← Resmî Gazete · 16 Şubat 2001

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 20. Hukuk Dairelerine Ait 5 Adet Karar

Metin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :

Esas No : 2000/14990

Karar No : 2001/757

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Kemalpaşa A.H.

Tarihi

: 3.3.2000

Numarası

: 1999/581-2000/81

Davacı

: Paul Jung

Davalı

: Emine Özden, Berk Jung, Baki Özden

Dava Türü

: Nesebin Reddi

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı yabancı uyrukludur. Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk Mahkemelerinin Milletlerarası yetkisini 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk hakkında kanun düzenlemektedir.

Nesebi reddedilen küçüğün evlilik içi doğduğu sabit olup, evlilik içi nesep ilişkilerine 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında Kanunun 15. maddesi delaletiyle 12. maddenin 2. fıkrasında doğum anındaki eşlerin müşterek milli hukukunun, yoksa müşterek ikametgah hukukunun, bulunduğu takdirde müşterek mutad meskenleri hukukunun bununda bulunmaması halinde Türk Hukukunun uygulanacağı öngörülmektedir.

Mahkemece;

1 — Anılan hükümler çerçevesinde hangi ülke hukukunun uygulanacağı araştırılmadan, tartışılmadan doğrudan doğruya Türk hukukunun uygulanması, doğru değildir.

2 — Kaldı ki, Türk Hukukuna göre dava nesebin reddi davası olup,

Medeni Kanunun 242. maddesi uyarınca koca doğduğunu öğrendiği günden itibaren bir ay içinde küçüğün nesebini reddedebilir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen gözetilmesi gerektiği cihetle bu hususun araştırılarak tespit edilmemesi, yasaya aykırıdır.

3 — Davanın niteliği itibariyle nüfus siciline göre anne ve babası olarak yazılı kişilerle arasında menfaat çatışması bulunan küçük Medeni Kanunun 376. maddesi uyarınca tayin olunacak kayım ile temsil ettirilmeden, temsilci olamayacak kimse huzuru ile davanın incelenmesi yanlıştır.

4 — Nesebin reddi davası irs ve nesep ilişkisinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 95/2. maddesi uyarınca tarafların kabulü sonuç doğurmaz. Tarafların ve tayin edilecek kayyımın tüm delillerinin toplanması, kan ve doku testlerinin yaptırılması ve delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 18/1/2001

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden : Esas No : 2000/14989

Karar No : 2001/809

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Bayat-Çorum A.H.

Tarihi

: 24.3.1997

Numarası

: 1997/34-1997/34

Davacı

: Gülcihan Telli

Davalı

: Ali Telli

Dava Türü

: Boşanma

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Gülcihan Telli (Karaman) tarafından açılan boşanma davasının, davalının kabulü doğrultusunda mahkemece kabul edildiği ve verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunun 134/3. maddesine göre, en az bir yıl sürmüş olan evliliklerde, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin, diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekmektedir.

Davanın taraflarının 4.3.1997 tarihinde evlendikleri, dava tarihi olan 17.3.1997 gününde bir yıllık sürenin dolmadığı görülmektedir. Bu durumda taraf delillerinin toplanması, birlikte değerlendirilmesi sonucunda, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının resen araştırılması gerekirken, sadece davalının kabulüne dayanarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 19/1/2001

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden : Esas No : 2000/15591

Karar No : 2001/977

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Osmancık S.H.

Tarihi

: 4.4.2000

Numarası

: 162-142

Davacı

: Hatice Ünver

Davalı

: -------

Dava Türü

: Vasi Tayini

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Hatice Ünver’in 28.3.2000 havale tarihli dava dilekçesi ile, eşinin şehit olduğunu, geride kalan müşterek küçük çocukları Mecit ve Saadet’in kendi vesayeti altına alınmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunun 264. maddesi uyarınca, karı kocadan birinin vefatı halinde velayet sağ kalan eşe geçer. Asıl olan küçüklerin velayet altında bulunması olup aynı Kanunun 354. maddesinde de ancak velayet altında bulunmayan küçüklere vasi tayin edilebileceği düzenlenmiştir.

