YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay2. Hukuk Dairesine Ait 5 Adet Karar
Metin
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
Esas : 2002/10808
Karar : 2002/11772
İncelenen Kararın|
Mahkemesi |
: Elazığ 1.A.H. |
|
|
Tarihi |
: 15/3/2002 |
|
|
Numarası |
: 2002/162-185 |
|
|
Davacı |
: Yadin Topuz |
|
|
Davalı |
: Marlen Topuz |
|
|
Dava Türü |
: Boşanma |
|
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davacı Yadin Topuz vekili tarafından davalı Marlen Topuz aleyhine açılan boşanma davasının mahkemece, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut nüfus kaydının düşünceler bölümünde, davacı Yadin Topuz’un Alman uyruklu Marlen Buhh ile evli olduğunun açıklandığı görülmektedir.
1 – Davalı yabancı uyruklu olup, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk ile Türk Mahkemelerinin yetkisini, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun düzenlenmektedir.
Anılan Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında “Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir.”
İkinci fıkrasında da “Eşler ayrı vatandaşlıkta iseler müşterek ikametgah hukuku, bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku, bunun da bulunmaması halinde Türk Hukuku uygulanır” hükmü mevcuttur.
Mahkemece, anılan hükümler gereğince hangi ülke hukukunun uygulanacağı araştırılmadan, tartışılmadan doğrudan doğruya Türk Hukukunun uygulanması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2 – Kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafla
rı bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının, Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, taraf vekillerinin beyanı ile boşanma
hükmü kurulmuş olması da doğru bulunmamıştır.SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 10/10/2002
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
Esas : 2002/10809
Karar : 2002/11773
İncelenen Kararın|
Mahkemesi |
: Elazığ 1.A.H. |
|
|
Tarihi |
: 20/3/2002 |
|
|
Numarası |
: 2002/153-206 |
|
|
Davacı |
: Fatih Mehmet Öztürk |
|
|
Davalı |
: Feza Dilek Öztürk |
|
|
Dava Türü |
: Boşanma |
|
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davacı Fatih Öztürk vekilinin, davalı Feza Dilek Öztürk aleyhine açtığı boşanma davasının mahkemece tarafların beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesi hükmüne göre, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek
düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz ve hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının, Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı asil dinlenilmeksizin, davacı vekili ve davalının beyanı ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 10/10/2002
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
Esas : 2002/10972
Karar : 2002/11827
İncelenen Kararın|
Mahkemesi |
: Bozova A.H. |
|
|
Tarihi |
: 22/12/2000 |
|
|
Numarası |
: 146-234 |
|
|
Davacı |
: Bozan Uluca |
|
|
Davalı |
: – |
|
|
Dava Türü |
: Mümessil Tayini |
|
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davacı Bozan Uluca vekilinin 9/12/1999 tarihli dilekçesi ile, Mehmet Uluca’nın miras şirketine mümessil olarak Hasan Uluca’nın atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece hasımsız olarak açılan davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava, hüküm tarihinde yürürlükte
olan Medeni Kanunun 581. maddesi hükmüne göre atanan miras şirketi temsilcisi, özel kayyım yetkilerinde sahip olup, tüm (mirasçılar) tereke adına tasarruf ve hareket eder. O halde miras şirketine mümessil tayini yönünde oluşturulacak karar tüm mirasçıların hukukuna etkilidir. İstenen subjektif haktan etkilenecek kişilere dava yönetilmeden verilen karar, o kişileri bağlayıcı nitelikte değildir. Böyle bir kararı almakta davacının hukuki bir yararı da bulunmayıp, dava bu şarttan yoksun bırakılmıştır.Öte yan
dan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi gereğince, “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim, her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.”Bu itibarla,
miras şirketine temsilci atanmasına ilişkin isteğin tüm mirasçılara yöneltilmesi gerektiği düşünülmeden, hasımsız açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 11/10/2002
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
Esas : 2002/10805
Karar : 2002/11856
İncelenen Kararın|
Mahkemesi |
: Gaziosmanpaşa S.H. |
|
|
Tarihi |
: 2/6/2000 |
|
|
Numarası |
: 2000/673-2000/1037 |
|
|
Davacı |
: Adnan Öner |
|
|
Davalı |
: Elmaze Hot |
|
|
Dava Türü |
: Evlat Edinmeye İzin |
|
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davacı Adnan Öner vekilinin açtığı dava ile, müvekkilinin, davalı Elmaze Hot’ı evlat edinmesine izin verilmesini istediği, mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 255. maddesi gereğince eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına bağlıdır.
Dosyadaki nüfus kaydından, evlat edinilen Elmaze Hot’ın evli olduğu görülmekte olup, eşi Süleyman Hot’ın rızası alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 11/10/2002
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
Esas : 2002/10807
Karar : 2002/11861
İncelenen Kararın|
Mahkemesi |
: Sinop A.H. |
|
|
Tarihi |
: 12/6/2001 |
|
|
Numarası |
: 2001/10-2001/141 |
|
|
Davacı |
: Ümmü Erdi |
|
|
Davalı |
: Beyazıt Günay ve Cihat Yolaçan |
|
|
Dava Türü |
: Babalığın Tanınması |
|
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Davacı Ümmü 8/1/2001 tarihli dava dilekçesi ile 13/3/1994 doğumlu kızı Aybüke’nin nüfus kaydında babası olarak gözüken Beyazıt’ın kızı olmayıp, davalılardan Cihat’ın kızı olduğundan bahisle, davalı Cihat’ın nüfusuna kaydedilerek babalığının tanınmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava niteliği itibariyle nesebin reddi ve babalık davası olup, nüfus siciline göre anne ve baba olarak kayıtlı kişilerle çocuk arasında menfaat çatışması vardır (TKM md.298). Küçük Aybüke’nin dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanunun 376. maddesi uyarınca
tayin olunacak kayyım ile temsil gerekirken, kayyım tayin edilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.Dosyada mevcut nüfus kaydına göre, küçük Aybüke’nin doğduğu tarihte anne Ümmü’nün davalı Beyazıt ile evli olduğu görülmektedir. Aynı Kanunun 241. maddesi hükmüne göre “Evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üçyüzgün içinde doğan çocuğun babası kocadır.” 242. maddeye göre de “Koca doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir.”
“Ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir.” (TKM.md.303) hükümleri mevcut olup, kocanın çocuğun nesebini reddettiğine ilişkin bir iddia ve kararı da dosyada bulunmamaktadır. Dava tarihinde y
ürürlükte olan hükümlere göre ana nesebin reddi davası açamaz.Bu itibarla mahkemece, isteğin reddine karar vermek gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 11/10/2002
Sayfa Başı