← Resmî Gazete · 27 Temmuz 2002
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay İkinci Hukuk Dairesine Ait Üç Adet Karar
Metin
|
Esas |
: 2002/8021 |
|
Karar |
: 2002/8978 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Üsküdar 4.A.H. |
|
Tarihi |
: 4.12.2000 |
|
Numarası |
: 1999/627 - 2000/1036 |
|
Davacı |
: Nesip Esen |
|
Davalı |
: Hayriye Akçakaya |
|
Dava Türü |
: Babalık |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, niteliği itibarıyla babalığın tespitine ilişkindir.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 295. maddesi hükmüne göre, " Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmün tayini için ikamei dava edebilir. Çocukta bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur."
Anılan madde de, babalık davası açma hakkı ana ve çocuğa tanınmış olup babanın, babalık davası açabileceğinden söz edilmemiş, aksine baba ve mirasçıları, aleyhlerine dava açabilecek kişiler olarak gösterilmiştir.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 291. maddesi babaya tanıma imkanı vermiştir. Bu imkan tüm sonuçlarıyla babalık hükmüne eşdeğer nitelikte olduğundan, yasada bir boşluk bulunduğundan da söz edilemez. Mahkemece, baba olduğunu iddia eden kişinin aktif dava ehliyeti ol
madığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan
sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 5.7.2002—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2002/7726 |
|
Karar |
: 2002/8556 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Üsküdar 3. A.H. |
|
Tarihi |
: 14.2.2001 |
|
N umarası |
: 2001/11-105 |
|
Davacı |
: Asuman Peker ve Ark. |
|
Davalı |
: Nüfus Müdürlüğü |
|
Dava Türü |
: Ölüm Tarihinin Tesbiti |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar vekilinin 4.1.2001 tarihli dava dilekçesi ile, her ne kadar Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/494 esas, 2000/214 karar sayılı hükmü ile Ahmet Aslan'ın ölü olduğu tesbit edilmiş ise de, ölüm tarihi belirlenmeden nüfus kaydında düzeltme yapılamadığından bahisle, ölüm tarihinin de tesbit edilerek, sağ
olan kaydın ölü olarak düzeltilmesini istediği mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.Nüfus Kanunu 7. maddesi ile ölüm vukuatının nüfus kayıtlarına tescili, nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu cihetle mahkemece, Ahmet Aslan'ın ölüm tarihinin tesbiti ile yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde sağ olan kaydın iptali ile, aynı haneye ölü olduğunun şerh edilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SON
UÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 27.6.2002—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2002/7971 |
|
Karar |
: 2002/8779 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Tut A.H. |
|
Tarihi |
: 20.9.2001 |
|
Numarası |
: 2001/88-92 |
|
Davacı |
: Hamide Karınca |
|
Davalı |
: Hasari Karınca |
|
Dava Türü |
: Anlaşma Yoluyla Boşanma |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı Hamide Karınca vekili tarafından davalı Hasari Karınca aleyhine açılan boşanma davasının mahkemece, tarafların beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava ve hüküm
tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 134/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde, eşlerin birlikte başvurması yada bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delillerin sorulup toplanması, sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının, Medeni Kanunun 150. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davalı asil dinlenilmeksizin, vekilinin beyanı ile yetinilerek boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 1.7.2002
—— • ——