Bu itibarla, mahkemece, dosyadaki belgelere göre küçük Mecit ve Saadet’in halen davacı anneleri Hatice Ünver’in velayeti altında olduğu dikkate alınmadan, vesayet altına alınmalarına dair verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 22/1/2001

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden : Esas No : 2000/15584

Karar No : 2001/1163

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Yozgat A.H.

Tarihi

: 7.6.2000

Numarası

: 2000/397-2000/374

Davacı

: Melahat Külekçioğlu

Davalı

: Hasımsız

Dava Türü

: Soyadını Kullanmaya İzin

TemyizEden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Melahat Külekçioğlu hasımsız açtığı dava ile, boşandığı eşi Kadir Yiğitbaşı’nın soyadını kullanmasına izin verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 141. maddesi hükmüne göre; "Boşanan kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumu korur, ancak; bekarlık soyadını yeniden alır. Şayet boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

Koca, şartların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi uyarınca kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet edilmedikçe hükmünü veremez.

Anılan maddeye dayanan davanın, sağ ise koca, ölü ise mirasçıları hasım gösterilmek suretiyle açılması gerekmektedir.

Dosyada mevcut nüfus aile kayıt tablosundan, davacının boşandığı eşi Kadir Yiğitbaşı’nın 22.5.1987 tarihinde öldüğü görülmektedir.

Mahkemece, Kadir Yiğitbaşı’nın mirasçıları davaya dahil edilerek bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili yapılmaksızın hasımsız olarak açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 25/1/2001

—— • ——

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden : Esas No : 2000/11034

Karar No : 2001/413

Mahkemesi

: İslahiye Kadastro Mahkemesi

Tarihi

: 13/01/2000

Numarası

: 1998/9 — 2000/2

Davacı

: Cemil Toprak

Davalı

: Orman Yönetimi

Taraflar arasında görülen orman tahdidine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın H.U.M.Y.nın 409. maddesine göre açılmamış sayılması yolunda kurulup, temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen hükmün H.U.M.Y.nın 427. maddesi gereğince kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/12/2000 tarih ve Hukuk 160513 sayılı yazıları ile istenilmekle, dosya içerisindeki tüm belgeler incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, orman kadastro çalışmalarında orman sahası olarak tesbit edilen taşınmazın kadimden beri kendi mülkiyeti ve zilyetliği altında bulunduğunu iddia ile tesbitinin iptalini istemiş; mahkemece, davanın H.U.M.Y.nın 409. maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

3402 Sayılı Yasanın 25/1. maddesinde kadastro mahkemesinin, özel yasalarca kendisine verilen işlere bakacağı; 6831 Sayılı Yasanın değişik 11/1. maddesinde de sınırlama ve 2/B uygulamasından doğan davaların kadastro mahkemelerinde; kadastro mahkemesi olmayan yerlerde ise, kadastro davalarında bakmakla görevli genel mahkemede bakılacağı hükme bağlanmıştır. 3402 Sayılı Yasanın 33/1. maddesinde dava ayrımı yapılmaksızın, bu yasadaki usul ve esasların uygulanacağı vurgulanmış olup; 29/1. maddesinde de "kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz" hükmüne yer verilmiştir. Orman kadastrosu da bir kadastro işidir. 6831 Sayılı Orman Yasası ve bunu değiştiren tüm orman yasalarında yer alan özel hükümler saklı olup; esas alınmak koşulu ile 3402 Sayılı Yasadaki yargılama usul hükümlerine tabidir.

Mahkemece, taraflar gelmese dahi, işin esasının görülüp, toplanması mümkün olan deliller toplanıp incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının gelmediğinden bahisle dosyanın işlemden kaldırılıp; H.U.M.Y.’nın 409. Maddesi gereğince, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; H.U.M.Y.’nın 427/6.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüne ve İslahiye Kadastro Mahkemesince verilen ve temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen 13/01/2000 tarih ve 1998/9-2000/2 sayılı hükmün hukuki neticesi saklı kalmak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine 30/1/2001 günü oybirliği ile karar verildi.

Sayfa Başı