← Resmî Gazete · 25 Nisan 2002
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2 ve 13. Hukuk Dairelerine Ait 2 Adet Karar
Metin
|
Esas |
: 2002/2370 |
|
Karar |
: 2002/3197 |
|
İncelenen Kararın |
|
|
Mahkemesi |
: Balıkesir 1. S.H. |
|
Tarihi |
: 19/7/2001 |
|
Numarası |
: 2001/816-806 |
|
Davacı |
: Sibel Ünal ve Ahmet Ünal |
|
Davalı |
: Ahmet Çetin ve Şaziye Çetin |
|
Dava Türü |
: Evlat Edinmeye İzin |
|
Temyiz Eden |
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı |
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
[Davacıların 13/7/2001 tarihli dava dilekçesi ile, davalıların kızı 5/7/2001 doğumlu Hülya Çetin’i evlat edinmelerine izin verilmesini istedikleri, mahkemece davanın kabul edildiği ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 253. maddesinde ise “Evlat edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara münhasırdır.” Hükmü mevcuttur.
Aynı Kanunun 254. maddesinde ise “mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa alınamazlar.” hükmü mevcuttur.
Dosyadaki nüfus kaydından davacı Sibel Ünal 18/4/1967 doğumlu olup, gerek dava ve gerekse hüküm tarihinde 35 yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı Sibel Ünal’ın 35 yaşını ikmal etmediği gözetilmeden ve küçük Hülya’nın anne ve babasının rızası alınmadan, vekillerinin beyanı ile yetinilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.] biçimindeki gerekçe ile hükmün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
1 — 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 253 ve müteakip maddeleri hükümlerine göre oluşturulan evlat edinme işlemleri şahsa bağlı haklardan ise de bu hak evlenme gibi bizzat kullanılması gereken mutlak şahsa bağlı haklardan değildir (Y.2.H.D.nin 23/1/1946 tarihli 1946/45-451 sayılı 27/6/1963 tarihli 1963/3697-4061 sayılı, 10/7/1997 tarihli 1997/6795-8177 sayılı 19/6/1998 tarihli 1998/6444-7815 sayılı kararları). Şu halde açıkça yetki verilmek suretiyle bu işlemlerin vekil aracılığı ile yapılmasında kanuna aykırılık yoktur. Davada küçüğün doğal ana ve babası Noterde 11/7/2001 günü düzenlenen fotoğraflı vekaletnamelerinde açıkça küçük Hülya’nın Ahmet Ünal ve Sibel Ünal tarafından evlat edinilmesi için gerekli işlemleri yapmak ve izin davasını kabul için avukatlarına açık yetki vermişler. Doğal ana babanın vekilleri bu yetkiye istinaden hakim huzurunda imzası tahdında Türk Kanunu Medenisinin 254. maddesine uygun beyanda bulunmuştur. Şu halde kanunda gösterilen evlat edinmeye muvafakat beyanının vekil aracılığı ile kullanılamayacağına, Türk Kanunu Medenisinin 254. maddesi koşullarının oluşmadığına ilişkin bozma isteği yerinde değildir.
2 — Ancak evlat edinmek isteyenlerden Sibel Ünal müracaat tarihinde henüz 35 yaşını ikmal etmediği anlaşıldığından karar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 253. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteği yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple kabulüyle hükmün bu yönden ve sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, sair bozma isteğinin 1. bentte açıklanan gerekçe ile REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi. 8/3/2002
—— • ——
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2001/0433 |
|
Karar |
: 2002/888 |
|
Mahkemesi |
: Gerçüş Asliye Hukuk Mahkemesi |
|
Tarihi |
: 25/4/2001 |
|
No |
: 16-19 |
|
Davacı |
: Hasankeyf Belediye Başkanlığı |
|
Davalı |
: PTT Müdürlüğü |
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında kira sözleşmesi bulunduğunu, kira başlangıç tarihinin 1/2/1999 olduğunu sözleşmede kira bedelinin 20.316.160 TL. olarak belirlendiğini, bu miktarın günün ekonomik koşulları gözönüne alındığında çok düşük kaldığını ileri sürerek, aylık kira bedelinin 230.000.000 lira olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, talep edilen miktarın çok fahiş olduğunu beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile aylık kira bedelinin 230.00.000 lira olarak tespitine karar verilmiş; hakem kararı olan iş bu karara itiraz eden davalının talebi reddedilerek hüküm kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzüm üzerine kanun yararına bozulması istemiyle hükmün temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin başlangıç tarihi 1/2/1993 tarihi olup 3 yıl sürelidir ve kira sözleşmesinde kiranın her yıl arttırılacağı öngörülmüştür. 1/2/1999 tarihinde başlayan yeni kira dönemi için aylık kiranın 20.316.160 lira olduğu tarafların kabulündedir. Mahkemece dava tarihi olan 23/6/2000 itibariyle rayice göre bilirkişice saptanan kira bedelinin tespiti gerekeceği yönündeki raporuna dayanarak aylık kiranın 230.000.000 TL olarak tespitine karar verilmiştir. Oysa 18/2/2000 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 4531 sayılı yasa ile 6570 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. madde ile 2000 yılında yapılacak kira artışlarının % 25, 2001 yılında yapılacak kira artışlarına % 10 oranında olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle davacının bu miktarlardan daha fazla kira artırımı yapılmasını istemeye hakkı yoktur. Açılan iptal davası sonunda Anayasa Mahkemesi tarafından yasanın iptaline karar verilmiş ise de Anayasanın 153. maddesine 5. fıkrası hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları geriye yürümez. Mahkemece, bu yasa hükmü gözardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6 maddesine dayalı Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 30/1/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayfa Başı
Danıştay Kararları