla babalık hükmüne eşdeğer nitelikte olduğundan yasada bir boşluk bulunduğundan da söz edileme
z.Mahkemece, baba olduğu iddia edilen kişinin aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 27.05.2003
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:|
Esas No |
: 2003/6479 |
|
Karar No |
: 2003/7859 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Alanya 1. A.H. |
|
Tarihi |
: 28.9.2001 |
|
Numarası |
: 2001/450 -2001/600 |
|
Davacı |
: Hasan Çiçek |
|
Davalı |
: Adalet Ünver |
|
Dava Türü |
: Nesep Düzeltilmesi |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ve hüküm tarihinde
yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 295. maddesi hükmüne göre, "Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dâva edebilir. Çocuk da bu hakkı haizdir. Dâva, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur."Anılan madde ile babalık davası açma hakkı ana ve çocuğa tanınmış olup, babanın babalık davası açabileceğinden söz edilmemiş, aksine baba ve mirasçıları, aleyhlerine dava açabilecek kişiler olarak gösterilmiştir.
Diğer taraftan, aynı Kanun'un 291. maddesi babaya tanıma imkanı vermiştir. Bu imkan tüm sonuçlarıyla babalık hükmüne eşdeğer nitelikte olduğundan yasada bir boşluk bulunduğundan da söz edilemez.
Mahkemece, baba olduğu iddia edilen kişinin aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 29.05.2003—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:|
Esas No |
: 2003/6480 |
|
Karar No |
: 2003/7586 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: İzmir 4. S.H. |
|
Tarihi |
: 4.1.2002 |
|
Numarası |
: 2001/2085 - 2002/3 |
|
Davacı |
: Hüsamettin Eren ve Kanime Eren |
|
Davalı |
: --------- |
|
Dava Türü |
: Evlenmeye İzin |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacıların 12.12.2001 tarihli dava dilekçesi ile kızları Zehre Eren'in evlenmesine izin verilmesini istedikleri mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte olan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 124/2. maddesi hükmüne göre, "Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce anne ve baba veya vasi dinlenir."
Yasal temsilci tarafından açılan davada, anılan madde gereğince, mümeyyiz küçük dinlenecek, evlenme için gerekli kişiliğe bedeni ve fikri olgunluğa erişip erişmediği hâkim tarafından gözlemlenerek, gerekirse bu konularda uzman bilirkişiden rapor alınacaktır.
Dosya'da mevcut nüfus kaydından evlenmesi için izin istenen Zehra Eren'in 3.10.1987 doğumlu olup, 16 yaşını bitirmediği görülmesine rağmen ve kendisi de dinlenilmeden evlenme izni verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 26.05.2003
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:Esas No : 2003/2744
Karar No : 2003/4627
Davacı Dursun Eniş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Refahiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23.9.2002 günlü ve 2002/45-269 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 28.3.2003 gün ve Hukuk-41246 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması i
stenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:YARGITAY KARARI
Davacı dava dilekçesinde, ölmüş olan babasının nüfus kütüğünde yazılı adının değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki her kişinin bir adının olması ve adının nüfus siciline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Tür
kiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış olan adın, kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi gözönünde bulunduran 4721 sayılı Türk Medeni Yasasında kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip (m.23-25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gidilmiştir (m.26-27). Buna göre anılan Yasanın 27. maddesi hükmü uyarınca adın değiştirilmesi, ancak haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir ise de kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerindeki bu hakkı, kişinin kendisinden başkası kullanamaz.O halde
somut olayda, yaşamı süresince nüfus kütüğünde yazılı adını taşıyıp bu adla öldüğü anlaşılan kişinin (babanın) adının değiştirilmesi istemiyle davacı (oğlu) tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esasına girilerek istem gibi hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayfa Başı