← Resmî Gazete · 18 Kasım 2002
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 14. Hukuk Dairesine Ait 2 Adet Karar
Metin
Yargıtay Kararları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :|
Esas |
: 2002/4939 |
|
Karar |
: 2002/6240 |
|
Mahkemesi |
: Elazığ 1. Asliye Hukuk |
|
Tarih |
: 14.11.2000 |
|
Numarası |
: 2000/913-909 |
|
Davacı |
: Zülküf Doğan |
|
Davalı |
: Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine |
Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.9.2000 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.2000 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.6.2002 gün 90471 Sayılı tebliğnamesi ile H.U.M.K.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içersindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 19.9.2000 tarihli dilekçesi ile 645 ve 2540 sayılı parsellerde 2/8 pay maliki murisi annesinin tapuda “Tahir Karısı Zeynep” yazılı isminin nüfus kaydına uygun olarak “Ferhat kızı, Nazire Doğan” şeklinde düzeltilmesini istemiş,Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın, önceki Medeni Kanunun 581. maddesine aykırı davranıldığı ve davanın yanlış hasma yöneltildiği gerekçesiyle kanun yararına bozulması istenilmiştir.
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korumasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabilecekleri öngörülmüş olmakla, artık elbirliği mülkiyetinde ortaklardan herhangi birini tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebileceği sonucuna varıldığından, tebliğnamedeki önceki Medeni Kanunun 581. maddesi uyarınca davacı yönünden taraf teşkilinin yerine getirilmediğine ilişkin bozma nedenine iştirak olunmamıştır.
Ancak; Hukuk Genel Kurulu’nun 17.3.1999 tarih 1999/14-165-149 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Tapu Sicilindeki yanlışlıklardan kaynaklanan davalarda yasal hasım, bunları tutmakla görevli ve sorumlu Tapu Sicil Müdürlükleridir. Bu nedenle, dava Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilerek açılmalıdır. Varsa o yerdeki Hazine vekili 4353 Sayılı Kanunun 18. maddesine göre kanuni temsilci sıfatıyla yönetimi temsil eder. Ancak Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine hasım gösterilerek dava açıldığında, davanın husumet yokluğundan reddi yerine, usul ekonomisi gereğince, temsilcide yanılma nedeniyle, dava dilekçesinin doğru hasım olan “Tapu Sicil Müdürlüğüne” tebliği sağlanmalı ve bundan sonra davaya devamla bir hüküm kurulmalıdır. (H.U.M.K. m.221.)
Somut olayda dava Hazine’ye yöneltildiği halde mahkemece Tapu Sicil Müdürlüğüne dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. Bu hususa uyulmamış olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının H.U.M.K.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 30.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2002/4940 |
|
Karar |
: 2002/6241 |
|
Mahkemesi |
: Köprüköy Asliye Hukuk |
|
Tarih |
: 6.6.2001 |
|
Numarası |
: 2001/36-41 |
|
Davacı |
: İbrahim Hakkı Yağanoğlu |
|
Davalı |
: Tapu Sicil Müdürlüğü |
Davacı tarafından, davalı aleyhine 6.6.2001 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.6.2001 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.6.2002 gün 84201 Sayılı tebliğnamesi ile H.U.M.K.nun 427/6. maddesi gereğince Kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içersindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 6.6.2001 tarihli dilekçesi ile örneklerini eklediği 17 taşınmaza ait tapularda babasının “Halil oğlu Mehmet Yağanoğlu” olarak yazılı isminin, nüfus kaydına uygun olarak “Halil oğlu Memet Yağanoğlu” şeklinde düzeltilmesini istemiş Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın, önceki Medeni Kanunun 581. maddesine aykırı davranıldığı ve hükmün HUMK.nun 388/4 ve 389. maddelerinin öngördüğü biçimde kurulmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korumasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabilecekleri öngörülmüş olmakla, artık elbirliği mülkiyetinde ortaklardan herhangi birini tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebileceği sonucuna varıldığından, tebliğnamedeki önceki Medeni Kanunun 581. maddesi uyarınca davacı yönünden taraf teşkilinin yerine getirilmediğine ilişkin bozma nedenine iştirak olunmamıştır.
Ancak; Mahkemece sadece “davanın kabulüne, tapu kayıtlarında Mehmet olan ismin Memet olarak tüm kayıtların düzeltilmesine” şeklinde hüküm kurulmakla yetinilerek H.U.M.K.nun 388/4. ve 389 maddelerinin öngördüğü biçimde dava konusu edilip düzeltilmesine karar verilen taşınmazlar tek tek karar yerinde gösterilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının H.U.M.K.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 30.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayfa Başı