← Resmî Gazete · 14 Kasım 2001
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 18. ve 20. Hukuk Dairelerine Ait 4 Adet Karar
Metin
Esas No : 2001/8915
Karar No : 2001/9225
Davacı İsmail Karagöz ile davalı Nüfus Müdürlüğü aralarındaki dava hakkında Gerede Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31.5.2000 günlü ve 1999/233–2000/103 sayılı kararın temyiz edilmemekle kesinleşmesi ve yürürlükteki kanuna aykırı olduğu iddiasıyla C. Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve Hukuk 1100743 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenmesi üzerine gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Türk Medeni Kanununun 26.maddesi, haklı sebebin varlığı halinde ismin değişmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekte ise de; birinci fıkradaki ifadeden bunu isteme hakkının ilgili kişiye ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ölü olduğu belirlenen annenin isminin değiştirilmesine ilişkin davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C. Başsavcılığına gönderilmesine, 22.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden : Esas No : 2001/8916Karar No : 2001/9228
Davacı Betül Önel ile davalı Nüfus Müdürlüğü aralarındaki dava hakkında Baskil Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 29.11.2000 Günlü ve 2000/154-154 sayılı kararın temyiz edilmemekle kesinleşmesi ve yürürlükteki kanuna aykırı olduğu iddiasıyla C. Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve Hukuk 1102331 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenmesi üzerine gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Nüfus Kanununun 46.maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus başmemuru veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisi yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 427.maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C.Başsavcılığına gönderilmesine, 22.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2001/7779 |
|
Karar |
: 2001/7091 |
|
Mahkemesi |
: Serik Kadastro Mahkemesi |
|
Tarihi |
: 4/2/1993 |
|
Numarası |
: 1990/846-1993/15 |
|
Davacı |
: Vasfi Ünal |
|
Davalı |
: Hazine Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Orman Yönetimi |
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, H.U.M.Y.’nın 409/5. maddesi hükmüne göre davanın açılmamış sayılması yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından H.U.M.Y.nın 427/6. maddesi hükümlerine göre istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Vasfi Ünal, 10.10.1990 tarihli dilekçesi ile Gebiz beldesi Kadirgürü mevkiinde sınırlarını belirttiği tahmini beş dönüm yüzölçümündeki taşınmazının, yörede 1990 yılında yapılıp 20.04.1990 ila 20.10.1990 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasında orman olarak sınırlanıp, IX poligon numarası ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasının iptalini istemiştir. Mahkemece, 03.11.1992 tarihli oturuma davacı tarafın gelmediği ve gelen davalıların da davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri üzerine davanın H.U.M.Y.’nın 409/1. madde hükmüne göre işlemden kaldırıldığı, 04.02.1993 tarihinde de aynı yasanın 409/5. madde hükmüne göre açılmamış sayılmasına karar verildiği; kararın, davalı Hazineye 10.04.2000, Orman Yönetimine 11.04.2000, davacı vekiline 10.04.2000 tarihinde tebliğ edilip, 12.05.2001 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği, bundan sonra Adalet Bakanlığının 02.07.2001 gün ve 7-102-2001 Sayılı Yazısı ile bildirdiği lüzum üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.09.2001 gün ve H-1100741 Sayılı Yazısı ile H.Y.U.Y.’nın 427/6. maddesine göre, yasa yararına bozma istemi ile temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaz, yörede 1954 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman olduğu gerekçesi ile tapulama dışı bırakılmış, 1990 yılında birlikte yapılan orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonuçları 20.04.1990 ila 20.10.1990 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 6 aylık hak düşürücü sürede açılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraza ilişkindir.
3402 Sayılı Yasanın 25/1. maddesinde kadastro mahkemesinin "...özel kanunlarca kendisine verilen işlere..." bakacağı, 3373 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işlemlere karşı 6 aylık hak düşürücü sürede açılan davaların kadastro mahkemesinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde de kadastro davalarına bakmakla görevlendirilen genel mahkemede bakılacağı hükümleri düzenlenmiştir. Yine 3402 Sayılı Yasanın 29/1. maddesinde "kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Tarafların hiçbiri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30’uncu madde hükmünce işi karara bağlar" aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "bu yasanın tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır" konusunda hükümler mevcuttur.
