YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2. ve 17. Hukuk Dairelerine Ait 2 Adet Karar
Metin
|
Esas |
: 2003/1651 |
|
Karar |
: 2003/2947 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Ankara 21.A.H. |
|
Tarihi |
: 8.7.1997 |
|
Numarası |
: 1993/903-1997/529 |
|
Davacı |
: Mehmet Ali Erkoca |
|
Davalı |
: Nüfus Müdürlüğü, Elif Erkoca ve Ark. |
|
Dava Türü |
: Ana Adı Tashihi |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davalılardan Fırat Aşkın, Recep Aşkın, Ülkü Kaya, Fatma Aydın, Hatice Kaya, Nimet Aşkın vekilleri Avukat Bahri Sert’in 4.6.1998 tarihli dava dilekçesi ile Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/903 esas 1997/529 karar sayılı kararına karşı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445/7-8 ve 73. maddesi uyarınca başvurduğu iade-i muhakeme talebinin reddine ilişkin, sözü edilen mahkemenin 1998/348 esas, 2000/568 karar sayılı kararının Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.5.2001 gün 2001/6430-8005 sayılı kararı ile davanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 447. maddesindeki süre içinde açılmamış bulunması nedeniyle sonucu itibarıyla doğru olduğundan onandığı görülmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445. maddesi hükmü uyarınca ancak, katiyen verilen veya katiyet iktisap etmiş olan kararlar hakkında tahdidi olarak sayılmış olan sebeplere göre iade-i muhakeme talebinde bulunabilmektedir.
Dosya içeriğinden önceleri yargılamaya katılmış olan Cumhuriyet savcısı ve nüfus idaresi temsilcisinin daha sonraki aşamalarda bulunmadıkları ve hükmün yokluklarında verildiği anlaşılmaktadır.
Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davaların, Cumhuriyet savcısı ile nüfus başmemuru veya memurunun huzuruyla görülmesi ve karara bağlanması zorunludur.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan Cumhuriyet savcısı ile nüfus memurunun yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 5.3.2003
—— • ——
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinden:Esas No : 2002/12624
Karar No : 2002/12474
Serik Kadastro Mahkemesinin 7.4.1994 gün E:1994/10 K:1994/27 sayılı hükmünün HMUK.nun 427/6 maddesi uyarınca kanun yararına bozulması Yargıtay C. Başsavcılığınca 9.9.2002 gün (Hukuk 113013) sayılı yazıları ile istenmekle gereği görüşüldü:
Durmuş Ali Sağır tarafından Yaşar Ali Sağır aleyhine Serik Sulh Hukuk Mahkemesinde 1993/200 Esas sayı ile açılan davanın yargılaması sonunda Serik Sulh Hukuk Mahkemesinin görevsizliğine hüküm kesinleştiğinde dosyanın Serik Kadastro Mahkemesinin 1990/735 Esas sayılı dosyası ile birlikte görülmek üzere Serik Kadastro Mahkemesine tevdiine karar verilmiştir.
Dava dosyası Serik Kadastro Mahkemesine intikal ettikten sonra görevsizlik kararının kesinleştiği gün ile dosyanın gönderilmesi için başvurma günü arasında 10 günden fazla süre geçtiğinden bahisle HMUK.nun 193. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar davanın taraflarına tebliğ edilmiş, temyiz edilmeyerek 14.9.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 10.7.2002 gün 15396 sayılı yazısı Yargıtay C. Başsavcılığının 9.9.2002 gün 113013 (Hukuk) sayılı tebliğnamesi ile anılan hükmün HMUK.nun 427/6 maddesi uyarınca KANUN YARARINA bozulması talep edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3.5.2000 gün, 2000/8-842 Esas 2000/854 Karar sayılı kararında ifade edildiği gibi kadastro tesbitinden doğan uyuşmazlıkların yasada öngörülen sürede kadastro mahkemesi önüne getirilmesi halinde mülkiyet tesbiti kadastro tesbit tutanağına itiraz edenler veya etmeyenler ile davada taraf olanlar ya da olmayanlar yönünden askıda kalmış sayılır.
O halde davada taraf olmayan kişiler yönünden de hak düşürücü süre kadastro mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Dava ve hüküm tari-hinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Yasasının 28. maddesinde kadastro hakiminin askı ilan süresi içinde açılacak davalar ile kadastro müdürü tarafından mahalli mahkemeye tevdi olunacak kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devir edilen işler hakkında dava dosyası açacağı ve ilgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığa etkili kayıt ve belgeleri ilgili yerden getirteceği 30/2 maddesinde de kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devir edilen dosyaların muhtevasından malik tesbiti yapılamadığı takdirde hakimin re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın gerçek hak sahibi adına tesciline karar vereceği hükme bağlanmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse yukarıda yazılı hallerde kadastro hakimi re’sen sicil oluşturmak durumundadır.
Somut olayda dava konusu 175 ada 54 parsel sayılı taşınmaz Serik Kadastro Mahkemesinin 1990/735 Esas sayılı dosyasının konusu olduğuna göre kadastro tesbiti kesinleştiğinden söz edilemez. Mahalli Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı ile Serik Kadastro Mahkemesine gönderilen dava dosyasının kadastro mahkemesi dosyası ile birleştirilerek özel nitelikli kadastro kanununun hükümlerine göre görülmesi gerekirken HMUK.nun 193. maddesinde belirtilen sürede dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetli değildir.
Yazılı emre dayalı kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden HMUK.nun 427. maddesi uyarınca taraflar yönünden hukuki sonuçları mahfuz kalmak kaydı ile Serik Kadastro Mahkemesinin 7.4.1994 gün 1994/10 Esas 1994/27 Karar sayılı hükmünün kanun yararına BOZULMASINA bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 20.11.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayfa Başı