Somut olayda; kadastro mahkemesinde 6 aylık yasal süre içinde orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına itiraza ilişkin dava kadastro mahkemesinde açıldığına ve bu mahkemede uygulanması gereken usul hükümleri 3402 sayılı kadastro yasasında anılan hükümler olduğuna göre davacı tarafın özürsüz olarak gelmediği ve gelen tarafın da davayı takip etmeyeceğini bildirdiği gerekçesiyle, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ve bundan sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz isteminin KABULÜNE, H.Y.U.Y.’nın 427/7. maddesi gereğince hükmün hukuki neticelerini kaldırmamak üzere yasa yararına BOZULMASINA, 427/8. maddesi gereğince bozma kararının bir örneğinin, Adalet Bakanlığına gönderilmesine 04/10/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden :
|
Esas |
: 2001/7780 |
|
Karar |
: 2001/7092 |
|
Mahkemesi |
: Serik Kadastro Mahkemesi |
|
Tarihi |
: 4/2/1993 |
|
Numarası |
: 1990/844-1993/16 |
|
Davacı |
: Vasfi Ünal |
|
Davalı |
: Hazine-Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı-Orman Yönetimi |
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, H.U.M.Y.’nın 409/5. maddesi hükmüne göre davanın açılmamış sayılması yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından H.U.M.Y.nın 427/6 maddesi hükümlerine göre istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Vasfi Ünal, 10.10.1990 tarihli dilekçesi ile Gebiz beldesi Kadirgürü mevkiinde sınırlarını belirttiği tahmini yirmi dönüm yüzölçümündeki taşınmazının, yörede 1990 yılında yapılıp 20.04.1990 ila 20.10.1990 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasında orman olarak sınırlanıp, VIII poligon numarası ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasının iptalini istemiştir. Mahkemece, 03.11.1992 tarihli oturuma davacı tarafın gelmediği ve gelen davalıların da davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri üzerine davanın H.U.M.Y.’nın 409/1. madde hükmüne göre işlemden kaldırıldığı, 04.02.1993 tarihinde de aynı yasanın 409/5. madde hükmüne göre açılmamış sayılmasına karar verildiği; kararın, davalı Hazineye 10.04.2000, Orman Yönetimine 11.04.2000, davacı vekiline 10.04.2000 tarihinde tebliğ edilip, 11.05.2000 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği, bundan sonra Adalet Bakanlığının 02.07.2001 gün ve 7-103-2001 Sayılı Yazısı ile bildirdiği lüzum üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.09.2001 gün ve H-1100744 Sayılı Yazısı ile H.Y.U.Y.’nın 427/6. maddesine göre, yasa yararına bozma istemi ile temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaz, yörede 1954 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman olduğu gerekçesi ile tapulama dışı bırakılmış, 1990 yılında birlikte yapılan orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonuçları 20.04.1990 ila 20.10.1990 tarih-leri arasında ilan edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 6 aylık hak düşürücü sürede açılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraza ilişkindir.
3402 Sayılı Yasanın 25/1. maddesinde kadastro mahkemesinin "...özel kanunlarca kendisine verilen işlere..." bakacağı, 3373 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işlemlere karşı 6 aylık hak düşürücü sürede açılan davaların kadastro mahkemesinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde de kadastro davalarına bakmakla görevlendirilen genel mahkemede bakılacağı hükümleri düzenlenmiştir. Yine 3402 Sayılı Yasanın 29/1. maddesinde "kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Tarafların hiçbiri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30’uncu madde hükmünce işi karara bağlar" aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "bu yasanın tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır" konusunda hükümler mevcuttur.
Somut olayda; kadastro mahkemesinde 6 aylık yasal süre içinde orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına itiraza ilişkin dava kadastro mahkemesinde açıldığına ve bu mahkemede uygulanması gereken usul hükümleri 3402 sayılı kadastro yasasında anılan hükümler olduğuna göre davacı tarafın özürsüz olarak gelmediği ve gelen tarafın da davayı takip etmeyeceğini bildirdiği gerekçesiyle, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ve bundan sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzeri-ne, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz isteminin KABULÜNE, H.Y.U.Y.’nın 427/7. maddesi gereğince hükmün hukuki neticelerini kaldırmamak üzere yasa yararına BOZULMASINA, 427/8. maddesi gereğince bozma kararının bir örneğinin, Adalet Bakanlığına gönderilmesine 04/10/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Sayfa Başı